İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesinin, bayilik sözleşmesi feshi sonrası denkleştirme ve rekabet yasağı tazminatı davasının reddine yönelik ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi kararı.
Özet: Bir bayilik sözleşmesinin feshinin ardından, davacı tarafın yedi yıl süren anlaşma boyunca davalıya önemli menfaatler sağladığı ve rekabet yasağı nedeniyle ticari faaliyet yapamadığı gerekçesiyle Türk Ticaret Kanununun 122. maddesi uyarınca denkleştirme tazminatı ile 123. maddesi uyarınca rekabet yasağı tazminatı talepleriyle açtığı 62.000 TLlik tazminat davasında, davalının ise taraflar arasında imzalanan sonlandırma protokolü ve ibraname ile davacının her türlü menfi ve müspet zarar, maddi manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri taleplerinden gayrikabili rücu feragat ederek kendisini ibra ettiğini, sözleşmenin münhasır bayi hakkı tanımadığını ve rekabet yasağının bilgilendirme amaçlı olduğunu belirterek davanın reddini talep etmesi üzerine ilk derece mahkemesi davanın reddine karar vermiş, davacı vekili bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL 18. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2021NUMARASI
:████████ Esas - ████████ KararDAVA
:TazminatİSTİNAF KARAR TARİHİ
:█████/2025Taraflar arasındaki Tazminat davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:DAVA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili davalı ile Ekim 2010 tarihinde imzalanan 5 yıllık ... saha gücü bayilik sözleşmesine göre bayi olarak devam ettiğini, sözleşmenin daha sonra belirsiz süreli olarak devam ettiğini, tarafların 17.07.2017 tarihinde sonlandırma protokolü ile sözleşmenin sona erdiğini, Taraflar arasında imzalanan sonlandırma protokolü ile bir takım hak ve alacaklardan vazgeçselerde, müvekkilinin 7 yıl boyunca davalıya binlerce abone kazandırdığını ve davalı şirketin bu müşterilerden önemli miktarda menfaatler elde etmeye devam ettiği, bu nedenle TTK nun 122. Maddesi gereği denkleştirme tazminatı ödemesi gerektiğini, Taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 23. maddesine göre rekabet yasağı anlaşması yapıldığından müvekkili şirketin aynı faaliyet konusunda ticari faaliyet yapamadığından TTK nun 123. Maddesi gereği davalının müvekkili şirkete belirli bir tazminat ödemesi gerektiğini, bu nedenlerden dolayı fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 62.000 TL 'nin müvekkilinin uğradığı maddi zararlar ve kazanç kaybı ile rekabet yasağı ve denkleştirme tazminatı olarak sözleşmenin fesih edildiği 17.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ile müvekkili arasında 15.06.2009 ... saha gücü bayilik sözleşmesi imzalandığını ve 14.07.2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibraname ile 31.07.2017 tarihi itibariyle sonlandırıldığını, davacının basiretli tacir olarak alacağını bilmesi gerektiği, belirsiz alacak davası olan davanın usulden reddi gerektiğini, Taraflar arasında imzalanan sonlandırma protokolü ve ibraname ile ... A.Ş.’yi ibra ettiğini, Protokolün 2. Maddesinde, bu kapsamda dağıtım merkezi sözleşme kapsamında cari hesap alacakları saklı kalmak kaydıyla sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olursa olsun ... A.Ş. 'den herhangi bir ad altında menfî ve müspet zarar maddi manevi tazminat denkleştirme tazminatı ve benzeri hiçbir ad altında tazminat alacak talebinde bulunamayacağını, herhangi bir dava açmayacağını beyanla ... A.Ş.ni gayrikabili rücu ve kesin olarak ibra ettiğini, bu hususlarda karşılıklı olarak mutabık kaldıklarını, bu protokole göre davacının müvekkili şirketten yoksun kalınan kar kaybı talep etmesinin mümkün olmadığını, Davacının müspet zarar tazminatı talebinin reddi gerektiğini, Huzurdaki davada taraflar arasındaki sözleşmenin davacıyı münhasır yetkili bayi kılmadığı bu nedenle müşterilerin müvekkili şirketin müşterisi olup davacının müşterisi olmadığını, TTK nun 122/5.Maddesinde, bu hüküm hakkaniyete aykırı düşmedikçe tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi halinde de uygulanır denildiğini, Dava konusu sözleşmenin tekel hakkı vermediğinden reddi gerektiğini, Müvekkil şirketin davacıya rekabet sınırlaması dolayısıyla tazminat ödemesinin somut olayda mümkün olmadığı, sözleşmenin 23/3 maddesi davacının maddede sayılan durumlarda müvekkili şirketi bilgilendirme amaçlı olarak konulduğu, bu nedenle talebin esastan reddi gerektiğini, bu nedenlerle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davacı şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... taraflar arasında Ekim 2010 tarihinde beş yıl süreli ... Saha Gücü Bayilik Sözleşmesi imzalandığı, sözleşmenin daha sonra belirsiz süreli olarak devam ettiği, taraflar arasında yapılan 17.07.2017 tarihinde yapılan sonlandırma protokolü ile sözleşmenin sona erdirildiği hususlarında bir ihtilaf bulunmadığı, taraflar arasındaki "sonlandırma protokolü ve ibraname" incelendiğinde, 2. maddede konunun “taraflar arasında imzalanmış olan ... Saha Gücü Bayilik Sözleşmesi‘nin taraflar'ın mutabakatı sonucunda karşılıklı olarak sona erdirilmesine ve Dağıtım Merkezi'nin sona erme tarihi itibariyle ...’yı ibra etmesine ilişkindir’’ şeklinde belirlendiği; 3. maddede “Taraflar, yaptıkları karşılıklı görüşmeler sonunda, serbest ve özgür İradeleriyle; Bayi’nin (Dağıtım Merkezi Kodu: ... ) Dağıtım Merkezi faaliyetlerinin ve Sözleşme’nin █████/2017 tarihi itibari ile sona erdiği konusunda mutabakata varmışlardır. ... Bu kapsamda Dağıtım Merkezi, Sözleşme kapsamında cari hesap alacakları saklı kalmak kaydı ile Sözleşme’nin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun ...’dan herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri hiçbir ad altında tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağını, herhangi bir dava açmayacağını beyanla ...’yı gayrikabili rücu ve kesin olarak ibra etmiştir” hükmüne yer verildiği söz konusu hükümler birlikte değerlendirildiğinde; tarafların serbest ve özgür iradeleriyle bayilik sözleşmesini sona erdirdikleri, cari hesap alacakları dışında, davalının davacıyı ibra ettiği, davacının sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağını, herhangi bir dava açmayacağını taahhüt ettiği görüldüğünden, davacının tazminat talep etme şartlarının bulunmadığının kabulü gerektiği, taraflar arasındaki sözleşmeyle davacıya münhasır bir bölgenin tanınmamış olması, sözleşmenin sona ermesinden sonra davalının, davacının sağlamış olduğu müşterilerden önemli menfaatler elde ettiğine ilişkin, mali inceleme bölümünde bir tespite yer verilmemesi gibi hususlar birlikte değerlendirildiğinde davacının portföy tazminatına ilişkin alacak talebi yerinde olmadığı, taraflar arasındaki "sonlandırma protokolü ve ibraname ”yle tarafların serbest ve özgür iradeleriyle bayilik sözleşmesini sona erdirdikleri, cari hesap alacakları dışında, davalının davacıyı ibra ettiği, davacının sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağını, herhangi bir dava açmayacağını taahhüt ettiği, bu bakımdan davacının tazminat talep etme şartlarının bulunmadığı, Bir an için taraflar arasında “sonlandırma protokolü ve ibraname" imzalanmadığı kabulü edilse dahi somut olay açısından portföy (denkleştirme) tazminatı ve TTK. m. 123 hükmünde öngörülen tazminatı talep etme şartlarının oluşmadığı hususları tespit edilmiştir. Mahkememizin █████/2020 tarihli duruşmasında, Davacı vekilinin talebi gibi, dosyaya sektör bilirkişi eklenerek, davacı vekilinin bilirkişi raporuna itirazları ve dava dilekçesi, cevap dilekçesi irdelenmek suretiyle dosyanın aynı bilirkişi heyetine tevdi ile ek rapor alınmasına karar verilmiş olup, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan rapor █████/2021 tarihinde mahkememize sunulmuştur. Davacı taraf vekili Av...., 18.