Sigorta şirketinin halefiyetle nakliyat emtiasının ıslanması sonucu oluşan taşıma hasarı için taşıyıcıya açtığı itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin ekspertiz ve sovtaj farkı nedeniyle ret kararı.
Özet: Nakliyat esnasında emtiada oluşan ıslanma hasarı nedeniyle sigorta şirketinin, sigortalısına ödediği tazminatı halefiyet ilkesiyle taşıyıcıdan tahsili amacıyla başlattığı icra takibine itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi taşıyıcının sorumluluğunu ve sigorta şirketinin halefiyet hakkını onaylamış; ancak, mahkemece belirlenen gerçek zarar miktarının, sigorta şirketinin ödediği ve icra takibine konu ettiği bedelden (ekspertiz raporundaki hatalı sovtaj hesaplaması nedeniyle) düşük olması sebebiyle, talep edilen meblağın aşılması gerekçesiyle davanın reddine hükmetmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Sigorta A.Ş. vekili verdiği dava dilekçesinde, dava dışı ... Ticaret A.Ş. ile 09.03.2018 - 09.03.2019 tarihleri arasında geçerli nakliyat emtia abonman alt sigorta poliçesi yaptıklarını, bu firmaya ait malların davalı ... Lojistik Ltd. Şti. tarafından Almanya'ya taşındığını, malların tırdan indirildiği esnada 83 kolinin ıslak olduğunun tespit edildiğini, ıslak olduğu tespit edilen kolilerdeki emtiada oluşan zararın ekspertiz raporuna göre miktarının 1.144,60 Euro olduğunun tespit edildiğini, tazminat miktarını 26.03.2019 tarihinde dava dışı ... Sanayi Ticaret A.Ş.'ye ödediklerini, davalının taşıyıcı olarak taşıma esnasında meydana gelen zarardan gerek 6102 sayılı TTK m. 875 ve 888'e göre gerekse CMR m. 17'ye göre sorumluluğunun bulunduğunu, kendi sigortalılarına tazminat ödeyerek dava dışı ... Ticaret A.Ş.'nin haklarına halef olduklarını ve 6102 sayılı TTK m. 1472'ye göre halefiyet yoluyla sigorta tazminatını zarar sorumlusu davalıdan talep haklarının doğduğunu, bu amaçla davalı aleyhine İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından icra takibi başlattıklarını, takibe davalı tarafın itiraz etmesi üzerine de icra inkâr tazminatı talepli itirazın iptali davası açtıklarını talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı ... Ltd. Şti. vekili verdiği cevap dilekçesinde, öncelikle davacı sigorta şirketinin kendi sigorta şirketinden aldığı temliknamenin sigorta şirketine halefiyet hakkı vermeyecek olması nedeniyle husumet itirazında bulunmuştur. Davanın esasına ilişkin olarak da ekspertiz raporunda yapılan incelemenin hatalı olduğunu, talep edilen miktarın ve faiz oranlarının yüksek olduğunu, icra inkâr tazminatının talep edilemeyeceğini, hesaplanacak tazminat miktarının eksik kg başına en fazla 8,33 SDR olabileceğini belirterek davanın reddine ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davalı taraf davaya cevap dilekçesinde 6102 sayılı TTK m. 876'daki "Zıya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur." hükmüne uygun şekilde sorumluluktan kurtuluş kanıtı sunmamıştır. Bu nedenle meydana gelen zarardan davalı şirket hukuken sorumlu olup 6102 sayılı TTK m. 1472'ye göre davacı sigorta şirketinin halefiyet yoluyla sigorta tazminatını talep hakkı bulunmaktadır. Ancak davacı sigorta şirketi kendi sigortalısına toplam 1.144,60 Euro ödeme yapmış olup hazırlanan 06.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda zarar gören emtianın tekstil mühendisi tarafından tespit edilen zarar miktarı 644,60 Eurodur. Aradaki farkın sebebi davacı sigorta şirketinin hazırlattığı ve tazminat ödemesine esas aldığı ekspertiz raporunda yer alan sovtaj bedelinin 108,39 Euro olmasıdır. Zarar gören emtianın havlu olması, zararlandırıcı eylemin ıslanma şeklinde gerçekleşmiş olması, ürünlerin üzerindeki markanın sökülerek ürünlerin ikinci el piyasada değerlendirilmesinin mümkün olması dikkate alınarak ekspertiz raporunda belirlenen sovtaj değerinin düşük olduğu, hazırlanan 06.01.2021 ve 20.04.2021 tarihli bilirkişi raporlarında belirlenen 500,00 € sovtaj bedelinin zararın gerçek anlamda tazmin edilmesi ilkesine daha uygun düştüğü anlaşıldığından bilirkişi raporlarındaki sovtaj bedeli esas alınarak zarar miktarının 644,60 Euro olduğu kabul edilmiştir. Kabul edilen zarar miktarı davacı sigortanın kendi sigortalısına ödediği rakamın altında kaldığından davanın reddine yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. Hazırlanan 06.