İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi, üretim kaynaklı gizli ayıplı ticari taksinin uzun tamir süresi nedeniyle oluşan kazanç kaybı tazminatı davasına ilişkin istinaf kararını verdi.
Özet: Yeni satın aldığı ticari taksinin motorunda kullanım kaynaklı olmayan gizli bir üretim hatası nedeniyle aracın 32 gün boyunca tamirde kalması sonucu kazanç kaybına uğradığını iddia eden davacının, bu zararının tazmini için aracı satan ve imal eden şirketlere karşı açtığı davada, davalılar sorumlulukları ve kazanç kaybının somutluğu konularında itiraz ederken, ilk derece mahkemesi aracın ayıplı mal niteliğinde olduğu ve tamir süresinin makul sınırı aştığı tespitini yapmıştır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı ... Oto.San. Ve Tic. AŞ vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Sanayi ve Ticaret A.Ş firmasından 27.11.2018 gün ve ... sayılı faturayla diğer davalı ... A.Ş'nce imalat/satış/dağıtım ve pazarlaması yapılan ... marka, (... tipindeki, 1.6 V6V 115 bg) aracı satın aldığını, ... plaka sayılı ticari taksi olarak işlettiğini, aracın yeni olmasına rağmen ayıplı çıktığını, motor yağı eksilttiğinden yetkili serviste 28.12.2018-26.01.2019 tarihleri arasında tamir gördüğünü, aracın belirtilen sürede 32 gün boyunca çalışamadığını, arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkilinin ticari taksiyi tamirat süresinde çalıştırılamamasından dolayı kazanç kaybına uğradığını, çalışılmayan her gün için 400,00 TL ila 425,00 TL net kazançtan mahrum kaldığını iddia ederek; müvekkilinin ... plaka sayılı ticari taksisinin tamirat süresince yoksun kaldığı kazancın, fazlaya ilişkin bölümü saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL kısmının 26.01.2019 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretiyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin aracın dağıtıcısı olduğunu, aracın üreticisi olmayan ve araca onarım hizmeti vermeyen müvekkili yönünden davanın reddi gerektiğini, tacirler arasında genel hükümlere göre müteselsil sorumluluk tanımlanmadığını, tacirler arasında genel hükümlere göre dağıtıcıya husumet yöneltilebileceğine dair kanunda hüküm bulunmadığını, müvekkili ile davacı arasında hiçbir sözleşmesel ilişki bulunmayan davada genel hükümleri gereği sorumluluğun müvekkiline atfedilmesinin mümkün olmadığını, davacının günlük kazanç kaybı iddiasına dair maddi bilge sunmadığını, satış sonrası hizmetler yönetmeliğine göre azamı tamir süresinin 30 iş günü olduğunu, garanti belgesi uygulama esaslarına dair yönetmelik gereği ikame araç verme yükümü aracın arızasının 10 iş günü içinde tamamlanamaması halinde 11.iş gününde doğacağını, aracın diğer davalı serviste onarımının tamamlandığını ve aracın davacıya sorunsuz teslim edildiğini iddia ederek; haksız ve mesnetsiz davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir. Davalı ... San. Ve Tic. AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; eksik harcın tamamlatılması gerektiğini, aksi halde davanın reddi gerektiğini, aracın tamir süresinin uzunluğunda müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, müvekkilinin bağımsız gelişen olaylar bakımından sorumlu tutulmasının mümkün olamayacağını, müvekkilinin kusurunun olmadığını, davacının kazanç kaybı iddiasının soyut ve belirsiz olduğunu, iddiaların hiçbir maddi bilgi ve belgeye dayanmadığını, taleplerin fahiş olduğunu, davacının gerçek kazanç kaybının hesaplanması adına vergi dairesinden gelir beyanının sorulması gerektiğini savunarak; davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Fatura , vergi kayıtları, bilirkişi ek ve kök raporları ile dosya kapsamındaki tüm delillerin birlikte incelenmesi sonucunda; Dava konusu aracın ... plaka sayılı ... (...) marka /tip ,2018 model Ticari takside, yağ eksiltme - yağ yetersizliği sonucu gelişmiş olduğu ve kullanımdan bağımsız olarak üretim kaynaklı ayıbın varlığını gösterdiği, araç 5467 KM'de iken ortaya çıkan maliyeti yüksek motor hasarının, aracın ekonomik ömrüne ve motor servis ömrüne göre çok kısa kullanım mesafesi içerisinde ortaya çıkmış olması, kullanım kaynaklı olmaması , arızanın ortaya