İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, akaryakıt istasyon bayilik sözleşmesinin haksız feshinden kaynaklanan kar mahrumiyeti ve cezai şart alacak davasında istinaf incelemesini tamamladı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir akaryakıt dağıtıcısı ile istasyon bayisi arasındaki acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasına ilişkin istinaf incelemesini konu almakta olup, davacının davalının asgari alım taahhüdünü yerine getirmemesi ve sözleşmeyi haksız feshetmesi nedeniyle talep ettiği cezai şart ve kar mahrumiyeti alacaklarına karşılık, davalının haksız fiyat politikası iddiasıyla feshi haklı gördüğü savunmasını reddeden ve feshin haksız olduğuna, davacının kar mahrumiyeti talep edebileceğine hükmeden ilk derece mahkemesi kararının incelenmesidir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
:█████████
KARAR NO
:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:█████/2021
NUMARASI
:████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
:Alacak (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025
Taraflar arasındaki Alacak davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin 5015 sayılı kanun ve ilgili mevzuat kapsamında Enerji Piyasası Düzenleme Kurumunun tanzim ettiği "Dağıtıcı lisansı" kapsamında akaryakıt sektöründe faaliyet gösterdiğini, bu faaliyeti kapsamında çerçevesinde bizzat belirlediği noktalarda kendi marka ve logosu altında balpet standartlarında kurulacak/kurulu akaryakıt istasyonlarında akaryakıt, ... ve madeni yağ satış faaliyetini gerçekleştirdiğini, müvekkili şirketin faaliyeti kapsamında davalı ile █████/2012 tarihli "istasyon bayilik sözleşmesi" ve aynı tarihli protokolün imzalandığını, davalıya 5 yıl süreli bayilik hakkı tesis edildiğini, sözleşmenin devamı müddetince her yıl için asgari 400 m3 müvekkili şirketçe dağıtım yapılan motorin ile 5 ton madeni yağı alıp satmayı davalı tarafın kabul ve taahhüt ettiğini, ancak davalı tarafın taahhütlerini yerin getirmediğini ve bu sebeple müvekkilini zarara uğrattığını beyan ederek, davamızın kabulü ile sözleşmeden ve kanundan kaynaklanan her türlü zarar ziyanın tazmini hakları ile fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, bayilik sözleşmesinin başlangıç tarihi olan █████/2012 tarihinden bayilik sözleşmesinin davalı tarafça tek taraflı olarak haksız surette feshedildiğini █████/2017 tarihine kadar olan dönem yönünden 20.000 TL cezai şart alacakları ile sözleşmenin sona erdiği █████/2017 tarihinden sözleşmenin devamı halinde sona ereceği █████/2017 tarihine kadar ki dönem yönünden şimdilik 6.000 TL kar mahrumiyeti alacaklarının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesine bağlı olarak aylık %7 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş'nin kendilerine verdiği taahhütler karşılığında █████/2012 tarihinde bayisi olduklarını, çevredeki petrol istasyonlarının kendilerinin akaryakıt satışının altında satış yaptıklarından dolayı mağdur olduklarını ve bunu davacı firmaya ihbarname göndererek bildirdiklerini, mağduriyetlerinin davacı tarafından giderilmediğini, davalı tarafından kendilerine verdikleri taahhütlerine yerine getirmediğini beyan ederek, davalı tarafından dava olan 26.000 TL'lik tutarı kabul etmediklerini, firmanın bu haksız tutumundan vazgeçmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Taraflar arasında 02.08.2012 