Kaçakçılık suçunda zincirleme suç (TCK 43) ve tekerrür hükümlerinin eksik incelenmesi nedeniyle yerel mahkeme kararının Yargıtay 7. Ceza Dairesi tarafından bozulması.
Özet: Bu karar, kaçak sigara nakli suçundan verilen mahkûmiyet hükmünün temyiz incelemesini konu alarak, ilk derece mahkemesinin sanıkların suçu işledikleri yönündeki kabulünde hata bulunmadığını belirtirken; sanıklar hakkında Türk Ceza Kanununun 43. maddesi kapsamında zincirleme suç hükümlerinin uygulanıp uygulanmayacağının tespiti amacıyla benzer suçlara ilişkin geçmiş ve derdest dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve kesinleşen cezaların mahsubu hususlarının değerlendirilmesi gerektiğini, ayrıca bir sanık için tekerrüre esas alınan mala zarar verme suçu kaydının kaçakçılık suçuyla ilişkisi açısından yeniden ele alınması gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararındaki bu eksiklikler nedeniyle hükmün bozulmasına karar vermiştir.

MAHKEMESİ
:Asliye Ceza MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'na muhalefetHÜKÜMLER
: Mahkûmiyet, eşya ve nakil aracının müsaderesi, sanık ... hakkında mükerrirlere özgü infaz rejimiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: Düzeltilerek onamaSanıklar hakkında kanun iadesi üzerine kurulan hükümlerin; karar tarihi itibarıyla temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle gereği düşünüldü:Sanıkların uhdesinde ele geçen kaçak sigaraların miktar itibarıyla ticari mahiyette olması, sanıkların kaçak sigara nakli sırasında suçüstü yakalanmaları, sanık ...'ın ikrarı ve tüm dosya kapsamına göre; atılı suçun sanıklar tarafından işlendiğine dair sübuta yönelik Mahkeme kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ancak;1.Sanık ... hakkında;Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, ████████ Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında ayrıntılarıbelirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun (5237 sayılı Kanun) 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 22.02.2015, iddianame düzenleme tarihinin 29.06.2015 olduğu,Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) kayıtlarında yapılan incelemede;Sanık hakkında Horasan 1. Asliye Ceza Mahkemesinde aynı tür suçtan açılan ve halen derdest olan mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasında, suç tarihinin 29.11.2014, iddianame düzenleme tarihinin 26.02.2015 olduğu,Sanık hakkında Ağrı 1. Asliye Ceza Mahkemesinde aynı tür suçtan açılan ve temyiz edilmeden kesinleşen mahkemenin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında, suç tarihinin 14.02.2015, iddianame düzenleme tarihinin 24.02.2015 olduğu anlaşılmakla;Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından, sanığa ait dosyaların incelenmesi, derdest dosyaların gerektiğinde birleştirilmesi, kesinleşen dosyanın getirtilip incelenerek aslı ya da ilgili belgelerin örneklerinin dosya arasına konulması, eylemlerin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında değerlendirilmesi halinde kesinleşen cezanın mahsubunun düşünülmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,2.Sanık ... hakkında;Dairemizce de kabul gören Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 08.04.2014 tarihli, 2013/7-591 Esas, ████████ Karar ve 16.05.2017 tarihli, 2015/7-398 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında ayrıntıları belirtildiği gibi; suçun işleniş biçimi, suçun işlenmesindeki özellikler, fiillerin işleniş yer ve zamanı, fiiller arasında geçen süre, korunan değer ve yarar, hareketin yöneldiği maddi konunun niteliği, olayların oluş ve gelişimi ile dış dünyaya yansıyan diğer tüm özellikler birlikte değerlendirilip, sanığın eylemlerini bir suç işleme kararının icrası kapsamında gerçekleştirip gerçekleştirmediği ve hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağı hususlarının tartışılarak belirlenmesi bakımından;Temyiz incelenmesine konu bu dosyaya ilişkin suç tarihinin 22.02.2015, iddianame düzenleme tarihinin 29.06.2015 olduğu,UYAP kayıtlarında yapılan incelemede;Sanık hakkında Horasan 1. Asliye Ceza Mahkemesinde aynı tür suçtan açılan ve halen derdest olan mahkemenin ████████ Esas sayılı dosyasında, suç tarihinin 29.11.2014, iddianame tarihinin 26.02.2015 olduğu anlaşılmakla;Bu dosyalardaki eylemlerin benzer suç vasfına yönelik olduğu gözetilerek suç tarihine ve işlenen suçun niteliğine göre adı geçen sanığın eylemlerinin 5237 sayılı Kanun'un 43. maddesi kapsamında zincirleme biçimde kaçakçılık suçunu oluşturup oluşturmadığının takdir ve değerlendirilmesi bakımından, sanığa ait dosyaların incelenmesi, gerektiğinde birleştirilmesi ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun değerlendirilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi,3.Sanık ...'