İş mahkemesinin eksik inceleme ile verdiği hizmet tespit davası kararının, işverene bağlı çalışma süresini belirlemede resen araştırma ve kamu düzeni gerekliliğiyle bozulması.
Özet: Yüksek mahkeme, davacının işveren nezdindeki sigortalı hizmet tespiti davasında, yerel mahkemenin eksik inceleme yaparak hüküm kurduğunu belirterek, kamu düzeniyle ilgili bu tür davalarda resen araştırma yapılması gerektiğini, davacının çalışma şekli, süresi, diğer işlerle çakışma durumu, kira sözleşmesi ve bina kayıtları gibi hususların komşu ve benzer işi yapanların bilgileri de alınarak eksiksiz belirlenmesi, hak düşürücü süre ve iş yeri niteliği gibi etkenlerin değerlendirilmesi ve tüm delillerin birlikte tartılarak uyuşmazlığın kuşkusuz çözümlenmesi gerektiğini vurgulayarak hükmü bozmuştur.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
: 884-818Davacı, davalılardan işveren yanında, 01.01.1997-Mayıs 2006 tarihleri arasında hizmet akdine dayalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davacı ve davalı Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteklerinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun geçiş hükümlerini içeren Geçici 7. maddesinin “Bu Kanunun yürürlük tarihine kadar 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı, 2/9/1971 tarihli ve 1479 sayılı, █████/1983 tarihli ve 2925 sayılı, bu Kanunla mülga █████/1983 tarihli ve 2926 sayılı, 8/6/1949 tarihli ve 5434 sayılı Kanunlar ile 17/7/1964 tarihli ve 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesine göre sandıklara tâbi sigortalılık başlangıçları ile hizmet süreleri, fiilî hizmet süresi zammı, itibarî hizmet süreleri, borçlandırılan ve ihya edilen süreler ve sigortalılık süreleri tabi oldukları Kanun hükümlerine göre değerlendirilirler” hükmü ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı karşısında, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın █████. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde, re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.Eldeki dava dosyasına konu olayda, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme, hüküm kurmaya yeterli ve elverişli değildir. Mahkemece, öncelikle, dava konusu dönemde aynı yörede benzeri işleri yapan kişiler ile komşu bina sakinleri resen zabıta marifetiyle saptanarak, çalışmaların varlığı ve süresi yönünden bilgi ve görgülerine başvurulmalı, davacının davalı işveren yanında günün hangi saatlerinde, ne kadar süre ile ve ne şekilde çalıştığı tereddütsüz belirlenmeli, davacının ihtilaf konusu dönemde farklı işverenler yanındaki çalışmaları gözetilerek, çakışan dönemde, her iki işin davacı tarafından yapılmasının mümkün olup olmadığı belirlenmeli, davacının kayıtlara geçen çalışmaları döneminde, günün artakalan zamanında, davalı işveren yanındaki temizlik ve benzeri işleri de yaptığının belirlenmesi halinde, taraflar arasındaki 01.03.1997 tarihli kira sözleşmesi, binanın gelir gider defteri kayıtlarından kapıcı dairesinin elektrik ve su faturalarının ihtilaf konusu dönemde davacı tarafından ödendiği halde, kira geliri kaydına rastlanılmaması da gözetilerek, davacının çalışmalarının kesintisiz devam ettiği ve bu hali ile, 506 sayılı Yasanın █████ maddesindeki, “Yönetmelikle tespit edilen belgeleri işveren tarafından verilmeyen veya çalıştıkları Kurumca tespit edilemeyen sigortalılar, çalıştıklarını hizmetlerinin geçtiği yılın sonundan başlayarak 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak alacakları ilam ile ispatlayabilir” hükmüne göre hak düşürücü sürenin gerçekleşmediği nazara alınarak, iş yerinin 7 katlı ve 15 daireli bir bina oluşu da göz önünde bulundurularak, bu konuda gerekli tüm soruşturma yapılarak uyuşmazlık konusu husus, hiçbir kuşku ve duraksamaya yer bırakmayacak biçimde çözümlenip, deliller hep birlikte değerlendirilip takdir edilerek, varılacak sonuca göre bir karar verilmelidir.Mahkemece, bu maddi ve hukuki olgular gözetilmeksizin, eksik inceleme sonucu, yazılı şekilde hüküm kurulmuş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O hâlde, davacı ve davalı Kurum vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.