çıkması durumunda araçtan beklenilen faydalanmayı ortadan kaldırmasının yanı sıra, çok kısa kullanım mesafesinde yapılan motor revizyon işlemi dikkate alındığında , dava konusu aracın ayıplı mal kapsamında olduğu, söz konusu ayıp, açık ayıp niteliğinde olmayıp , satın alanın satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre incelemesi ile anlamayacağı nitelikte olması , belirli bir kullanım mesafesinden sonra ortaya çıkması nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu, dava konusu aracın makul tamir süresinin 10 gün olabileceği aracın makul süre içerisinde onarımının yapılması durumunda █████/2019 tarihinde teslim edilmesi gerekeceği, kök raporda belirtilen ve piyasa rayiçlerine göre makul bulunan ortalama günlük 425,00 TL net kazanç üzerinden, günlük amortisman oranı düştükten sonra tazminata konu net kazancın 10*425,00 TL-311,64 =3.938,16 TL olduğu ve Davalı ... Otomotiv San. Tic. AŞ'nin doğan kazanç kaybından sorumlu olduğu ve bu nedenle Davalı ...AŞ yönünden davanın kısmen kabulüne , davalı ... A.Ş.'nin davaya konu aracın üreticisi ve ithalatçısı değil, dağıtıcı firma olduğu, bu davalıya husumet düşmeyeceğinden dolayı pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin davaya konu aracın distribütör olarak ülkemize ithalat edip bayileri aracılığıyla satış ve dağıtımını yapan ... A.Ş'ne karşı yöneltilen davanın husumetten reddi yönündeki kararının usul ve kanuna aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi kurulu raporunun da hatalı olduğunu, Dava konusu ticari aracın ayıplı olmasıyla tamir süresince davacının yoksun kaldığı kazanç kaybı talep edilen davada, bilirkişi raporunda "Fatura kapsamında 27 günlük ikame araç tahsisi, ... Araç Denemesinin yapıldığı belirtilmiştir", şeklindeki tespitinin doğru olmadığını, bilirkişi raporunda dava konusu ticari taksinin davalının işlettiği servise tamir için bırakıldıktan 25 gün sonra onarımının yapılarak davacıya teslim edildiği tespit edilmiş iken, bilirkişinin raporunda yoksun kalınan kazancın 12 olduğuna dair tespitte bulunulması da raporun kendi içerisinde çelişkili olduğunu gösterdiğini, mahkeme hükmünde kabul edilen ve bilirkişi kurulu raporunda ifade edilen aracın tamiri için gereken makul süre olarak hesaplanan 10 günün toplam süreden indirilmesinin hakkaniyete uygun olmadığını, mahkemenin, husumet yokluğu gerekçesi ile eksik inceleme ve hatalı değerlendirme neticesinde verdiği davanın kısmen kabulüne dair kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. Davalı ... Oto.San. Ve Tic. AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu araçtaki arızanın kullanıcı hatasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda rapor alınmadığını, ayrıca aracın tamirinin davalı şirketten bağımsız bir serviste gerçekleştirildiğinden tamir süresinin uzunluğunda davalının sorumluluğu bulunmadığını, tamir süresinin uzamasına ilişkin nedenlerin araştırılmadığını, davacının dava dilekçesinde hiçbir somut veriye dayanmayan iddia ile günlük kazancını beyan ettiğini, bilirkişi heyetinin de internette yer alan Taksiciler Esnaf Odası beyanına göre kazancı normal kabul ettiğini ve hesaplama yaptığını, ancak dava dosyasında davacının vergi kayıtlarının yer aldığını, davacının kazancının resmi kayıtlar dışında sözlü beyanlarla tespit edilmesinin kabul edilemez olduğunu, davacının kazancı için dikkate alınması gereken tek değerin resmi kayıtlar olduğunu, davacı yönünden kabul edilen kısım kadar vekalet ücretine hükmedildiğini, diğer davalı ... açısından husumet yokluğu nedeniyle vekalet ücretine hükmedildiğini, ancak müvekkil şirket yönünden reddedilen kısım yönünden vekalet ücretine hükmedilmediğini, bu kararın hatalı olduğundan hükmün tamamlanmasının talep edildiğini, ancak istinaf süresi içinde bir karar oluşturulmadığını beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
