Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hizmet tespiti davasında eksik inceleme, resen araştırma gereği ve hükümde infazda tereddüt yaratan işveren belirsizliği nedeniyle yerel mahkeme kararını bozmuştur.
Özet: Yüksek mahkeme, davacının bildirilmeyen hizmet sürelerinin tespitine ilişkin kararı, uyuşmazlık konusu dönemlerin tam olarak aydınlatılamaması, yazılı delil eksikliği bulunan zaman dilimleri için resen delil araştırmasının yetersiz kalması ve hükümde yer alan işveren tanımının infazda tereddüt yaratacak şekilde belirsiz olması gerekçeleriyle bozmuştur; bu çerçevede, ilgili işyerlerinin dosyalarının incelenmesi, komşu işyeri tanıklarının dinlenmesi ve kesin, infaza elverişli bir karar verilmesi için davanın yeniden incelenmesi gerektiği belirtilmiştir.
10. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    Mahkemesi
    :İş Mahkemesi
    No
    :102-119
    Dava, hizmet tespiti istemine ilişkindir.
    Mahkemece, ilamında belirtilen gerekçelerle davanın kabulüne karar verilmiştir.
    Hükmün, davalı Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldıktan ve Tetkik Hâkimi ... tarafından düzenlenen raporla dosyadaki kağıtlar okunduktan sonra işin gereği düşünüldü ve aşağıdaki karar tespit edildi.
    Davacı 01.06.2002-10.08.2009 tarihleri arasında davalı şirkette şoför olarak çalıştığını ve Kuruma bildirimi yapılmayan 11 aylık hizmet süresinin tespitini talep etmiş, ardından 13.04.2010 tarihli dilekçesinde 11 aylık sürenin 01.06.2002-01.11.2003 tarihlerini kapsadığını belirtmiş; en son talebini genişleterek, 01.06.2002-27.06.2003 tarihleri arasında 1 yıl 26 gün, 30.11.2003-09.05.2004 tarihleri arasında 5 ay 8 gün çalıştığının tespitini talep etmiştir. Mahkemece, davacının 01.06.2002-10.08.2009 tarihleri arasında davalılara ait işyerinde kuruma bildirilen süreler dışında bildirilmeyen süreler kadar SSK'lı olarak çalıştığının tespitine karar verilmiştir.
    Davanın, yasal dayanağı 506 sayılı Yasanın █████. maddesi olup bu tür sigortalı hizmetlerin tespitine ilişkin davaların, kamu düzeniyle ilgili olduğu ve bu nedenle de özel bir duyarlılıkla ve özenle yürütülmesinin zorunlu ve gerekli bulunduğu açıktır. Bu çerçevede, hak kayıplarının ve gerçeğe aykırı sigortalılık süresi edinme durumlarının önlenmesi, temel insan haklarından olan sosyal güvenlik hakkının korunabilmesi için, bu tür davalarda tarafların gösterdiği kanıtlarla yetinilmeyip, gerek görüldüğünde re'sen araştırma yapılarak kanıt toplanabileceği de göz önünde bulundurulmalıdır.
    1-) Eldeki dosyada, ihtilaf konusu döneme ilişkin 01.06.2002-26.06.2003 tarihleri arasında; davalı şirkete ait 26 PV 100 plakalı otobüs için, sürücü kısmında davacının adının yer aldığı 2002 yılının 6., 8. ve 12. aylarına ait ceza tutanakları, yine 2002/6-7-8-9-11 ve 12. aylara ait otogar çıkış kayıtlarının bulunduğu, davacının hizmet cetveli incelendiğinde ise; 27.06.2003-07.08.2003 tarihleri arasında ... Ve Ortaklarına ait 5053 nolu işyerinde, 08.08.2003-30.11.2003 tarihleri arasında ... ve Ortaklarına ait 11025089 nolu işyerinde, 09.05.2004-26.12.2007 tarihleri arasında ... Ve Ortaklarına ait 1008330 nolu işyerinde, 27.12.2007-10.08.2009 tarihleri arasında da 1049117 nolu davalı işyerinde geçen çalışmaları vardır. Hal böyle olunca, 5053, 11025... ve 1008... sicil nolu işyerlerine ait dosyalar incelenerek; davalı işyeri ile aralarındaki bağlantı belirlenmeli, davanın niteliği gereği, gerektiğinde re’sen delil araştırması yoluna da gidilerek (davalı şirket tarafından ███████. aya kadar sigortalı bildirimi yapılmadığından, ihtilaf konusu döneme ilişkin bordro tanığı bulunmadığından), işyerinin kapsam ve kapasitesi gözetilerek, özellikle yazılı belgenin bulunmadığı 01.12.2003-08.05.2004 tarihleri arası dönem yönünden davacının çalışmasını bilebilecek durumda olan komşu işyeri tanıkları dinlenmeli, böylelikle; uyuşmazlık konusu husus hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde belirlenip, sonucuna göre karar verilmelidir.
