Denizli Bölge Adliye Mahkemesinin trafik kazası sonucu ağır cismani zarar gören mağdurun maddi ve manevi tazminat talebine ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı vekili, müvekkilinin 19.08.2014 tarihinde bir trafik kazasında ağır yaralanması, vücudunda kırıklar oluşması ve %19 oranında engelli hale gelmesi nedeniyle sürekli tedavi görmesi ve kalıcı hasar oluşması üzerine; kazadan sorumlu sürücü, araç sahibi ve sigorta şirketinden, kaza tespit tutanağının yanlı olduğunu belirterek, tedavi giderleri, iş gücü kaybı ve manevi tazminat talebiyle maddi ve manevi tazminat davası açmış, başlangıçta talep ettiği 2.040 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminat miktarını bilirkişi raporuna göre artırma hakkını saklı tutarak, bu taleplerin karşılanmasını istemiştir.

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ....
KARAR TARİHİ
: █████/2025
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ...
ÜYE
: ...
ÜYE
: ..
KATİP
: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ....
DAVACI
:...
VEKİLİ
: Av....
DAVALILAR
: 1-
2-...
VEKİLİ
: Av.
DAVANIN KONUSU
: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
G.KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı.... vekili ve davalılar..... vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; 19.08.2014 tarihinde davalılardan ... ait.....plakalı aracı davalılardan ....., Emniyet Müdürlüğü karşısı, Mh.den istikametine doğru sevk ve idare ederken; yaya yolundan geçmekte olan müvekkili .....e hızla çarparak sürüklenmesine neden olduğunu, bu kaza neticesinde müvekkilinin ağır yaralandığını ve vücudunda kırıklar oluştuğunu, müvekkilinin bilgisi dışında ......Polis Merkezi Amirliğince düzenlenen kaza tespit tutanağı ve olay yeri basit krokisi, davalının kendi lehine olarak beyanlarına dayanarak yazıldığını ve çizildiğini, Mahkemece yapılacak bilirkişi incelemesi ile bu durumun aydınlığa kavuşacağını, yaralanan müvekkilinin kaza sonrasında........ Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinde yapılan ilk muayenesinde basit tıbbi müdahale ile giderilemeyecek derecede vücudunun çeşitli yerlerinde kırıklar ve şekil bozuklukları olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin kazadan sonra yaklaşık 1,5 senedir tedavisinin sürekli olarak devam ettiğini ve büyük acılar çektiğini, sol omuz kısmına yerleştirilen platin neticesinde bir süre yatağa mahkum bir şekilde gündelik işini bile yapamaz halde yatmak zorunda kaldığını, 20.08.2015 tarihinde .... Üniversitesi Sağlık Araştırma ve Uygulama Merkezi Engelli Sağlık Kurulu raporunda da görüleceği üzere müvekkilinin kazaya bağlı olarak %19 oranında özür durumunun ortaya çıktığını, sürücüsü .... işleteni ..... olan .... Plakalı aracın .... nolu ZMMS poliçesi ... tarafından yapılmıştır. 2918 sayılı KTK'nın 85. Maddesi gereğince; .... plakalı aracın sürücü olan .... kusuru, kusursuz sorumluluk ilkesi çerçevesinde işleten .... ve ZMM sigortasını yapan ..... A.Ş.'nin üstlendiğini, bu yargılama konusu kazada müvekkilinin ağır şekilde yaralandığını ve hayat fonksiyonlarını ağır şekilde etkileyecek şekilde birçok kemiğinin kırıldığını, kaza neticesinde müvekkilinin malul ve sol kolunu zor kıvırır hale geldiğini, ayrıca müvekkilinin iyileşme sürecinde sonrasında .... Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesinde tedavi gördüğünü ve görmeye devam ettiğini, buna ilişkin hastane masrafı, yol ve yeme içme masrafları gibi bir takım belgelendirilmiş olsun olmasın tedaviye bağlı sair giderleri ve SGK tarafından karşılanmayan bu sebeple KTK 98 dışında kalan tedavi giderleri mevcut olup; maddi tazminat kapsamında olan bu zararlardan tüm davalılar müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin kaza neticesinde ağır yaralanması sebebiyle derin acı ve ızdırap duyduğunu ve hala da duyduğunu, zira sol omuz kısmına yerleştirilen platin neticesinde kolu zor bir şekilde kıvrıldığını, TBK 56. maddesi gereğince kaza neticesinde ağır yaralanan müvekkilinin oluşan manevi zararının giderilmesi gerektiğini, müvekkilinin hayatının geri kalanında gereksiz