Yabancı uyruklu öğretim üyesinin üniversitedeki sigortasız hizmet tespiti davasında hak düşürücü süre ve sözleşme niteliği tartışmaları temyizi.
Özet: Davacı, 1999-2001 yılları arasında davalı üniversitede yabancı uyruklu sözleşmeli öğretim üyesi olarak çalıştığı halde hizmetlerinin sosyal güvenlik kurumuna bildirilmediğini iddia ederek hizmet tespiti davası açmıştır; davalı üniversite ve feri müdahil SGK, çalışmanın hukuki niteliği ve ilgili mevzuat gereği bildirim zorunluluğu olmadığını savunmuşsa da, ilk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, çalışmanın gerçekliğini ve idari nitelikli sözleşmenin sosyal güvenlik hukuku açısından ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gerekçe göstererek davanın kabulüne hükmetmiştir.

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Erzurum 2. İş MahkemesiSAYISI
: ████████ E., ███████ K.Taraflar arasındaki hizmet tespiti davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.Kararın davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; müvekkilinin 2547 sayılı Yüksek Öğretim Kanun'un 34. maddesi ve Yüksek Öğretim Kurumlarında Yabancı Uyruklu Öğretim Elemanı Çalıştırılması Esaslarına ilişkin Bakanlar Kurulu kararına istinaden yabancı uyruklu sözleşmeli öğretim üyesi olarak davalı ... Üniversitesinde 16.09.1999-09.08.2001 tarihleri arasında çalışmasına karşın bu çalışmalarının SGK'ya bildirilmediğini belirterek; davacının, dava dilekçesinde belirtilen dönemde davalı yanında çalıştığının tespitine karar verilmesini istemiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davacının 2547 sayılı Yükseköğretim Kanun'un 34. maddesi ile 2914 sayılı Yükseköğretim Personel Kanun'un 16. maddesi ve bu kanunların atıfta bulunduğu Yükseköğretim Kurumlarında Yabancı Uyruklu Öğretim Elemanı Çalıştırılması Esaslarına ilişkin Bakanlar Kurulu kararında belirtilen hükümler doğrultusunda çalıştığını yasal düzenlemelere uyulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettikleri anlaşılmıştır.Fer'i müdahil SGK vekili; davanın reddine karar verilmesini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "...Tüm dosya kapsamıyla; Davacı ile davalı arasındaki sözleşme idari niteliktedir. Ancak İş Hukuku ayrı, Sosyal Güvenlik Hukuk ayrı kurallara tabidir. Dava, 17.04.2008 tarih ve 5754 sayılı Kanun ile değişik 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 106/1-1. madde ve bendi ile mülga 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanun'un 79 ve 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanun'un 86. maddeleri uyarınca, iş (hizmet) akdine dayalı sigortalılık süresinin tespitinden ibaret olup davacının 2001 yılı 2.dönemden itibaren çalışmalarının Kuruma bildirildiği anlaşıldığından uyuşmazlığın çözüm yeri İş Mahkemeleridir.Taraflar arasında, davacının 16.09.1999-09.08.2001 tarihleri arasında, davalı yanında az yukarıda belirtilen idari nitelikteki sözleşmelerle aralıksız olarak, sözleşmelerde belirtilen ücretle çalıştığı konusunda bir uyuşmazlık bulunmadığı gibi, davacının çalışmasının gerçek olduğu, dosya kapsamındaki belgeler ile sübuta ermiştir. 2527 sayılı Türk Soylu Yabancıların Türkiye`de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin Kanun'un 5. maddesindeki “Bu Kanunun kapsamına girenler; çalıştıkları kamu, özel kuruluş veya işyerinde uygulanan personel, sosyal güvenlik, çalışma, çalıştırma ve diğer konulara ilişkin mevzuat hükümlerine tabidir.” şeklindeki düzenleme, davalı tarafından ibraz edilen, davacının çalışmalarına ilişkin belgeler, tanık beyanları birlikte değerlendirildiğinde, davanın kabulü yönüne gidilmiş, davacının aylık ücreti güncel para birimi ile ve parantez içinde de sözleşme tarihindeki para birimine göre gösterildiği" gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFA. İstinaf Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.B. İstinaf SebepleriDavalı Üniversite vekili; 506 sayılı Kanun'un mülga 79. maddesi gereğince davanın 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmesinden sonra açıldığını, talep döneminde yürürlükte bulunan mevzuat gereğince yasal bir zorunluluk olmamasından dolayı davacının maaşından sosyal güvenlik prim kesintisi yapılmadığını, davanın kabulünün hatalı olduğunu, kabul edilecekse dahi talep ile bağlı kalınarak kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini ifade etmiştir.Fer'i müdahil Kurum vekili; Kurum kayıtlarına göre davalı işveren tarafından davacı adına 26.06.2008 tarihli işe giriş bildirgesi verildiğini, davalı işveren tarafından sigortalı adına talep döneminde çalışma bildirilmediğini, sigortalı sayılabilmek için işe giriş bildirgesi yanında çalışma olgusunun varlığının da zorunlu olduğunu, kamu düzeninden olan bu tip davalarda özel bir duyarlılık ve özenle araştırma yapılması gerektiğini, çalışma olgusunun hiçbir kuşku ve duraksamaya yer verilmeyecek şekilde tespiti