Yaşlılık aylığı iptali ve yersiz ödenen aylıkların tahsili davasında, kamu düzeni gereği fiili çalışma ve işyeri faaliyetinin resen araştırılması zorunluluğu.
Özet: Yüksek mahkeme, davacının yaşlılık aylığının kesilmesi işlemine ilişkin iptal davasının reddedilmesi ve yersiz ödenen aylıkların tahsili talebinin kısmen kabul edilmesi kararını bozarak, sosyal güvenlik davalarının kamu düzenine ilişkin olması ve temel insan hakkı olan sosyal güvenliğin korunması gereğiyle, tarafların kanıtlarıyla yetinilmeyip resen araştırma yapılması gerektiğini vurgulamıştır; bu doğrultuda, davacının eşine ait kahvehanedeki 469 günlük çalışmasının gerçekliğini belirlemek amacıyla vergi yoklama memuru tutanağının doğruluğunun araştırılması, komşu işyeri çalışanları, köy sakinleri ve eski/yeni köy muhtarları gibi tanıkların dinlenmesi, ilgili vergi dairelerinden tüm kayıtların istenmesi ve çelişkili beyanların giderilmesi yönünde detaylı bir araştırma yapılması gerektiğini hükmetmiştir.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:703-98Dava, davacının SSK’dan aldığı yaşlılık aylığının kesilmesine ilişkin Kurum işleminin iptali, birleşen dava ise; yersiz ödenen aylıkların tahsili için yürütülen takibe itirazın iptali ile inkar tazminatı istemine ilişkindir.Mahkeme, davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.Hükmün, davacı(birleşen davanın davalısı) avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki belgeler okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun Geçici 7. maddesi uyarınca davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun █████. maddesidir. Anılan Kanunun 6. maddesinde ifade edildiği üzere, “sigortalı olmak hak ve yükümünden kaçınılamaz ve vazgeçilemez.” Anayasal haklar arasında yer alan sosyal güvenliğin yaşama geçirilmesindeki etkisi gözetildiğinde, sigortalı konumunda geçen çalışma sürelerinin saptanmasına ilişkin davalar, kamu düzenine ilişkin olduğundan, özel bir duyarlılık ve özenle yürütülmesi zorunludur. Bu bağlamda, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re’sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.Davacıya, 506 ve 5434 sayılı Kanunlar kapsamındaki sigortalı hizmetleri olmak üzere toplam 5032 prim ödeme günü üzerinden 30.07.2004 tarihli tahsis talebine istinaden 01.08.2004 tarihinden itibaren 506 sayılı Kanun kapsamında bağlanan yaşlılık aylığı, 15.05.2006 tarih ve 53 sayılı Kurum Kontrol Memuru raporunda, davacının bir kısım çalışmalarının bildirildiği ve davacının eşine ait olan kahvehanenin 2002 yılından sonra faaliyetinin bulunmadığı, 2002 yılında başkasına devredildiği dolayısıyla davacının bu işyerinden 31.12.2002 tarihinden sonra yapılan bildirimlerinin iptali gerektiğinin tespit edildiği, sözkonusu rapora istinaden davacının 2003 ve 2004 yılında bildirimi yapılan 469 günlük çalışması ile buna bağlı olarak yaşlılık aylığının iptal edilip 01.08.2004-24.11.2007 tarihleri arası ödenen aylıkların tahsili için takibe geçildiği, bilahare davacının askerliğini borçlanıp tekrar talepte bulunması üzerine 01.02.2008 tarihinden itibaren tekrar yaşlılık aylığı bağlandığı,Mahkemece, davacı tarafça işyerinin belirtilen dönemde faal olduğuna ilişkin ibraz edilen vergi yoklama memuru tutunağı ile zabıta araştırmasına Kurum kontrol memurunun tutanağında bahsedilmemesi, davacı yanın verilen süre içerisinde vergi yoklama memuru tutanağı içeriğini doğrulacak herhangi bir belge ibraz etmemesi nedeniyle itibar edilmeyerek belirtilen işyerinden bildirilen çalışmanın fiili ve gerçek olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddedildiği, birleşen davada ise; sonradan davacıya aylık bağlanması nedeniyle birikmiş aylıkların Kurumca mahsubu nedeniyle aylıklar ve faiz talebinin kısmen kabulü ile icra inkar tazminatının hüküm altına alındığı anlaşılmaktadır.Yukarıda belirtilen ilkeler ışığında, davacının Kurumca geçersiz sayılan, dava dışı aynı zamanda davacının eşi olan işveren ...’na ait kahvehane işyerinden bildirilen 01.01.2003-30.07.2004 tarihleri arası 469 günlük çalışmasının gerçekliği, işin ve işyerinin kapsam ve niteliğiyle süresinin belirlenebilmesi amacıyla; adı geçen işverene ait 18.12.1992-31.03.2005 tarihleri arasında kahvehane işinden dolayı, 01.06.2006-14.05.2005 tarihleri arasında seyyar sebze işinden dolayı vergi kayıtlarının bulunduğu, ayrıca, 27.04.2006 tarihli vergi yoklama memuru tutanağı ile; sözkonusu kahvehanenin 05.09.2003 tarihinde ...’ya ait yere taşınarak faaliyetine bu adreste devam edip 31.12.2005 tarihi itibarıyla faaliyetini terk ettiğinin tespit edildiği, Mahkemece, yaptırılan zabıta araştırması ile; işveren ...’nun işyerini ...’na devrettikten sonra aynı ay içerisinde başka bir kahvehane açıp 2005 yılına kadar işlettiğinin tespit edildiği, zabıta araştırması içeriğinin vergi yoklama memuru tutanağı içeriğini genel olarak doğruladığı, davanın niteliği gereği resen araştırma yapılabileceği de dikkate alınarak vergi yoklama memuru tutanağı doğrultusunda araştırma yapılmalı, gerektiğinde komşu işyeri çalışanları veya işverenlerinin bilgisine başvurulmalı, işyerine ilişkin tüm kayıt ve belgeler ilgili vergi dairelerinden celp olunmalı, işyerinin köyde olduğu dikkate alınarak komşu işyerleri tespit edilemediği taktirde işyerinin çevresinde oturan köy sakinleri ve dava konusu dönemdeki köy muhtar ve azalarının tanık sıfatı ile bilgi ve görgülerine başvurulmalı, belirdiği takdirde anlatımlar arasındaki çelişkiler giderilmeli, yargılama sürecinde dinlenen tanık anlatımlarının değerlendirilmesinde, iş yerinin kapsamı, kapasitesi ve niteliği ile yoklama memuru raporunun geçersiz sayılan çalışmaların ait olduğu 2003 ve 2004 yılından 2 yıl sonra düzenlendiği de dikkate alınmalı, dava konusu döneme ilişkin yeterli ve gerekli tüm araştırmalar yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek varılacak sonuç uyarınca bir karar verilmelidir.Mahkemenin, yukarıda açıklanan esaslar doğrultusunda araştırma yaparak elde edilecek sonuca göre karar vermesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm kurması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davacı ve birleşen davanın davalısı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.