Bağ-Kurun kaza sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların rücuan tahsili davasında, eksik kusur araştırması ve müteselsil sorumluluk ilkesine aykırılık gerekçesiyle hükmün bozulması.
Özet: Bu karar, vefat eden sigortalının hak sahiplerine ödenen yardımların rücuen tahsilini amaçlayan davada, yerel mahkemenin önceki bozma kararına tam olarak uymadığı; iş hanı yönetiminin ve kat maliklerinin kusurunun yeterince araştırılmadığı, davalıların ceza davasındaki mahkumiyetlerinin eksik değerlendirildiği ve uzman bilirkişi raporu alınmadığı; ayrıca müşterek ve müteselsil sorumluluk yerine kusur oranına göre hüküm kurulması ve yargılama giderlerinin hangi davalıya yüklendiğinin belirsiz bırakılması gibi usul ve yasa hataları nedeniyle temyiz edilen hükmün bozulmasına karar vermiştir.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
: 787-626Davacı, kaza sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine yapılan yardımların, 1479 sayılı Yasanın 63. maddesi gereğince davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davacı Kurum ve davalı ... vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.1-Davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Kanunun 63. maddesidir. Söz konusu maddeye göre, Bağ-Kur’un rücu hakkının doğabilmesi için, öncelikle 3. kişinin yani sigortalı dışında kalan bir başka kişinin suç sayılır hareketinin mevcut olması ve bu sebeple sigortalıya Kurumca yardım yapılması gerekir.Eldeki dava dosyasına konu olayda; mahkemece, bozma ilamına uyularak karar verilmiş ise de, bozma ilamının gereği tam olarak yerine getirilmemiştir. Mahkemece, öncelikle, kazanın meydana geldiği iş hanının kat mülkiyetine konu olduğu ve zabıta yazısında dava dışı ...’ün kaza tarihinde yönetici olduğunun bildirilmesi gözetilerek, 634 sayılı Kat Mülkiyeti Kanunu çerçevesinde iş hanı yönetiminin bulunup bulunmadığı araştırılarak, iş hanı yönetimi karar defterleri getirtilerek, kaza tarihindeki iş hanı yönetiminin varlığı ve kimlerden oluştuğu belirlenerek, dava dışı iş hanı yönetiminin, bulunmaması halinde ise, dava dışı kat maliklerinin kazanın oluşumundaki kusurlarının varlığı irdelenerek, davalı ...’un 2/8, ...’nun 4/8 oranında kusurlu bulunarak mahkum oldukları ceza dava dosyası celp edilip, kesinleşip, kesinleşmediği araştırılarak, ...’un yönetici sıfatının bulunmaması halinde, kesinleşen ceza mahkemesi kararı ile, mahkum olması nedeni ile, kusur verilmesi gerektiği gözetilerek, alanında uzman bilirkişi heyetinden, dava dışı yönetici, yada, kat maliklerinin de kusurlarının irdelendiği rapor alınıp irdelenerek, davacı Kurumun eldeki davada, kusuru bulunan dava dışı kişiler yönünden Borçlar Kanununun 50. maddesi kapsamında teselsül hükümlerine dayanmadığı da göz önünde bulundurularak, varılacak sonuca göre hüküm kurulması gerekirken, eksik araştırma ve hatalı değerlendirme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsizdir.2-Kabule göre de;A-Dava, müşterek müteselsil sorumluluk esasına göre açılmış olup, teselsüle dayanan davalarda; Kurum, sigortalı ya da hak sahiplerine yaptığı sosyal sigorta yardımlarının tümünün tazminini, bütün sorumlulardan birlikte veya sorumluların her birinden, ayrı ayrı, yada, sadece birinden istemek hakkına sahiptir. Tazmin sorumlularının her biri, vefatları halinde, mirasçıları, Kuruma karşı zararın tamamından müteselsilen, fakat birbirlerine karşı kendi, yada, murislerinin kusurları oranında sorumludurlar.Hal böyle olunca; Mahkemece, davalıların müşterek ve müteselsil sorumluluğuna hüküm kurulması gerekirken, kusur oranına göre sorumluluklarına karar verilmesi;B-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Yasasının 297. maddesinin 2. fıkrasındaki “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” yönündeki amir hükme aykırı olarak, hüküm altına alınan vekalet ücreti ve yargılama giderinden hangi davalının sorumlu olduğu gösterilmeksizin infazda tereddüt oluşturacak şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davacı Kurum ve davalı ... vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli, hükmü temyiz etmeyen davalı ... yönünden davacı Kurum lehine oluşan usuli kazanılmış hak durumu da gözetilerek karar verilmek üzere ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalı ...'a iadesine, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi