Çalışma süresi tespiti davasında, kesin mehil kuralının usulsüz uygulanması, kamu düzenine dayalı sosyal güvenlik hakkının resen araştırılması ve masrafların devlet hazinesinden karşılanması gerektiği gerekçeleriyle davanın reddi kararının bozulması.
Özet: Yargıtay, bir işçinin sürekli hizmet tespiti davasında, yerel mahkemenin davacının masraf yatırmadığı gerekçesiyle davayı reddetme kararını bozmuştur; zira kesin mehil ihtarının usulsüz olduğu, yapılacak işlerin, masraf miktarının ve yatırılacak yerin açıkça belirtilmediği, ayrıca sosyal güvenlik hakkının kamu düzeninden kaynaklanan niteliği gereği hakimin resen araştırma ilkesi doğrultusunda tüm delillere kendiliğinden ulaşması gerektiği, yargılama masraflarının ise gerektiğinde devlet hazinesinden karşılanarak hak sahibinin mağduriyetinin önlenmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:156-42Dava, davacının 05.10.1995-01.03.2005 tarihleri arasında davalılardan ... San. Ür. Ltd. Şti., 05.10.1995-23.05.2002 tarihleri arasında ... İnş. Taah. Ltd. Şti.ne ait işyerinde askerlik süresi dışında sürekli çalıştığının tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, bozmaya uyarak davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Davaların uzaması veya uzatılmasını engellemek amacıyla, işlemin yapıldığı tarihte yürürlükte bulunan Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 163. maddesiyle getirilen kesin mehil kuralı, Kanunun amacına uygun kullanılmalı, başka bir anlatımla davanın reddi için araç görülmemelidir. Kesin mehile ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlamayı önleyecek şekilde açık ve eksiksiz olmalı, yapılacak işlerin neler olduğu tek tek gösterilmeli, ara karar gereğinin yerine getirilmesi için davacı tarafından yatırılması gereken masraf tutarının ayrıntılı olarak saptanması ve paranın nereye yatırılacağı ile bunun için verilen sürenin kesin süre olduğunun özellikle yazılması gerekir. Mahkemenin, verilen mehilin kesin olduğunun belirtilmemesi ve paranın nereye yatırılacağının yazılmaması nedeniyle, 12.10.2011 tarihli celsede verilen mehil ihtarı usulsüz bulunmuştur. 6100 sayılı Yasanın delil ikamesi için avansı düzenleyen 324. maddesi gereği, kesin mehile ilişkin hükümlerin, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkında uygulanmayacağı hususu ile, aksine bir düzenleme bulunmaması durumunda usul hükümlerine ilişkin değişikliklerin derhal yürürlüğe gireceği ve eldeki davalarda tamamlanmamış usul işlemlerine uygulanması gerektiğinin bundan sonraki yargılamada gözetilmesi gerekir. Yine; sosyal güvenlik hakkı, kaynağını Anayasanın 60. maddesinden alan temel nitelikte bir hak olup, bu sebeple sosyal güvenlik hukuku kamu hukuku disiplini içinde yer alan idare hukukunun bir dalıdır ve hakimin bakmakta olduğu davanın çözümü için gerekli bütün delillere kendiliğinden başvurması gerekir. Bu husus Türk yargı sisteminde, hukuk hakiminin davayı kendiliğinden inceleyerek çözüme kavuşturamayacağı ve delillerin taraflarca hazırlanması gerektiğine dair kuralın istisnasını teşkil eder. Açıklanan nedenlerle gerçeğe ulaşabilmek ve sosyal güvenlik hakkını gecikmeden sigortalı veya haksahibine teslim edebilmek için kamu düzenine dayanan resen araştırma ilkesinden hareketle, yargılamanın en az masrafla sonuçlandırılması gerektiği de gözetilerek, gerektiğinde HMK 325. maddesi (HUMK 415. madde) gereği ilerde aleyhine hüküm verilenden tahsil edilmek kaydıyla, mahkemece takdir edilen masrafların Devlet hazinesinden ödenmesine karar verilebilecektir.Mahkemenin yukarıda açıklanan maddi ve hukuki esaslar doğrultusunda yargılama yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, masrafların davacı tarafından tarafından yatırılmadığı gerekçesi ile, yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.