yere kolunun ve omzunun aci ve elemini yaşayacağı, eksikliğini hissedeceğinin aşikar olduğunu, söz konusu zarardan işleten ve sürücü müteselsilen sorumlu olduğunu, müvekkilinin yaşadığı cismani zararlar ve tedavi giderlerinin karşılanabilmesi ve duymuş olduğu acı ve elemin bir nebze olsun giderilebilmesi için dava açılması zorunluluğu doğduğunu, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla yapılacak bilirkişi hesaplaması neticesinde müvekkilinin ortaya çıkacak olan ve tazminatı ve KTK 98 dışında kalan tedaviye bağlı sair tüm giderlerden oluşan gercek maddi zararını talep etme haklarını saklı tutarak; şimdilik toplam 2.040 TL'lik maddi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile müvekkiline ödenmesine, kaza neticesinde ağır yaralanan ve bu sebeple elem ızdırap duyan müvekkili için 30.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte .... dışındaki tüm davalılardan tahsili ile müvekkillerine ödenmesine, dava masrafları ile vekâlet ücretinin ayrı ayrı davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili bedel arttırım dilekçesi ile, müvekkilinin her türlü alacak ve tazminat hakkına ilişkin fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla, █████/2024 tarihli raporda hesaplandığı üzere; dava dilekçelerinde, 500,0 TL olarak belirtmiş oldukları geçici iş göremezlik tazminat alacağını, █████/2024 tarihli bilirkişi raporuyla hesaplandığı üzere 1.121,4 TL yükselterek 1.621,40 TL'nin (fazlaya ilişkin her türlü hakları ve alacak saklı kalmak kaydıyla - faiz ve masraflar hariç) kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, 500,0 TL olarak belirtmiş oldukları kalıcı iş göremezlik (işlemiş aktif dönem -işleyecek pasif dönem) tazminat alacağını, █████/2024 tarihli bilirkişi raporuyla hesaplandığı üzere 163.834 TL yükselterek 164.334 TL'nin (fazlaya ilişkin her türlü hakları ve alacak saklı kalmak kaydıyla - faiz ve masraflar hariç) kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, 1.000,0 TL olarak belirtmiş oldukları kaçınılmaz tedavi giderleri/ masraflarına ilişkin alacağını, █████/2023 tarihli ATK raporuyla hesaplandığı üzere 3.000 TL yükselterek 4.000 TL'nin (fazlaya ilişkin her türlü hakları ve alacak saklı kalmak kaydıyla - faiz ve masraflar hariç) kaza tarihinden itibaren faiziyle birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri (ihtarname bedeli, arabuluculuk vekalet ücreti ve benzeri her türlü yargılama gideri) ve vekâlet ücretlerinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın 19.08.2014 tarihinde, .... plakalı aracın karıştığı iddia edilen, kaza sonucu davacının yaralanmış olması sebebi ile, maddi tazminat talepli bu davayı açtığını, kazaya karışan .... Plakalı aracın 07.07.█████████ vadeli .... numaralı Zorunlu Mali Mesuliyet Sigorta Poliçesi ile müvekkili şirkete sigortalı olduğunu, poliçede verilen şahıs başı sakatlığın azami teminat tutarının 268.000-TL olduğunu, poliçede teminat limitinin gösterilmesinin bu rakamın mutlak surette ödeneceği anlamına gelmeyeceğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun, Karayolları Trafik Kanunu ve Poliçe Genel Şartları gereğince “ Karayolu ”nda meydana gelen zararların azami poliçe teminat limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararın tazmini ile sınırlı olduğunu, maluliyet olmaması veya maluliyet ile dava konusu kaza arasında illiyet bağının sözkonusu olmadığının tespiti halinde huzurdaki davanın reddine, aksinin kabulü halinde ise, sorumluluğun azami poliçe teminatı ile sorumlu tutulmasına, faize yönelik talebin reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine, müvekkili şirket aleyhine kısmi kabul olması halinde yargılama giderleri ve avukatlık ücretinde de orantı kurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ..... vekili cevap dilekçesinde özetle; haksız ve dayanaksız davanın reddini talep ettiklerini, davalı müvekkili .... kazanın oluşumda atfedilebilecek hiçbir kusuru olmadığını, kazanın olduğu yerin çift şeritli bölünmüş şehirler arası yol olduğunu, davacı .......'in yaya olarak K.T.K. 68. maddede belirtilen " taşıt yolunun