tarihinde 5 yıl süreli akaryakıt bayilik sözleşmesi ve 08.02.2012 tarihinde "protokol" bağıtlanmış olup, sözleşme ve taahhütname uyarınca; sözleşmenin devamı süresince geçerli olmak üzere davalının davacıdan her yıl 400 metreküp motorin ve türevleri almayı taahhüt ettiği, taahhüt edilen miktarın alınmaması halinde kar mahrumiyeti ve ceza koşulu ödemeyi üstlendiği, her 1 yılda eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5'i oranında kar mahrumiyeti istenebileceği kararlaştırılmıştır. Davacı tarafından Üsküdar ... Noterliğinden 23.09.2016 tarih, ... yevmiye numaralı ihtarname keşide edilerek davalı şirkete eksik alım nedeniyle taahhüdünü yerine getirmesi konusunda uyarıda bulunulmuş ve hesaplanan kar mahrumiyeti zarar bedelinin ödenmesi istenilmiştir. Davalı yanca Kayseri ... Noterliğinin 16.01.2017 tarih ve ... Yevmiye numaralı keşide ederek, davacı tarafın diğer bayilerine düşük fiyattan ürün satış yapılmasına karşın davalı firmaya yüksek fiyatla ürün satışı yapıldığı, bu durumun daha önce ihtarnamelerle davacıya bildirilmesine karşın herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının fiyat politikası nedeniyle davalı firmanın ürün alıp satamadığı iddiası ile bayilik sözleşmesi feshedilmiştir. Yapılan yargılamada toplanan delillere göre sözleşmenin feshinde davalı şirketin ileri sürdüğü nedenleri kanıtlayamadığı ve feshin haksız olduğu sonucuna varılmıştır.Sözleşmenin davalı tarafından ve haksız şekilde 17.01.2017 tarihinde feshedilerek süresinden önce sonlandırıldığı, bu nedenle davacının kar mahrumiyeti isteminde bulunabileceği, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre sözleşmenin fesih edildiği tarihi olan 17.01.2018 tarihinden sözleşmenin sona erme tarihi olan 02.08.2017 tarihine kadar 21.698,63 TL kar mahrumiyeti isteminde bulunulabileceği, sözleşmenin yürürlük tarihinden itibaren davalının eksik ürün alımı var ise bunu talep edebilmesi için her bir yılın sonundan itibaren yeni dönemin başlangıcında bayiye ürün vermeden önce geçmiş dönem için cezai şart alacağını saklı tuttuğuna dair ihtirazi kayıt koyması ya da bu anlama gelen bir ihtarname göndermesi gerektiği, ancak davacı taraf sözleşmenin 02.08.2012 tarihinde imzalanması ve ticari ilişkinin bu tarihten itibaren kurularak mal satımında bulunmasına rağmen her yıl sonunda eksik alım bedeli için davalıya cezai şart alacağını saklı tuttuğuna dair itirazi kayıt koymadığı ya da bu anlama gelen bir ihtarname göndermediği, 4. dönem sonunda bahse konu ihtarnameyi gönderdiği, davacı tarafça davalı tarafa eksik alım nedeniyle ceza-i şart talebinin yapıldığı ihtarname tarihinin 23.09.2016 tarihi olduğu, davacı tarafça sadece 02.08.2015-02.08 2016 dönemi için davalı tarafa ceza-i şart alacağını saklı tuttuğuna dair ihtarname gönderildiği, davacı tarafın 02.08.2015 - 02.08.2016 tarihleri arasındaki eksik alım nedeni cezai şart (kar mahrumiyeti) talep edebileceği buna göre 40.556,77 TL cezai şart talep edebileceği mahkememizce kabul edilmiştir. Diğer yandan davacı taraf dava dilekçesinde sözleşme çerçevesinde aylık %7 faiz işletilmesini talep etmiş ise de Borçlar kanunun 120. maddesi dikkate alınarak temerrüt faizinin 2 katı yıllık %18 üzerinden faiz işletilmesine " karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Sözleşme imzalayan şirket yetkilisi sözleşmenin imzalandığı tarih itibariyle ... olup sözleşme uyarınca ekte sunulan ipotek verilen taşınmaz maliki ... bu sözleşme uyarınca taşınmazını ipotek verdiğini, ... mahkemeye beyanda bulunmak istediğinde ne yazılı ne de sözlü olarak dava tarihi itibariyle şirket yetkilisi olmadığı gerekçesiyle dilekçelerinin alınmadığını, mahkeme huzurunda beyanlarının da alınmadığını, İpotek borçlusu ...’