İş Kazası Sonucu Sürekli İş Göremezlik Geliri Alan Sigortalıya Yapılan Ödemelerin İşverenden Rücuen Tahsili Davasında Eksik İnceleme Nedeniyle Hükmün Bozulması.
Özet: İş kazası sonucu sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya bağlanan gelirlerin işverenden rücuen tahsili davasında, yerel mahkemenin aynı olayla ilgili ceza ve tazminat dosyalarını celbedip kesinleşmelerini beklemeden, bu dosyalardaki maddi olguları ve kusur raporlarını göz ardı ederek, işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuatına uygun, çelişkiden uzak ve denetime elverişli bir kusur tespiti yapmaksızın hüküm kurması eksik inceleme olarak değerlendirilmiş, bu nedenle ilgili dosyaların temin edilip kesinleşmeleri beklendikten sonra, tüm deliller ışığında, kamu düzeni ve iş güvenliği mevzuatı gözetilerek kusur oranlarının yeniden belirlenmesi gerektiği belirtilerek karar bozulmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :İş Mahkemesi
    No
    :655-1056
    Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26. maddesi gereğince tahsili istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davacı Kurum ve davalı vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okundu.
    Temyiz konusu hükme ilişkin dava, 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun Geçici 3. maddesi delaletiyle 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun 438. maddesinde sayılı ve sınırlı olarak gösterilen hâllerden hiçbirine uymadığından, temyiz incelemesinin duruşmalı olarak yapılmasına ilişkin isteğin reddine karar verildikten sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tesbit edildi.
    5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 26. maddesidir.
    Mahkemece aldırılan kusur raporuna istinaden, davalı işveren şirketin %70, kazalının %30 kusurlu olduğu tespit edilerek davanın kabulüne karar verildiği görülmüştür.
    Aynı olay nedeniyle açılmış ceza davasının bulunduğu, yine aynı olay nedeniyle sigortalı tarafından açılan tazminat davasının bulunduğu, bu dosyaların akibeti ile, alınan kusur raporlarının irdelenmediği dosya içeriğinden anlaşılmaktadır.
    Her ne kadar, 506 sayılı Yasanın 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının yada hak sahiplerinin alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; sigortalı veya haksahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçlar, rücu davasında bağlayıcı nitelikte bulunmamakta ise de; 506 sayılı Yasanın 26. maddesi çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde güçlü delil olarak kabul edilebilmektedir.
    Ayrıca, Borçlar Kanununun 53.maddesi hükmü uyarınca hukuk hakimi, ceza davasında alınmış kusur raporu ile bağlı değilse de, kesinleşmiş ceza ilamıyla saptanmış maddi olgularla bağlıdır.
    Bu durumda mahkemece yapılacak iş; öncelikle , tazminat ve ceza dosyalarının celbi ile, kesinleşmeleri beklendikten sonra, saptanan maddi olgular ile tazminat dosyasındaki deliller ve kusur raporu da gözetilerek, zararlandırıcı sigorta olayının gerçekleşmesinde kusurları bulunanların, ceza dosyasındaki sanık şahıslarında kusurları varsa, kesinleştikten sonra, olayda az da olsa kusurlarının bulunduğu hususları da gözetilerek kusur oranlarının, kamu düzeni düşüncesi ile oluşturulan işçi sağlığı ve iş güvenliği mevzuat hükümleri gözetilerek, mevcut hükümlere göre alınacak tedbirlerin neler olduğunun ve yine, mevzuat hükümlerince öngörülmemiş, fakat alınması gerekli başkaca bir tedbir varsa, bunların tespiti ile, 506 sayılı Yasanın 26. maddesine uygun olarak denetlemeye elverişli ve çelişkiden uzak kusur oranlarının saptanması gerektiği gözetilmeden, eksik inceleme karar verilmesi isabetsizdir.
    Mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilerek bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    O halde, taraflar avukatlarının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilerek hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!