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde; “Bilirkişi heyetinin yanlış değerlendirmede bulunduğunu, raporun hatalarla dolu olduğunu, TTK m. 121, 122, 123’e göre tazminat talebinde bulunulduğunu, ilgili maddeler dışında yorum katmanın yerinde olmadığını, acente sözleşmesinin sona ermesi nedeniyle tazminat talebinde bulunulduğunu, TTK’nin 102. ve 123 maddeleri arasının acente ve bayilik sözleşmelerine ilişkin olduğunu, bilirkişi raporundaki taraflar arasında sonlandırma protokolü hükümlerine göre davalı taraftan herhangi bir talepte bulunulamayacağı yönündeki görüşün TTK m. 122/4 hükmü gereği afaki kaldığını, yine raporda sonlandırma protokolünden dolayı TTK m. 123 gereğince uygun tazminat ödenmesi talebinin girmesi dolayısıyla tazminat talep edilemeyeceği ifadesinin de yerinde olmadığını, bu yorumunda davalı lehine zorlama bir yorum olduğunu, davalı yanı haklı çıkarmak için mesnetsiz beyanlarda bulunan bilirkişi heyeti raporunu kabul etmediklerini ve ek bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, …” beyan ve itirazı değerlendirildiğinde davacı taraf itirazlarına tanzim edilmiş bulunan 02.03.2020 tarihli bilirkişi raporunda açıkça cevap verildiği, heyete katılan sektör bilirkişisinin de dosyayı değerlendirdiği ve aynı kanaatte olduğu ifade edilmiştir. Davalı taraf itirazlarının değerlendirilmesinde ise Davalı taraf vekili Av. ..., 25.03.2020 tarihli bilirkişi raporuna dair beyanlarında; “Taraflar arasındaki sözleşmenin sonlandırma protokolü ve ibraname ile sona ermiş olduğunu, davacının yoksun kalınan kar, denkleştirme tazminatı ve rekabet yasağından doğan tazminat da dahil hiçbir nam ve talep adı altında tazminat talebinde bulunamayacağını, bunun bilirkişiler tarafından tespit edilmiş olduğunu, somut olayda gerçekleşmemesi sebebiyle davacı lehine portföy tazminatına hükmedilmesinin mümkün olmadığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin doğru olduğunu, TTK 123. maddesinde düzenlenen rekabet yasağına ilişkin tazminat talebinin yasal şartları oluşmadığından, davacının bu yöndeki talebinin reddinin gerektiğini, bilirkişi raporunda, bu hususa değinilmiş olduğunu, haksız ve hukuka aykırı davanın reddinin gerektiğini, …”beyan etmiş olup, davalı taraf beyanlarında 02.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporuna herhangi bir itiraz söz konusu değildir. Yine Ara Karara uygun biçimde 02.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporunda; gerek davacı tarafın dava dilekçesi, gerekse de davalı vekilinin cevap dilekçeleri özetlenmiş ve de tek tek davacı taraf taleplerine ya da iddialarına cevap verilmiştir. Heyete sonradan katılan sektör bilirkişi ... ile birlikte yapılan değerlendirmede de 02.