Kurumun, 1479 sayılı Kanun kapsamında hatalı olarak primlerini kabul edip sigortalılık inancı yarattığı döneme ilişkin Bağ-Kur sigortalılığının iyi niyet ilkesiyle iptal edilemeyeceği kararı.
Özet: Yüksek Mahkeme, davacının 1985-1997 yılları arasındaki Bağ-Kur sigortalılığı talebini reddeden yerel mahkeme kararını bozarak, ilgili dönemde resmi vergi veya meslek kayıtları olmamasına rağmen kurumun, davacının önceki tesciline dayanarak başvurusunu kabul etmesi, primleri uzun yıllar tahsil etmesi ve kullanmasıyla davacıda sigortalı olduğu inancı oluşturduğunu belirtmiş; kurumun kendi hatalı işlemi nedeniyle primleri kabul ettikten sonra sigortalılığı iptal etmesinin iyi niyet kurallarına aykırı olduğunu ve Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri gereği davacının bu dönemde zorunlu sigortalı sayılması gerektiğini vurgulamıştır.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:571-162Dava, 1479 sayılı Kanun kapsamında primi ödenmiş 01.01.1985 – 30.05.1997 tarihleri arasında sigortalılık istemine ilişkindir.Mahkeme, ilamda yazıldığı şekilde isteğin reddine karar vermiştir.Hükmün, davacı avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kâğıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.20.04.1982 tarihinde yürürlüğe giren 2654 sayılı Kanunun 6. maddesi ile değişik 1479 sayılı Kanunun 24. maddesinde; zorunlu Bağ-Kur sigortalısı olmak için, ticari kazanç veya serbest meslek kazancı dolayısıyla gerçek veya götürü usulde gelir vergisi mükellefi olma, gelir vergisinden muaf olanların da meslek kuruluşuna kayıtlı olması hükmü yer almaktadır. Yine, 22.03.1985 tarihinde 3165 sayılı Kanunla getirilen düzenleme ile de; kendi nam ve hesabına çalışanlardan vergi mükellefi olan, esnaf siciline veya meslek kuruluşuna kaydı olanların Bağ Kur sigortalısı olacağı belirtilmiştir.Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde; vergi kaydı esas alınarak 24.01.1984 tarihi itibariyle Bağ-Kur sigortalısı olarak kayıt ve tescili yapılan davacının; vergi, meslek kuruluşu ve esnaf sicil kaydı olmayan dava konusu dönemde 1479 sayılı Kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabulü mümkün değildir. Ancak, önceden Bağ-Kur sigortalısı olarak tescili bulunduğundan, Kurumca hiçbir araştırma yapılmaksızın 4247 sayılı Kanuna göre yaptığı başvurusu kabul edilmiş olan davacı, zorunlu sigortalı olarak kabul edilerek yukarıda anılan dönem prim borçlarını kuruma ödemiş ve Kurumda bu ödemeleri itirazsız kabul ederek uzun süre kullanmıştır. Hal böyle olunca, kendi hatalı işlemi nedeniyle yıllarca anılan dönemde davacıyı sigortalı sayan Kurumun, davacıya sigortalı olduğu inancını verdikten sonra yaptığı hatanın farkına vararak sigortalılığı iptal etmesi iyi niyetten uzaktır. Yargıtay H.G.K.’nun 03.12.2008 gün ve ███████-732 E., ████████ K.sayılı kararında da belirtildiği üzere; Sosyal Güvenlik Hukuku ilkeleri ve Medeni Kanunun 2. maddesinin uygulanmasının zorunlu bir sonucu olarak primlerin alındığı anılan dönemde davacı 1479 sayılı kanun kapsamında zorunlu sigortalı olarak kabul edilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.O halde, davacı avukatının bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 04.06.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.