: Dava satın alınan otomobilin ayıplı olması nedeniyle tamir süresinde mahrum kalınan kazanç kaybının tahsili istemine ilişkindir.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; aracın distribütörü/üreticisi olan davalı ... Satış A.Ş nin husumetinin bulunup bulunmadığı, bilirkişi raporunun yeterli olup olmadığı, sözleşmeye konu aracın ayıplı olup olmadığı noktalarındadır. Mahkemenin istinaf incelemesine konu edilen kararı, kabul edilen kısım yönünden karar tarihi itibarı ile HMK'nun 341/2. maddesinde düzenlenen kesinlik sınırının altındadır. Karar davacı vekilince istinaf edilmiş olduğundan davalının istinaf istemi HMK 348. düzenlemesi kapsamında katılma yolu ile istinaf kapsamında değerlendirilerek inceleme konusu yapılmıştır. Dava konusu ... plaka sayılı ... (...) 1,6 16V 115 marka /tip, 2018 model aracın davalı ... A.Ş. den █████/2018 tarihinde sıfır araç olarak satın alındığı, diğer davalı ... A.Ş nin üreticisi olmayıp dağıtıcısı olduğu, davacı tarafça Ticari taksi olarak kullanıldığı, aracın 5467 KM de iken █████/2018 tarihinde yağ eksiltme - yağ yetersizliği sorununun ortaya çıktığı, aracın yetkili servis olan ... Ltd. Şti.ne █████/2018 tarihinde teslim edildiği anlaşılmaktadır. Aracın garanti kasamında arızasının bedelsiz olarak giderildiği, Servis kabul forumundaki aracın teslim tarihinin █████/2019 olup formun davacı tarafından bizzat imzalanmış olması nedeniyle davacıya █████/2019 tarihide teslim edildiği, aracın serviste toplam 25 gün kaldığı anlaşılmaktadır. Davacının imzasını taşıyan servis tarafından düzenlenen faturada davacıya 27 günlük ikame araç tahsisi yapıldığı kaydı bulunmaktadır. Davacı beyanlarında ayıplı aracının ticari taksi olmasından bahisle ikame araç verilmesinin hukuken imkansızlığından bahsetmekte, ancak kendisine hiç araç verilmediğini iddia etmemektedir. Davacı tarafın talebi araçtaki gizli ayıp nedeniyle uğradığı kazanç kaybı zararının genel hükümlere göre tazminine ilişkindir. 6098 sayılı TBK’nın 227. maddesi uyarınca satıcının satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde alıcı: “1. Satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme. 2. Satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinde indirim isteme. 3. Aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları satıcıya ait olmak üzere satılanın ücretsiz onarılmasını isteme. 4. İmkan varsa, satılanın ayıpsız bir benzeri ile değiştirilmesini isteme” seçimlik haklarından birini kullanabilir. TBK 227. Maddesinin 2. Fıkrası "Alıcının genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı saklıdır. " düzenlemesini içermektedir. TBK 219/2 maddesine göre "Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur." TBK 112. Maddesi ; Borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; "Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır." şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Öğretide ayıp satılanda, vaat edilen niteliklerin bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır (Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, ███████-1633 E.- █████████ K. Sayılı kararı). Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır. Davanın sonucunda verilecek karar kimin hakkını etkileyecekse husumetin o kişi ve kuruma yöneltilmesi gerekir. Taraf sıfatı mahkemece resen gözetilmelidir. Yargıtay HGK'nın 27.11.2013 gün ve ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere; Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, bu kişilerden birinin o davada gerçekten davacı veya davalı olmak sıfatı yoksa, dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verilemez. Dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Bir sübjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bu nedenle, o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı (aktif husumet) da o hakkın sahibine aittir. Meselâ, bir alacak davasında davacı olma sıfatı o alacağın alacaklısına aittir. Alacak davası, o alacağın alacaklısından başka bir (üçüncü) kişi tarafından açılırsa, davacının davacı sıfatına sahip olmadığından (sıfat yokluğundan, husumetten) dolayı davası reddedilir (Kuru Baki/Arslan Ramazan/Yılmaz Ejder, Medeni Usul Hukuku, 22. Baskı, Ankara 2011, s. 234; Ejder Yılmaz, Hukuk Muhakemeleri Kanunu Şerhi, Ankara 2012, s. 530; Abdurrahim Karslı, Medeni Muhakeme Hukuku Ders Kitabı, 2. Bası, İst. 2011, s. 311- 312). Yukarıdaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere, bir