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporundaki görüş ve kanaatin yerinde olduğu, davacı vekilinin 02.03.2020 tarihli Bilirkişi Raporuna yapmış olduğu itirazlarının yerinde olmadığı sonucuna varılmış olup taraflar arasındaki "sonlandırma protokolü ve ibraname" ile tarafların serbest ve özgür iradeleriyle bayilik sözleşmesini sona erdirdikleri, cari hesap alacakları dışında, davalının davacıyı ibra ettiği, davacının sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağını, herhangi bir dava açmayacağını taahhüt ettiğinin anlaşıldığı, bu bakımdan davacının tazminat talep etme şartlarının bulunmadığı, bir an için taraflar arasında “sonlandırma protokolü ve ibraname" imzalanmadığı kabulü edilse dahi somut olay açısından portföy (denkleştirme) tazminatı ve TTK. m. 123 hükmünde öngörülen tazminatı talep etme şartlarının oluşmadığı hususları mahkememiz dosyası arasına alınan tüm delillerin değerlendirilmesi sonucunda tespit edildiğinden davanın reddine " karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;Bilirkişi heyetinin kök raporda sordukları herhangi bir soruya cevap vermediği gibi açıklama yapma zahmetinde dahi bulunmadığını, bilirkişilerin mahkemeyi yanlış yönlendirmek amacıyla söz konusu raporu tanzim ettiklerini, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesi neticesinde T.T.K. 121. , 122. Ve 123. Maddeleri uyarınca tazminat taleplerinde bulunulduğunu, Yeni T.T.K. 122. Maddesinde acentaların kanunda sayılan şartların mevcut olması halinde denkleştirme tazminatı alabileceğinin ifade edildiği, yasa da mevcut şartların içerisinde de tekel hakkı sahibi olması gibi bir şart bulunmadığını, bunun aksine Kanun koyucunun açıkça 122/5 maddesinde halinde de uygulanır demek suretiyle acente sözleşmelerinin yanı sıra tek satıcılık ve tekel hakkı veren sözleşme hükümlerinde de bu kanun maddesinin uygulanabileceğini ifade ettiğini, bilirkişilerce denkleştirme tazminatı talep edilebilmesi için tek satıcı veya tekel hakkı veren sözleşme olması zorunluluğu yönündeki beyanın kanunun lafzına açıkça aykırı olduğunu, müvekkil şirketin ilgili kanun maddesi ve bilirkişi heyetinin taraflar arasında imzalanan sonlandırma protokolündeki denkleştirme tazminatından vazgeçmenin Türk Ticaret Kanununun 122/4 maddesi uyarınca geçerli sayılmayacağı görüşünün de yasaya uygun olduğundan tazminata hak kazandığını, Kanunen denkleştirme tazminatı talep edebilmek için tek satıcı ve tekel hakkı veren sözleşme olması gerektiği yönünde bir zorunluluk olmasa bile bir an işin olduğu varsayıldığında müvekkili şirketin Adana ilinde tek satıcı olarak ... Bayi kodu ile ... (... Dağıtım Merkezi) , daha sonradan ... (Mobil dağıtım merkezi) olarak faaliyet sürdürdüğü yönünde de ihtilaf bulunduğunu, müvekkili şirket kendi sorumluluk alanı içerisindeki Adana illinde davalı şirketin bölge bayii olduğunu, ilgili belgelerden de görüleceği üzere Davalı ... A.Ş.' nin Tüm Türkiye' de ki bölge bayileri listesinde müvekkili şirketin Adana ilinde tek satıcı olduğunu, müvekkilin bilgisi olmadan Adana ilinde hiçbir bayinin faaliyet yürütmediğini, fiilen Adana Bölgesinde müvekkili şirketin tek satıcı konumunda olduğunu, davalı tarafça Adana ilinde ilgili dönemde başka bir bölge bayi bulunmakta ise bu hususunda ispatlanmasını talep ettiklerini, müvekkil şirketin Adana illinde tek satıcı olduğunu ifade etmekle beraber H.M.K. ispat yükü gereği tek satıcı olmadıklarını davalı şirketin iddia edilmesi halinde ispat etmesi gerektiğini, Türk Ticaret Kanunu madde 122/4 maddesi uyarınca sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra taraflar yazılı beyanları ile sonlandırma hususunda beyanda bulunabileceklerini, Kanun koyucunun bu beyanla taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin sona ermesinden önce denkleştirme tazminatı talebinden vazgeçilemeyeceğini açıkça ifade ettiğini, taraflar arasında sözleşme ilişkisinin sonlanmasından sonra da denkleştirme tazminatından vazgeçildiğine ilişkin herhangi bir beyanda bulunmadığını, bu nedenle bilirkişi heyetinin T.T.K. Madde 122/4 Hükmünü görmezden gelerek