    2-) Karar tarihinde yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 388. maddesinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi), “Hüküm sonucu kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, istek sonuçlarından her biri hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, mümkünse sıra numarası altında birer birer, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir”, 389. maddesinde (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 297. maddesi) “Verilen karar ile iki tarafa tahmil ve bahşedilen vazife ve haklar şüphe ve tereddüdü mucip olmayacak surette gayet sarih ve açık yazılmalıdır” hükmü öngörülmüştür. Hükümlerin çelişkiden uzak ve infaza elverişli olması kamu düzeniyle ilgili olup, hükmü temyiz etmeyen yönünden sonuç doğurması gerekeceği de gözetilerek gerçeğe ve hukuka uygun bir karar verilmesi gerekir.
    Ayrıca, 506 sayılı Yasanın 4. maddesi ile “işveren, ...sigortalıları çalıştıran ... kişiler...” olarak tanımlanmış olup, hizmet tespitine yönelik davalarda, çalışma ilişkisinin nitelik ve süresinin belirlenmesinde, bu yöndeki işyeri bilgi ve belgelerine ulaşılmada, kısacası, davanın sübutu ve verilen kararın infazı açısından, kim olduğunun bilinmesinde yasal zorunluluk vardır. Buna göre, dava, yasal hasım olan Kurum yanında, işveren olarak sadece ... Otobüs İşletmecilik Hizm. Tur. Taş. İnş. San. Tic. Ltd. Şti. aleyhine açıldığı halde, mahkemece, tespitine karar verilen sürenin "davalılara ait işyerinde" geçtiği belirtilerek, infazda tereddüt uyandıracak şekilde karar tesisi isabetsizdir.
    3-) Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 74. maddesinde (Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 26. maddesi); "Hakim, talepten fazla veya başkasına hükmedemez." düzenlemesine yer verildiği gibi, aynı yasanın 75/1.maddesinde (Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 25. maddesi); "Kanunun tayin eylediği istisnalardan başka hakim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya iddia sebeplerini re'sen nazarı dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek hallerde dahi bulunamaz" hükmü yer almaktadır. Yasanın bu açık hükmünden de anlaşılacağı üzere hakim, iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, talepten fazlasına veya başkasına hükmedemeyeceği açıktır.
    Somut olayda; 01.06.2002-27.06.2003 tarihleri arasında 1 yıl 26 gün, 30.11.2003-09.05.2004 tarihleri arasında 5 ay 8 gün sigortalı olarak çalıştığının tespitine karar verilmesinin talep edildiğinin anlaşılması karşısında; taleple bağlılık ilkesine aykırı biçimde Kuruma bildirimi yapılmayan ve fakat talebe konu olmayan 2004/7. aydan 16 gün, 2009/3-4-5-6 ve 7. aylardan da 10'ar günlük olmak üzere toplam 66 günün de tespitine karar verilmiş olması, usul ve yasaya aykırı olup, bozma nedenidir.
    4-)Kabule göre de; davalı şirketin ünvanı "... Otobüs İşletmecilik Hizm. Tur. Taş. İnş. San. Tic. Ltd. Şti." olduğu halde, gerekçeli karar başlığında ünvanının "..." olarak yazılmış olması, isabetsizdir.
    O halde, davalı Kurum vekilinin bu yönleri amaçlayan temyiz itirazları kabul edilmeli ve hüküm bozulmalıdır.
    SONUÇ
    :Temyiz edilen hükmün yukarıda açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 29.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!