Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesinin kooperatif genel kurulunun toplantı nisabı ve vekalet usulsüzlükleri nedeniyle arsa satış kararının iptali istinaf incelemesi.
Özet: Davacılar, davalı kooperatifin 11.06.2022 tarihli genel kurulunda alınan arsa satış yetkisi kararının, toplantı nisabının sağlanmaması, hazirun listesinde usulsüzlükler (ölü veya vekalet vermemiş kişilerin katılmış gibi gösterilmesi), oylama usulü eksiklikleri ve kooperatifin ana sözleşmesinde satış yetkisi bulunmadığı gerekçeleriyle yok hükmünde sayılması veya iptali istemiyle dava açmış; davalı ise toplantının usulüne uygun yapıldığını, nisabın sağlandığını, vefat eden üyenin bildirilmediğini ve ana sözleşmede satış yetkisi bulunduğunu savunmuş, istinaf aşamasında bazı davacılar davadan feragat etmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(K A R A R I K A L D I R A R A K
Y E N İ D E N E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
:
MAHKEMESİ
: Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ
: █████/2023
ESAS-KARAR NUMARASI
: ███████ E., ████████ K.
DAVACILAR
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
Davalı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352'nci maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:
Davacılar vekili; müvekkillerinin üyesi olduğu davalı kooperatifin 11.06.2022 tarihli genel kurulunun 8. maddesinde kooperatif arsasının m²'si 200 TL.'den az olmamak üzere satışı konusunda yetki verilmesine dair 5 red oyuna karşılık oy çokluğu ile karar alındığını, Kooperatifler Kanununa göre genel kurulun geçerli olması için toplam üyelerin 1/4'ünden fazlasının genel kurulda bulunmasının gerektiğini, buna göre kooperatifin üye sayısı 181 olduğundan genel kurul azami toplantı nisabı 181/4+1 olan 47 üyenin genel kurulda hazır olması gerektiğini, genel kurul tutanağında ise 25 asil ve 22 vekaleten üyenin hazır bulunduğu ve toplantı üye sayısının 47 olduğunun yazdığını, genel kurulda hazirun listesinde bazı üyeler katılmamış olmalarına rağmen katılmış gibi gösterildiklerini, yine bazı üyeler vekalet vermemiş olmalarına rağmen sahte veya hiç olmayan vekaletlerle genel kurulda hazır bulunduğunun belirtildiğini, genel kurula vekalet vererek katıldığı belirtilen üyelerden ...'nun genel kuruldan aylar önce vefat ettiğini, yine vekalet vermiş görünen müvekkili ...'in herhangi bir vekalet vermediğini, müvekkilinin aynı zamanda vekaleten başka üyeyi temsil etmiş göründüğünü, davaya konu genel kurula ilişkin hazirun tutanağında bulunan ve genel kurula katıldığı belirtilen üyelerin vekaletnameleri araştırıldığında ve gerekli görülmesi halinde tanık olarak dinlenmeleri halinde genel kurul nisaplarının teşkil etmediğinin ve dolayısıyla alınan kararların yok hükmünde olduğunun ortaya çıkacağını, yapılan oylamada kooperatife ait arsanın bilgilerinin dahi yazılmadığını, oylamaya kaç kişinin katıldığı, kaç oyun kabul, kaç oyun red olduğunun yazılması gerektiğini, kooperatifin amaçları içerisinde satış bulunmadığını, bu sebeple arsa satışı yapamayacağını ileri sürerek, davalı kooperatifin 11.06.2022 tarihli genel kurulunun ve bu genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun tespitine, mümkün olmaması halinde ise yasal şartları sağlayamaması nedeniyle ilgili genel kurulun ve bu genel kurulda alınan kararların iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... vekili 23.05.2025 tarihli dilekçesiyle adı geçen davacılar yönünden davadan feragat ettiklerini açıklamıştır.
Yine davacı ... vekili istinaf aşamasında sunduğu 19.02.2025 tarihli dilekçesinde davadan feragat ettiklerini belirtmiştir.
Davalı vekili; davacı ...'ün kooperatif üyesi olmadığını, davanın bir aylık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacıların hiçbirinin muhalefet şerhi olmadığını, davacıların hepsinin usulüne uygun şekilde genel kurula çağrıldıklarını, davacılardan ...'in davaya konu genel kurulun divan başkanı olduğunu, hazirunu imzalamak, genel kurul tutanağını düzenlemek, genel kurulun işleyişi ve sorumluluğu davacının başkanlığındaki divana ait olup divan başkanının başkanlık ettiği genel kurulun yok hükmünde olduğu iddiasının abestle iştigal olduğunu, ayrıca genel kurulun hükümet komiserlerinin gözetiminde yapıldığını, davacılar ..., ..., ..., ..., ... asıl olarak, ... vekaleten toplantıya katıldığını, muhalefet şerhi bildiriminde bulumadıklarını, davacılar ..., ..., ... ve ...'ın ise çağrılmalarına rağmen genel kurula katılmadıklarını, üye ...'nin vefatı müvekkili kooperatife bildirilmediği gibi çağrı kağıdı ve vekaletname örneğinin vefat eden kişi tarafından teslim alınmış göründüğünü, mirasçılarının ana sözleşmenin 16. maddesi gereğince kooperatife bildirimde bulunmadıklarını, ayrıca mirasçıların vefatı da bildirmediklerini, kişinin halen kayıtlarda vefat etmiş görünmediğini, kooperatifin vefatı bilmesi ve öngörmesinin mümkün olmadığını, davacı ...'in genel kurula katılmış ve vekaleten ...'nu temsil etmiş göründüğünü, sonuç olarak çağrı, toplantı tutanağı usul ve yasaya uygun olup toplantı nisabının sağlandığını,
Müvekkiline ait zeytinlik tarla vasfındaki arsanın satış yetkisinin değişik 19.10.1990 tarihli ana sözleşmenin 6/4 ve 23/9 maddelerinde mevcut olduğunu,1989 yılından bu yana kooperatifin gündemi bu arsanın satışı olup 2012 yılından bu yana yapılan tüm genel kurullarda satış yetkisinin kabul edildiğini, bu genel kurullarda davacıların yönetim kurulu üyesi, denetim kurulu üyesi, divan başkanlığı, divan katipliği görevlerinde bulunduklarını, hatta davacıların alıcı bulabileceklerini yönetime ileten kişiler olduklarını,
Kooperatifin tek arsası olduğundan ayrıca ada ve parsel bilgilerinin yazılmasının gerekli olmadığını, bu hususun 23.09.2022 tarihli 2022/5 sayılı Genelge'de düzenlendiğini, 19 hektarlık zeytinlik arsa yıllardır doğal SİT alanı içerisinde kalmakta iken daha sonra sadece 8 hektarı turizm alanı ilan edilerek Kültür ve Turizm Bakanlığı yetkisi içerisine girdiğini, ancak 05.06.2022 tarihli 31857 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile zeytinlik arsanın turizm alanı olan kısmını da kapsayacak şekilde Çevre ve Şehircilik İklim Değişikliği Bakanlığının doğal SİT nitelikli koruma alanı ilan ettiğini ve ada, parsel numaralarının değiştiğini, bu karara itiraz edilmişse de, 11.01.2023 tarih ve 5507471 sayılı cevapla bölgenin bakanlık oluru ile doğal koruma alanı ilan edildiği ve yapılabilecek herhangibir işlem olmadığının bildirildiğini,
Tapu Genel Müdürlüğü'nce gerekli inceleme yapılarak kooperatifin zaten satışa elverişli tek yeri olduğundan ve yönetimin yıllardır genel kurulda satış yetkisi olduğundan satışın gerçekleştiğini,
Savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk derece Mahkemesince; "Tüm dosya kapsamı, dava, cevap, kooperatif kayıt ve belgeleri ile hükme yeterli bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinden; davalı kooperatifin kayıtlı 181 üyesi bulunduğu, KK'nun 45. Maddesi ile ana sözleşmenin 33. Maddeleri gereğince bu ortak sayısının 1/4 ü olan 46 ortağın asaleten yada vekaleten katılımı ile toplantı yapılabileceği, yani toplantı nisabının 46 üyeyi gerektirdiği, ancak bilirkişi incelemesi neticesinde ortak ... ölü olduğu ve adına vekaleten katılındığından vekaletin geçersiz olduğu, yine ...'a, ..., ... ile ... adına vekaleten katılanların vekaletlerinin geçersiz olduğu anlaşılmakla, bu 6 üyenin de toplantıya katılmadığı nazara alındığından toplantının 41 üye ile yapıldığı ve kanun ve ana sözleşme hükümüne göre bu sayının toplantı için zorunlu nisabı yani 1/4 sağlamadığı ve bu haliyle kanunu emredici hükümüne aykırı olarak nisap sağlanmadan yapılan genel kurulun toplantısının ve de alınan batıl olduğu anlaşılmıştır.
Bu nedenle davacıların tamamının toplantıya katılmadıkları, katılanlarında kararlara muhalefet şerhi koymadıkları gibi Kooperatifler Kanununun 53. maddesi gereğince 1 aylık hak düşürücü süre içinde iş bu davayı açılmadıkları anlaşılmış ise de; aynı Kanun'un 45/2. maddesinin "Genel kurul sözleşmede gösterilen şekil ve surette toplantıya çağrılır. Toplantı nisabı sözleşmede gösterilir. Ancak yapı kooperatiflerinin genel kurul toplantısında ortakların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen hazır bulunmaları şarttır." hükmünü ve anasözleşmenin 33. Maddesinin, "Genel kurulun toplanabilmesi ve gündemdeki konuları görüşebilmesi için, kooperatife kayıtlı ortaklardan genel kurula katılma hakkına sahip olanların en az 1/4'ünün şahsen veya temsilen toplantıda hazır bulunması gerekir.'' şeklindeki emredici nitelikte hükümler karşısında, bu hükümlere aykırılık teşkil eden genel kurul kararlarının, BK'nın 19 ve 20. maddeleri hükümleri karşısında mutlak butlanla batıl oldukları ve batıl hükmünde olan kararlar, baştan beri hüküm ifade etmeyecekleri ve bunların batıl olduğunun tespiti için açılacak davalarda genel kurulda muhalefette bulunmuş olma şartı aranmayacağı gibi, bir aylık hak düşürücü süre içinde açılmış olmaları da dinlenmeleri yönünden zorunlu olmadığı nazara alınarak davanın sürede açıldığı ve ön koşullarının gerçekleştiği kabul edilerek, yasanın emredici hükümlerine aykırı genel kurulun iptaline karar vermek gerekmiştir. (Yargıtay 23 HD 09.12.2019 tarih ve █████████ █████████ K )
Genel kurulun toplantı nisabına uyulmadan toplanması nedeniyle aldığı kararlarında batıl olduğu nazara alınarak davacıların diğer itiraz nedenlerini incelenmesine gerek kalmamıştır.
Ayrıca davalı kooperatif kayıtlarına göre davacı ...'ün kooperatif üyesi olmadığı, yine yönetim ya da denetim kurulu üyesi olmadığından dava açma ehliyeti bulunmadığından bu davacı yönünden davanın aktif husumet ehliyeti yokluğundan usulden reddi gerekmiştir." denilerek, davacı ...'ün davasının aktif husumet ehliyeti bulunmadığından usulden reddine, diğer davacıların davalarının kabulü ile davalı kooperatifin 11.06.2022 tarihli genel kurulunun ve alınan kararların yoklukla batıl olduğunun tespitine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İlk derece Mahkemesince davacıların dürüstlük kuralına ve iyiniyet esaslarına aykırı davrandıklarını ve hakkın kötüye kullanımının korunamayacağının dikkate alınmadığını, davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'in bizzat toplantıya katıldıklarını ve muhalefet şerhi vermediklerini, bu kişilerin bizzat toplantıya geldiklerini, kabul oyu verdiklerini ve kararların oybirliği ile alındığını, ..., ..., ... ve ...'ın toplantıya katılmadıklarını, BK'nın 19 ve 20. maddelerinin uygulanabilmesi için öncelikle MK'nın 2 ve 3. maddelerinin gözetilmesi gerektiğini, toplantıya bizzat katılan ve kabul oyu veren davacıların ve yine usulüne uygun çağrıya rağmen toplantıya katılmayan davacıların 6 ay sonra dava açmalarının dürüstlük kuralına ve iyiniyet esaslarına aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda da toplantıya katılanların muhalefet şerhi olmadığı, bu nedenle davanın 1 aylık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığı belirtildiği halde davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Müvekkili kooperatifin 1978 yılında kurulmuş olup kuruluşundan itibaren ilk 11 yıl konut yapımı için uğraşıldığını, ancak yeterli çoğunluk ve üyelik bedeli toplanamadığından 06.11.1990 tarih ve 2645 sayılı