tazminat talep edilemeyeceği yönündeki görüşe katılabilmek açık kanun hükmüne göre mümkün olmadığını, bilirkişi heyetince kanunun açık hükmüne rağmen taraflar arasında imzalanan ibra kapsamı hükmüne göre tazminat talep edemeyeceğini ayrıca davalı tarafın rekabet yasağına ilişkin sözleşme hükmünün bilgilendirme amacıyla yazıldığını, davacının faaliyetinin kısıtlanması gibi bir amacının bulunmadığını ifade etmek suretiyle yasaktan vazgeçtiğinden , davacının bu nedenle bir zararı doğmayacağından T.T.K. madde 123 hükmüne göre tazminat talep edemeyeceği yönünde taraflarınca tamamen tarafsızlıktan ve hukukilikten uzak beyanlarını kabul edebilmesinin mümkün olmadığını, rekabet yasağına ilişkin hükümler sözleşme ilişkisi sona erdikten sonra başlayacağını, sözleşme ilişkisi devam ederken tabii ki rekabet yasağından bahsedilemeyeceğini, bu hususun kanun kapsamında tazminata konu olmadığını, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 23 maddesinde müvekkil şirkete rekabet etmeme yönünde sınırlandırma getirildiği hususunda ihtilaf bulunmadığını, ilgili kanun maddesinde kanun koyucu yazılı olarak sözleşme ilişkisi içerisinde söz konusu maddenin konulması durumunda çalışma hayatının engellenmesi dolayısıyla acenteye uygun bir tazminatın ödenmesinin şart olarak ifade ettiğini, T.T.K. 123/2 Maddesi uyarınca müvekkil şirketin yani somut olayda davalının sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar rekabet sınırlandırmasından yazılı olarak vazgeçebileceği ifade edildiğini, bu durumda dahi müvekkil yani somut olayda davalının vazgeçme beyanından itibaren 6 ayın geçmesi ile tazminat yükümlülüğünden kurtulabileceğinin ifade edildiğini ancak davalının bu yönde yazılı olarak vazgeçme beyanı da bulunmadığını, T.T.K. Madde 123/3 de tarafların kusurlu davranışı ile haklı sebeple sözleşme ilişkisi feshedilirse fesihten itibaren 1 ay içinde rekabet sözleşmesiyle bağlı olmadığını diğer tarafa yazılı belge ile bildirebileceğini ifade ettiğini, somut olayda haklı fesih bulunmadığından ve tarafların rekabet yasağı ile bağlı bulunmadıklarına ilişkinde bildirimleri de bulunmadığından uygulanamayacağını, T.T.K. 123/4 Maddesinde ise yine acente korunarak aykırı şartların acente aleyhine olduğu ölçüde geçersiz olduğunun da ifade edildiğini, yani kanun koyucunun açıkça acenteyi korumak amacıyla hareket edilmesi gerekliliğini ifade ettiğini, sonlandırma protokolünün hiç bir yerinde rekabet etmeme dolayısıyla tazminat ödenmeyeceği hususunda bir beyan bulunmadığını, rekabet etmeme dolayısıyla tazminat talep edebilme taraflar arasındaki sözleşmenin sona ermesi neticesinde mümkün olduğunu, doğmamış bir haktan feragat edilemeyeceğini, rekabet etmeme dolayısıyla tazminat hakkının doğmasından sonra da herhangi bir vazgeçme veya T.T.K. 123 /2 ve T.T.K. 123/3 Maddelerde belirtilen hallerde mevcut olmadığından T.T.K. Madde 123/1 de ifade edildiği gibi müvekkili şirkete tazminat ödenmesinin şart olduğunu, bilirkişi heyeti tarafından davalı yanın dava dilekçesine verdiği cevap dilekçesindeki beyanlarının nasıl olur da rekabet yasağı anlaşmasından vazgeçme olarak değerlendirilebildiğini anlamakta güçlük çektiklerini, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi █████████ Eas sayılı dosyasında Mahkemeye sunulmuş olan bilirkişi heyeti raporunda tazminat şartları olarak görülmeyen hususların bu davada tazminat şartı veya tazminatı ortadan kaldıran hal olarak görüldüğünü, raporlar arasındaki bu çelişkili beyanlarının da giderilmesi gerektiğini beyanla İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 22.03.2021 tarih ve ████████ E. Ve ████████ K. Sayılı usul ve yasaya