karşı tarafına geçmek isteyen yayaların taşıt yolunu yaya ve okul geçidi ile kavşak giriş ve çıkışları dışında herhangi bir yerden geçmeleri yasaktır. " hükmüne rağmen yaya geçişine müsait olmayan, karşıda demir bariyerlerin mevcut olduğu bir yerden çapraz şekilde taşıt yolunu geçmeye çalıştığını, davacı .......'in yapılan muayenesinde, kaza ile ilgisi olmayan şekilde " sol omuzda şekil bozukluğu " var olduğu tespitinin yer aldığını, kaza öncesi omuzda var olan sabit şekil bozukluğunu bu kaza ile ilişkilendirmenin haksız olduğunu, manevi tazminatın zenginleşme aracı olarak görülmemesi gerektiğini, her iki tarafın da ekonomik ve sosyal durum araştırması neticelerinin dikkate alınması ile talep edilen tazminat miktarının fahişliğinin ortaya çıkacağını, davacı tarafın davalıların hiçbir şekilde kendisi ile ilgilenmedikleri iddiasının da gerçeği yansıtmadığını, bu davanın davalı müvekkili ....bakımından husumet yokluğu nedeni ile reddine; toplanacak delillere göre haksız ve dayanaksız davanın esastan reddine; yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
İlk derece mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; ". dosyada aşamalarda alınan kusur raporlarında kaza tarihinde yaya olan davacının alkollü oluşu kusur tespitinde dikkate alınmış olup bu nedenle kendisine %50 kusur atfedilmiş olmakla müterafik kusur indiriminde dikkate alınmasına gerek olmadığı kanaatine varılarak kalıcı iş göremezlik ve tedavi gideri yönünden açılan 164.334,00 TL kalıcı iş göremezlik, 4.000,00 TL tedavi giderine ilişkin maddi tazminatının kabulüne, kusur oranları ile meydana gelen trafik kazası sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesi amacıyla hak ve nesafet kuralları çerçevesinde davacı için talep edilen 20.000,00 TL manevi tazminatın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı .....vekili istinaf başvuru dilekçesinde; dava kısmi dava olup, ıslah ile artırılan kısım için zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekmekte iken, davanın kabulüne karar verilmesinin yerinde olmadığını, davacının belirsiz alacak davalarında geçerli olan bedel artırım dilekçesi sunmasının mümkün olmadığını, davacının sunduğu dilekçe ıslah dilekçesi hükmünde olduğunu, ıslah ile artırılan kısmın zamanaşımına uğradığını, davaya konu kazanın █████/2014 tarihinde meydana geldiğini, yaralamalı kazalarda, uzamış ceza zamanaşımı süresi 8 yıl olduğunu, ceza zamanaşımı süresinin █████/2022 tarihinde dolduğunu, zaman aşımı süresi dolduktan sonra ıslah ile artırılan kısım için davanın zaman aşımı itirazları sebebi ile reddi gerektiği sabit olmasına rağmen , mahkemece aksi yönde verilen kararın yerinde olmadığını, 10 yıllık süre, zararın ve sorumlunun tespit edilemediği durumlarda geçerli olduğunu, kazaya karışan aracın; sürücüsü, maliki ve trafik sigortacısı bilgisi kaza tarihi itibari ile net ve bilinebilir durumda olduğunu, davacının maluliyetine ilişkin ..... raporu █████/2019 tarihli olup , bu tarihten sonra 2 yıllık zaman aşımı süresi de ıslah tarihi itibari ile geçtiğini, bu sebeple davacının 10 yıllık zamanaşımı süresinden yararlanmasının mümkün olmadığını, mahkemenin zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu yönündeki tespitlerine kabul etmediklerini, zaman aşımı süresinin 10 yıl olduğu bir an için kabul edilse bile , ıslah ile artırılan kısım için 10 yıllık zaman aşımı süresini geçtiğini, Mahkemenin her türlü kararının gerekçeli olması gerektiğini, davanın kısmi dava olduğu bu sebeple , zaman aşımının sadece dava edilen kısım için kesildiği belirtilmiş olmasına rağmen , mahkemece bu yöndeki itiraz ve beyanlarına ne sebeple itibar edilmediğini gerekçe de açıklanmadığını, mahkemece hatalı olarak, ıslah ile artırılan kısım yönünden, ıslah tarihinden itibaren faize hükmedilmesi gerekirken dava tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu, mahkemece kaza tarihi itibari ile yürürlükte olmayan bir yönetmelik gereğince maluliyet belirlenmesinin yapıldığını, bu maluliyet raporuna göre alınan aktüer rapor esas alınarak karar kurulduğunu, kaza tarihinde geçerliliği