İş kazası sonucu bağlanan gelirlerin rücuen tahsilinde 506 sayılı Kanunun 26. madde uygulaması, kusur tespitindeki çelişkilerin giderilmesi ve ceza dosyasının araştırılması gerekliliği.
Özet: Bu Yargıtay kararı, iş kazası sonucu sürekli iş göremez hale gelen sigortalıya yapılan ödemelerin 506 sayılı Kanunun 26. maddesi uyarınca işveren ve üçüncü kişilerden tahsili talepli rücu davasında, 5510 sayılı Kanunun geçmişe yürümeyeceği belirtilerek, davanın yasal dayanağının 506 sayılı Kanun olduğu, dosyadaki kusur oranları ve aidiyetine ilişkin çelişkili bilirkişi raporları ile tazminat ve potansiyel ceza davalarındaki durumun araştırılması gerektiği, maddi olayın oluş şekli ve iş güvenliği önlemleri açısından tüm tarafların (işveren, alt yüklenici, üçüncü kişiler ve sigortalı) kusurlarının yeniden, denetime elverişli ve gerekçeli bir bilirkişi raporuyla belirlenmesi yönünde eksik inceleme nedeniyle hükmün bozulmasına işaret etmektedir.

Mahkemesi
:Asliye Hukuk (İş) MahkemesiNo
:84-593Dava, iş kazası sonucu sürekli iş göremez duruma giren sigortalıya bağlanan gelirler ile yapılan ödemelerin 506 sayılı Yasanın 26 ve 87. maddeleri gereğince davalıdan tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, hükümde belirtilen gerekçelerle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Hükmün, davacı ve davalılar ..., ... Garden A.Ş., ... Mak. Sn. Tic. Ltd. Şti. avukatları tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.5510 sayılı Yasanın 01.10.2008 tarihinde yürürlüğe giren 21. maddesindeki, “İş kazası ve meslek hastalığı, işverenin kastı veya sigortalıların sağlığını koruma ve iş güvenliği mevzuatına aykırı bir hareketi sonucu meydana gelmişse, Kurumca sigortalıya veya hak sahiplerine bu Kanun gereğince yapılan veya ileride yapılması gereken ödemeler ile bağlanan gelirin başladığı tarihteki ilk peşin sermaye değeri toplamı, sigortalı veya hak sahiplerinin işverenden isteyebilecekleri tutarlarla sınırlı olmak üzere, Kurumca işverene ödettirilir.” düzenlemesi getirilmiş ise de, söz konusu düzenlemenin anılan kanunda, yürürlüğü öncesinde gerçekleşen olaylardan kaynaklanan rücuan tazminat davalarında uygulanmasına olanak veren bir düzenleme bulunmadığı ve genel olarak Kanunların geriye yürümemesi (geçmişe etkili olmaması) kuralı gereğince, davanın yasal dayanağı 506 sayılı Yasadır.1-Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 26. maddesi olup, davalıların rücu alacağından sorumluluğu, ancak, maddede öngörülen koşulların gerçekleşmesi halinde mümkündür. Bu maddeye dayanan rücu davalarında, kusurun belirlenmesinde, mahkemece, öncelikle, iş kazasının ne şekilde olduğu, dosya içeriğindeki tüm deliller takdir olunarak, varsa çelişki giderilerek, belirlenmeli ve kabul edilen maddi olgular doğrultusunda, kusur oran ve aidiyeti konusunda bilirkişi incelemesine gidilmelidir.Davaya konu somut olayda, Edaş tarafından ihale ile ... Ltd. Şti. tarafından yapımı üstlenilen ... ... Enerji Nakil Hattı AG-OG şebeke tesisi işyeri aracısı ...’ın sigortalısı kazalı direk üzerinde çalışmasını yaparken, işi için çözdüğü emniyet kemerini, tekrar bağlamak üzereyken, elinin direk üzerindeki tele teması sonucu sarsılarak dengesini kaybedip düşmesi sonucu yaralanmış ve %100 malul kalmıştır.Kesinleşen tazminat dosyasında, davalılar ... %50, Tedaş ...Elkt. Dğt. Mües. Müd. %5, ihbar olunanlar ... Ltd. Şti, asıl işveren sıfatı ile %35, ... Garden A.Ş. %5, kazalı da %5 kusurlu bulunarak davalılar hakkında hüküm kurulmuş, aynı lay nedeniyle ceza dosyasının mevcudiyeti araştırılmamış, bu dosyada kesif sonrası alınan kusur raporu ile taşeron ... %50, ... Ltd. Şti. %40, Tedaş %5, kazalı %5 kusurlu bulunmuş, bu rapora itiraz üzerine alınan raporda da ... %40, ... Ltd. Şti. %30, ... Garden A.Ş. %20, Kazalı %10 kusurlu bulunmuş, mahkemece son alınan rapor hükme esas alınarak hüküm kurulmuştur.506 sayılı Yasanın 26. maddesinde düzenlenmiş bulunan rücu davaları, sigortalının yada hak sahiplerinin alacağından bağımsız, kanundan doğan basit rücu hakkına dayalı olup; sigortalı veya haksahipleri tarafından tazmin sorumluları aleyhine açılan tazminat davalarında alınan, kusur tespitine ilişkin bilirkişi raporuyla ulaşılan sonuçlar, rücu davasında bağlayıcı nitelikte bulunmamakta; 506 sayılı Yasanın 26. maddesi çerçevesinde, işçi sağlığı ve iş güvenliği kuralları yönünden ayrıntılı irdeleme içermesi halinde güçlü delil olarak kabul edilebilmektedir.Dosyada alınan kusur raporları ile tazminat dosyasında alınan kusur raporları arasında bu anlamda çelişki bulunduğu anlaşılmakla, öncelikle, aynı