Ölüm aylığı ile yaşlılık aylığını birlikte alan avukat davalının yersiz ödenen aylıklarının kötüniyetli iktisap kabulü ve 5510 sayılı yasa 96. madde kapsamında iadesi.
Özet: Yargıtay, ölen annesinden bağlanan ölüm aylığı ile kendi sigortalılığı üzerinden yaşlılık aylığı alan davalının, avukat olması nedeniyle yersiz ödenen aylıkların farkında olması gerektiği, bu nedenle kötü niyetli kabul edilerek 5510 sayılı Kanunun 96/a maddesi uyarınca yasal faiziyle birlikte iade edilmesi gerektiği; ayrıca alacağın likit olduğu halde inkar tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğu gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozmuştur.
10. Hukuk Dairesi         ██████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi :İş Mahkemesi

    No
    :700-35
    Davacı, yersiz ödenen ölüm aylıkların tahsili için yürütülen takibe itirazın iptali ile inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
    Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne karar vermiştir.
    Hükmün, taraf avukatlarınca temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    1-Dosyadaki yazılara, toplanan delillere ve hükmün dayandığı gerektirici sebeplere göre, davalının tüm davacı Kurum avukatının aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekir.
    2-17.03.1987 tarihinde ölen muris annesi üzerinden 506 sayılı Kanun kapsamında ölüm aylığı almakta iken, yine 506 sayılı Kanun kapsamındaki sigortalılığı üzerinden 01.03.1996 tarihinden itibaren yaşlılık aylığı bağlandığının tespiti üzerine Kurumca 21.03.1996-20.10.2005 tarihleri arasında yersiz olarak ödenen ölüm aylıklarının tahsili için yapılan takibe davalının süresinde itiraz ettiği anlaşılmaktadır. Mahkemece, davalının yaşlılık aylığı talebinde bulunduğu sırada ölüm aylığının tahsis numarasını bildirdiği, dolayısıyla kötüniyetli kabul edilemeyeceği gerekçesiyle, talebin asıl alacak ve masraf yönünden kabulüne, fazlaya ilişkin talebin ve icra inkar tazminatı talebinin ise reddine karar verilmiştir.
    Bu kapsamda, 5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 96. maddesindeki, “Kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler;
    a) Kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden,
    b) Kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren üç ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, üç aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır…” düzenlemesi üzerinde durma gereği de bulunmaktadır.
    Konuya ilişkin 5510 sayılı Yasa öncesi mevzuata bakıldığında, 506 sayılı Yasanın 121. maddesinde yersiz ödeme halinde iade yükümünün kapsamını belirleyen bir düzenleme bulunmadığı gibi, anılan Yasa içeriğinde konuyu düzenleyen başka bir özel düzenlemenin de yer almadığı görülmektedir. 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi ile 506 sayılı Yasada yer almayan yeni bir düzenleme getirilmiş, sebepsiz zenginleşmenin iyi niyetle veya kötü niyetle gerçekleşmesine bağlı olarak istirdadı mümkün ödeme miktarları belirlenmiştir. Kapsam belirlendikten sonra, ilgilinin Kurumdan alacağı yoksa geri alma işleminin genel hükümlere göre yapılacağı öngörülmüştür. 5510 sayılı Yasanın geçici maddelerinde ise, yersiz ödemelerin tahsili konusunda önceki hükümlerin uygulanması gereğini öngören herhangi bir kural yer almamaktadır.
    Kurumun istirdadını isteyeceği yersiz ödemenin kapsamını belirlemedeki irade serbestisi de, 5510 sayılı Yasanın 96. maddesi hükmünün, Kurumun yersiz ödemeden kaynaklanan alacakları konusunda süren uyuşmazlıklara uygulanması gereğini doğurmaktadır.
    İade borcunun kapsamı davalının aylığın bağlanmasında iyi niyetli olup olmadığına göre değişmektedir. Davalı, kötü niyetli ise iktisap ettiği aylıkları ister elinden çıkarsın isterse çıkarmasın faizi ile birlikte iade etmesi gerekir. Davalı iyi niyetli ise, ödenen aylıklar Borçlar Kanununun 63. maddesine göre geri alınamaz. Davalının, Kurumu yanıltarak kendisine her ikisinden de tam aylık ödenmesini sağlamış olduğunun kabulü durumunda, iyi niyetli olmadığı, davalının kendisinden beklenebilecek bilgi akışını sağladığının kabulü halinde ise kötü niyetli olmadığı sonucuna varılacak ve değerlendirme yapılacaktır.
    Yukarıdaki açıklamalar ışığı altında inceleme somut olayda; annesi üzerinden kendisine ölüm aylığı bağlandıktan sonra kendi çalışmaları üzerinden yaşlılık aylığı bağlanan davalının, avukat olduğu da gözetildiğinde uyuşmazlık konusu dönemde yapılan ödemelerin yersiz olduğunu bilebilecek durumda olduğu belirgin bulunmakla, ödenenlerin yasal faizi ile geri alınabileceği açık olduğu gibi, sorumluluğun kapsamına ilişkin olarak da; 5510 sayılı Yasanın 96/a bendi kapsamında istirdada konu alacak miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması ayrıca, talep edilen alacağın likit olduğu gözetilmeksizin icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.
    O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    :Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!