5434 sayılı kanun kapsamında hizmet borçlanmasının iptali ve yaşlılık aylığı tespiti davalarında İş Mahkemelerinin görevsizliği, idari yargının yetkili olduğuna karar verilmesi.
Özet: Yargıtay, 5434 sayılı kanun uyarınca yapılan hizmet borçlanmasının iptaline ilişkin işlemin iptali ve yaşlılık aylığı tespiti talebiyle açılan davanın, İş Mahkemelerinin yetkili olduğu 506, 1479 veya 5510 sayılı kanun kapsamına girmediğini, 5434 sayılı kanundan kaynaklanan uyuşmazlıkların idari yargının görev alanında olduğunu belirterek, İş Mahkemesinin görevsiz olmasına rağmen davanın esasını inceleyerek hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğuna karar verip, yerel mahkeme kararını bozmuştur.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:838-507Dava, 5434 sayılı Kanunun ek 36. maddesi uyarınca yapılan hizmet borçlanmasının iptali işleminin iptali ile davacının yaşlılık aylığına hak kazandığının tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Davacı, 5434 sayılı Kanunun ek 36. maddesi kapsamında 01.01.1973-24.02.1979 tarihleri arasında ... imamlıkta geçen sürenin 06.02.2007 tarihinde borçlanılmasının, 04.07.2008 tarihinde iptaline ilişkin işlemin iptali ile yaşlılık aylığına hak kazandığının tespitine karar verilmesini istemiş, Mahkemece, davacının hizmet borçlanmasının iptali işleminin iptaline, yaşlılık aylığına ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.İş Mahkemeleri, 5521 sayılı Kanun ile kurulmuş istisnai nitelikte özel mahkemeler olup, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nun 106’ncı maddesi ile mülga 1479 sayılı Kanunun 70’inci ve mülga 506 sayılı Kanunun 134’üncü maddesinde, bu Kanunların uygulamasından doğan uyuşmazlıkların yetkili iş mahkemelerinde görüleceği ve yine 5510 sayılı Kanun’un 101’inci maddesinde de, aksine hüküm bulunmayan hallerde, 5510 sayılı Kanun hükümlerinin uygulanmasıyla ilgili ortaya çıkan uyuşmazlıkların iş mahkemelerinde görüleceği düzenlenmiştir. 5510 sayılı Kanun’un geçici 4’üncü maddesinde ise; “Bu Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibarıyla 08.06.1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanuna göre; aylık, tazminat, harp malûllüğü zammı, diğer ödemeler ve yardımlar ile 08.02.2006 tarihli ve 5454 sayılı Kanunun 1'inci maddesine göre ek ödeme verilmekte olanlara, bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanunda kendileri için belirtilmiş olan şartları haiz oldukları müddetçe bunların ödenmesine devam olunur. Ancak, 5 ilâ 10 yıl arasında fiili hizmet süresi olan iştirakçilerden dolayı dul ve yetim aylığı almakta olanların, aylık ve diğer ödemeleri, bu Kanunun 32 nci, 34 üncü ve 37 nci maddelerindeki şartları haiz oldukları müddetçe devam edilir... Bu madde kapsamına girenlerin aylıklarının bağlanması, artırılması, azaltılması, kesilmesi, yeniden bağlanması, toptan ödemeleri, ilgi devamı, ihya ve borçlanmaları, diğer ödemeler ve yardımlar ile emeklilik ikramiyeleri hakkında bu Kanunla yürürlükten kaldırılan hükümleri de dâhil 5434 sayılı Kanun hükümlerine göre işlem yapılır ve bu maddenin uygulanmasında mülga 2829 sayılı Kanun hükümleri ayrıca dikkate alınır.” hükmü öngörülmüştür.Yukarıdaki açıklamalar ışığında yapılan değerlendirmeye göre; 5434 sayılı Kanun hükümlerince yapılan borçlanma işleminin iptaline ilişkin olan ve davalı ... (devredilen Türkiye Cumhuriyeti Emekli Sandığı)’na yönelik iş mahkemesine açılan ve görülen inceleme konusu davada, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlığın çözümünde 506, 1479 veya 5510 sayılı Kanunun uygulama yeri bulunmamaktadır. Bu durumda sözü edilen 134, 70 ve 101’inci madde hükümlerine göre sınırlı yetki ile donatılmış iş mahkemesi görevli olmayıp, davanın idari yargı yerinde açılması gerektiği gözetilerek, dava dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu, işin esasına girilerek, hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.