Ticaret Sicil Gazetesinde ilan olunan ana sözleşme değişikliği ile kooperatife ait zeytinlik tarlanın satış yetkisinin eklendiğini, 1989 yılından bu yana genel kurullarda tarlanın satışı dışında başka bir faaliyet konusunun gündeme gelmediğini, tarlanın satışından sonra yapılan 27.11.2022 tarihli olağanüstü genel kurulda da satışa icazet verildiğini, 30.04.2023 tarihli genel kurulda da satış bedelinin ortaklara hisseleri oranında dağıtılmasının kabul edildiğini, şu ana kadar 134 üyenin İBAN bilgilerini bildirdiğini, kalan 50 kişi içinde vefat edenlerin mirasçılarına ulaşılmaya çalışıldığını,
Kooperatife ait 19 hektarlık zeytinlik tarla doğal sit alanı içerisinde kalmakta olup zeytincilik ve tarımsal faaliyet dışında inşaat vb. faaliyette bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını, üyelerin üyelik aidatı artışını dahi kabul etmediklerini, kaldı ki davacıların hepsinin aidat borcu bulunmakta olup aidatlarını ödemeksizin dava açtıklarını,
47 yıllık müvekkili kooperatifin, Kooperatifler Kanununun 81/7. maddesi uyarınca amacına ulaşma imkânı bulunmadığının ilgili bakanlıkça tespiti ve mahkeme kararı ile dağılma riski ile karşı karşıya olduğunu, yargılamanın bu süreçlerden kopuk ve gerçeklikten uzak bir şekilde iyiniyet esasları gözetilmeksizin yapıldığını ve davacıların kötüniyetli olduğunun dikkate alınmadığını, davacıların bir kısmının bedeli az bulan ya da satışı bizzat yapmak isteyen bir grup eski yönetici ve üyelerden oluştuğunu, davacı ...'in dava konusu genel kurulun divan başkanı olduğunu,
Kaldı ki son 10 yıldır çoğu zaman satış yetkisinin oybirliği ile alındığını, genel kurul kooperatifin en üst temsil ve karar organı olup çoğunluk iradesinin azınlık hakları karşısında işlevsel olabilmesi ve hakkaniyetin korunabilmesi için satıştan sonra verilen icazetlerin kabul edilmesi gerektiğini,
Çoğu üyenin satış bedelinin dağıtılmasını ve yarım asırlık kooperatifin kapatılmasını istediğini, ancak eski yönetimde yer alan, Ankara'da ikamet ettikleri için çoğu genel kurula katılan ve süreci iyi bilen davacıların çoğunluk iradesine saygı göstermediğini, 172 üyeyi maddi olarak zarara uğrattıklarını, satış bedeli 40.000.000,00 TL'den vergisel yükümlülükler düşüldüğünde hisse başına ortalama 175.000,00 ila 180.000,00 TL arasında bir bedel çıktığını, 11 kişinin açtığı davalar olmasaydı Aralık 2022'de ortaklık bedellerinin dağıtılacağını,
Vefat eden ...'nun vefatının müvekkili kooperatife bildirilmediğini, ... gönderi takip sisteminde çağrı kağıdı ve vekaletname örneğinin vefat eden kişi tarafından teslim alınmış görünmekte olduğunu, ana sözleşmenin 16. maddesi gereği mirasçıların vefatı kooperatife bildirmediklerini, halen kayıtlarda bu kişinin vefat etmiş görünmediğini,
Toplantı nisabının yanlış hesaplandığını, 181 ortağın 1/4'ü 45,25'e karşılık gelmekte olup, Kooperatifler Kanununun 46. maddesinde yuvarlama ile ilgili bir düzenlemeye yer verilmediğinden 42,25 sayısının 46 olarak hesaplanmasının matematiksel olarak doğru olmadığını, virgülden sonraki sayı 2 olduğundan sayının 45 olarak kabul edilmesi gerektiğini, toplantı nisabının 46 olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını,
Vekaletnamelerde vekil eden ve vekil olan yerlere ters imza atılmakla birlikte kimin vekil tayin edildiği ve vekaleti veren kişinin üye numarası açıkça yazılı olduğundan vekaletnamelerin geçerli olduğunu, mahkemece vekaletname metni dikkate alınmaksızın sadece imza kısmı dikkate alınarak vekaletnamelerin geçersiz sayılmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu,
