Hekim hatası ve tıbbi malpraktis nedeniyle açılan maddi-manevi tazminat davasında, safra kesesi ameliyatı sonrası aydınlatılmış onamdaki imza itirazının iddianın genişletilmesi yasağına takılması Yargıtay tarafından değerlendirildi.
Özet: Safra kesesi ameliyatı sonrası gelişen komplikasyonlar nedeniyle hekim ve hastane aleyhine açılan maddi ve manevi tazminat davasında, ilk derece ve istinaf mahkemelerinin bilirkişi raporlarına dayanarak kusur bulunmadığı gerekçesiyle davayı reddetmesinin ardından, davacının temyiz aşamasında dile getirdiği, aydınlatılmış onam formlarındaki imzaların sahteliği iddiasının, yargılamanın ilerleyen aşamalarında ileri sürüldüğü ve iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında kaldığı, ayrıca davacı vekilinin önceki beyanlarında onamın varlığını kabul ettiği dikkate alınarak, hekimin ve hastanenin sorumluluğu olmadığı yönündeki kararların hukuka uygun bulunduğu belirtilmiştir.
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : İzmir 6. Tüketici Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    I. DAVA
    Davacı vekili; davalı hastanede diğer davalı doktor tarafından 25.01.2018 tarihinde endoskopik yöntemle safra kesesi ameliyatı yapıldığını, yapılan cerrahi operasyon akabinde müvekkilinin durumunun kötüleşmeye başladığını, davalı doktor tarafından ilgilenilmediğini, davalı doktorun ısrarlar sonucundan geldiğinde ise müvekkilinin durumunun ağır olduğunu anlayıp panik havasında acilen açık ameliyat yapılmasına karar verdiğini, 27.01.2018 tarihinde ikinci ameliyatın gerçekleştirildiğini, ikinci ameliyat sonrasında iyileşme belirtisi göstermeyen müvekkili için davalı doktorun "hastanızın durumu kötü, ölme ihtimali var, buradan götürün" dediğini, 29.01.2018 tarihinde müvekkilinin Dokuz Eylül Üniversitesi (DEÜ) Hastanesine zorlukla sevkinin sağlandığını, DEÜ Hastanesi hekimlerince müvekkilinin kan zehirlenmesi geçirdiği, yani sepsis ve septik şok durumunun olduğu belirtildiğini, müvekkilinin ölümün kıyısından döndüğünü, davalı doktorun mevcut durumu düzeltmek için herhangi bir girişimde bulunmadığını, müvekkilinin ameliyattan önce çalıştığını, ameliyat sonrası çalışamaz hale geldiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi, 60.000,00 TL manevi tazminat alacağının olay tarihi olan 25.01.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    1. Davalı ..... San. Tic. AŞ. vekili; komplikasyon söz konusu olduğunu, herhangi bir ihmal ve kusurlarının olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
    2. Davalı ... vekili; komplikasyon söz konusu olduğunu, herhangi bir ihmal ve kusurunun olmadığını, üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; alınan bilirkişi raporları doğrultusunda uygulamayı yapan hekime bir kusur yüklenemeyeceği ve davalı hastanenin sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    İlk Derece Mahkemesinin 17.05.2022 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin 07.12.2023 tarihli kararıyla İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
    V. TEMYİZ
    A. Temyiz Sebepleri
    Davacı vekili; yargılama esnasında ortaya çıkan, önemli bir delil olan aydınlatılmış onam formlarındaki imzalara ilişkin yeterli araştırma yapılmadan usul ve yasaya aykırı karar verildiğini, aydınlatılmış onam formları ve benzeri muvafakat belgelerindeki imzaların müvekkili veya yakınlarına ait olup olmadığı hususu netleşmeden verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, formlar olmadan düzenlenen bilirkişi raporları dikkate alınarak yasaya aykırı karar verildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    Uyuşmazlık, hekim hatasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
    Dava dosyasının incelenmesinde; davacı vekilinin dava dilekçesinde hekim tarafından aydınlatılmadığı, bilgilendirilmediği ve aydınlatılmış onamın alınmadığı konusunda bir itirazı olmaksızın yalnızca hekimin ihmali ve kusurundan kaynaklı olarak maddi ve manevi tazminat talep ettiği, 26.10.2020 havale tarihli bilirkişi raporuna karşı 20.11.2020 tarihli beyan dilekçesinde "Görüldüğü üzere bahse konu ameliyat yöntemi kolay, etkili ve konforlu olduğundan müvekkilimiz ve yakınlarından da onam belgesi alınırken işbu ameliyatın basit bir ameliyat olduğu anlatılmıştır." şeklinde beyanda bulunarak aydınlatılmış onamı kabul ettiği, yargılamanın ilerleyen aşamalarında bilirkişi raporuna itiraz nedeniyle alınan Adli Tıp Kurumu raporundan sonra 26.11.2021 tarihinde aydınlatılmış onamın alınmadığı, dosyada yer alan aydınlatılmış onamda yer alan imzaların hasta veya yakınına ait olmadığı konusunda imza itirazında bulunduğu, iddia ve savunmasının genişletilmesi yasağı başladıktan sonra yeni vakıanın ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, dava açıldığı esnada aydınlatılmış onamın alınıp alınmadığı hususunun davacı tarafından bilindiği, iddianın genişletilmesine muvafakat edilmediği davalı tarafça 10.02.2021 tarihli duruşmada açıkça beyan edildiği, alınan bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile kararın onanması gerekmiştir.
    VI. KARAR
    Açıklanan sebeplerle;
    Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
    Temyiz eden taraf haçtan muaf olduğundan peşin alınan temyiz harcının iadesine,
    Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!