olmayan; █████/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü kaybı oranı tespit işlemlerine göre maluliyet belirlemesinin yapıldığını, kararın bu yönü ile tamamen hatalı olduğunu, hükme esas alınan █████/2024 tarihli ek bilirkişi raporunda itirazlarının giderilmediğini, davacı kaza tarihi itibari ile pasif dönemde olması sebebi ile pasif dönem hesaplamalarının agi-vergiler hariç asgari ücrete göre yapılmasının gerektiğini, Aktüer raporunda TRH2010 yaşam tablosu ve Progresif Rant yöntemi uygulandığını, bu hususun kanun hükümlerine aykırı olup müvekkili şirket aleyhine fazla tazminat belirlenmesine sebep olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün beyanlarının dikkate alınmadığını, kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmediğini, davacı yayanın kaza esnasında alkollü olduğunu, dava konusu kazanın gerçekleşmesinde sigortalı araç sürücüsünün %50 kusurlu olduğunun belirlendiğini, bu hususa katılmadıklarını, davacının müterafik kusuru bulunduğunu, Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulaması gereği %20 oranında indirim uygulanması gerekmekte iken, davacının müterafik kusuru bulunduğunun nazara alınmamasının hatalı olduğunu, hükme esas alınan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda hesaplanan 8.000,00 TL tedavi giderlerini kabul etmediklerini, müvekkili şirketin tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, bu nedenlerle istinaf taleplerinin kabulü ile usul ve kanuna aykırı mahkeme kararının kaldırılmasını, davacının davasının reddini, yargılama giderlerinin ve istinaf masraflarının ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini istemiştir.
Katılma yoluyla istinaf eden davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesi ve istinafa cevap dilekçesi ile; davalı sigorta şirketi vekilinin kısmi davaya ilişkin iddialarının oldukça mesnetsiz olduğunu, davanın belirsiz alacak şeklinde açıldığı için de belirlenen tüm alacak miktarı açısından söz konusu zamanaşımının davanın açıldığı tarihte tümden kesildiğini, belirsiz alacak kapsamında sonradan belirgin hale gelen alacağın, bedel arttırım neticesindeki tamamı, davanın en başından talep edildiği usulen ve hukuken kabul edildiğini, bedel arttırım dilekçesiyle artırılan miktarda, zamanaşımına uğramadığını, uyuşmazlığa konu 19.08.2014 tarihli kazanın meydana gelmesinde yaya konumunda olan müvekkilinin hiçbir kusuru bulunmadığını, yerel mahkeme tarafından hatalı şekilde çelişkili rapora dayanılmak suretiyle tespit yapılarak %50 oranında müvekkiline kusur izafe edildiğini, davalı sigorta şirketinin faiz başlangıcı yönündeki mantıksız iddiaları dayanaksız olduğundan reddi gerektiğini, davalı sigorta şirketinin istinaf başvurusunun reddi gerektiğini, katılma yoluyla istinaf başvurusunda; yerel mahkemece tarafların kusur oranlarının yanlış tespit edildiğini, yerel mahkeme tarafından meydana gelen kazada tarafların kusur oranın tespiti için 01.10.2019, 30.10.2019, 03.02.2021, 07.12.2022 tarihli olmak üzere toplamda 3 adet kök ve 1 adet ek rapor tanzim edilmiş ise de söz konusu raporlar arasında oldukça çelişki bulunduğunu, yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan raporun ise kaza tespit tutanağı esas alınarak yapılan kusur değerlendirmesi olduğunu, ancak, kaza tespit tutanağı, somut olayı yansıtmadığını, kaza tespit tutanağı, müvekkilinin hastanede iken onun yokluğunda ve olay yeri görülmeksizin sadece davalı tarafın anlatımı ile karakolda çizildiğini, bu nedenle de, dosya üzerinden hazırlanan rapor değil de, keşif neticesinde hazırlanan bilirkişi raporunun hükme esas alınması gerektiğini, yaya konumunda olan müvekkilinin kendi üzerine düşen bütün yasal yükümlülüklere riayet ederek yaya yolundan geçişini sağladığı için hiçbir kusurunun bulunmadığını, kazanın meydana gelmesinde tek ve tam kusurlunun davalı sürücü olduğunu, yerel mahkemenin kusur oranı tespitine karşı katılma yoluyla istinaf etme zorunluluğunun haiz olduğunu, bilirkişi ek raporunda verildiği üzere müvekkilinin emekli olması, geçici iş göremezlik tazminatına hak kazanmasına engel