gerektiğini, mahkeme kararında dinlenilmemiş olmasına rağmen tanık anlatımlarına atıfta bulunulduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini ifade etmiştir.C. Gerekçe ve SonuçBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "... Dosyadaki yazılara toplanan delillerle kararın dayandığı kanuni gerektirici sebeplere göre ve özellikle davacının davalı Üniversiteye ait işyerinde, 16.09.1999-08.08.2001 tarihleri arasındaki kesintisiz çalışmasının Kuruma bildirilmediğinin resmi işyeri kayıtlarıyla sabit bulunması, işverence işe giriş bildirgesi verildiği tarihten önce olan bildirimsiz dönemde kesintisiz çalışmanın ispatlanması nedeniyle hak düşürücü sürenin geçtiğinden bahsedilemeyek olması karşısında Mahkemenin kararında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalının ve feri müdahilin istinaf başvurusunun reddine" karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna BaşvuranlarBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı ve fer'i müdahil Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavalı vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.Fer'i müdahil Kurum vekili, davanın reddi ile kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, hizmet tespitine ilişkindir.2. İlgili Hukuk506 sayılı Kanun'un 3. maddesinin II-A fıkrasının 4958 sayılı Kanun' un 57.maddesiyle yürürlükten kaldırılmadan önceki halinde; "malullük, yaşlılık ve ölüm sigortalarının bir işveren emrinde çalışan ve Türk uyruklu olmayan kimselerden Kurumdan yazılı istekte bulunanlar hakkında ve istek tarihinden sonraki ay başından başlanarak uygulanacağı belirtilmiştir. 4958 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihinden itibaren ise bir işveren emrinde çalışan yabancı uyruklu işçiler isteklerine bakılmaksızın tüm sigorta kolları kapsamına alınmıştır.2527 sayılı Türk Soylu Yabancıların Türkiye’de Meslek ve Sanatlarını Serbestçe Yapabilmelerine, Kamu, Özel Kuruluş veya İşyerlerinde Çalıştırılabilmelerine İlişkin Kanun'un 3. maddesinde “Türk soylu yabancıların, kanunlarda Türk Vatandaşlarının yapabileceği belirtilen meslek, sanat ve işlerde çalışabilme ve çalıştırılabilmeleri için, özel kanunlarda aranan nitelikleri taşımak ve yükümlülükleri yerine getirmek şartıyla, bu Kanun ve Yabancıların Çalışma İzinleri Hakkında Kanuna göre, İçişleri ve Dışişleri Bakanlıkları ile diğer ilgili bakanlık ve kuruluşların görüşleri alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca izin verilir.”, 5.maddesinde de “Bu Kanununun kapsamına girenler; çalıştıkları kamu/özel kuruluş veya işyerinde uygulanan personel, sosyal güvenlik, çalışma, çalıştırma ve diğer konulara ilişkin mevzuat hükümlerine tabidir.” hükmünün öngörülmüş olmasına göre, bu özellikteki kişilerin Türk Vatandaşları gibi sosyal güvenlik haklarından da yararlanabilecekleri düzenlenmiştir.Davanın yasal dayanaklarından 506 sayılı Kanun'un 3 üncü maddesinin II-A fıkrasının 4958 sayılı Kanun'un 57. maddesi ile yürürlükten kaldırılmadan önceki halinde; malullük, yaşlılık ve ölüm sigortaları bir işveren emrinde çalışan ve Türk uyruklu olmayan kimselerden Kurumdan yazılı istekte bulunanlar hakkında ve istek tarihinden sonraki aybaşından başlanarak uygulanacağı belirtilmiştir.3. Değerlendirme1.Eldeki dava, davacının davalı Üniversitede 16.09.1999-09.08.2001 tarihleri arasında geçen çalışmalarının uzun vadeli sigorta kolları kapsamında olduğunun tespiti istemine ilişkin olup Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de tespite dair verilen hükmün eksik araştırmaya dayalı olduğu anlaşılmaktadır.2.Tüm dosya kapsamı incelendiğinde, her ne kadar 506 sayılı Kanun'un 3.maddesinin II. bendine göre malüllük, yaşlılık, ölüm sigortaları, bir işveren emrinde çalışan Türk uyruklu olmayan kimselerden Kurumdan yazılı istekte bulunanlar hakkında ve istek tarihinden sonraki aybaşından başlanarak uygulanır şeklindeki hükmü içermekte ise de 506 sayılı Kanun'un 3.maddesinin II.bendinin (A ve D) alt bentlerinin 06.08.2003 tarihinde yürürlüğe giren 4958 sayılı Kanun'un 57. maddesi ile yürürlükten kaldırıldığı, bu durum karşısında 4958 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 06.08.2003 tarihinden öncesine ilişkin yabancı uyruklu çalışanın uzun vadeli tüm sigorta kollarından faydalanabilmesi için Kurumdan talepte bulunmasının gerekli olduğu gözetilerek, davacının Türk soylu olup olmadığı araştırılmalı, Türk soylu olması halinde verilen kararın yerinde olduğu gözetilmeli; Türk soylu olmaması halinde 2527 sayılı Kanun'un yukarıda belirtilen maddeleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılarak sonucuna göre karar verilmelidir.Bu maddi ve hukuki olgular göz ardı edilerek eksik araştırma ve inceleme sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurularının esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,26.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.