aykırı ilamının istinaf incelemesinin yapılarak kaldırılmasını, eksik inceleme ve araştırmaların giderilmesi için Yerel Mahkemeye gönderilmesini veya Daire tarafından yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak rapor tanzimi ile belirlenecek miktarlar karşısında davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, ... Gücü Bayilik Sözleşmesi gereğince denkleştirme tazminatı, maddi zarar ve kazanç kaybı, rekabet yasağı nedeniyle tazminatı taleplerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasındaki sözleşmenin niteliğine göre denkleştirme tazminatı talep edilip edilemeyeceği, davacının maddi zarara ve yoksun kalınan kazanç kaybına ilişkin tazminat taleplerinin yerinde olup olmadığı, sözleşmede yer alan rekabet yasağı yönünden davacının tazminat talep etme hakkı bulunup bulunmadığı noktalarındadır.Taraflar arasında 15.06.2009 tarihli ... Gücü Bayilik Sözleşmesinin mevcudiyeti ve son bulduğu konusunda ihtilaf yoktur. Davacının bu sözleşme hükümlerine göre davalının Adana Bölgesinde bayiliğini yaptığı anlaşılmakta olup, davacı, Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 122, 121 ve 123.maddeleri uyarınca tazminat talep etmiştir.1.TTK'nun 102.maddesi ve devamında acentelik hükümleri düzenlenmiştir. TTK'nın 102 maddesinde, genel olarak tanımlanan acentelik, ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın bir sözleşmeye dayanarak belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimseye acente denildiği ifade edilmiştir. Acentelik sözleşmesinin sona ermesi başlığı altında düzenlenen TTK'nın 122.maddesinde ise "Sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra a) Müvekkil, acentenin bulduğu yeni müşteriler sayesinde, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonra da önemli menfaatler elde ediyorsa, b) Acente, sözleşme ilişkisinin sona ermesinin sonucu olarak, onun tarafından işletmeye kazandırılmış müşterilerle yapılmış veya kısa bir süre içinde yapılacak olan işler dolayısıyla sözleşme ilişkisi devam etmiş olsaydı elde edeceği ücret isteme hakkını kaybediyorsa ve c) Somut olayın özellik ve şartları değerlendirildiğinde, ödenmesi hakkaniyete uygun düşüyorsa, acente müvekkilden uygun bir tazminat isteyebilir" hükmü mevcuttur.TTK'nın 122/4.maddesi uyarınca denkleştirme isteminden önceden vazgeçilemez. Yani denkleştirme isteminden ne sözleşme öncesi, ne sözleşmenin akdedilmesi sırasında ne de sözleşme süresinde vazgeçmek mümkün değildir. Buna mukabil sözleşmenin sona ermesi aşamasında veya sonrasında ise bu talepten vazgeçilebilir (Arslan Kaya, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Ticari İşletme, Acentelik, İstanbul, 2016, s. 271) Fakat denkleştirme isteminin vazgeçilmezliği hükmünün amacı, tehdit, dayatma veya benzeri zorlamalarla müvekkile kıyasla daha zayıf durumda bulunan ve ekonomik olarak müvekkile bağlı acentenin bu hakkından önceden ve ileriye dönük olarak feragat etmesinin önüne geçmektir. Dolayısıyla feragati içeren bu tarz anlaşmalar, acente aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir. (Arslan Kaya, Türk Ticaret Kanunu Şerhi, Ticari İşletme, Acentelik, İstanbul, 2016, s. 271) Somut olayda davacı, denkleştirme tazminatı için yasada mevcut şartların içerisinde tekel hakkı sahibi olması gibi bir şart bulunmadığını , aksinin kabulü halinde dahi davalı ... A.