Hizmet tespiti davasında davalıya usulüne uygun tebligat yapılmaması nedeniyle savunma hakkı ihlal edilen hükmün eksik incelemeyle bozulması kararı.
Özet: Yüksek Mahkeme, bir hizmet tespiti davasında, yerel mahkemenin davalıya yapılan tebligatın, muhatabın adrese dönüp dönmeyeceğinin belirli olmaması nedeniyle Tebligat Kanununun 21. maddesine aykırı olarak usulsüz olduğuna, bunun davalının savunma hakkını kısıtladığına ve kamu düzenine ilişkin bu tür davaların eksiksiz ve resen araştırma gerektirmesine rağmen yetersiz inceleme yapıldığına hükmederek, usul ve yasaya aykırı bulunan ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur.

Mahkemesi
:İş MahkemesiNo
:391-36Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.Mahkemece, ilamında belirtildiği şekilde davanın kabulüne karar vermiştir.Hükmün, davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.Dava dilekçesi, davalı ...'e Tebligat Kanunu 21. maddesi uyarınca tebliğ edilmiş olup, tebligat evrakında “muhatap evde olmadığından, nereye gittiği tespit edilemediğinden”ibaresi yer almaktadır.Tebligat Kanununun 21'inci maddesine göre, muhatap veya adına tebligatı kabule kanunen yetkili kimseler adreste yok ise tebliğ imkansızlığının söz konusu olduğu bu durumda tebliğ memuru Tebligat Tüzüğü 28. maddesine göre soruşturma işlemini yapmalıdır. Zira Tebligat Kanununun 21'inci maddesine göre kapıya yapıştırma tarihinin tebliğ tarihi kabul edilebilmesi için muhatap sadece tebligatın yapılacağı sırada adreste bulunmamalı ve fakat tevziat saatlerinden sonra o adrese geleceği belirli olmalıdır. (HGK. 13.10.1965 tarih ve 2/793-360; 16.09.1981 tarih ve 7/2371-604) Bu durumda davalı ...'e yapılan tebliğ işlemi “muhatabın tevziat saatinden sonra adrese dönüp dönmeyeceği” anlaşılamadığından usulsüzdür.Yargılamanın sağlıklı bir biçimde sürdürülebilmesi, iddia ve savunma ile ilgili delillerin eksiksiz toplanıp tartışılabilmesi davanın süratle sonuçlandırılabilmesi, öncelikle tarafların yargılama gününden haberdar edilmesi ile mümkündür. Kişinin hangi yargı merciinde duruşmasının bulunduğunu, hakkındaki iddia ve isnatların nelerden ibaret olduğunu bilebilmesi, usulüne uygun olarak tebligat yapılması ile sağlanabilir. Anayasanın 36. ve HMK.'nun 27 (mülga HUMK’nun 73.) maddelerinde çok açık bir şekilde vurgulanan temel kurala göre; mahkeme, tarafları dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hükmünü veremez. Bu bakımdan davetin ve bunun yazılı şeklinin (davetiyenin) davadaki önemi büyüktür. Asıl olan tarafların huzurunda yargılamanın yürütülmesi olmakla birlikte, hukuk mahkemelerinde, taraflar yargılamaya katılmasalar bile mutlaka dava ve duruşmadan haberdar edilmelidirler. Duruşmaya gelinmese dahi ilgilinin yokluğunda davaya devam edilip karar verilmesine usulün olanak tanıdığı hallerde, açıklanan biçimdeki uyarıyı taşıyan davetiyenin tebliğ edilmesinden ve yasaya uygun biçimde taraf teşkilinin tamamlanmasından sonra işin esasına girilmesi, deliller toplanarak bir sonuca ulaşılması gereklidir. Değinilen işlemleri nedeniyle tebligat, bilgilendirme yanında, belgelendirme özelliği de bulunan bir usul işlemidir. Bu nedenle tebliğ ile ilgili 7201 sayılı Tebligat Kanunu ve Tüzüğü hükümleri tamamen şeklidir. Kanun ve Tüzüğün amacı, tebliğin muhatabına ulaşması, konusu ile ilgili olarak kişilerin bilgilendirilmesi ve bu hususun belgeye bağlanması olup, kanun ve tüzük hükümlerinin en ufak ayrıntılarına kadar uygulanması zorunludur.Diğer taraftan, somut olayda Mahkemece verilen hüküm eksik inceleme ve araştırmaya dayalıdır.Davanın yasal dayanağı, 506 sayılı Yasanın 79. maddesi olup, bu tür davaların kamu düzenine ilişkin bulunmaları, sigortalılığın zorunlu kişiye bağlı ve devredilemez bir hak olması nedeniyle özel bir duyarlılıkla araştırma yapılarak deliller resen toplanmalıdır.Mahkemece yapılması gereken iş, öncelikle, davalı ...'e usulüne uygun bir şekilde dava dilekçesinin tebliğini sağlamak, göstereceği delilleri toplamak, davalı ...'in temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü davacının kendi nam ve hesabına çalışması bulunduğuna ilişkin iddiaları yöntemince araştırmak ve tüm deliller toplandıktan sonra hasıl olacak sonuca göre karar vermekten ibarettir.Mahkemece; yukarıda açıklanan maddi ve hukuki ilkeler gözetilmeksizin, dava dilekçesi davalıya usulünce tebliğ edilerek taraf teşkili sağlanmadan ve davalının savunma hakkı ortadan kaldırılarak eksik araştırma neticesi hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.O halde, davalılar vekillerinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.SONUÇ
:Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, temyiz harcının istek halinde davalılardan ...'e iadesine, 31.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.