İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesinin mirasçı pay haklarını etkileyen genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti davasında ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin ara karara karşı verdiği istinaf kararı.
Özet: Davacının miras yoluyla edindiği şirket payının diğer ortaklarca geçersiz bir genel kurul kararıyla reddedilmesi, bu kararın yargı kararıyla kesin olarak yok hükmünde sayılmasına rağmen davacının katılım hakkının kısıtlandığı ve usulsüz genel kurullarla pay devirleri ile yönetim değişikliklerinin yapıldığı iddiasıyla açtığı genel kurul kararlarının yokluğunun tespiti davasında, ilk derece mahkemesinin ihtiyati tedbir talebini reddetmesine karşı davacı vekilinin yaptığı istinaf başvurusu incelenmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: 18.12.2024 tarihli ara karar.NUMARASI
: ███████ E.DAVANIN KONUSU
: Genel Kurul Kararının Yokluğunun TespitiTaraflar arasında görülen genel kurul kararının yokluğunun tespiti talepli davada ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ara kararda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin reddine dair verilen 18.12.2024 tarihli ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, ihtiyati tedbir talepli dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin █████/2016 tarihinde vefat eden müteveffa ...'un 1/2 miras payına sahip mirasçısı olduğunu, müteveffanın ise davalı şirketin %90 oranında paya sahip hissedarı olduğunu, müteveffanın vefatı nedeniyle 07.09.2016 tarihinde ortaklık payının müvekkiline geçtiğini, %10 sermaye payına sahip diğer iki hissedar tarafından alınan █████/2016 tarihli müdürler kurulu kararı ve █████/2016 tarihli genel kurul kararı ile müvekkilinin davalı şirkete ortak olarak kabul edilmemesine, %45 oranındaki payının ve ilgili pay ile bağlı hak ve alacaklarının mevcut ortaklardan ... ve ... hesabına eşit olarak oranlarda devralınmasına, pay için tespit edilen 500.000,00 TL'nin müvekkili hesabına ödenmesine dair karar verildiğini, mirasçı olarak iktisap edilen sermaye payı sebebiyle müvekkilinin reddine dair davalı şirketin geçerli bir genel kurul kararı almadığını, pay sahipliğinin tespiti için dava açıldığını ve İstanbul Anadolu 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. sayılı dosyası ile görülen davanın reddedildiğini, daha sonra bu İstanbul BAM 13.Hukuk Dairesinin ████████ E. █████████ K.sayılı ilamı uyarınca TTK 617/3 ve 416.madde hükümlerindeki çağrı usulüne uyulmaması, 596/2. Maddesi uyarınca şirket ortağı olan davacının payının onaylanmasının reddedildiği ve olağanüstü genel kurulda kanunda aranan nitelikte çoğunluğu sağlanamamış olması karşısında; mezkûr kararın yok hükmünde olduğu, yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği yönünde hüküm tesis edildiğini, bu kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ E. █████████ Karar sayılı kararı ile onanıp kesinleştiğini, bu sebeple 2016, 2017, 2018, 2019, 2021 tarihli genel kurul toplantı ve kararlarının yok hükmünde olduğunu, müvekkilinin genel kurula katılma hakkının kısıtlandığını, █████/2016 tarihli genel kurul kararının yok hükmünde olduğunu, █████/2022 tarihinde davalı şirket merkezinde usule ve hukuka aykırı olağanüstü genel kurul toplantısı gerçekleştirildiğini, müvekkilinin alınan kararlara karşı muhalefet şerhi sunduğunu, müvekkilinin %45 oranındaki sermaye payının hak sahibi olduğu tarihten bu yana gasp edildiğini, yetkisiz kişilerce genel kurullar gerçekleştirildiğini, bu kurullarda usul ve yasaya aykırı kararlar ile halen pay devirleri gerçekleştirildiğini, bu kapsamda, 01.12.2016 tarihli genel kurul toplantısının kesinleşen mahkeme kararı ile yok hükmünde olduğunun tespit edilmesi ile birlikte davalı tarafından usulüne uygun yapılması gereken ve mahkeme ve yüksek mahkeme kararları ile yok hükmünde sayılan tüm genel kurulların da yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiğini, 28.12.2022 tarihli genel kurul toplantısında ise ''Şirket ortaklarımızdan ...’ in 596.000 TL sermaye karşılığı olan 23840 adet hissesi ...’ a devrinin onaylanmasına ve pay defterine işlenmesine, 3.352.500 TL pay sahibi ... vekilin olumsuz oyuna karşılık, 4.097.500 TL payın olumlu oyuyla, oy çokluğu ile kabul edildi, Şirket ortaklarımızdan sayın ...’ in 3.352.500,00 TL sermaye karşılığı olan 134100 adet hissesini ...’a devrinin onaylanmasına ve pay defterine işlenmesine, 3.352.500 TL pay sahibi ... vekilin olumsuz oyuna karşılık, 4.097.500 TL payın olumlu oyuyla, oy çokluğu ile kabul edildi, Şirket müdürlerinden ..., ...’ in müdürlükte azline, ... A grubu yetkili olarak, ... A grubu yetkili olarak, ... B grubu yetkili olarak, ... B grubu yetkili olarak, şirket müdürlerinden herhangi ikisinin şirket unvanı ve kaşesi altına atacakları müşterek imzaları ile 5 yıl süreyle temsil ve ilzam etmelerine, ... paya sahip ... vekilinin olumsuz oyuna karşılık, ... payın olumlu oyuyla, oy çokluğu ile kabul edildi..'' şeklinde kararlar alınmış olup bu kapsamda pay devri sonrası son ortaklık yapısı; ...: ... Adet Hisse ile 3.948.500,00 TL, ...: 5960 Adet Hisse ile 149.000,00 TL, ...: 134100 Adet Hisse ile 3.352.500,00 TL olarak belirlendiğini, davalı şirket ve hissedarlarının, hisseler üzerinde davacıyı saf dışı etmeye çalışarak –haksız olarak- serbestçe tasarrufta bulunabildikleri sürece halihazırda tescil edilen hak sahipliğimizden beklenen faydanın gerçekleşmesi de imkansız hale gelebileceğini, davacıya ait %45 sermaye payının tescilinin gerçekleştirilmiş olması kapsamında 01.12.2016 tarihli genel kurul toplantısının da yok hükmünde olduğu kesin mahkeme kararı ile tespit edildiğinden, bu tarihten sonra günümüze dek gerçekleştirilen tüm genel kurulların yok hükmünde olduğunu, bu doğrultuda davalının yetkisiz temsilcileri ile gerçekleştirilen 2016-2017-2018-2019-2021 tarihli tüm genel kurul toplantı ve kararlarının yok hükmünde olduğunu ileri sürerek, 28.12.2022 tarihinde gerçekleştirilen olağanüstü genel kurul toplantısı ile alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, 28.12.2022 tarihli olağanüstü genel kurul kararlarının usulüne uygun alınmaması sebebiyle tüm genel kurul kararı ile birlikte davalılar ... ile ... ve ... ile ... arasında yapılan pay devri işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespitine, davalı nezdinde tesis edilen tüm genel kurulların yok hükmünde olduğu sabit olduğundan yetkisiz temsilcilerle sermaye payının devrinin önlenmesi adına ilgililerin sorumluluktan kurtulmak adına yaptığı şirket paylarının devredilemeyeceğine ilişkin davalı şirket pay defterine ve ticaret sicil müdürlüğüne şerh düşülmesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davanın reddini istemişlerdir.İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARI ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince 18.12.2024 tarihli ara kararda özetle; "...Talep, TTK'nın 449. maddesi uyarınca davalı şirketin █████/2022 tarihli genel kurulunda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespiti istemli davada, genel kurul kararlarının yürütmesinin geri bırakılması istemine ilişkindir. TTK'nun 449. maddesi ''Genel kurul kararı aleyhine iptal veya butlan davası açıldığı taktirde mahkeme, YK üyelerinin görüşünü aldıktan sonra, dava konusu kararın yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir'' hükmünü içermektedir. Anılan madde de hangi hallerde bu geçici hukuki koruma kararı verileceği özel olarak düzenlenmediğinden, tamamlayıcı yorum kuralı olarak HMK'nın ihtiyati tedbire ilişkin hükümlerinin uygulanacağı BAM. kararlarıyla kabul edilmiş bir uygulamadır.HMK'nın 389. maddesi, "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." şeklindedir.Aynı yasanın 390/3 maddesi ise, ''Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; davacı, davalı şirketin █████/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunu belirterek dava açmıştır. Söz konusu genel kurulda pay devirlerinin onaylanması ve pay defterine işlenmesi ile şirket müdürlerinin şirketi temsili konularında karar alınmıştır. TTK nun 449.maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilmeden evvel YK üyelerinin görüşlerinin alınması yasal zorunluluk olduğundan yönetim kurulu üyelerinin görüşlerinin alınması için davetiye gönderilmiş ancak beyanda bulunulmamıştır. Alınan kararın niteliği itibariyle tedbir kararı verilmemesi halinde davacıların hakkını elde etmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden bahsedilmesinin dosyanın bulunduğu aşama itibarıyla mümkün olmaması, tedbir kararı verilmemesi halinde ciddi bir zararın doğacağına dair emarelerin de bulunmaması, iddiaların yargılamayı gerektirip yaklaşık ispat ölçüsünde bir kanaat mahkememizde oluşmaması nedeniyle davacının TTK 449 maddesi kapsamındaki