ında davaya katılmasında hukuki yararı olduğunu ancak bu hakkının elinden alındığını, ipotek nedeniyle bu miktarla sınırlı olmak üzere dahili davalı edilmesi için davacı tarafa süre verilmesi ve davaya dahil edilmesi gerekirken dahil edilmemesinin usuli eksiklik olduğunu, mahkeme tarafından sözleşmenin müvekkili şirket tarafından haksız olarak feshedildiği kanaatine varılmış ise de öne sürdükleri beyanlara ilişkin hiçbir araştırma yapılmadığını, mahkeme tarafından davacının satış yaptığı diğer bayiler hakkında bilirkişi marifetiyle fiyat araştırması yapılmadığını yahut davacının diğer bayilerden farklı olarak müvekkiline yüksek fiyatlarla ürün satışı yapılıp yapılmadığı hususunda davacı şirketin ticari defterlerinin incelenmediğini, dosyada görüleceği üzere davacı taraftan ticari defterler istendiğinde vergi incelemesinde olduğu bildirildiğini ve yine davacıdan defterlerin hangi vergi dairesinde bulunduğu sorulduğunda buna ilişkin hiçbir bilgi verilmediği için ticari defterler incelenmeden eksik inceleme ile hükme varıldığını, müvekkilinin, sözleşmeyi haklı olarak feshetmiş olup bu konuya ilişkin gerekli araştırmaların yapılmadığını, ayrıca davacı şirket sürekli olarak şirket yetkilisinin 80.000,00 TL bedel karşılığı ipotek vermesine rağmen mal vermediklerini, sözleşmede istasyona genel giydirme işlemi yapılacağı, 50 KW lık jenaratör verileceği, vadeli mal verileceği yazılı olmasına rağmen giydirme işlemi sözleşme yapıldıktan 1,5 yıl sonra (15.09.2013 tarihinde) söz verildiği şekilde değil çok basit şekilde yapılmış olup jenaratörün hiç verilmediğini, üreticinin dağıtım sisteminde yer alan dağıtıcıları arasında bir ayrımcılık yapılıp yapılmadığının denetlenmesi gerektiğini, mahkeme tarafından hem sözleşme ile belirlenen cezai şarta hem de öngörülen süreden önce feshedilen sözleşme için davacı lehine kar mahrumiyeti alacağına hükmedildiğini, ancak taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinde belirlenen cezai şart açıkça ifa yerine cezai şart olduğunu, sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın ödemesi kararlaştırılan cezai şart: ifaya ek olarak değil ifa yerine belirlendiğini, bu nedenle taahhüt edilen miktarın satın alınamadığı döneme ilişkin cezai şarta hükmedilmişken ve sözleşme feshedilmişken ayrıca kar mahrumiyetine hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, üreticinin dağıtım sisteminde yer alan dağıtıcıları arasında bir ayrımcılık yapılıp yapılmadığının denetlenmesi gerektiğini, bu denetimi gerektirecek hukuki dayanağın, Rekabetin Korunması Hakkında Kanunun 6. maddesinin b fıkrası uyarınca, eşit durumdaki alıcılara aynı ve eşit hak, yükümlülük ve edimler için farklı şartlar ileri sürerek, doğrudan veya dolaylı olarak ayırımcılık yapılmasının hukuka aykırı ve yasak olduğu düzenlemesi olduğu belirtildiğini, bu durumda gerekli incelemelerin yapılarak müvekkilin sözleşmeyi haklı olarak feshettiği ve cezai şarta hükmedilmemesi gerektiği yargısına varılabilecekken eksik inceleme ile ilk derece yargılamasının sonlandırıldığını,müvekkilinin