Trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirlerin rücuan tahsilinde 1479 sayılı Yasanın 70/2. maddesindeki 10 yıllık özel zamanaşımının hatalı değerlendirilmesi.
Özet: Davacı kurumun trafik kazasında hayatını kaybeden sigortalının hak sahiplerine ödediği gelirlerin davalıdan rücuan tahsili amacıyla açtığı davanın, ilk derece mahkemesince hatalı bir şekilde zamanaşımından reddedilmesi üzerine, temyiz incelemesinde 1479 sayılı Kanunun 70/2 maddesinde belirtilen 10 yıllık özel zamanaşımı süresinin gelir tahsis onay tarihinden itibaren işlemeye başlayacağı ve davanın bu süre içinde açıldığı tespit edilerek, mahkemenin davanın esasına girerek karar vermesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:370-101Davacı, trafik kazası sonucu ölen sigortalının hak sahiplerine bağlanan peşin değerli gelirler nedeniyle uğranılan Kurum zararının rücuan ödetilmesini istemiştir.Mahkeme, ilâmında belirtildiği şekilde davanın reddine karar vermiştir.Hükmün, davacı Kurum avukatı tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Dava, 06.05.1996 tarihinde meydana gelen trafik kazası sonucu ölen Bağ-Kur sigortalısının hak sahiplerine bağlanan 20.10.2009 tahsis onay tarihli ilk peşin değerli gelirlerin, davalı araç malikinden rücuan ödetilmesi istemine ilişkindir. Bu yönüyle davanın yasal dayanağı 1479 sayılı Yasanın 63 ve 70. maddeleridir. Anılan Yasanın 70/2. maddesinde, bu Kanuna dayanılarak Kurumca açılacak rücu davalarının 10 yıllık zamanaşımına tabî olduğu öngörülmüştür. 1479 sayılı Yasanın 70. maddesi, özel hüküm niteliğini taşıdığından, genel hükümlere göre uygulama önceliği bulunmaktadır. Bu bakımdan zamanaşımı konusunda genel hükümlerin uygulama olanağı yoktur. Davaya konu zararlandırıcı sigorta olayı 06.05.1996 tarihinde meydana gelirken, bağlanan gelirlerin tahsis onay tarihinin 20.10.2009 olması ve davanın 03.05.2010 tarihinde açıldığının anlaşılması karşısında, anılan Yasa’da belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğundan bahsedilemez.Şu halde, davanın esasına girilerek, tüm deliller toplanıp hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı olduğu şekilde zamanaşımı yönünden davanın reddine karar verilmesi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O hâlde, davacı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
: Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.