sübjektif hakkın sahibinin ve o hakka uymakla yükümlü olan kişinin kimler olduğu (yani bir davada, davacı ve davalı sıfatının kimlere ait olduğu) tamamen maddî hukuka göre belirlenir. Bu nedenle, bir kişinin belli bir davada gerçekten davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı hususu, usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu (sübjektif) hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunudur. Sıfatın usul hukuku bakımından önemi (usul hukukunu ilgilendiren yönü) şudur: Bir davanın tarafları (veya taraflardan biri) o davada gerçekten (davacı veya davalı olarak) taraf sıfatına sahip değilse, mahkeme, dava konusu hakkın esası (mevcut olup olmadığı) hakkında inceleme yapıp karar veremez. Mahkeme, davanın sıfat (husumet) yokluğundan reddine karar verir. Bu karar, davanın mesmu olmadığına (dinlenemeyeceğine) ilişkin bir karar olmayıp, gene davanın esasına ilişkin bir karardır (taraf olarak gösterilenlerden birinin taraf sıfatının bulunmadığını tespit eden bir karardır). Mahkemenin sıfat (husumet) yokluğunu kendiliğinden (re'sen) gözetmesi gerekir. Çünkü, sıfat yokluğu, bir def’i değil, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olan bir itirazdır. Hâkim, kendisine sunulan dava malzemesinden (davalı veya davacının bildirdikleri vakıalardan, yani dava dosyasından) bir itiraz sebebinin varlığını (sıfat yokluğunu) öğrenirse, bunu kendiliğinden (re'sen) gözetir. Taraf sıfatı, usul hukukuna değil, maddî hukuka ilişkin bir sorundur; diğer bütün maddi hukuk sorunlarında olduğu gibi, dava şartı değildir. Taraf sıfatının (davacı bakımından, aktif husumetin; davalı bakımından pasif husumetin) yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için (def’i değil) bir itirazdır. Diğer bütün itiraz hallerinde olduğu gibi, sıfat yokluğu da, ancak dava dosyasından anlaşılabildiği ölçüde hâkim tarafından kendiliğinden (re'sen) gözetilir (Kuru/Arslan Yılmaz, s. 234- 237). (Emsal Yargıtay 15. H.D. ████████ E. ████████ K. Sayılı ilamı) Halefiyet kanun ve akdi (iradi) olarak ikiye ayrılmakla birlikte TBK'da sadece kanuni halefiyet düzenlenmiştir. 6098 sayılı TBK 62, 85, 127, 168, 596 maddelerindeki düzenlemeler kanuni halefiyete örnek olarak sayılabilecek düzenlemelerdir. Ancak sözleşme özgürlüğü kapsamında akdi halefiyet sözleşmenin devri yolu (TBK 205 vd.) ile mümkündür. Sözleşmenin devri ile birlikte defi hakları ve tüm alacak, borç ve yenilik doğurucu hakları devralana geçer. Bu genel açıklamalardan sonra davacı ile davalı ... Satış A.Ş arasında bir satış sözleşmesi bulunmamaktadır. Ticari satımlarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında kanunun 11/2 maddesinden farklı olarak üreteci veya ithalatçının bir sözleşme ile üstlenilmediği sürece satıma konu ürünün ayıplı olmasından dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Davacının; davalı ... A.Ş nin ithalatçı/ üretici ... A.Ş.'den olan haklarına halef olmasını gerektirir sözleşmenin devri ya da TBK veya diğer yasal düzenlemelerde yer alan alacaklıya halef olmasını gerektirir bir hukuki ilişki söz konusu değildir. Sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacı aracın ayıplı olmasından doğan haklarını kendisinin yaptığı satım akdinin tarafı olan ... A.Ş'ne karşı ileri sürebilir. Davalı ... A.Ş.'nin aracın ithalatçısı/üreticisi olduğu, tüketici işlemi niteliğinde olmayan satımlarda ithalatçı/üretici ile satıcı arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığı, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacının ayıba karşı kefalet borcu kapsamında davalı ... A.Ş.'den talepte bulunamayacağı sonucuna ulaşılmaktadır. Ancak davacının, ... A.Ş. den garanti sorumluluğu kapsamında talepte bulunulması mümkün olabilir. Dosyada garanti sorumluluğunun kapsamına ilişkin bir belge sunulmamıştır. Genel uygulamada garanti kapsamına meydana gelecek arızalara karşı parça ve işçilik bedellerinin garanti kapsamında karşılandığı, kazanç kaybı gibi zararların garanti kapsamına alınmadığı, kazanç kabının garanti sorumluluğu kapsamında kaldığını ispat yükü üzerinde olan davacı tarafça bu konuda bir belge de sunulmadığından ... A.