olmayıp, emeklilik hali sadece tazminata esas teşkil eden ücretin, asgari ücret olması kıstasına dair etkisinin mevcut olduğunu, bu haliyle de, bunun aksi yönde karar tesis ederek ''Geçici İş Göremezlik'' taleplerin reddeden yerel mahkemenin ilamına itiraz ettiklerini, TTK ile birlikte Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları gereğince araç maliki davalının da riziko gerçekleştikten sonra 5 iş günü içerisinde davalı sigorta şirketine ihbar yükümlülüğü göz önüne alındığında davalı sigorta şirketinin █████/2014 tarihinde haberdar olduğu sabit olup işbu temerrüt tarihinden itibaren davalı sigorta şirketi aleyhinde faiz işletilmesi gerekir iken, aksi yöndeki yerel mahkeme kararını istinaf ettiklerini, bu nedenlerle davalı sigorta şirketinin haksız istinaf başvurusunun reddini, katılma yoluyla istinaf başvurusunun kabulünü,..... Ticaret Mahkemesi'nin .... Karar Sayılı ilamı açısından ileri sürülen haklı istinaf nedenlerinden ötürü yeniden hüküm kurulmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraflara yükletilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalılar .... vekilinin istinafa başvuru dilekçesi ile; dava, █████/2014 tarihinde meydana gelen trafik kazasından kaynaklanan talebe ilişkin olarak kısmi dava şeklinde açıldığını, davacının davasının kısmi dava olduğu, bedel artırım dilekçelerinin ise yalnızca belirsiz alacak davalarında geçerli olduğu, bu nedenle davacının sunduğu 26.08.2024 tarihli dilekçenin ıslah dilekçesi hükmünde olduğunu, davacı tarafın talebinin ıslah niteliğinde olduğu anlaşılmakla, davaya konu kazanın tarihi 19.08.2014 olduğundan gerçekleşen kazaya ilişkin talepler bakımından ıslah ile artırılan kısım için yerel mahkemeye zamanaşımı itirazında bulunduklarını, yerel mahkemece bu itirazlar değerlendirilmeden karar verildiğini, davacı tarafından uzamış ceza zaman aşımı süresinden sonra sunulan ıslah dilekçesi niteliğindeki bedel artırım dilekçesine karşı zamanaşımı itirazında bulunduğunu, yine ıslah tarihi esas alınarak istenebilecek faiz taleplerinden kaza tarihinden itibaren istenebileceklere itiraz etmelerine ve davanın bu kısım bakımından reddine karar verilmesi gerekirken; davacı tarafın belirsiz alacak davası açmış gibi hareket ederek bedel artırım talebinde bulunması ve yerel mahkemece bu talebin kabul edilmesinin hatalı olduğunu, somut olayda, davacının bedel artırımına yönelik talebi, esasında ıslah niteliğinde olup zamanaşımı süresine tabi bulunduğunu, davacının yaya geçidi dışında olduğu, taşıt yolunda bulunduğu, alkollü olduğu ve sağına soluna bakmadan yola ani ve kontrolsüz şekilde çıktığı hususlarının da değerlendirmeye alınmadığını, bu durumun, kazanın meydana gelmesinde davacı yayanın tam kusurlu olduğunu açıkça gösterdiğini, buna rağmen, davacıya yalnızca %50 kusur atfedilmesi ve davalı sürücüye kusur yüklenmesi hatalı; yerel mahkemenin de dosyada mevcut somut delilleri ve taraf itirazlarını göz ardı ederek kusura ilişkin bu eksik ve hatalı bilirkişi raporunu hükme esas alması usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan 19.08.2024 tarihli ek aktüerya raporunda, davacının geçici iş göremezlik zararı 1.621,40 TL, işlemiş pasif dönem zararı 34.423,36 TL ve işleyecek pasif dönem zararı 129.910,64 TL olarak belirlenmiş ve davacının toplam maddi zararı 165.955,40 TL olarak hesaplandığını, ancak, bu raporun düzenlenmesinde hukuki ve maddi değerlendirmelerde bariz hatalar yapıldığını, davacının, kaza tarihinde zaten emekli olduğundan pasif dönemde yer aldığını, ancak raporda çalışanlar için uygulanan asgari ücret esas alınmış, pasif dönemde uygulanması gereken vergilerden ve AGİ’den arındırılmış net ücret tutarları dikkate alınmadığını, pasif dönemde emekli olan bir kişi için bu şekilde yapılan hesaplama sonucu ulaşılan rakamlar afaki olup gerçeği yansıtmadığını, bu nedenle, davacının emekli olduğu gözetilmeden hazırlanan bu raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, davacının tam kusurlu olduğu bir durumda davalılar .... aleyhine manevi tazminata hükmedilmesinin hakkaniyet ilkesiyle bağdaşmadığını, ayrıca, yerel