Birliğin sosyal güvenlik prim borçlarından encümen üyesinin sorumluluğu ve 6183 sayılı Kanundaki 7 günlük hak düşürücü sürenin menfi tespit davasında önemi nedeniyle yerel mahkeme kararının bozulması.
Özet: Mahkeme, birlik prim borçları nedeniyle encümen üyesine gönderilen ödeme emrine karşı açılan menfi tespit davasının, 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanunun 58. maddesindeki 7 günlük hak düşürücü süreye tabi olduğunu ve kanunda İİK m.72ye benzer bir düzenleme bulunmadığından bu süreyi kaçıran borçlunun sonradan menfi tespit davası açamayacağını vurgulayarak, ilk derece mahkemesinin davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığını belirlemeden esasa girerek karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmederek kararı bozmuştur.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
: 846-263Davacı vekili, davacının “... Sağ Sahil Sulama Birliği” üyesi olduğunu, kısa süreli olarak Birlik Encümen üyeliği de yaptığını, fakat bu görevinin 506 sayılı Kanun m.█████'de belirtilen anlamda tahakkuk ve tediye yetkisini kapsamadığını, keza mesul muhasip ve sayman görevi niteliğinde de olmadığını; Birlik Tüzüğü m.27 uyarınca Birlik adına işlem yapma yetkisinin yalnızca Birlik Başkanında olduğunu; davalı ... tarafından Birliğin prim ve gecikme zammı borçları nedeniyle takip yapıldığını, tahsil edilemeyince kısa süreli Encümen Üyeliği bulunması nedeniyle davacıya da ödeme emri tebliğ edildiğini; davacının birlik adına işlem yapma yetkisi ve denetim yetkisi bulunmadığını, ödeme emrine konu Birliğin borcu nedeniyle sorumlu olmadığını; bu nedenle davacının borçlu olmadığının tespiti ile hakkında yapılan takibin iptaline karar verilmesini istemiştir.Davalı ... vekili; davanın, 6183 sayılı Kanun m.58 uyarınca, ödeme emrinin tebliğinden itibaren (7) günlük hak düşürücü sürede açılmadığını belirtmiş ve davanın reddini istemiştir.Mahkemece, davanın İİK m.72 kapsamında menfi tespit davası olduğu, hak düşürücü süreye tâbi olmadığı, davacının kısa süreli Birlik Encümen Üyesi görevi yaptığı, ancak, temsil ve ilzam yetkisi ile denetim yetkisinin bulunmadığı, 506 sayılı Kanun m.80 anlamında Birlik borcundan sorumlu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, davacının borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline karar verilmiştir.Mahkemenin kararı, davalı ... vekili tarafından temyiz edilmiştir. Temyiz isteğinin süresinde olduğu görülmüş; düzenlenen rapor ve dosyadaki kâğıtlar okunmuş olup işin gereği düşünüldü, aşağıdaki karar tespit edildi:506 sayılı SSK m.80 hükmüne göre; Kurumun süresinde ödenmeyen prim ve diğer alacaklarının tahsilinde 6183 sayılı Kanun hükümleri uygulanır. 6183 sayılı AATUHK m.58 uyarınca, Kurum alacakları yönünden tebliğ edilen ödeme emrine karşı açılacak davalar (7) günlük hak düşürücü süreye tâbidir. 6183 sayılı Kanun uyarınca yapılan takip nedeniyle; borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline yönelik dava menfi tespit niteliğindedir. Maddede belirtildiği gibi “böyle bir borcun olmadığı”, “kısmen ödendiği” veya “zamanaşımına uğradığı” yönündeki iddialar dışında yeni ve ayrı bir itiraz nedeni ileri sürülemez. Ayrıca İİK m.72 hükmüne benzer bir düzenlemeye 6183 sayılı Kanunda yer verilmediğinden (7) günlük hak düşürücü süreyi geçiren borçlunun, sonradan menfi tespit davası açma olanağı bulunmamaktadır. Kanun koyucu, tahsili istenen alacağın kamusal nitelikte ve imtiyazlı oluşu nedeniyle; sürüncemede kalmaması, hızlı tahsil edilebilmesi için takibin kesinleşmesinden sonra, yeni ve ayrı bir menfi tespit davası açılması yönünde herhangi bir hüküm öngörmemiştir. Bu durumda, takibin itiraz edilmeden veya dava açılmadan kesinleşmesi; yahut itirazın veya davanın hak düşürücü sürenin geçirilmesi ile reddine karar verilmesi hallerinde; kamu alacağı borçlusunun menfi tespit veya geri alım (istirdat) davası açabilmesi olanaksızdır. Ancak koşulları oluştuğu ve kanıtlandığı takdirde 506 sayılı Kanun m.84 hükmüne dayalı olarak, açılacak dava ile ödenen primlerin, Kurumdan geri istenmesi mümkündür. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 26.04.2006 gün ve ███████-198 Esas, ████████ Karar; 03.10.2007 gün ve ███████-623 Esas, ████████ Karar, 27.02.2008 gün ve ███████-139 Esas, ████████ Karar numaralı ilâmlarında da aynı görüş ve yaklaşım benimsenmiştir.Yukarıda açıklanan maddi ve yasal olgular karşısında, menfi tespite ilişkin eldeki davanın hak düşürücü süre içinde açılıp açılmadığının öncelikle belirlenmesi, hak düşürücü sürede açılmadığının tespiti halinde, esasa yönelik inceleme yapılmadan davanın bu nedenle reddine karar verilmesi; hak düşürücü süre içinde açıldığının belirlenmesi halinde ise, 6183 sayılı Kanun m.58'de belirtilen sınırlı itiraz nedenleri dikkate alınarak yapılacak inceleme ve değerlendirmeye göre karar verilmesi gerekmekedir. Mahkemece, belirtilen yasal yöntem izlenmeden, bilirkişi raporuna dayalı olarak karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.Bu nedenle, davalı ... vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu yönden bozulması gerekmiştir.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.