Ş.'nin tüm Türkiye'deki bölge bayileri listesine göre kendisinin Adana ilinde tek satıcı olduğunu, fiilen de Adana Bölgesinde tek satıcı konumunda olduğunu ileri sürmüştür.Taraflar arasındaki ... Gücü Bayilik sözleşmesinde davacı bayinin tanımı, konu ve amaç kısmında açıklanmış olup, anılan sözleşmenin 4.maddesinde ... tarafından davacı saha gücü bayisine bildirilen davacı saha gücü bayisi tarafından birlikte çalışılan / çalışılacak ... Satış noktalarına ve davacı saha gücü bayisi tarafından ilişki kurulacak ... tarafından onaylı ... Satı noktalarına ... ürünlerinin dağıtımının yapılması, söz konusu ... Satış noktalarının ... ürün ve hizmetlerinin satış ve pazarlama faaliyetlerinden sorumluluğun üstlenilmesi ve bireysel ve kamu kurumu aboneler edinilmesi için ... faturalı hat satışınını yapılması vb. hususlarına yer verilmiştir. Sözleşmenin 6. Maddesinde de " ..., Sözleşme ile, Sözleşme konusu faaliyetleri icra etmek için ...Bayisini münhasır yetkili olmaksızın tayin etmiştir. ... Bayisi de Sözleşmenin şartları çerçevesinde bu şekilde tayini kabul etmektedir." düzenlemesi mevcut olup, taraflar arasında akdedilen sözleşmeye göre davacı , TTK'nın 102.maddede yer verilen acente kavramına dahil olmadığı gibi taraflar arasındaki sözleşme, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sözleşmelerden de değildir. TTK 122. maddesinde yer alan denkleştirme tazminatı, acentelik sözleşmelerinden kaynaklan portföy oluşturma karşılığı olarak düzenlenmiş, yasanın 5. Fıkrası "Bu hüküm, hakkaniyete aykırı düşmedikçe, tek satıcılık ile benzeri diğer tekel hakkı veren sürekli sözleşme ilişkilerinin sona ermesi hâlinde de uygulanır." düzenlemesini içermektedir. Az yukarıda açıklandığı gibi taraflar arasındaki sözleşme yasanın aradığı, acentelik sözleşmesi, tek satıcılık sözleşmesi ya da benzeri tekel hakkı veren sürekli sözleşmelerden olmadığı anlaşılmakla davacının TTK'nın 122. maddesine dayalı denkleştirme isteminin yerinde olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. (emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi ███████ E. ██████████ K., Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K. Sayılı ilamları). Buna göre mahkemece davacının denkleştirme tazminatı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. 2. Taraflar arasında ticari ilişkinin 14.07.2017 tarihli sonlandırma protokolü ve ibraname ile 31.07.2017 tarihi itibariyle sonlandırılması konusunda anlaşmaya varılmıştır. Davacının kabulünde olan sonlandırma protokolü ve ibranameye göre davacının , sözleşme kapsamında cari hesap alacakları saklı kalmak kaydı ile sözleşmenin sona ermesine bağlı olarak her ne sebeple olur ise olsun davalıdan herhangi bir ad altında menfi ve müspet zarar, maddi ve manevi tazminat, denkleştirme tazminatı ve benzeri hiçbir ad altında tazminat ve alacak talebinde bulunmayacağı, herhangi bir dava açmayacağı yönünde davalıyı ibra ettiği anlaşılmaktadır.TTK'nın acentelik hükümleri içerisinde yer alan 121/4.maddesinde haklı bir sebep olmadan veya üç aylık ihbar süresine uymaksızın sözleşmeyi fesheden tarafın, başlanmış işlerin tamamlanmaması sebebiyle diğer tarafın uğradığı zararı tazmin etmek zorunda olduğu düzenlenmiş ise de somut olayda acente sıfatı bulunmayan davacı bayinin, imzalamış olduğu protokol ve ibranamede yer alan hükümlerin, geçerli ve bağlayıcı olduğu gözetildiğinde mahkemece davacının sözleşmenin sona ermesi nedeniyle maddi zarar ve yoksun kalınan kazanç kaybı talebinin reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.3. Taraflar arasındaki ... Bayilik sözleşmesinin 23.2.maddesinde ".. Gücü Bayisi ve ortakları ve ortaklarının ikinci derecede dahil olmak üzere akrabaları veya ... Bayisi'nin veya ortaklarının veya ortaklarının ikinci derecede dahil olmak üzere akrabalarının ortak oldukları bağlı işletmeler Ulaştırma Bakanlığı ile Lisans Sözleşmesi yapamayacağı gibi, Bakanlık'tan Lisans ve Ruhsat alan kişi veya kuruluşlara (menkul kıymetler borsasına kote edilmiş hisse senetlerinin iktisabı hali hariç olmak üzere) ve rakip operatörlerin hatlarını satan işletmelere ortak olamaz, iştirak edemez, onların yönetiminde yer alamaz, onlara danışmanlık hizmeti veremez."; 23.3.maddesinde "...'dan yazılı onayı olmadıkça, ... Bayisi ve ortakları ve ortaklarının ikinci derecede dahil olmak üzere akrabaları veya ... Bayisi'nin veya ortaklarının veya ortaklarının ikinci derecede dahil olmak üzere akrabalarının ortak oldukları bağlı işletmeler bu sözleşme süresince, sözleşme konusunda diğer ... İşletmecileriyle Türkiye genelinde veya Türkiye'de belirli bir bölgede münhasır yetkili olarak veya münhasır yetkili olmaksızın distribütörlük veya saha gücü bayilik sözleşmesi,bayilik sözleşmesi veya diğer distribütörlerle Türkiye'de belirli bir bölgede münhasır olarak veya münhasır yetkili olmaksızın Saha gücü bayilik sözleşmesi, bayilik sözleşmesi akdedemez, söz konusu diğer işletmecilere ait ürün ve hizmetler ve iş ve işlemlerle ilgili olarak Türkiye genelinde veya Türkiye'de belirli bir bölgede münhasır yetkili olarak veya münhasır yetkili olmaksızın distribütör veya bayi olarak uğraşamaz." ; 23.4.maddesinde "Kendisine verilen hakların tüm... ve ayırt edici özelliklerini korumak amacıyla, bayi bu sözleşmenin sona ermesinden itibaren 1 yıl süreyle yukarıdaki 23.3 maddesine tabi olmaya devam edecektir." düzenlemeleri yer almaktadır. Acentelik başlığı altında düzenlenen TTK'nın 123.maddesine göre (1)acentenin, işletmesine ilişkin faaliyetlerini, sözleşme ilişkisinin sona ermesinden sonrası için sınırlandıran anlaşmanın yazılı şekilde yapılması ve anlaşma hükümlerini içeren ve müvekkil tarafından imzalanmış bulunan bir belgenin acenteye verilmesi gerekir. Anlaşma en çok, ilişkinin bitiminden itibaren iki yıllık süre için yapılabilir ve yalnızca acenteye bırakılmış olan bölgeye veya müşteri çevresine ve kurulmasına aracılık ettiği sözleşmelerin taalluk ettiği konulara ilişkin olabilir. Müvekkilin, rekabet sınırlaması dolayısıyla, acenteye uygun bir tazminat ödemesi şarttır. (2) Müvekkil, sözleşme ilişkisinin sona ermesine kadar, rekabet sınırlamasının uygulanmasından yazılı olarak vazgeçebilir. Bu hâlde müvekkil, vazgeçme beyanından itibaren altı ayın geçmesiyle tazminat ödeme borcundan kurtulur...(4)Bu maddeye aykırı şartlar, acentenin aleyhine olduğu ölçüde geçersizdir. Somut olayda ise taraflar arasındaki ilişkinin bayilik sözleşmesinden kaynaklanması sebebiyle davacının sözleşmede kararlaştırılan rekabet yasağına ilişkin tazminat talebi hakkında acenteler için düzenlenen TTK'nın 123.maddesinin kıyas yoluyla uygulanması mümkün değildir. Taraflar arasındaki ... Bayilik sözleşmesinin rekabet yasağı ile ilgili 23.4.maddesi hükmü, bayilik sözleşmesi sona erdikten sonra geçerli olacak bir düzenleme olup, sözleşmesinin sona ermesine yönelik protokol ve ibranamede bu hükmün iptal edilmediği gözetildiğinde anılan sözleşme hükmü geçerli ise de 23.4.maddesinin atıf yaptığı 23.3.maddede davalının yazılı onayını almak suretiyle diğer telekomünikasyon işletmecileri ile sözleşme konusu iş ve eylemlerle bulunabileceği düzenlenmiş olup, davacının davalıdan bu yönde bir talebi olduğu iddia ve ispat edilmemiş olmasına göre mahkemece davacının rekabet yasağına ilişkin tazminat talebinin reddine karar verilmesi doğru olmuştur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.KARAR
:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 1.058,80 TL istinaf karar harcından alınması gereken 615,40 TL'nin mahsubu ile fazla yatırılan 443,40 TL'nin karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.█████/2025