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda zarar gören emtia için 2.065,04 SDR tazminat hesabı da yapılmış olup bu zarar hesabı zarar gören emtianın ağırlığına göre yapılmıştır. Davacı ise kendi sigortalısına sigorta ödemesine esas tazminat hesabını zarar gören emtianın ağırlığına göre değil birim fiyat üzerinden yapılmıştır. Bu nedenle bilirkişi raporundaki SDR hesabı dikkate alınmamış ve birim fiyat üzerinden yapılan tazminat hesaplaması esas alınmıştır. Davacının icra takibinde ağır kusurlu ya da kötüniyetli hareket ettiğine ilişkin bir delil bulunmadığından davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davaya konu emtianın usulüne uygun olarak ambalajlanarak hasarsız olarak taşıyıcıya teslim edilmesine karşın tahliye sırasında 83 kolisinin ıslak olduğu ve ıslanmanın aracın soğutma sisteminden akan suyla meydana geldiğinin tespit edildiğini, dolayısıyla söz konusu hasarın taşıt kusurundan kaynaklandığını, davalı taşıyıcının taşıma sırasında meydana gelen söz konusu hasardan sorumlu olduğunu, sovtaja ilişkin tespitlerin hatalı olduğunu, talepleri doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini, Sovtaj bedeli, sigorta şirketinin ödeyeceği tazminat tutarından düşüldüğü için sovtajın hasar azaltıcı bir sigortacılık işlemi olarak adlandırıldığını, dolayısıyla, sovtaja ilişkin değerlendirmelerde bulunulurken dikkate alınması gereken temel unsurların sigortalının onayı, hasarlı malların tasarruf hakkına sigortalının hukuku kapsamında sahip olunması ve sovtaj işleminin gerçekleşmesi durumunda hasar azaltıcı etkisinin olduğunu, bu nedenle, sovtaj işleminin sigortalının haklarına halel getirebilecek bir nitelik barındırmaktaysa sigortalının sovtaja onay vermemesinin söz konusu olabileceğini, zira aksi durumda sovtajın hasar azaltıcı etkisinin söz konusu olamayacağını, bilirkişi raporuna karşı yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasına ilişkin taleplerinin ilk derece mahkemesince dikkate alınmadığını, ispat haklarının hiçe sayılarak, eksik tahkikat sonucu hüküm kurulduğunu, hak arama özgürlüğü kapsamında iddia, savunma haklarının ihlal edilerek iddiaları ve savunmaları dikkate alınmadan, eksik incelemeye dayalı bilirkişi raporunun hükme esas alınarak karar verildiğini beyanla, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın kabulüne, vekâlet ücreti ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
: Dava; uluslararası taşıma esnasında dava dışı sigortalıya ait yükün gördüğü zararı tazmin eden davacı sigortacının ödediği tazminatı rücuen akti taşıyıcıdan tahsili istemiyle başlatılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ve bilirkişi raporu esas alınarak davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. İstinafa konu uyuşmalık temelde; Hasarlı ürünler için belirlenen sovtaj bedelinin uygun olup olmadığı, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olup olmadığı, ek bilirkişi raporu alınması talebinin reddedilmesinin davacının hukuki dinlenilme hakkını ihlal edip etmediği noktalarında toplanmaktadır. Davacı tarafça davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E. Dosyası ile "... sigorta A.Ş. Hasar dosyasına istinaden rücuen tazminat alacağı" borcun sebebi gösterilerek 1,144,60 Euro asıl alacak ve 37,25 Euro işlemiş faiz olmak üzere toplam 1.181,85 Euro alacağın tahsili istemiyle ilamsız icra takibi başlatılmış, takip talebine ekspertiz raporu eklenmiş, davalının yetkiye ve borca itirazı üzerine takip durmuş, davacını talebiyle dosya İstanbul ... İcra müdürülüğüne gönderilerek ... E. Numarasını almış, bu daireden gönderilen ödeme emrine borçlunun itirazı üzerine eldeki itirazın iptali davası açılmıştır. Dava konusu zararın, Türkiye- Almanya arasında icra edilen uluslararası karayolu taşımanda meydana geldiği sabit olduğundan somut olaya CMR hükümlerinin uygulanması gerekmektedir. CMR 17/1. Maddesine göre taşımacı, yükü teslim aldığı andan, teslim edinceye kadar, bunların kısmen veya tamamen kaybından ve doğacak hasardan sorumludur. 