Yargıtay 4. Ceza Dairesi, fuhuş ve reşit olmayan mağdura yönelik insan ticareti suçunun unsurları ile aynı mağdura birden fazla fuhşa aracılık eyleminde zincirleme suç uygulanmasını değerlendirmiştir.
Özet: Temyiz incelemesinde, yerel mahkemenin fuhuş suçundan verilen beraat kararını onayan üst mahkeme, diğer sanık hakkında kurulan mahkûmiyet hükmünde ise aynı mağdurun birden fazla kez fuhuş yapmasına aracılık eylemlerinde zincirleme suç hükümlerinin uygulanmamasını ve özellikle suç tarihi itibarıyla 18 yaşını bitirmemiş mağdurun rızasıyla dahi olsa fuhuş yaptırmak amacıyla sevk edilmesinin, 5237 sayılı Kanunun 80. maddesindeki insan ticareti suçunu oluşturabilme ihtimaline karşı suç duyurusunda bulunulması gerektiğinin göz ardı edilmesini hukuka aykırı bularak hükmü bozmuş, reşit olmayan bireylerin fuhuş amacıyla sevk edilmesinde insan ticareti suçunun özel koşullarını ve zincirleme suç uygulamasının önemini vurgulamıştır.
4. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza Mahkemesi
    SAYISI
    : ███████ E., █████████ K.
    SUÇ
    : Fuhuş
    HÜKÜMLER
    : Mahkûmiyet, beraat
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Bozma, onama
    Yapılan ön inceleme neticesinde;
    Mağdur ...'in 11.03.2021 tarihli duruşmada sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçtiği anlaşılmıştır.
    Sanıklar hakkında bozma üzerine kurulan hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenler sanık ... müdafii, katılan Kurum vekili ile O yer Cumhuriyet savcısının hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle,
    5237 sayılı Kanun'un 80. maddesinde düzenlenen “insan ticareti” suçunun oluşabilmesi için failin mağduru zorla çalıştırmak, hizmet ettirmek, fuhuş yaptırmak veya esarete tâbi kılmak ya da vücut organlarının verilmesini sağlamak maksadıyla "tehdit, baskı, cebir veya şiddet uygulamak, nüfuzu kötüye kullanmak, kandırmak veya üzerindeki denetim olanaklarından veya çaresizliğinden yararlanarak rızasını elde etmek" biçiminde bir harekette bulunması ve bu hareketleri yaparken veya yaptıktan sonra mağduru ülkeye sokması, ülke dışına çıkarması, tedarik etmesi, kaçırması, bir yerden başka bir yere götürmesi, sevk etmesi veya barındırması gerekmektedir. Suçun oluşması için hem araç hareketlerden, hem de amaç hareketlerden en az birisinin bir arada bulunması gereklidir.
    Araç hareketler, asıl veya amaç hareketlerden önce veya en geç bu hareketlerle eş zamanlı olarak yapılmalıdır. Böylece öncelikle araç hareketler ile mağdurun iradesi kırılmalı ve görünüşte rızası elde edilmeli daha sonra da bu husustan yararlanarak suçu oluşturan asıl amaç hareketler gerçekleştirilmelidir.
    Bu durumun tek istisnası, Türk Ceza Kanunu'nun 80/3. maddesindeki “on sekiz yaşını doldurmamış olanların birinci fıkrada belirtilen maksatlarla tedarik edilmeleri, kaçırılmaları, bir yerden diğer bir yere götürülmeleri veya sevk edilmeleri veya barındırılmaları hâllerinde suça ait araç fiillerden hiçbirine başvurulmuş olmasa da faile birinci fıkrada belirtilen cezalar verileceği” yönündeki düzenlemedir.
    Bu açıklamalar ışığında, sanığın suç tarihi itibariyle 18 yaşını bitirmeyen çocuğa rızası ile fuhuş yaptırmak amacıyla sevk etme, bir yerden başka bir yere götürme şeklinde gerçekleşen eylemlerinden dolayı ayrıca “insan ticareti” suçunun oluşabilme ihtimalinin varlığı karşısında, Yerel Mahkeme tarafından dava zamanaşımı süresinde insan ticareti suçundan suç duyurusunda bulunabileceği belirlenerek gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Bozma üzerine, yukarıda tarih ve sayısı belirtilen Yerel Mahkemenin kararı ile fuhuş suçundan sanık ... hakkında beraat, sanık ... hakkında mahkûmiyet kararları verilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    1.Sanık ... müdafiinin temyiz isteğinin, hükmün eksik inceleme ile verildiğine, müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, mağdurun baskı sonucu müvekkili aleyhine beyanda bulunduğuna, müvekkilinin beraatine karar verilmesi gerektiğine,
    2. Katılan Kurum vekilinin temyiz isteğinin; sanık ...'ın atılı suçu işlediğinin sabit olmasına rağmen beraat kararı verilmesinin ve sanık ...'ye alt sınırdan ceza verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna,
    3. O yer Cumhuriyet savcısının temyiz isteğinin; sanık ...'nin mağdura yönelik eylemlerinin birden fazla gerçekleştiğinin tespitine rağmen sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi nedeniyle hükmün usul ve yasaya aykırı olduğuna,
    Bu ve resen görülecek nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yöneliktir.
