Yargıtay 12. Ceza Dairesi, COVID-19 kaynaklı yasal sürelerin durduğu dönemde yapılan haksız gözaltı tazminatı temyiz başvurusunun süresinde olduğunu kabul ederek manevi tazminat miktarının düşüklüğünü incelemiştir.
Özet: Bu hukuki evrak, haksız gözaltına alınma sonucu beraat eden bir kişinin açtığı tazminat davasına ilişkindir; ilk derece mahkemesince kısmen kabul edilen maddi ve manevi tazminatın Bölge Adliye Mahkemesi tarafından manevi tazminat yönünden düzeltilerek esastan reddedilmesinin ardından, davacı vekilinin ve davalı vekilinin kararı temyiz etmesi sürecini ele almaktadır; özellikle, COVID-19 salgını nedeniyle yargıdaki sürelerin durması ve uzatılmasına ilişkin yasal düzenlemeler ışığında, temyiz başvurusunun süresinde yapıldığını tespit ederek, tarafların hükmedilen tazminat miktarları ve avukatlık ücretine ilişkin itirazlarını değerlendirmektedir.

MAHKEMESİ :Ceza Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.DAVA
: Koruma tedbirleri nedeniyle tazminatHÜKÜM
: Düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Onama7226 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun Geçici 1. maddesinin 1. fıkrası ile Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla;Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; ... 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ... ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/3/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/4/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. -Maddenin 2. fıkrasında; Suç ve ceza, kabahat ve idari yaptırım ile disiplin hapsi ve tazyik hapsi için kanunlarda düzenlenen zamanaşımı süreleri ile 5271 sayılı Kanunda düzenlenen koruma tedbirlerine ilişkin süreler bu maddenin kapsamı dışında tutulmuştur. 30.04.2020 tarihli ve 31114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Yargı Alanındaki Hak Kayıplarının Önlenmesi Amacıyla Getirilen Durma Süresinin Uzatılmasına Dair Cumhurbaşkanı Kararı ile 7226 sayılı Kanunun geçici 1. maddesinin 1. fıkrasında düzenlenen durma süresinin, 01.05.2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15.06.2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar (salgın hastalığın yayılma tehlikesinin daha önce ortadan kalkması halinde yeniden değerlendirilmek üzere) uzatılmıştır.Yukarıda açıklanan düzenleme dikkate alındığında, davacı vekilinin, yokluğunda verilen ve 27.04.2020 tarihinde usulüne uygun olarak tebliğ edilen hükme karşı 22.06.2020 tarihinde yapmış olduğu temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşılmakla yapılan incelede;İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; davacı vekili ve katılma yoluyla davalı vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 6100 sayılı HMK'nın 361/1. ve 5271 sayılı CMK'nın 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:I. HUKUKÎ SÜREÇİlk Derece Mahkemesince davacı vekilinin haksız gözaltı nedeniyle 8.000,00 TL maddi ve 100.000,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile ödenmesine ilişkin talebinin kısmen kabulü ile 235,50 TL maddi ve 1.500,00 TL manevi tazminatın gözaltı tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvuruları üzerine manevi tazminatın 600,00 TL olarak belirlenmesi ile düzeltilerek esastan reddine karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca davacı vekilinin ve davalı vekilinin temyiz istemlerinin esastan reddi ile hükmün onanmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.II. TEMYİZ SEBEPLERİDavacı vekilinin temyiz istemi; davacının yargılandığı dosyada ödediği vekalet ücretinin maddi tazminat olarak verilmesi gerektiğine ve hükmedilen manevi tazminatın düşük olduğuna ilişkindir.Davalı vekilinin temyiz istemi; davanın reddine karar verilmesi gerektiğine ve reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi nedeniyle kararın bozulması talebine ilişkindir.III. DAVANIN KONUSUİlk Derece Mahkemesince, tazminat talebinin dayanağı olan Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ Esas - ████████ Karar sayılı soruşturma dosyasında FETÖ silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 09.08.2016-15.08.2016 tarihleri arasında 6 gün gözaltında kaldığını, yapılan yargılama sonunda beraatine hükmedildiği, kararının 14.03.2018 tarihinde kesinleştiği, kesinleşmiş kararın davacı asile tebliğ edilmediği, gözaltı tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 5271 sayılı CMK'nın 142. maddesinde öngörülen süre içinde yetkili ve görevli mahkemeye davanın açıldığı, davacının gözaltında kaldığı süreye ilişkin asgari ücret üzerinden hesaplanan maddi tazminata hükmedildiği, davacının sosyal ve ekonomik durumu, olayın cereyan tarzı, gözaltında kalınan süre içerisinde duyulan manevi ızdırap ve acı, hak ve nesafet kuralları ile hükmolunacak tazminat miktarının zenginleşme sonucunu doğurmaması gerektiğine ilişkin tazminat hukuku ilkesi ve yerleşik yargı içtihatları da dikkate alınarak manevi tazminat takdir edildiği belirtilerek kanunda öngörülen yasal şartların oluştuğundan davanın ksımen kabulüne karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince kurulan hükme yönelik davalı vekilinin ve davacı vekilinin istinaf başvurularının, düzeltilerek esastan reddine karar verilmiştir.IV. GEREKÇE VE KARARYapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, davacı vekilinin ve davalı vekilinin sair temyiz sebeplerinin reddine, ancak;Davacı vekilinin dava dilekçesinde; davacının sanık olarak yargılandığı ve tazminat davasının dayanağı olan Hatay 2. Ağır Ceza Mahkemesinin ███████ Esas - ████████ Karar sayılı ceza dosyasında ödediği 8.000,00 TL vekalet ücretinin maddi tazminat olarak ödenmesini talep ettiği, taleple bağlılık ilkesi gereği maddi tazminat isteminin yalnızca bu hususa ilişkin olarak değerlendirilmesi gerektedir. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Hukuk Genel Kurulunun 29.05.1957 tarihli, 1957/4 Esas, ███████Karar sayılı içtihadı birleştirme kararında da açıklandığı üzere; vekalet ücreti yargılama giderlerindendir. Buna göre karşı tarafa yüklenmesi gereken vekalet ücretinin bağımsız bir varlığı olamayacağından ayrı bir dava konusu da yapılamayacaktır. Davacının, kendi vekili ile yaptığı ve sadece tarafları bağlayan ücret sözleşmesi niteliğindeki vekalet akdi uyarınca ödenmesi kararlaştırılan bedelin koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamında değerlendirilmeyeceği gözetilmelidir. Anılan ve yerleşik Yargıtay uygulamaları nazara alındığında, tazminat talebinin dayanağını oluşturan ceza dava dosyasında beraat etmiş olması nedeniyle davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmolunması gerektiği, maktu vekalet ücretini aşan ve serbest meslek makbuzu ile ispatlanan kısmın ise davacı ile avukatı arasındaki hukuki ilişkiye dayandığı, bu nedenle koruma tedbirleri nedeniyle tazminat davasında zarar kapsamına dahil edilemeyeceği anlaşıldığından davacı vekilinin maddi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması,Hukuka aykırı olup, açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz istemi yerinde görüldüğünden Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin kararının 5271 sayılı CMK'nın 302/2. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı CMK'nın 304/2-a maddesi uyarınca İskenderun 2. Ağır Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,25.02.2025 tarihinde karar verildi.