Yargıtay 2. Ceza Dairesi, İçişleri Bakanlığının temyiz hakkı, usul hataları, dava zamanaşımı ve sanığın ölümü sebebiyle bazı kamu davalarının düşürülmesine ilişkin kararı.
Özet: Yargıtay, İçişleri Bakanlığının katılan olarak kabul edildiği bir davada, kamu malına zarar verme, siyasi parti mallarına zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme ve hakaret suçlarından mahkum edilen sanıkların temyiz başvurularını incelemiş; bir sanığın temyiz isteminin yasal süresini aştığı için reddine karar verirken, diğer sanıklar hakkında işlenen suçların dava zamanaşımına uğraması veya bir sanığın vefat etmesi gerekçeleriyle kamu davalarının düşürülmesine hükmetmiştir.

MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.ŞİKÂYETÇİLER
: ..., ..., ..., ...,..., ...SUÇTAN ZARARGÖRENLER
: İçişleri Bakanlığı, ...SUÇLAR
: Kamu malına zarar verme, siyasi partilerin kullanımında olan bina, tesis veya eşyaya zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, hakaretHÜKÜMLER
: MahkûmiyetTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Ret, onama, bozmaKamu malına zarar verme suçu yönünden katılan sıfatını alabilecek surette suçtan zarar görmüş bulunan ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 260/1. maddesi uyarınca hükmü temyiz hakkı bulunduğu belirlenen suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığının, duruşmadan usulüne uygun haberdar edilmediği, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan iade işlemi üzerine Bakanlık vekilinin 29.07.2021 tarihli dilekçesi ile kararı temyiz ettiği anlaşılmakla, aynı Kanun'un 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören İçişleri Bakanlığının kamu malına zarar verme suçu yönünden kamu davasına katılmasına karar verilerek yapılan incelemede;I. Sanık ...'ın Görevi Yaptırmamak İçin Direnme ve Kamu Malına Zarar Verme Suçlarından Kurulan Hükümlere İlişkin Temyiz İstemi YönündenYoklukta verilip, 25.04.2016 tarihinde usulüne uygun şekilde tebliğ edilen kararı 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu'nun 310. maddesinde öngörülen yasal bir haftalık süreden sonra 19.03.2018 tarihinde temyiz eden sanığın temyiz isteminin, aynı Kanun'un 317. maddesi gereğince Tebliğname'ye uygun olarak REDDİNE,II. Sanıklar ... ve ... Hakkında Kamu Malına Zarar Verme Suçundan; Sanık ... Hakkında Kamu Malına Zarar Verme, Siyasi Partilerin Kullanımında Olan Bina, Tesis veya Eşyaya Zarar Verme ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümlere İlişkin Sanıklar...ve ...ile Katılan ... Vekilinin Temyiz İstemleri YönündenSanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Sanıklar...ve Uğur'un yargılama konusu eylemlerine uyan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 152/1-a. maddesinde tanımlanan suç ile sanık ...'in yargılama konusu eylemlerine uyan 5237 sayılı Kanun'un 152/1-a-f ve 125/1,3-a,4. maddelerinde tanımlanan suçlar için öngörülen cezaların üst sınırlarına göre, aynı Kanun'un 66/1-e. maddesinde belirtilen 8 yıllık dava zamanaşımının, zamanaşımını kesen son işlem olan 22.03.2016 tarihli mahkûmiyet karar tarihinden itibaren inceleme tarihine kadar geçmiş bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanıklar...ve ...ile katılan Bakanlık vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasa'nın 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanıklar hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince zamanaşımı nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,III. Sanık ... Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Kamu Malına Zarar Verme, Siyasi Partilerin Kullanımında Olan Bina, Tesis veya Eşyaya Zarar Verme ve Hakaret Suçlarından Kurulan Hükümlere İlişkin Sanık ... ve Katılan Bakanlık Vekilinin Temyiz İstemleri YönündenElektronik ortamda UYAP-MERNİS’ten alınan nüfus kayıt örneğine göre, sanığın hükümden sonra 23.05.2017 tarihinde öldüğünün anlaşılması karşısında, 5237 sayılı Kanun'un 64/1. ve 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddeleri uyarınca sanık hakkında açılan kamu davalarının düşürülmesine karar verilmesinde zorunluluk bulunması,Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan Bakanlık vekilinin temyiz nedenleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin açıklanan nedenle Tebliğname'ye uygun olarak BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Kanun'un 8. maddesi uyarınca halen yürürlükte bulunan, 1412 sayılı Kanun'un 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, sanık hakkında açılan kamu davalarının 5271 sayılı Kanun'un 223/8. maddesi gereğince ölüm nedeniyle DÜŞÜRÜLMESİNE,IV. Sanıklar ... ve ... Hakkında Görevi Yaptırmamak İçin Direnme Suçundan Kurulan Hükümlere İlişkin Sanıklar...ve Ersin'in Temyiz İstemleri YönündenSanıklar hakkında kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33. maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8. maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Kanun’un 305. maddesi uyarınca temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Kanun'un 260/1. maddesi gereği temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310. maddesi uyarınca temyiz isteklerinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317. maddesi gereği temyiz isteklerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü:Yapılan duruşmaya, toplanan delillere, gerekçeye, hâkimin kanaat ve takdirine göre temyiz nedenleri yerinde olmadığından reddiyle hükümlerin Tebliğname'ye uygun olarak ONANMASINA, dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 20.11.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.