17/2. Madde, "Eğer kayıp, hasar veya gecikme istek sahibinin hatası veya ihmalinden, taşımacının hatasından değil de istek sahibinin verdiği talimattan, yüke has bir kusurdan yahut da taşımacının önlenmesine olanak bulunmayan durumlardan ileri gelmiş ise, taşımacı sorumlu tutulamaz." şeklindedir. 17/3. Maddede de; taşımacının, taşımayı yapmak için kullandığı kusurlu taşıtları, bu taşıtı kiraladığı kişinin veya vekilinin yahut çalışanlarının hata ve ihmallerinden dolayı sorumlu olduğu ifade edilmiştir. CMR 29. maddesi de aynen "Hasar, taşımacının kendi kötü hareketinden veya davaya bakan mahkemenin kararı ile isteyerek kötü harekete eşdeğer sayılan kusurundan ileri gelmiş ise taşımacı, sorumluluğunu dışlayan veya sınırlayan yahutta kanıt yükünü karşı tarafa yükleyen bu maddenin hükümlerinden yararlanamaz. 2. Bilerek kötü hareket veya kusur taşımacının vekil veya çalışanları tarafından yahutta taşıma işinde kullanıldığı başka kişiler tarafından görevleri sırasında işlenmiş ise, aynı hüküm uygulanır. Bundan başka, böyle bir durumda adı geçen vekiller, çalışanlar ve diğer kişiler, kişisel sorumlulukları yönünden birinci paragrafta belirtilen bu bölüm hükümlerinden yararlanamazlar." düzenlemesi bulunmaktadır. 30. maddesinde; 1. Alıcı, taşımacı ile beraber durumlarını kontrol etmeden, veya ziyan ve hasarın açıkça görüldüğü hallerde teslim anında veya açıkça görülmediği hallerde teslimden yedi gün içinde (pazar günleri ve resmi tatiller hariç) durumu kendisine bildirmeden malı tesellüm ederse, bu husus onun yükü sevk mektubunda belirtildiği şekilde alındığına kanıt oluşturur. Açıkça gözükmeyen ziyan veya hasarlarda bildirme yazılı olarak yapılacaktır. Bu durumda kural olarak, taşıyıcı kendi kusurundan kaynaklanmayan bir sebepten ileri geldiğini ispat edemedikçe eşyaya gelen hasarı tazmin borcu altındadır. Bir başka deyişle taşıyıcının kusurlu olduğu karine olarak kabul edilir. Sorumluluktan kurtulabilmesi için taşıyıcının kusurlu olmadığını ispat etmesi zorunludur. Eldeki uyuşmazlıkta hasar kaydını CMR taşıma senedine itirazi kayıt olarak işlendiği anlaşılmaktadır. TTK 1472. Maddesi uyarınca sigortacının sigortalısının haklarına halefiyet hakkının gerçekleşebilmesi için sigortacının hukuken geçerli bir sigorta poliçesi teminatı kapsamında sigortacısına tazminat ödemiş olması ve sigortalının zarar sorumlusuna karşı dava hakkına sahip olması gerekir. Sigortacı; ancak sigortalısının meydana gelen zarardan dolayı üçüncü kişilere karşı dava hakkı varsa bu hakka ödediği bedel oranında halef olacaktır. Eldeki uyuşmazlıkta davacının TTK 1472 maddesi kapsamında halefiyet kuralı gereği rücu imkanı bulunmaktadır.Dosyada toplanan delillerden; ekspertiz raporunun bizzat mallar incelenerek düzenlenmeyip, alıcının gönderdiği fotoğraflar ve diğer belgeler üzerinden yapıldığı, sovtaj bedeli olarak ise ıslanarak hasar gören 83 koli ile birlikte uyuşmazlık konusu olmayan başka koliler toplamı 321 koli için 500 Euro savtaj teklifi bulunduğu, sigortalının; alıcının marka değerini düşüreceği için sovtaj uygulamasını kabul etmediği, poliçede marka klozu olmadığı için sovtaj hesaplanması gerektiği hususunun belirtildiği, sovtaj oranının %9,7 olarak alınarak toplam hasarın 1.144,60 Euro, 108,39 Euro sovtaj tenzili ile tazminat tutarının 1.036,21 euro olarak hesaplanmadığı görülmektedir. Dosyaya alınan kök ve ek raporlar ile dava dışı sigortalının gerçek zararının tespit edildiği, poliçede marka klozunun bulunmadığı, havluların ıslanmasından kaynaklı sovtaj bedelinin tekstil mühendisi bilirkişinin de içinde bulunduğu heyetçe doğru olarak tespit edildiği, dava dışı sigortalının gerçek zararının 644,60 Euro olup davacı tarafça sigortalısına yaptığı bu miktarı aşan ödemesinin lütuf ödemesi mahiyetinde olduğu anlaşılmaktadır. Hasarlanan ürünlerin toplam ağırlığının 247,90 Kg olup birim kg başına 8.33 SDR olmak