Ş. yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik yoktur. Dosyada toplanan deliller ve alınan denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya içeriğine uygun bilirkişi raporu ile; satıma konu araçta ortaya çıkan yağ eksiltme/yakma arızasının kullanımdan kaynaklanmadığı, arızanın ortaya çıkması ile araçtan beklenilen faydalanmanın ortadan kalktığı, ayıbın satın alma esnasında makul ve yeterli bir süre incelemesi ile anlaşılamayacağı, belirli bir kullanım mesafesinden sonra ortaya çıkması nedeniyle gizli ayıp niteliğinde olduğu belirlenmekle davalının bu yönlere ilişen istinaf istemleri yerinde değildir. Ayıplı aracın davacıya satıldığı, ayıbın ortaya çıkması ile aracın çekici ile aracın yetkili servise götürüldüğü, aracın burada 25 gün kaldığı, aracın ticari taksi olarak kullanıldığı, tamirde kaldığı dönemde ortalama 400-500 TL günlük kazancı olduğu, bilirkişi kurulunca günlük 425 TL kazancın kadri maruf olduğu, bu miktardan günlük 31,16 TL amortisman oranı düşülmesi gerektiği belirlenmiştir. Buna göre aracın ayıp nedeniyle çalışmadığı 25 günlük kazanç kaybı amortisman düşülmesi sonucu net olarak 9.690,09 TL olarak davanın kabulü gerekirken delillerin takdirinde hata edilerek 3.938,16 yönünden davanın kabulüne karar verilmesi ise isabetli olmamıştır. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece verilen karar isabetli görülmemiş olmakla davalı ...San. Ve Tic. AŞ vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı... Oto.San. ve Tic. AŞ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,3-Davanın KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE: 4-Davalı ... Satış A.Ş yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle davanın Reddine, 5- 9.690,09 TL tazminatın dava tarihi olan █████/2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya ödenmesine,6-Fazlaya ilişkin istemin reddine,7-Harçlar tarifesi gereğince alınması gereken 661,93 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 170,78 TL harcın mahsubu ile bakiye 491,15 TL harcın davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 8-Davacı tarafından yatırılan 170,78 TL peşin harcın davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, 9-Davacı tarafından yapılan; 44,40 TL başvuru harcı, 1.700,00 TL bilirkişi ücreti, 161,50 TL posta, tebligat ve müzekkere masraflarından oluşan toplam 1.905,90 TL yargılama masrafının kabul-ret oranına göre davacıya isabet eden 1.828,24 TL'nin davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'den tahsil edilerek davacı tarafa verilmesine,11- Davalı ... Satış AŞ tarafından yapılan 600,00 TL bilirkişi ücretinin davacıdan alınarak bu davalıya iadesine, 12-Davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. göre davanın kabul kısmı üzerinden hesaplanan 9.690,09 TL vekalet ücretinin davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile davacıya verilmesine, 13-Davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş. kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre davanın ret kısmı üzerinden hesaplanan 309,91 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 14-Davalı ... Satış A.Ş kendisini vekille temsil ettirdiğinden, takdir olunan 3.938,16 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalı ... Satış A.Ş'ye verilmesine, 15-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'den tahsili ile HAZİNEYE GELİR KAYDINA, 16-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK yönetmeliğinin 47/1 maddeleri uyarınca karar kesin olduğundan yatıran taraflara ödenmesine, 17-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine, b-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta gideri 23,50 TL olmak üzere toplam 185,60 TL yargılama masrafının davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, c-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 67,25 TL harcın, alınması gerekli olan 661,93 TL harçtan mahsubu ile eksik 594,68 TL istinaf karar harcının davalı ... Otomotiv San. ve Tic. A.Ş.'den alınarak hazineye irat kaydına, d-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2025