Bilirkişi raporunda da vekalet veren kişilerin beyanının alınabileceği ve daha sonra da imza incelemesi yapılabileceği belirtilmiş olup mahkemece bu durumun dikkate alınmadığını, vekaletname içeriklerinden temsil yetkisi anlaşılır olduğundan 4 vekaletname geçerli olup, kalan 3 vekaletname geçersiz sayılsa dahi 45 kişi olarak toplantı nisabının sağlandığını,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
:
1-Dava, davalı kooperatifin 11.06.2022 tarihli genel kurulunun yok hükmünde olduğunun tespiti, aksi halde iptali istemine ilişkindir.
Davacılar vekili Av. ... tarafından sunulan 23.05.2024 tarihli dilekçelerde, davacılar ..., ..., ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ... yönünden davadan feragat edildiği; yine davacılar ... ve ...'ün kendisini azlettiği belirtilmiş, Dairemizin geri çevirme kararı üzerine eksik vekaletname ve azil belgeleri sunulmuştur.
Av. ... azleden ve hakkındaki dava reddedilen davacı ...'e Dairemizin geri çevirme kararı doğrultusunda gerekçeli karar ve davalı vekilinin istinaf dilekçesi tebliğ edilmiş, istinaf/katılma yoluyla istinaf yoluna başvurulmamıştır.
Yine ... vekili Av. ... tarafından, 19.02.2025 tarihli davadan feragat dilekçesi sunulmuştur.
Davacılar vekillerinin vekaletnamelerinde davadan feragat yetkilerinin bulunduğu görülmüştür.
HMK'nın 5. kısım 3. bölümünde yer alan ve davaya son veren taraf işlemlerinden olan feragat, 6100 sayılı HMK'nın 311/(1). maddesi hükmü uyarınca, kesin hüküm sonuçlarını doğurduğu gibi, aynı Kanun'un 309/(2). maddesi uyarınca karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır. Öte yandan, aynı Kanun'un 310/1. maddesi uyarınca davadan feragat karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Bu durumda Dairemizce, davacılar vekillerinin karar kesinleşmeden önce, istinaf aşamasındaki davadan feragati nedeniyle, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın feragat nedeniyle reddine ilişkin yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
2-Kararın niteliğine göre, davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
KARAR :
Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere
:
I-Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.05.2023 tarih ve ███████ E., ████████ K. sayılı kararının kaldırılmasına ve aşağıdaki gibi YENİDEN ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
"1-Davanın feragat nedeniyle REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu uyarınca davacı tarafça yatırılması gereken 59,30 TL. karar ve ilam harcının, peşin olarak yatırılan 31,40 TL'den mahsubu ile kalan 27,90 TL'nin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 2/(3). maddesi uyarınca 30.000,00 TL. vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, karar kesinleştiğinde gider avansından harcanmayan kısmın davacılara iadesine,"
II-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusu ile ilgili herhangi bir karar verilmesine yer olmadığına,
III-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
IV-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dair, 05.03.2024 tarihinde, HMK'nın 361/(1). maddesi uyarınca, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde, Dairemize veya temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut İlk derece Mahkemesine verilebilecek dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyizi kabil olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi. (GK Yazım Tarihi: █████/2025)
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!