İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, menfi tespit davasında eser sözleşmesi kapsamında teminat senedi olarak verilen bononun geçerliliği, avans ödemeleri ve ticari defter kayıtları çelişkileri üzerine yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki süreçte, davacı taraf, bir icra takibine konu senedin, davalı ile üçüncü taraf arasında akdedilen ve yükleniciye %30 avans ödemesi karşılığında teminat senedi verilmesini öngören bir eser sözleşmesi kapsamında verildiğini, ancak davalı tarafından kararlaştırılan avans ödemesi yapılmadığı için sözleşmenin geçerlilik kazanmadığını ve kendisinin bu senetten dolayı borçlu olmadığını iddia ederek menfi tespit talebinde bulunmuş; yerel mahkeme, davalının ticari defterlerinde avans ödemesine dair hiçbir kayıt bulunmaması ve senedin bedelinin sözleşmedeki avans miktarına eşit olması nedenleriyle senedin teminat niteliğinde olduğuna ve sözleşmenin hiç yürürlüğe girmediğine hükmederek davayı kabul etmiş, davalı ise istinaf başvurusunda, mahkemenin ödeme dekontlarını dikkate almadığını ve sözleşmenin yürürlüğe girdiğini savunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ53.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ
: █████/2020NUMARASI
: █████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
: Menfi TespitKARAR TARİHİ
: █████/2025Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, duruşmasız olarak dosya üzerinde yapılan inceleme ve istinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan değerlendirme sonunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili, icra takibine konu senedin teminat amacıyla keşide edildiğini, davacı ile davalı arasında herhangi bir mal veya para alımına dayalı borç ilişkisinin bulunmadığını, senedin borçlandırıcı nitelikte olmadığının senette "malen" veya "nakden" kaydının yer almaması ve ticari defterler üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile açıkça tespit edilebileceğini, davalının kötü niyetli olarak haksız icra takibi başlatarak davacının hesaplarına ve taşınmazlarına haciz konulmasına sebep olduğunu, bu nedenle davacının borçlu olmadığının tespitine, davalının %20’den az olmamak üzere icra tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili, dava konusu bononun teminat senedi olmadığına, davacının bu iddiasının hukuki dayanaktan yoksun ve gerçeğe aykırı olduğuna, teminat senedi olduğu iddiasının ispat yükünün davacıya ait olup, bu iddianın yazılı belgeyle kanıtlanması gerektiğine, bono üzerinde teminat senedi olduğuna dair herhangi bir kayıt bulunmadığına, davacının bu iddiasını yazılı bir belgeye dayandıramadığına, bononun neyin teminatı olarak verildiğinin dahi açıklanamadığına, kambiyo senetlerinin düzenlenmesiyle mücerret borç ilişkisi yaratıldığını, davacının borçtan kurtulma amacıyla haksız ve kötü niyetli şekilde dava açtığını, müvekkili şirketin alacağını tahsil etmek amacıyla haklı olarak kambiyo takibi başlattığını ancak davacının ödeme yapmadığını ve icra takibine rağmen borcunu ödememek için dava açarak kötü niyetli davrandığını savunarak davanın reddi ile asıl alacağın %20’sinden az olmamak üzere davacının tazminata mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece, iddia,savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının 2017-2018 yıllarına ait ticari defterleri üzerinde yapılan incelemede, davacı ... veya dava dışı ... Tasarım Ltd. Şti. ile ilgili herhangi bir hesap kaydına ve takibe konu █████/2018 tarihli, 96.000,00 TL tutarındaki bonoya ilişkin bir kayda rastlanmadığı, mahkememizce davacıya taraflar arasında bir sözleşmenin bulunup bulunmadığı ve dava konusu senede dair bir atfın olup olmadığı konusunda süre verilmesi üzerine, davacı tarafından dosyaya sunulan █████/2017 tarihli Eser Sözleşmesi'nde yüklenicinin ... Ltd. Şti. olduğu, yetkilisinin ... olduğu, iş sahibinin ise davalı ... Teknoloji A.Ş. olduğu ve sözleşmenin taraflarca imzalandığı, sözleşmenin toplam bedelinin 320.000,00 TL olarak belirlendiği, yükleniciye yapılacak %30 oranındaki avans ödemenin teminat senedi karşılığında ödeneceğinin kararlaştırıldığı, her ne kadar sözleşmede takibe konu 96.000,00 TL bedelli bonoya doğrudan atıf yapılmamış olsa da bono bedelinin sözleşmede teminat olarak kararlaştırılan %30 avans miktarına eşit olması, başka bir ticari ilişkinin tespit edilememesi ve davalının defter kayıtlarında davacıya herhangi bir ödeme yapıldığına dair bir kayda rastlanmaması nedeniyle söz konusu senedin sözleşme kapsamında teminat olarak verildiğinin kabulü gerektiği, ayrıca sözleşmenin geçerli olabilmesi için yüklenicinin teminat senedini vermesi ve iş sahibinin de %30 oranında avans ödemesi yapması gerektiği, ancak davalının yükümlülüğünü yerine getirmeyerek bu ödemeyi yapmadığı, dolayısıyla taraflar arasındaki sözleşmenin geçerlilik kazanmadığı, davalı vekilinin müvekkilinin yükümlülüğünü yerine getirdiğini ve ödemeyi yaptığını iddia etmişse de ticari defterlerinde buna ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacı vekilinin ise müvekkilinin ödeme yaptığını ancak hata ile ticari defterlere işlemediğini ileri sürdüğü, ancak HMK 222/4. maddesi gereğince açılış ve kapanış onayları bulunmayan ve içeriği birbiriyle uyuşmayan ticari defter kayıtlarının sahibi aleyhine delil teşkil edeceği dikkate alındığında, davacının sözleşme kapsamında borçlu olmadığı, takibe konu senedin teminat senedi niteliğinde olduğu ve sözleşmenin geçerlilik kazanmadığı