olaya ilişkin ceza dosyasının varlığı araştırılmalı, varsa, kesinleşmesi beklenmeli ve mahkum olan kişiler varsa onlarında kusurları irdelenerek, Edaş’a verilen kusurlarda da çelişki bulunduğundan, mevcut çelişkiyi de giderecek şekilde maddi olayın oluşu ve olayın önlenebilmesi için alınması gereken önlemler konusunda EDAŞ’ın bir kusuru bulunup bulunmadığı hususları üzerinde durularak yeniden denetlemeye elverişli, gerekçeli kusur raporu alınmalı;2- Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinin birinci fıkrasında işverenin sorumluluğu, ikinci fıkrasında ise üçüncü kişilerin sorumluluğu düzenlenmiştir. Zararlandırıcı sigorta olayında; devlet adına sosyal güvenlik kanunlarını uygulanmakla görevli Sosyal Güvenlik Kurumu birinci kişi, risklerin gerçekleşmesi halinde sigortalının ya da hak sahiplerinin Kurumdan yardım görmesi için primleri ödeyen işveren ikinci kişi konumundadır. Bunun dışında kalanlar üçüncü kişi olarak tanımlanmaktadır.506 sayılı Kanun’un 26’ncı maddesinde, üçüncü kişiler aleyhine açılan rücu davalarının tabi olduğu zamanaşımı süresine ilişkin açık hüküm bulunmamaktadır. Üçüncü kişi ile, sigortalı arasında akdi bir ilişki de söz konusu değildir. Ancak, anılan maddenin ikinci fıkrasında, Borçlar Kanunu’na yollamada bulunulmuştur. Hal böyle olunca; üçüncü kişiler aleyhine açılan davalar Borçlar Kanunu’nun 60’ıncı maddesinde gösterilen bir ve on yıllık zamanaşımı süresine tabidir.Zamanaşımı başlangıcı ise; “zarar ve faile ıttıla” tarihidir. Bilindiği üzere zarar ve faile ıttılanın birlikte gerçekleşmesi gerekmekte olup, sadece birinin gerçekleşmesi bir yıllık zamanaşımı süresinin başlaması için yeterli değildir. Zarara ve faile ıttıla, Kurumun yetkili organının ıttılaı olduğundan, zararın ıttıla tarihi, sigortalı, ya da, hak sahibine bağlanan gelirler yönünden tahsis onay tarihi, masraf ve ödemeler yönünden sarf ve ödeme tarihidir. Faile ıttılanın ise, özel bir duyarlılıkla araştırılıp incelenmesi gerekmektedir. Uygulamada, devam eden ceza davasında verilen mahkûmiyet kararının kesinleşmesi, ya da, Kurum sigorta müfettişi veya Çalışma Bakanlığı iş müfettişi raporunun Kurumun yetkili makamlarına intikal tarihi faile ıttıla tarihi olarak kabul edilmektedir.Somut olaya gelince; davalılardan ... Garden A.Ş. vekilinin süresi içinde zamanaşımı itirazında bulunmuş olduğu hususu da gözetilerek bu konuda bir irdeleme yapılmalı;3- Davanın yasal dayanağını oluşturan 506 sayılı Kanunun 26.maddesindeki halefiyet ilkesi uyarınca, Kurumun rücu alacağı; hak sahiplerinin tazmin sorumlularından isteyebileceği maddi zarar (Tavan) miktarı ile sınırlı iken, Anayasa Mahkemesi’nin, 21.03.2007 gün ve 26649 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan 23.11.2006 gün ve E:███████, K:████████ sayılı kararı ile 26.maddedeki “…sigortalı veya hak sahibi kimselerin işverenden isteyebilecekleri miktarla sınırlı olmak üzere…” bölümünün Anayasaya aykırılık nedeniyle iptali sonrasında, Kurumun rücu hakkının, yasadan doğan kendine özgü ve sigortalı, ya da, hak sahiplerinin hakkından bağımsız basit rücu hakkına dönüşmüş olması karşısında, ilk peşin değerli gelirlerin; tazmin sorumlularının kusuruna isabet eden miktarıyla sınırlı şekilde hüküm kurulmalı;4-Tedavi gideri ve geçici iş göremezlik miktarlarında kurumdan gelen belgeler ile bilirkişi tarafından belirlenen rakamlar arasında çelişki bulunduğundan, bu hususu giderici kurumdan yeniden belgeler celp edilerek toplam rakam üzerinden belirlenecek kusur oranları esas alınarak ve talep gözetilmek suretiyle hüküm kurulmalı;5-Asıl davada geçici iş göremezlik ödemeleri ile, tedavi giderleri birlikte talep edilmiş olup, tedavi giderlerinin hangi ödemelere ilişkin olduğunun ayrıntısının dava dilekçesine eklenmediği gibi, ek dava ile, ayrıca, 14.03.2001-07.05.2001 tarihleri arasında yapılan tedavi giderleri talep edildiğinden mükerrer taleple karşılaşmamak için talep edilen giderlerin miktar ve tarihlerini gösterir döküm Kurumdan istenmeli, dayanakları dosyada yoksa, eklenmesi istenmeli, kabule görede; tedavi giderinde mükerrer indirim olduğu gözetilmeli ve tüm bu eksiklikler giderildikten sonra sonucuna göre karar verilmelidir.O halde, davacı Kurum vekili ile, davalılardan ..., ... Garden A.Ş., ... Mak. San. Tic. Ltd. Şti. vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.S0NUÇ
:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, alınan temyiz harcının istek halinde davalılardan ..., ... Garden A.Ş., ... Mak. Sn. Tic. Ltd. Şti.'ye iadesine, 04.06.2012 gününde oy birliğiyle karar verildi.