talebinin reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir."gerekçesiyle, davacı tarafın TTK 449 maddesi uyarınca dava konusu genel kurulda alınan kararın yürütmesinin durdurulması talebinin reddine karar verilmiştir. Bu ara karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava dilekçesini aynen tekrarla, davada haklılığın yaklaşık ispatın ötesinde ispat olunduğunu, tedbir talebine konu tüm kararların yok hükmünde olduğunu, mübrez █████/2024 tarihli bilirkişi ek raporu ile yapılan inceleme neticesinde "Dava konusu genel kurullara çağrının yetkisi olmadığı düşünülen müdürler tarafından yapıldığının kabulü halinde söz konusu genel kurullarda alınan kararların yok hükmünde olduğu" kanaatine varıldığını, davalı şirkette evleviyette 3 müdür bulunduğunu, bu kişilerin ..., ... ve ... olduğunu, muris ... 2016 tarihinde vefat etmiş olup bu tarihten sonraki genel kurul yetkisiz müdürler ... ve ... tarafından yapıldığını, dava konusu edilen genel kurul toplantısı ile ...'un vefatı arasında geçen tüm genel kurul toplantıları da yetkisiz müdürlerce gerçekleştirildiğini, bu sebeple de diğer genel kurullar gibi, dava konusu genel kurul toplantısının yetkisiz müdürlerce gerçekleştirilmesi akabinde alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunu, önceki toplantılarda alınan kararlardan biri de müdürler seçimine ilişkin olup şirketin müdürler kurulunun hiç oluşturulmadığı ve devamında yapılan tüm toplantıların da her zaman yetkisiz müdürler tarafından düzenlendiği anlamına geldiğini, genel kurulu çağırma yetkisi müdürlere ait olup bunun için müdürler kurulunca alınmış geçerli bir kararın varlığı arandığını, ara kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve ihtiyati tedbir kararı verilmesine karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı şirketin 28.11.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, davalılar ... ve ... ile ... arasında yapılan pay devri işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespitine; istinaf, ihtiyati tedbir isteminin reddi ara kararına ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında ihtiyati tedbir talebinin reddine dair 18.12.2024 tarihli ara karar verilmiş; bu ara karara davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülen istinaf başvuru nedenleriyle ve kamu düzenine aykırılık yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı, davalı şirketin 28.11.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların yok hükümde olduğu, diğer davalılar arasında gerçekleşen pay devri işlemlerinin yok hükmünde olduğunun tespitini istemiş, ayrıca, pay devrinin önlenmesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesini istemiştir. Davalı şirketin 28.12.2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında; davalı ...'in 596.000 TL sermaye karşılığı olan 23840 adet hissesi davalı ...’a devrinin onaylanmasına ve pay defterine işlenmesine, 3.352.500 TL pay sahibi davacı ... vekilin olumsuz oyuna karşılık, 4.097.500 TL payın olumlu oyuyla, oy çokluğu ile kabul edildiği, yine davalı ...'in 3.352.500,00 TL sermaye karşılığı olan 134100 adet hissesini ...'a devrinin onaylanmasına ve pay defterine işlenmesine, 3.352.500 TL pay sahibi ... vekilin olumsuz oyuna karşılık, 4.097.500 TL payın olumlu oyuyla, oy çokluğu ile karar verildiği, şirket müdürlerinden ...'in müdürlükten azline, ... A grubu yetkili olarak, ... A grubu yetkili olarak, ... B grubu yetkili olarak, ... B grubu yetkili olarak, şirket müdürlerinden herhangi ikisinin şirket unvanı ve kaşesi altına atacakları müşterek imzaları ile 5 yıl süreyle temsil ve ilzam etmelerine, ... paya sahip ... vekilinin olumsuz oyuna karşılık, 163900 payın olumlu oyuyla, oy çokluğu karar verildiği görülmektedir. HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir. Yukarıda da belirtildiği üzere, tedbir talep eden taraf, davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır. Somut olayda, dava konusu 28.11.2022 tarihli genel kurul toplantısında onaylanan pay devri işlemlerinin durdurulması yönünden ihtiyati tedbir şartlarının bu aşamada oluşmadığı anlaşıldığından mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.KARAR
: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına, 3-İhtiyati tedbir talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.26.02.2025KANUN YOLU
: HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.