ın tekerrüre esas alınan adlî sicil kaydındakı ilâmın mala zarar verme suçuna ilişkin olduğu, mala zarar verme suçunun hükümden sonra 02.12.2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile değişik 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 253. maddesine göre uzlaşma kapsamına alındığı gözetilerek, tekerrüre esas alınan Küçükçekmece 7. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı dosyasında uzlaşma yapılıp yapılmadığı belirlendikten sonra, sonucuna göre sanığın sabıkasının tekerrüre esas teşkil edip etmeyeceğinin tartışılmasında zorunluluk bulunduğunun gözetilmemesi,4.Suç tarihinde yürürlükte olan 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu'nun (5607 sayılı Kanun) Kanun'un 5/2. maddesinin "Yedinci fıkrası hariç, 3 üncü maddede tanımlanan suçlardan birini işlemiş olan kişi, etkin pişmanlık göstererek, soruşturma evresi sona erinceye kadar suç konusu eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı kadar parayı Devlet Hâzinesine ödediği takdirde, hakkında, bu kanunda tanımlanan kaçakçılık suçlarından dolayı verilecek ceza yarı oranında indirilir. Bu fıkra hükmü, mükerrirler hakkında veya suçun bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde uygulanmaz" hükmünü içerdiği, 7242 sayılı Kanun'un 62. maddesi ile değiştirilen 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinde yapılan değişiklik gereği kovuşturma aşamasında da etkin pişmanlık uygulamasının olanaklı hale geldiği ve 5607 sayılı Kanun'un 5/2. maddesinin son cümlesinde ''... Bu husus, soruşturma evresinde Cumhuriyet savcısı tarafından şüpheliye ihtar edilir. Soruşturma evresinde ihtar yapılmaması hâlinde kovuşturma evresinde hâkim tarafından sanığa ihtar yapılır." düzenlemesinin getirildiği cihetle, soruşturma aşamasında kendilerine etkin pişmanlık hususunda ihtarat yapılmayan sanıklara suça konu kaçak eşyanın gümrüklenmiş değerinin iki katı tutarı Devlet Hazinesine ödedikleri takdirde cezalarında 1/2 oranında indirim yapılması gerektiğinin bildirilmesi gerekirken, sanıklara tebligat yoluyla yapılan ihtaratta indirim oranının belirtilmemesi,5.Dava konusu eşyanın müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54/4. maddesi yerine, aynı Kanun'un 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232 nci maddesinin altıncı fıkrasına muhalefet edilmesi,6.5237 sayılı Kanun'un 54/1. maddesindeki ''İyiniyetli üçüncü kişilere ait olmamak koşuluyla, kasıtlı bir suçun işlenmesinde kullanılan veya suçun işlenmesine tahsis edilen ya da suçtan meydana gelen eşyanın müsaderesine hükmolunur. Suçun işlenmesinde kullanılmak üzere hazırlanan eşya, kamu güvenliği, kamu sağlığı veya genel ahlak açısından tehlikeli olması durumunda müsadere edilir.'' şeklindeki düzenleme gereği nakil aracının müsaderesi için iyiniyetli üçüncü kişilere ait olmaması gerektiği, sanıkların soruşturma evresindeki ifadelerinde 19 ES 648 plakalı nakil aracının Çorum ilinden kiralandığını belirttikleri, malen sorumlunun mahkemenin 20.05.2016 tarihli asıl kararı ile temyiz isteminin reddine dair 29.07.2016 tarihli ek kararına yönelik temyiz dilekçelerinde; Çorum ilinde araç kiralama işi yaptığını, 19 ES 648 plakalı aracını kaçakçılık suçunda kullanılacağını bilmeden, suç tarihinden önce sanıklara kiraladığını belirttiği ve Levet Gür adlı şahıs ile 21.02.2015 tarihinde yapılan, kira süresi 3 günolan araç kira sözleşmesini dosyaya ibraz ettiği cihetle; dosya kapsamına göre malen sorumlunun iyiniyet iddiasının çürütülemediğinin anlaşılması karşısında, nakil aracının sahibine iadesine karar verilmesi gerekirken, gerekçesiz şekilde müsaderesine karar verilmesi ve nakil aracının müsaderesi sırasında uygulama maddesi olan 5237 sayılı Kanun'un 54/1. maddesi yerine, aynı Kanun'un 54. maddesinin gösterilmesi suretiyle 5271 sayılı Kanun'un 232/6. maddesine muhalefet edilmesi,7.Katılan lehine vekâlet ücretine hükmedilirken karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin dikkate alınması gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi, hukuka aykırı bulunmuştur.Açıklanan nedenlerle, katılan ... İdaresi vekili ve sanık ...'in temyiz istemleri yerinde görüldüğünden hükümlerin, 1412 sayılı Kanun’un 321. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle BOZULMASINA, 11.02.2025 tarihinde karar verildi.