İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde, sahte imzalı bono nedeniyle açılan menfi tespit davasında ilk derece mahkemesinin tazminat kararı ile birlikte istinaf başvurusu inceleniyor.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının sahteliğini iddia ettiği bir bonoya dayanarak başlatılan icra takibine karşı açtığı menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesinin bilirkişi raporuyla imzanın davacıya ait olmadığını belirterek davacıyı borçsuz bulması ve davalının kötü niyetli takibi nedeniyle %20 tazminata hükmetmesi üzerine, davalının kararı eksik inceleme yapıldığı ve imzanın borçlu tarafından atıldığı iddiasıyla istinaf ederek Adli Tıp Kurumundan ek inceleme talep ettiği bir istinaf incelemesini özetlemektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
44. HUKUK DAİRESİ
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F M A H K E M E S İ K A R A R I
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2021
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Menfi Tespit (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025
Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;
G E R E Ğ İ D Ü Ş Ü N Ü L D Ü
:
DAVA DİLEKÇESİ
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalının müvekkili aleyhine İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlattığını, söz konusu takibin 25.000 TL bedelli, █████/2016 düzenlenme tarih ve vade günü █████/2016 olan bonoya dayalı olarak başlatıldığını, takibe konu senedin müvekkilinin yazısı ve imzası taklit edilerek düzenlendiğini ve takibe konulduğunu, davalının suç teşkil eden bu eylemleriyle icra tehdidi altında müvekkilini ödeme yapmaya zorladığını, ihtiyati tedbir talebinde bulunulduğunu, gecikmeden doğan zararları karşılamak ve takdir edilecek teminat mukabilinde takibin müvekkili açısından durdurulmasını, kabul edilmemesi halinde icra veznesine para girmesi halinde alacaklıya ödenmemesini, sahte bono nedeniyle müvekkilinin ağır maduriyet yaşadığının borçlu olmadığı halde borçluymuşçasına haksız icra takibiyle karşılaşmış malvarlığı icra tehditi altında kaldığını, müvekkilinin yaşadığı ağır mağduriyetin giderilmesi için teminatsız veya takdir edilecek teminat mukabilinde tedbir taleblerinin kabulü ile takibin durdurulmasını, aksi öngörülecekse İİK m. 72/3 uyarınca icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesene karar verilmesini, davalı tarafça tahsilat yapılması halinde bu ödenmenin taraflarına iadesi için istirdat talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydı ile teminatsız veya takdir edilecek teminat mukabilinde tedbir taleplerinin kabulü ile takibin durdurulmasını, müvekkilinin yazı ve imzasının bulunmadığı senetten ötürü borçlu olmadığının tespitini senedin ve icra takibinin iptalini, davalının takip konusu alacağın %20'den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini, yargılama giderlerinin davalı yana tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamıştır.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İlk Derece Mahkemesin kararıyla; "Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda, bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı tespit edildiğinden davanın kabulüne, uyuşmazlığa konu bononun lehtar tarafından takibe konulduğu, davalı lehtarın keşideci imzasının sahte olduğunu bilebilecek konumda olduğu, kötü niyetli ve haksız olarak takip başlattığı anlaşıldığından, talep üzerine asıl alacak olan 25.000,00-TL'nin %20si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine dair aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir." şeklindeki gerekçeleri ile, Davanın KABULÜ ile, davacının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına konu 30.09.2016 tanzim 25.12.2016 vade tarihli, 25.000,00-TL bedelli bono nedeniyle davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, Asıl alacak olan 25.000,00-TL'nin %20si oranında tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, şeklinde hüküm kurulmuştur.
İSTİNAF
: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin vermiş olduğu kararın eksik inceleme ile verilmiş ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili ile davacının ticari ilişkiler sonucu birbiriyle para alışverişi yaptıklarını, davaya konu █████/2016 düzenleme █████/2016 vade tarihli 25.000,00 TL tutarlı bonoda böyle bir ticari ilişki sonucu davacıdan alınan fakat karşılığı çıkmayan çeke karşılık alınmış bir bono olduğunu, imza incelemesinde imzanın davacıya ait çıkmadığını, fakat müvekkilinin ifadesiyle imzanın bizzat borçlu tarafından müvekkilinin yanında atıldığını, bu nedenle imza incelemesinin Adli Tıp Kurumunca da yapılmasının olayın sağlıklı bir şekilde açıklığa kavuşturulması için gerekliyken bunun yapılmamış olmasının bozmayı gerektirdiğini, tek bilirkişi raporu ile karar verilmesinin eksik inceleme yapılmasının en önemli göstergesi olduğunu, tüm bu nedenlerle istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAFA CEVAP
: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; davalı vekili mahkeme kararının haksız olduğunu söylemesine rağmen gerekçeli kararın tebliğini 1 sene boyunca talep etmediğini, iddia ettiği gibi bir hak kaybı olsaydı bu kadar uzun sürede hak kaybına uğramamak adına gerekli başvuruları yapması gerektiğini, davalının senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olduğunu kanıtlayan hiçbir delil sunmadığını, dosyaya sunulan bilirkişi kök ve ek raporunda da senet üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığının ortaya çıktığını, itirazları üzerine senet üzerinde yapılan incelemede de aynı sonuca ulaşıldığını, ilk derece mahkemesi tarafından dosyaya görevlendirilen bilirkişi alanında yetkin ve uzman olup Adli Bilimler ve Adli Belge İnceleme Uzmanı olduğunu, bu nedenle davalı tarafın Adli Tıp Kurumu'na gönderilmesi gerektiği iddialarının kararı sürüncemede bırakma amaçlı olduğunu, davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.
