Trafik iş kazası sonucu ölen sigortalının gelirlerinin tahsili davasında, asıl işveren-taşeron ilişkisinin yeterince araştırılmaması nedeniyle bozma kararı verilmesi.
Özet: Yargıtay, trafik iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin rücuan tahsili talebiyle açılan davada yerel mahkemenin davayı reddetme kararını, davalılar ile kazalının kullandığı aracın maliki arasında asıl işveren-alt işveren ilişkisinin yeterince araştırılmadığı, bu ilişkinin varlığı durumunda tarafların kusur oranlarının ve ilgili yasal koşulların uzman bilirkişi marifetiyle yeniden değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle bozmuştur.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ██████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :Asliye Hukuk (İş) Mahkemesi
    No
    :362-428
    Dava, trafik iş kazası sonucu vefat eden sigortalının hak sahiplerine bağlanan gelirlerin 506 sayılı Yasanın 10. maddesi gereğince davalılardan tahsili istemine ilişkindir.
    Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.
    Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Kanunun 10. maddesidir.
    Davalı Kurum sigortalısı olarak Abdülkadir Dabanlı,’nın dava dışı ... ...’e ait kamyon ile seyir halinde iken, tek taraflı trafik kazası geçirmesi sonucu vefat etmesi üzerine, C.Savcılığında yapılan tahkikat sonucunda, davalılardan Abdulkadir beyanında; diğer davalı ile birlikte, ölen ...’in kullandığı kamyonla sebze meyve almak üzere yola çıktıklarını, aldıktan sonra dönüş yolunda kaza olduğunu beyan etmiş, davalı ...’de, diğer davalı ile birlikte sebze meyve komisyonculuğu yaptığını, araç şoförü olarak kazalıyı tuttuklarını, aracı ... ...’den kiraladıklarını beyan etmiştir.Aynı kişiler SSK müfettişlerine de benzer ifadelerde bulunmuşlardır.
    Mahkemede alınan kusur raporunda ise; sürücü %100 kusurlu bulunmuş olup, mahkemece, kazalının, davalılar yanında çalıştığına dair delil bulunmadığı ve aracın da davalılara ait olmadığı gerçeğinden hareketle, davanın reddine karar vermiş ise de; yapılan inceleminin eksik olduğu kanaatine varılmış olup, kazalının kullandığı araç maliki ile, davalılar arasında asıl işveren-taşeron ilişkisinin bulunup bulunmadığı yeterince irdelenmemiştir.
    506 sayılı Kanunun 87.maddesi hükmünde tanımlandığı üzere taşeron; bir işte ya da bir işin bölüm veya eklentilerinde asıl işverenden iş alan ve kendi adına sigortalı çalıştıran 3.kişidir.
    Asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı için öncelikle işin başka bir işverenden alınmış olması, bir başka ifade ile asıl işverenin işverenlik sıfatına devredilen iş dolayısıyla sahip olması, asıl işyeri ya da işyerinden sayılan yerlerde kendi adına işçi çalıştırıyor olması gerekir.
    İşin belirli bir bölümünde değil de tamamının bir bütün halinde ya da bölümlere ayrılarak başkalarına devredildiği, işten bu yolla tamamen el çekildiği, sigortalı çalıştırılmadığı için işveren sıfatının haiz olunmadığı durumda ise, bunları devralan kişiler alt işveren, devredenlerde asıl işveren olarak nitelendirilemeyecektir.
    Aracı sıfatının kazanılmasında diğer koşullar ise, asıl işverenden istenilen işin, asıl iş yada işyeriyle ilgili işin bir bölümünde veya işyeri eklentilerinde alınmış olması ve bu işte işi alanın kendi işçilerinin çalıştırılması ve bu nedenle de işveren sıfatına sahip olunmasıdır.
    Dava konusu somut olayda; öncelikle davalılar ile, dava dışı ... ... arasında yukarıda anlatılan şekilde asıl işveren taşeron ilişkisinin varlığı araştırılmalı, ... ...’in beyanına başvurulmalı, vergi ve Bağ-Kur sigortalılık kaydının bulunup bulunmadığı araştırılmalı, asıl işveren taşeron ilişkisi bulunduğu kanaatine varıldığı takdirde, trafik-iş kazası kolunda uzman bilirkişilerden davalılar ile asıl işverenin kusur durumları, denetlemeye elverişli ve iş sağlığı ve iş güvenliği mevzuatı da gözetilerek, çelişkiden uzak rapor alınarak belirlenmeli, giderek 506 sayılı Yasanın 9 ve 10. maddesin de öngörülen koşulların varlığı araştırılıp, irdelenerek sonucuna göre karar verilmelidir.
    O halde, davacı vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    : Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!