sözleşmeyi feshetmesine sebep olan etmenler de incelenerek ve “hakim durumun kötüye kullanılmasının” varlığı da tespit edilerek cezai şart miktarından indirim yapılabilecek hatta kaldırılabilecekken tamamına hükmedilmesinin hatalı olduğunu,mahkeme tarafından hüküm kurulurken davacı dava dilekçesinde %7 akdi faiz talep etmiş olmasına rağmen ve davacı taraf bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde dahi sözleşme ile kararlaştırılan faiz miktarının %7 olduğunu ve bilirkişinin buna göre hesap yapması gerektiğini belirtmesine rağmen bilirkişi %9 faiz ile hesaplama yaptığını ve davacı tarafın talebiyle bağlı kalınmayarak %18 faize hükmedildiğini, kararın yalnızca bu yönüyle bile hukuka ve hakkaniyete aykırı düzenlendiğini, açıklanan nedenlerle İstinaf başvurularının kabulü ile, İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.02.2021 Tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı mahkeme ilamının kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
:Dava,bayilik sözleşmesi kapsamında cezai şart ve sözleşmenin fesihle sona erdiği tarihten sözleşmenin devamı halinde sona ereceği tarihe kadar olan dönem yönünden kar mahrumiyeti talebine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karar karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bayilik sözleşmesi kapsamında ipotek veren malikin davaya dahil edilmesi gerekip gerekmediği, bayilik sözleşmesinin davalı tarafından feshinin haklı olup olmadığı, cezai şart ve kar mahrumiyeti koşullarının oluşup oluşmadığı, hükmedilen cezai şarttan indirim yapılması gerekip gerekmediği, hükmedilen faiz oranının yerinde olup olmadığı noktalarındadır.1.Taraflar arasında 02.08.2012 tarihli İstasyonlu Bayilik Sözleşmesi ve 02.08.2012 tarihli protokol düzenlenmiş olup, dosyada bayilik sözleşmesi kapsamında herhangi bir ipotek bilgisine ve belgesine rastlanmamıştır. Davalı vekilince istinaf dilekçesinde, bayilik sözleşmesinin imzalandığı tarihte davalı şirket yetkilisi olan ...'ın sözleşme uyarınca ipotek veren taşınmaz maliki olduğu belirtilerek, ipotek belgesi örneği istinaf dilekçesine eklenmiştir. Sunulan ipotek belgesinin incelenmesinde dava dışı ...'ın 1/2 hissesi bulunduğu taşınmaz üzerine 19.02.2013 tarihinde davacı şirket tarafından 80.000 TL bedelli ipotek konulduğu görülmüş ise de usul hukukumuzda mecburi dava arkadaşlığı dışında dahili dava müessesesi bulunmayıp, 6100 sayılı HMK'nın 124/3. maddesinde yer alan “Maddi hatadan kaynaklanan ve dürüstlük kuralına aykırı olmayan taraf değişikliği talebi, karşı tarafın rızası aranmaksızın hakim tarafından kabul edilir.” düzenlemesi dışında dahili dava yolu ile taraf değişikliğine gidilmesi mümkün değildir. Dava dilekçesinde davalı olarak gösterilmeyen kişi, dava açıldıktan sonra ihbar ya da dahili dava dilekçesi ile davada taraf sıfatını kazanamayacağı gibi ıslah yoluyla dahi davada taraf değişikliği de olanaklı değildir. Buna göre ipotekli malik olduğu iddia edilen ...'