    III. GEREKÇE
    A. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
    Sanık hakkında kurulan hükme yönelik yapılan duruşmaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, yargılama sonuçlarına uygun şekilde sanık hakkında beraat hükmü kurulmasına yönelik Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiş, ileri sürülen temyiz sebepleri yerinde bulunmamıştır.
    B. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
    Sanığın savunmalarına, mağdur H.D.'nin aşamalardaki beyanları ile tanık Ö.Ö.'nün beyanlarına göre sanığın atılı suçu işlediğine, cezasının süresi gereği sanık hakkında, 5237 sayılı Kanun'un 50., 51. ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddelerinin uygulanmasına yer olmadığına dair Mahkemenin inanç ve takdirinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır.
    Ancak,
    1.Bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda aynı mağdurun birden fazla kez fuhuş yapmasına aracılık yapılması şeklindeki eylemde ayrıca 5237 sayılı Kanun'un 43/1. maddesi uyarınca zincirleme suç hükümlerinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
    2. Sanığın tekerrüre esas alınan mahkumiyetindeki 5237 sayılı Kanun'un 157/1. maddesinde düzenlenen suçun 02.12.2016 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren, 6763 sayılı Kanun'un 34. maddesiyle değişik, 5271 sayılı Kanun'un 253. maddesine göre, uzlaştırma kapsamına alınmış olması karşısında; sözü edilen suçtan mahkumiyeti içeren ilam yönünden uyarlama yargılaması yapılıp yapılmadığı araştırılarak, sonucuna göre tekerrür hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının değerlendirilmesi zorunluluğu,
    3.Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının kadın, çocuk ve aile bireylerine yönelik olarak uygulanan şiddet veya şiddet tehlikesi nedeniyle açılan davalara katılabileceği, ancak Bakanlığın davaya katılmasının doğrudan Anayasa ve kanundan kaynaklanan koruma görevine ilişkin olup Bakanlığa yüklenen bir kamu görevi olduğu, 5271 sayılı Kanun'un 237. ve devamı maddelerindeki katılma hakkına ilişkin suçtan doğrudan zarar görme şartının katılan Bakanlık için söz konusu olmaması nedeniyle katılan Bakanlık lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğinin gözetilmemesi,
    4.28.06.2014 tarih ve 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi uyarınca, adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma kararı verilebilecek olması karşısında, hükümde infaz yetkisini kısıtlayacak şekilde para cezasının ödenmemesi halinde kalan cezanın hapse çevrilmesine karar verilmesi,
    Nedenleriyle karar hukuka aykırı görülmüştür.
    IV. KARAR
    A. Mağdur ... Vekilinin Temyiz İsteği Yönünden
    Mağdur ...'in 11.03.2021 tarihli duruşmada sanıklar hakkındaki şikayetinden vazgeçmesi karşısında 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 237/1. fıkrası uyarınca mağdurun, kamu davasında katılan sıfatının kalmadığı anlaşıldığından, aynı Kanun’un 260/1. fıkrası gereği sanıklar hakkındaki hükümleri temyize hak ve yetkisinin olmadığı, hükümlerin, karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305/1. maddesi gereği resen temyize de tabi olmadığı anlaşılmakla, mağdur ... vekilinin temyiz isteğinin 1412 sayılı Kanun’un 317. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle REDDİNE,
    B. Sanık ... Hakkında Kurulan Beraat Hükmü Yönünden
    Gerekçe bölümünün (A) bendinde açıklanan nedenlerle Yerel Mahkemece verilen hükümde katılan Kurum vekili tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA,
    C. Sanık ... Hakkında Kurulan Mahkumiyet Hükmü Yönünden
    Gerekçe bölümünün (B) bendinde açıklanan nedenlerle, Yerel Mahkemenin kararına yönelik sanık müdafiinin, katılan Kurum vekilinin ve O yer Cumhuriyet savcısının temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükmün, 1412 sayılı Kanun'un 321. maddesi gereği, Tebliğname'ye uygun olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA,
    Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    21.01.2025 tarihinde karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!