üzere toplam 2.065,04 SDR tazminat üst sınırı belirlenmiş olup belirlenen 644,60 Euro'luk hasarın bu limitin altında kalmaktadır. Yük taşıyıcının sorumluluğunda iken hasarlanmış, ödeme poliçe kapsamında yapılmış, ancak yapılan ödemenin 644,60 Euro'yu aşan kısmı lütuf ödemesi mahiyetinde olduğu belirlenmiş, belirlenen zarar miktarı CMR 23/3 maddesindeki davalının sorumluluk üst sınırının altında kalmış, hüküm altına alınan alacağa CMR 27. Maddesi gereği %5 faiz uygulanması gerekmiş, dava dışı sigortalı tarafından davalıya ödeme isteğine ilişkin █████/2019 tarihli bir yazı gönderildiği anlaşılmakta ise de yazının davalıya ulaştığına ilişkin bir kayıt sunulmamış, CMR 27. Maddesi 2. Cümle gereği takip öncesi faiz talebinin yerinde olmadığı anlaşılmış olmakla davanın 644,60 Euro yönünden kabulü yerine tümden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiştir. İcra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, taşıma esnasında meydana gelen hasara ilişkin tazminat istemine ilişkin olup alacak likit (belirlenebilir) değildir. Bu durumda icra inkar tazminatı talebi yerinde değildir. Reddedilen kısım yönünden de davacının takibinde ve itirazın iptali davası açmakta kötü niyeti ispat edilmiş olmadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Yabancı para üzerinde yapılan takipler ve açılan itirazın iptali davalarında yargılama giderleri, vekalet ücreti ve kesinlik sınırı dava tarihindeki kur esas alınarak, icra inkar ve kötü niyet tazminatları ise takip tarihindeki kur esas alınarak belirlenir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin istikrarlı bir şekilde kabul ettiği üzere, yabancı para borcu ile ilgili alacaklarda talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki efektif döviz kuru karşılığı Türk Lirası üzerinden karar tarihindeki tarifeye göre vekalet ücreti ile nisbi karar ve ilam harcının hesaplanması gerekmektedir.(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 14.12.2022 Tarih ve █████████ E.- █████████ K. sayılı; 19.09.2011 Tarih ve ████████ E. - ██████████ K. Sayılı kararları).Davacının takip toplamının 1.181,85 Euro olduğu, davada itirazın tümünün iptali istenildiği, anlaşılmakla 1,181,85 Euro X 6.5972 TL = 7.796,90 TL dava değeri olup kabul edilen kısım 644,60 Euro karşılığının ise 644,60 Euro X 6.5972 = 4.252,55 TL reddedilen kısım ise 3.544,34 TL dir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece davanın tümden reddine karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, 1- Davalının İstanbul ... İcra müdürülüğünün ... E. Numaralı dosyasına yaptığı itirazın 644,60 Euro asıl alacak yönünden iptali ile takibin bu miktarlar üzerinden devamına, davacının fazlaya dair taleplerinin reddine, 2- Takip tarihinden itibaren Euro cinsi asıl alacağa % 5 oranında temerrüt faizi yürütülmesine, 3-Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 4- Davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 5- Başlangıçta peşin olarak alınan 125,69 TL harcın, alınması gerekli olan 615,40 TL harçtan mahsubu ile bakiye 489,71 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 6-Davacı tarafından yatırılan 125,69 TL peşin harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 54,40 TL, posta ve tebligat gideri 169,00 TL, bilirkişi ücreti 2.250,00 TL olmak üzere toplam 2.473,40 TL yargılama masrafının kabul ve red oranına göre 1.348,79 TL'sinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 8-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 4.252,55 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, 9-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 3.544,34 TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalı tarafa verilmesine, 10-Karar kesin olduğundan HMK 333.maddesi ve Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine, 11-İstinaf yargılaması yönünden harç ve yargılama masrafları; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL ile istinaf aşamasında yapılan posta ve tebligat gideri 32,00 TL olmak üzere toplam 194,10 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025