ın davada taraf olmadığı gözetildiğinde davalı vekilinin ipotek malikinin davaya dahil edilmesi gerektiği yönündeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir. 2.Taraflar arasında düzenlenen 02.08.2012 tarihli taahhütnamede, davalının yılda 400 m3 motorin ve türevleri ve 5 ton madeni yağ almayı aksi halde her bir yıl için eksik alınan ürün bedelinin son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5 oranındaki kârı, şirkete cezai şart olarak ödemeyi kabul ettiği yine bayinin taraflar arasındaki bayilik sözleşmesini ... tarafından sözleşme süresi sona ermeden tek taraflı olarak feshedilmesi halinde sözleşmenin başlangıç tarihinden fesih tarihine kadar ve ayrıca sözlesmenin feshi tarihinden sözleşme süresi sonuna kadar bayi tarafından taahhüt edilen beyaz ürün ve/veya madeni yağ miktarı üzerinden ...'in uğramış olduğu kar mahrumiyeti bedelini de hiçbir ihtar ve ihbara gerek kalmaksızın ödemeyi de kabul ve taahhüt ettiği, yine bayilik sözleşmesinin, sözleşmenin feshin sonuçlarını düzenleyen 47/d. Maddesinde, bayinin işbu sözleşme ile veya bu sözleşmeye ek protokollerde belirlenen cezai şarta ilaveten fesih tarihinde sözleşme sonuna kadar geçecek dönemde yıllık satış taahhüdüne göre satması gereken toplam petrol ürünleri (benzin, motorin, madeni yağ, kal-yak, fuiloil) miktarlarını fesih işlemi nedeniyle satamaması sonucu şirketin uğradığı tüm zarar ve ziyanın , bu meyanda fesih tarihinden, sözleşme süresi sonuna kadar satması gereken beher m3 beyaz ürün için motorindeki şirket karı esas alınmak suretiyle belirlenecek toplam şirket zarar ve ziyanını hiçbir itirazda bulunmaksızın herhangi bir mahkeme kararı gerekmeksizin ödemeyi beyan, kabul ve taahhüt ettiği anlaşılmıştır.Davalı tarafça keşide edilen Kayseri ...Noterliğinin 17.03.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesinde diğer firmaların daha uygun akaryakıt sattıkları, bu nedenle akaryakıt fiyatlarında makul bir indirim yapılması ile tesisin aydınlatma ve bakım işlerini yapılması taleplerinin ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içinde yerine getirilmemesi halinde sözleşmenin tek taraflı olarak feshedileceği bildirilmiştir. Davacı ise Üsküdar ... Noterliği' nin 23.09.2016 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davalıya taahhüt ettiği ürünleri satın almadığını bildirerek 4.Periyotta 51.486,91 TL cezai şart alacağının ihtarnamenin tebliğinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesini, ayrıca 1.,2.,3. Periyotlardaki eksik alımların tamamlanmasını talep etmiş , feshe sebebiyet verilmesi halinde de fesih öncesi ve fesih sonrası kar mahrumiyeti ve tazminat alacağının saklı tutulduğu ihtarını yapmıştır.Davalı tarafından Kayseri 1. Noterliğinin 16.01.2017 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile bu kez fiyat politikası nedeniyle yakıt alıp satamadıkları, davacı şirkete ait petrollerde düşük fiyattan ürün satışı yapılmasına karşın davalı firmaya yüksek fiyatla ürün satışı yapıldığı, bu durumun daha önce ihtarnamelerle davacıya bildirilmesine karşın herhangi bir işlem yapılmadığı, davacının fiyat politikası nedeniyle davalı firmanın ürün alıp satamadığı belirtilerek bayilik sözleşmesinin tek taraflı feshedildiği bildirilmiştir.Somut olayda taraflar arasındaki istasyonlu bayilik sözleşmesinin davalı tarafça tek taraflı olarak feshedildiği ihtilafsızdır Davalı , fesih ihtarından önce keşide ettiği ihtarnamede, diğer firmaların daha uygun akaryakıt sattıklarını belirtmiş ise de fesih ihtarında, davacının diğer bayilerine düşük fiyattan ürün satışı yapılmasına karşın davalı firmaya yüksek fiyatla ürün satışı yaptığı iddiasına dayanmıştır. Davalı tarafça, davacının ticari defterleri incelenerek diğer bayilerine yapılan satışların incelenmesi gerekirken bu konuda yeterli araştırma