mahkeme tarafından hükmedilen 20.000,00 TL manevi tazminat miktarı, hem tarafların sosyal ve ekonomik durumları hem de olayın özellikleri göz önünde bulundurulduğunda, tazminatın amacı olan acı ve elemi kısmen telafi etme niteliğini aşan bir miktar olarak değerlendirilmesi gerektiğini, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları doğrultusunda, manevi tazminat miktarının ölçülü ve orantılı olması gerektiğini, bu bağlamda, davacı tarafın kendi kusurlu davranışı sebebiyle kazanın meydana geldiği dikkate alındığında davacının manevi tazminat talebinin tamamen reddedilmesi gerektiğini, davalılar ....kusurunun bulunmadığı bir olayda manevi tazminata hükmedilmesi hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, bu miktar belirlenirken davalıların ekonomik ve sosyal durumlarına bakılmadığını, davalılardan .... uzun süredir ceza evinde olup hiçbir geliri olmadığı gibi üzerine kayıtlı bir mal varlığının da olmadığını, bu nedenlerle usul ve yasaya aykırı olan yerel mahkeme kararının davalılar ..... lehine kaldırılmasını/ düzeltilmesini, açılan davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı.....vekilinin istinafa cevap dilekçesi ile; davacı tarafın istinaf taleplerinin yersiz ve haksız olduğunu, davacının kusur oranlarına ilişkin itirazlarının yerinde olmadığını, dosyada alınan █████/2019 tarihli bilirkişi raporunda davacı yayanın asli kusurlu olduğu, sigortalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu belirlendiğini, dosyada alınan █████/2019 tarihli ek bilirkişi raporunda davacı yayanın %75 oranında, sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında kusurlu olduğunun belirlendiğini, dosyada alınan █████/2021 tarihli keşif neticesinde düzenlenen bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğu belirlenmişse de, bu belirleme; keşfe katılan davacının tek taraflı olarak beyanlarının dinlenmesi ve yönlendirmesi neticesinde düzenlendiğini, bu sebeple bu raporun bilimsellikten ve denetlenebilirlikten uzak olduğunu, davacı tarafın kusura ilişkin istinaf sebepleri dinlenmesinin mümkün olmadığını, davaya konu kaza sırasında davacının emekli olması sebebiyle, geçişi iş göremezlik süresi boyunca maaşını almaya devam etmesi sebebiyle geçici iş göremezlik zararı oluşmasının mümkün olmadığını, bu sebeple davacının geçici iş göremezlik talebinin reddi kararı yönünden istinaf taleplerinin dinlenmesinin mümkün olmadığını, geçici iş göremezlik talebinin reddine ilişkin karar yönünden müvekkili şirket tarafından bir istinaf talebi bulunmadığını, davacı tarafın geçici iş göremezlik yönünden katılma yoluyla istinaf yoluna başvurmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin sigorta şirketi olup, kazanın tarafı olmadığını, faiz sorumluluğunun başlayabilmesi için temerrüde düşmesinin gerektiğini, müvekkili şirketin zararın oluştuğu tarihten itibaren faizden sorumlu olmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirketin, ancak gerekli tüm belgelerle birlikte bir başvuru yapılması halinde temerrüde düşmesinin söz konusu olacağını, davacının gerekli tüm belgelerle birlikte, şirkete başvuru yapmasının gerektiğini, müvekkili şirketin, işbu dava ile temerrüde düşmüş olması sebebi ile ancak dava tarihinden itibaren faizden sorumlu olabileceğini, bu nedenlerle davacı tarafın istinaf taleplerinin reddini, davacı tarafın, istinaf dilekçelerindeki istinaf sebepleri ile bağlı olduğunun nazara alınmasını, taraflarının istinaf taleplerinin kabulü ile kararın müvekkili şirket lehine kaldırılmasını, davaının davasının reddini , yargılama gideri, vekalet ücreti ve istinaf masraflarının davacı tarafın üstüne bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; trafik kazasından kaynaklanan maddi- manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince geçici işgöremezlik yönünden davanın reddine, kalıcı işgöremezlik ve tedavi giderleri yönünden davanın kabulüne, manevi tazminat yönünden ise davanın kısmen kabulüne ilişkin verilen karara karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davacı yaya ....... █████/2014 tarihli kaza nedeniyle sürekli ve geçici işgöremezliğinin ve SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri zararlarının ve manevi zararının oluştuğu iddiasıyla iş bu davayı açmış olup, dava dilekçesinden ve dosya kapsamından davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının kabulünün gerektiği buna göre belirsiz alacak davalarında davanın açılmasıyla birlikte zamanaşımı tüm alacak için kesildiğinden davalıların zamanaşımı def'ine yönelik istinaf itirazlarının yerinde olmadığı,
