İş kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların rücuan tahsili davasında, işverenin kusurunun tespitinde periyodik sağlık muayenesi eksikliği ve illiyet bağı araştırılmalıdır.
Özet: Yargıtay, maden ocağında meydana gelen ölümcül iş kazası sonucu sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların işverenden rücuen tahsili davasında, yerel mahkemenin işvereni kusursuz bulan kararını, iş güvenliği mevzuatına göre alınması gereken tedbirlerin, özellikle sigortalının periyodik sağlık muayenelerinin yapılıp yapılmadığının eksik araştırılması, yapılmadıysa ölümle illiyet bağı olup olmadığının uzman bilirkişi raporuyla tespit edilmemesi ve kusur oranının bu kapsamda yeniden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, yetersiz inceleme nedeniyle bozmuştur.

Mahkemesi
:Asliye Hukuk (İş) MahkemesiNo
: 242-113Davacı, iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın reddine karar verilmiştir.Hükmün, davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasa’nın 26. maddesidir. Bu maddeye dayanan rücu davalarında kusurun belirlenmesinde, öncelikle, iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa, çelişki giderilerek belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.Davalı işverene ait maden ocağında, ölüm ile sonuçlanan iş kazasının meydana geldiği; Adli Tıp Kurumu Morg İhtisas Dairesinin 16.05.2002 tarihli raporunda, sigortalının dış muayenesi ve iç organlarında travmatik lezyona rastlanmadığı, organ parçaları, kan ve su numunelerinde toksik maddeye rastlanmadığı, ölümünün ıntraalveoler ödem ve kanama sonucu meydana geldiğinin bildirildiği, iki kişilik maden mühendisi akademisyen bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 04.01.2011 tarihli bilirkişi raporunda, iş kazasının oluşumunda %100 oranında kaçınılmazlığın etken olup, işverene atfedilecek bir kusurun bulunmadığının bildirildiği, mahkemece, işverenin kusursuz olduğu kabul edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır.506 sayılı Kanunun 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; anılan Yasal düzenleme çerçevesinde kusur durumu saptanırken, iş güvenliği mevzuatına göre hangi önlemlerin alınması gerektiğinin, bu önlemlerin işverence alınıp alınmadığının ve alınmış önlemlere sigortalı işçinin uyup uymadığının 4857 sayılı Kanunun 77. maddesi hükmü doğrultusunda raporda tartışılması gerekir. İşverenin tamamen kusursuz kabul edilebilmesi için ise, anılan madde gereğince, işyerindeki işçilerin sağlığı ve iş güvenliğini sağlamaya yönelik her türlü tedbiri alması, uygun çalışma ortamı hazırlaması, araçları noksansız bulundurması, işçileri etkin bir biçimde denetlemesi, gözetlemesi, bütün yükümlülüklerini özenle yerine getirmesi gerekir.Hal böyle olunca, Mahkemece, öncelikle, İş güvenliği Tüzüğünün 81. maddesinin 4. bendi kapsamında davalı işveren tarafından sigortalının periyodik sağlık muayenelerinin yaptırılıp yaptırılmadığı araştırılarak, yaptırılmadığının belirlenmesi halinde, alanından uzman bilirkişi, yada, bilirkişi heyetinden, periyodik sağlık muayenesinin yaptırılmamasının sigortalının ölümündeki etkisi, başka bir anlatımla ölüm olayı ile muayene yaptırılmaması eylemi arasında illiyet bağının varlığı yönünde rapor alınmalı, illiyet bağının varlığının tespiti halinde ise, iş kazasının meydana geldiği iş kolunda ve İşçi sağlığı ve İş Güvenliği mevzuatında uzman bilirkişi heyetinden kusur oran ve aidiyeti konusunda rapor alınıp irdelenerek, sonucuna göre hüküm kurulmalıdır.Mahkemece açıklanan bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik araştırma sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.0 halde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.S0NUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.