GEREKÇE
: İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Davanın konusu İİK 72 maddeye göre açılan menfi tespit davasıdır. Davacı İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takibine konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürmektedir. İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasında alacaklı tarafından borçlu aleyhine █████/2016 düzenlenme tarih ve █████/2016 vade tarihli, 25.000,00 TL bedelli bonoya istinaden kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır. Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır. █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle," ...'ın imzası harf veya yazı unsuru ihtiva etmeyen şekilsel bir imza olduğunu, başta yer yer yuvarlak, yer yer ücgenimsi, sonda üçgen biçimli 2 grama ve ortada bunları birbirine bağlayan yatay çizgilerden oluşmakta olduğunu, oldukça düzgün ve akıcı olduğunu, şüpheli 2 adet imza büyük bir yuvarlak şekil ve bunun içinde yer alan u biçimi iç gövde büklümlerinden oluştuğunu, çizgilerinde tereddüt ve titreklik olduğunu, sonuç olarak ihtilaf konusu senet altındaki 2 adet borçlu imzasının, ...'m dosyada mevcut imza örnekleriyle karşılaştırmasında belirlenen farklılık ve taklit bulguları nedeniyle bu imzaların ...'ın gerçek imzaları örnek alınarak takliden atılmış oldukları" belirtilmiştir. █████/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda bu defa senet aslı incelendiğinde aynı görüş ve kanaatte olduğu belirtilmiştir. Davalı vekili süresinde ibraz ettiği bilirkişi raporuna itiraz dilekçesinde, söz konusu imzanın davacı tarafından müvekkilinin gözü önünde atıldığını, bu sebeple imzanın davacı tarafından bilerek yanlış atıldığının kanıtlanabilmesi hususunda kan basıncının ve kişisel baskı izlerinin incelenerek yeniden rapor hazırlanmasını talep etmiştir. Senetteki imzanın borçluya ait olduğunun ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (HGK █████/2006 tarih, ███████-259 E., ████████ K. sayılı kararı) Bu durumda davanın niteliği itibari ile imzanın borçluya ait olduğunu kanıtlama külfeti alacaklıya aittir. İmza incelemesinde öncelikle senedin düzenleme tarihinden öncesine ilişkin borçluya ait olduğu muhakkak olan karşılaştırmaya elverişli imzalarını taşıyan belgeler, keşide tarihine en yakın tarihli olanından başlayarak bilirkişi tarafından mukayeseye esas alınmalıdır. Yapılacak bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay’ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğinde karşılaştırılan imza veya yazının hangi nedenle farklı veya aynı kişinin eli ürünü olduklarının fotoğraf ya da diğer uygun görüntü teknikleriyle de desteklenmesi şarttır. Nitekim bu ilkeler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.10.2019 tarihli ve ███████-2692 E., █████████ K. sayılı kararında da benimsenmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı tarafından icra takibine konu bonodaki imzanın kendisine ait olmadığını ileri sürdüğü, mahkemece alınan bilirkişi ek raporunun yargıtayın yerleşmiş içtihatları uyarınca usulüne uygun düzenlenmediği, hüküm kurmaya ve denetlemeye elverişli olmadığı mahkemece eksik inceleme neticesinde karar verildiği anlaşılmıştır. Tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyanın esastan incelenmesi yeniden rapor alınarak sonucuna göre hüküm kurulması için ait olduğu mahkemeye iadesine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Davalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜ ile;2- İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2021 tarih, ████████ E. ████████ K. Sayılı Kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3- Dosyanın, yukarıda gösterilen biçimde inceleme ve değerlendirme yapılmak üzere mahkemesine GÖNDERİLMESİNE, 4- İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından peşin olarak yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talebi halinde kendisine iadesine,5- Dosya üzerinde inceleme yapılması sebebiyle vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan giderlerin ilk derece mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6. ve 362/1-g. maddeleri gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve KESİN olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!