Dava konusu kaza █████/2014 tarihinde meydana gelmiş olup, hükme esas alınan maluliyete ilişkin ..... Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporunun "Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği" hükümlerine göre hazırlandığı, yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre maluliyet raporunun kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmelik hükümlerine göre hazırlanması gerektiği, buna göre █████/2014 kaza tarihi itibariyle "Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği" yürürlükte olduğundan maluliyet raporunun da bu yönetmelik hükümleri dikkate alınarak hazırlanmış olması gerektiği, ancak dosyanın incelenmesinden yargılama ve bilirkişi raporuna itiraz aşamalarında bu hususun açıkça itiraz konusu edilmediği, istinaf aşamasında ileri sürüldüğü bu nedenle HMK 357/1 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen bu savunmanın Dairemizce dinlenemeyeceği,
Karara esas alınan kusura ilişkin İTÜ öğretim üyelerinden 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan █████/2022 tarihli, tarafların kazanın meydana gelmesinde %50 oranında kusurlu bulundukları raporun, olayın oluşu ve dosya kapsamındaki mevcut deliller ile uyumlu olduğu, buna göre kusurun tespitine yönelik istinaf itirazlarının reddi gerektiği,
Aktüerya raporu yönünden; Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli ███████-███████ sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında, asgari ücrete yönelik gelir ve damga vergisi muafiyetinin pasif dönem hesabında dikkate alınmamasında bir isabetsizlik bulunmadığından buna yönelik istinaf itirazlarının reddi gerektiği kanısına varılmakla;
Dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle gerektirici nedenlere göre ve özellikle, kabul edilen tarafların kusur oranlarına göre hükmedilen manevi tazminat miktarının fahiş olarak kabul edilebilecek miktarda olmamasına, emekli olan davacının geçici işgöremezlik süresi içerisinde gelir kaybı olmadığından geçici işgöremezlik talebinin reddinde usul ve yasaya aykırı bir durum bulunmamasına, davalı sigorta şirketinin SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinden sorumluluğunun bulunmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.....Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, .... Esas ... Karar sayılı kararına karşı davalı.....vekili , davalılar .... vekilinin ve katılma yolu ile davacı vekilinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli 11.498,89 TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.875,00 TL ve 342,00 TL 'nin mahsubu ile bakiye 8.281,89 TL'nin davalı ....'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
3-Alınması gerekli 11.498,89 TL (maddi tazminat davası bakımından) ve 1.366,20 TL (manevi tazminat davası bakımından) olmak üzere toplam 12.865,09 TL istinaf karar harcından peşin alınan 3.217,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 9.648,09 TL 'nin davalı .... ve .... müştereken ve müteselsilen tahsili ile hazineye irat kaydına,
4- Davacı taraftan alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
5-Taraflar tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
7-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
8-Dosyanın ekinde bulunan ......Hukuk Mahkemesinin ..... esas, .... karar sayılı dosyasının iş bu dosya ile ilgisinin bulunmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince mahkemesine iadesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle KESİN olarak karar verildi. █████/2025
....
Başkan
....Üye
....Üye
....Katip
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!