yapılmadan karar verildiği ileri sürülmüş ise de davalının feshin haklı olduğunu fesih tarihi itibariyle ispatlaması gerekli olup, davalının o tarihte kendisini feshe götüren sebebe ilişkin hususları ortaya koyması gerekir. Dava dosyasında davalının iddialarını ispatlayacak herhangi bir delil bulunmamaktadır. Ayrıca bayilik sözleşmesinin 7.maddesinde bayinin petrol ürünleri satışında davacı tarafından belirlenen ve önerilen satış fiyatlarını dikkate alarak kendi satış fiyatlarını serbestçe belirleme hakkına sahip olmasının kararlaştırıldığı gözetildiğinde davalı, sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğini somut delillerle ispatlayamamıştır.3.Davacı tarafça bayilik sözleşmesi kapsamında cezai şart talep edilmiş olup, akaryakıt bayilik sözleşmelerinde (veya sözleşme eki taahhütnamelerde) yer alan “yıllık asgari alım taahhüdü”ne uymama halinde öngörülen ceza koşulu (cezai şart) hükümleri Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 179/2. maddesindeki ifaya ekli ceza koşulu niteliğinde olduğu yerleşik içtihatlarda benimsenmiştir (Yargıtay 19 HD █████████ E-█████████ K).TBK'nin 179/2. maddesine göre; “Ceza borcun belirlenen zaman veya yerde ifa edilmemesi durumu için kararlaştırılmışsa alacaklı, hakkından açıkça feragat etmiş veya ifayı çekincesiz olarak kabul etmiş olmadıkça, asıl borçla birlikte cezanın ifasını da isteyebilir.” Anılan yasa hükmünden de açıkça anlaşılacağı gibi ifaya eklenen ceza koşulunda, şart gerçekleştiği takdirde alacaklı, hem ifayı hem de cezayı talep edebilecektir. Buna öğretide “taleplerin birleşmesi” veya “toplanması” denmektedir. TBK, “borcun belirlenen zamanda veya yerde ifa edilmemesi” hali için kararlaştırılmış ceza koşulunun, ifaya eklenen ceza koşulu niteliğinde olacağına dair bir karine koymuştur. Bu iki olasılık dışında kalacak eksik ifa hallerinde TBK'nun 179/2I. md. değil, 179/1. md. hükmü uygulanacaktır. Zira, Kanun, 179. maddenin ikinci fıkrasında bütün eksik ifa hallerini değil, bunlardan sadece zaman veya yer itibariyle aykırılık teşkil edenlerin ifaya eklenen ceza koşulu olduğunu kabul etmiştir. TBK'nin 179/2. md. hükmü emredici yapıda olmayıp düzenleyici nitelikte olduğundan taraflar, yukarıda belirtilen iki hal dışında kalan eksik ifalarla, bütün ifa etmeme hallerinde de ifa ile birlikte cezai şartın istenebileceğini kararlaştırabilirler.TBK.'nin 179/2. maddesine göre, iki halde alacaklı, ceza koşulunu isteyemez. Eğer alacaklı, ceza koşulunu isteme hakkından açıkça vazgeçmişse artık bu yönde bir talepte bulunamaz.Diğer yandan alacaklı, çekince koymadan ifayı kabul etmiş veya sözleşmeden doğan edimlerini ifa etmeye devam etmişse bu takdirde de ceza koşulunu isteyemez. Ancak yukarıda da belirtildiği üzere aksi taraflarca kararlaştırılabilecektir. Taraflar arasındaki sözleşme ve taahhütte buna ilişkin aksi bir düzenleme bulunmamaktadır.Somut olayda, taraflar arasında düzenlenen sözleşme 02.08.2012 tarihli olup, bu durumda yıllık alım taahhüdüne uyulmaması halinde cezai şart tutarlarının hesap edileceği dönemler; 1.Dönem 02.08.2012-02.08.2013, 2.Dönem:02.08.2013-02.08.2014, 3.Dönem 02.08.2014-02.08.2015, 4.Dönem 02.08.2015-02.08.2016, 5.Dönem 02.08.2016-02.08.2017 şeklinde kabul edilmelidir.Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda , davacının usulüne uygun tutulan ticari defterlerine göre 02.08.2015-02.08.2016 döneminde davalının 400.000 litrelik asgari alım taahhüdünden yalnızca 142.065 litrelik alım taahhüdünü gerçekleştirdiği, taahhütnamede kararlaştırılan hesaplamaya göre "son cari fiyat üzerinden hesaplanacak tutarın %5'i" üzerinden ortalama kar tutarının 0,10 TL olduğu dikkate alınarak 02.08.2015-02.08.2016 dönemi için cezai şartın 25.793,50 TL olarak hesaplandığı, 02.08.2016-16.01.2017 dönemi için davalının 183.013,70 Litrelik asgari alım taahhüdünden yalnızca 35.381 litrelik alım taahhüdünü gerçekleştirdiği, taahhütnamede kararlaştırılan hesaplamaya göre 02.08.2016-16.01.2017 dönemi için cezai şartın 14.763,27 TL olarak hesaplandığı belirtilmiştir. Mahkemece davalının müteaddit olarak ticari defterlerinin incelenmesi için talimat yazılmış ise de davalı tarafın defterlerinin vergi denetim kurulunda incelemesinde olması ve davalı şirket yetkilisi ticari defterlerin bulunduğu vergi dairesini bildirmemesi nedeniyle davalı defterleri incelenememiştir.Davacı ile davalı bayi arasında düzenlenen taahhütname başlıklı belgede asgari alım taahhüdü yer almaktadır. Bu taahhüde göre cezai şart istenilebilmesi için taahhüdünün ihlal edildiği dönemden sonra ihtirazi kayıt konulması ve bundan sonra mal verilmeye devam olunması gerekir. Davacı tarafça 4.döneme kadar her yılın sonunda ihtirazı kayıt konulmadan mal verilmeye devam edildiğinden davacı şirket, davalının imzaladığı taahhütnamedeki asgarî alım miktarının yerine getirilmemesi hâlinde ilk üç dönem için taahhütnamede yer alan kâr kaybının davalıdan istenmeyeceği yönünde davalı tarafta haklı bir güven oluşturmuştur. Bu nedenle davacı 02.08.2012-02.08.2015 tarihleri arasındaki dönemlere ilişkin cezai şart isteyemez ise de 23.09.2016 tarihli ihtarname ile 02.08.2015-02.08.2016 dönemi için cezai şart alacağını saklı tutmakla 02.08.2015-02.08.2016 döneminde asgari alım taahhüdünün altında ürün alımı olması nedeniyle bu döneme ilişkin cezai şart talep etmekte haklıdır .Yine davalının taraflar arasındaki bayilik sözleşmesini tek taraflı feshi haksız olup, sözleşmenin feshinden sonra davacının davalıya mal vermesi söz konusu olmadığına göre davacı, sözleşme ve taahhütname hükümlerine göre 02.08.2016-16.01.2017 tarihleri arasında asgari alım taahhüdüne uyulmaması nedeniyle cezai şart talep etmekte haklıdır.Davacı tarafça bayilik sözleşmesinin davalı tarafça tek taraflı olarak haksız feshedilmesi nedeniyle fesih tarihinden sözleşmenin devamı halinde sona ereceği tarihe kadar olan dönem yönünden kar mahrumiyeti talep edilmiştir.Müspet zarar; Borçlu edayı gereği gibi ve vaktinde yerine getirseydi alacaklının mameleki ne durumda olacak idiyse, bu durumla eylemli durum arasındaki farktır. Diğer bir anlatımla, müspet zarar, sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Kar mahrumiyeti ise bir tarafın kusuruna bağlı olarak sözleşmenin devam ettirilememesi nedeniyle elde edilemeyen net gelir olup, kâr mahrumiyeti talep edilebilmesi için davalının borca aykırı davranması ve bu borca aykırı davranış nedeniyle davacının sözleşmeyi feshetmesi ya da davalının haklı sebep olmadan sözleşmeyi feshetmiş olması gerekmektedir. Kâr kaybı zararının müspet zarar kapsamında bulunduğu şüphesizdir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.05.2010 gün ve ███████-244-260 sayılı ilamı). Sözleşmenin haksız feshinde ancak sözleşmede kararlaştırılmış olması halinde kar kaybı zararı istenebilir.Bu