gerekçeleriyle davanın kabulüne karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde, dosyada bulunan ödeme dekontlarının gözardı edildiğini, ek rapor alınmaksızın davanın kabul edilmesinin hatalı olduğunu, dekontlarda ödemelerin söz konusu sözleşmeye dayalı olarak %30 avans ödemeleri olarak yapıldığının açıkça belirtildiğini, sözleşmenin yürürlüğe girdiğini, mahkemece hatalı yorumlandığını, dava dışı şirketin işi yarım bıraktığını ve davalının haklı nedenle sözleşmeyi feshettiğini, ödeme yapılmadığı ve sözleşmenin geçersizliğinden bahsedilemeyeceğini, davacı tarafça cevap dilekçesi, delil listesi ve ön inceleme duruşmasında verilen kesin sürede dahi bildirilmeyen sözleşmenin mahkemece dikkate alınarak hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğunu ve buna göre hazırlanan bilirkişi raporunun da hukuka aykırı olduğunu, davacının senedinin teminat senedi olduğunu ancak yazılı belgeyle ispatlayabileceğini ve bunu ispatlayamadığını, sözleşme ile bono arasında herhangi bir bağlantının ispatlanmadığını, davalı defterinde senede dair kayıt olmamasının davacının borcunun olmadığını gösterdiğini ve eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek mahkeme kararının kaldırılması ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu 470 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davacı dava dışı yüklenici şirketin temsilcisi, davaya konu bononun borçlusu; davalı ise iş sahibi, bono alacaklısıdır.Dava, İİK'nun 72.maddesi uyarınca icra takibinden sonra açılan menfi tespit davasıdır.HGK'nun ███████-698 E, █████████ K. Nolu 17.11.2022 tarihli ilamında belirtildiği üzere; 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun (İİK) 170/b maddesinin aynı Kanun’un 72. maddesine yaptığı yollama gereğince kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takipte de menfi tespit davası açılabileceği açıkça anlaşılmaktadır.Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır (İnan, Nurkut: Türk Hukukunda Hatır Senetleri ve Özel- likle Hatır Bonoları, Ankara, 1969, s. 16). Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir. Bu anlamda senedin bedelsiz sayılmasında esas alınan husus, temel borç ilişkisinin kendisi değil, bu temel borç ilişkisinden doğan temel alacaktır. Bu itibarla bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası ile maddi hukuk bakımından borcun mevcut olup olmadığının tespiti amaçlanmakta; borçlu olmadığını iddia eden borçluya, genel hükümlere göre bu durumu tespit imkânı verilmektedir. Dava neticesinde borçlu olunmadığının tespiti hâlinde ise davacı (borçlu) hakkında bir icra takibi başlatılması engellenmiş olacak veya başlatılan ve devam eden icra takibi iptal edilerek, davacının mevcut olmayan bir borcu ödemesi engellenmiş olacaktır.Somut olayda davacı bononun sözleşme kapsamında teminat için verildiğini, bedelsiz olduğunu ileri sürmüş, karşı taraf, bu bononun teminat için verildiğine dair iddiayı kabul etmemiştir. Bono üzerinde "teminat için verildiği" ne dair bir ibare yer almamaktadır.Her ne kadar mahkemece davacıya süre verilerek takip dayanağı bononun temelini teşkil eden sözleşme ilişkisi ve metni ibraz ettirilmiş ise de, bononun teminat bonosu olup olmadığından önce, davacının öncelikle senedi bu sözleşme kapsamında verdiğinin ispatlanması gerekmektedir. Sözleşmede teminat olarak verilecek bononun tanzim ve vade tarihi, miktarı, keşideci ve lehdarı açıkça belirtilmemiş olup, mevcut duruma göre dava konusu bononun sözleşme kapsamında verilmiş bir teminat senedi olduğunu davacı kesin delillerle ispatlayamamıştır. Kaldı ki, davalı alacaklı, icra takibini kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla gerçekleştirmiş ve davanın her aşamasında tüm temel ilişkileri reddederek kambiyo senedi özelliğinden dolayı "sebepten mücerretlik ilkesi"ne dayanarak takip yapmıştır. Bu kapsamda, söz konusu bono nedeniyle menfi tespit koşullarının oluşmadığı değerlendirilmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf talebinin kabulü ile, yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b-2. bendi gereğince kaldırılarak davanın reddine dair yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;A)1-Davalı vekilinin istinaf talebinin gerekçe yönünden KABULÜNE,2-İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2020 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,3- Davanın REDDİNE,B) İLK DERECE YARGILAMASI YÖNÜNDEN 1-Alınması gereken 615,40 TL maktu karar ve ilam harcının peşin alınan 1.639,44 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırılan 1.024,04 TL harcın kararın kesinleşmesini takiben ve istek halinde davacı tarafa İADESİNE, 2-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 3-Davalı tarafından yapılan herhangi bir masraf bulunmadığından bu konuda karar verilmesine YER OLMADIĞINA, 4-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca 30.000,00 TL vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın hüküm kesinleştiğinde yatıran tarafa İADESİNE,C) İSTİNAF İNCELEMESİ YÖNÜNDEN 1-Davalı tarafından yatırılan 1.701,14 TL istinaf karar harcının hüküm kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine İADESİNE, 2-Davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 35,50 TL posta gideri olmak üzere toplam 197,60 TL istinaf yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı tarafa VERİLMESİNE, 3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a bendi gereğince KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.