değerlendirmelerden sonra; taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 47/d Maddesi ile sözleşmenin haksız feshi durumunda kar mahrumiyeti ödeneceği kararlaştırılmış olup, bu hüküm karşısında dosyaya alınan denetime elverişli bilirkişi raporuyla davalının 216.986,30 Litrelik asgari alım taahhüdünü hiç gerçekleştirmemesine göre davacının fesih tarihinden sözleşme sonuna kadar olan 17.01.2017-02.08.2017 dönemi için kar mahrumiyetinin 21.698,63 TL olarak hesaplandığı gözetildiğinde ilk derece mahkemesince bu miktar yönünden kar mahrumiyeti talebinin kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. 4.Davalı vekilince, mahkeme tarafından cezai şartın müvekkili şirketin ekonomik olarak mahvına sebebiyet verip vermeyeceğinin incelenmediği hususu ileri sürülmüştür.Kural olarak tacirler arasında kararlaştırılan cezai şart anlaşmalarındaki cezai şart miktarı, fahiş olduğundan bahisle tenkise tabi tutulamaz, tacir olmayan kişiler arasında hakimin takdiri ile uygulanan indirim, tacirler arasında söz konusu olmaz. Ancak, bu yönde bir savunmada bulunulması halinde cezai şart miktarı davalı borçlunun ekonomik mahvına neden olabilecek nitelikte ise o takdirde yerleşik Yargıtay kararlarına göre hâkim, cezai şart miktarında hakkaniyete uygun bir indirime gidebilir.Davalının ticari defterleri sunulmadığından mahkemece incelenmemiş ise de taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsam ve hacmi nazara alındığında hüküm altına alınan cezai şartın davalının ekonomik olarak mahvına neden olacak nitelikte değildir. Bu nedenle mahkemece cezai şarttan indirim yapılmaksızın karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 5.Taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin "fiyat tespiti - ödeme - muacceliyet ve temerrüt hali" başlığı altında düzenlenen 42/2.maddesinde davalı bayinin , doğmuş ve herhangi bir nedenle doğacak davacı nezdindeki borçlarına tahsil tarihine kadar ... Bankası avans faiz oranına 20 puan eklenerek bulunacak faiz oranı üzerinden, yıllık faiz ve faizin cari hadde göre hesaplanacak K.D.V.'nin tahakkuk ettirmesini ve bu faiz haddinde aynen yansıtılmasını peşinen kabul edeceği düzenlenmiş ise de yine taraflar arasında imza altına alınan taahhütnamede, doğmuş ve doğacak borçlar hakkında tahsil tarihine kadar aylık % 7 oranı üzerinden faiz hesaplanacağı, yargılama ve icra takiplerinin uzun sürmesi, ülke ekonomik istikrarının bozulması gibi olası haller gözetilerek yıllık enflasyonun yıllık %10 un üzerinde olması halinde yılık artan enflasyon oranının aya bölünmesi ile ortaya çıkan oranda aylık %7 faiz oranına ilave edilerek, ortaya çıkan ve artan yeni oran faiz oranının talep edilebileceği kararlaştırılmıştır. Mahkemece tacirler arasında uygulanma olanağı bulunmayan TBK'nın 120.maddesi uyarınca yıllık %9 oranında yasal faiz esas alınarak, bu faiz oranının iki katı olan yıllık % 18 oranında temerrüt faiz uygulanmasına karar verilmiş ise de taahhütnamede kararlaştırılan faiz oranı aylık %7 olup, bu oranın yıllık %84 oranında faize tekabül ettiğinde gözetildiğinde mahkemece hükmedilen bedele yıllık %18 oranında faiz uygulanmasına karar verilmesi sonucu itibariyle doğru olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.063,17 TL harcın, alınması gerekli olan 4.252,67 TL harçtan mahsubu ile bakiye 3.189,5‬0 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!