İş kazası sonucu açılan rücuan tazminat davasında, Yargıtayın taraf ehliyeti ve husumet eksiklikleri gerekçeli bozma kararının ardından yeniden yapılan yargılamanın temyiz incelemesi.
Özet: Bir iş kazası nedeniyle sigortalıya bağlanan gelirin rücuan tahsili amacıyla açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesinin kısmen kabul kararı, bir davalının dava açılmadan önce vefat etmesi ve adi ortaklığın taraf ehliyeti bulunmaması gibi esaslı usuli eksiklikler gerekçe gösterilerek Yargıtay tarafından bozulmuş; bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın tekrar kısmen kabul ve kısmen reddine karar verilmesi üzerine davacı kurum, bozma gereklerinin tam olarak yerine getirilmediği ve yeniden kusur raporu alınması gerektiği iddiasıyla kararı ikinci kez temyiz etmiştir.

MAHKEMESİ :İş Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen rücuan tazminat davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararı davacı Kurum vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; sigortalı ...un 22.10.1990 tarihinde geçirdiği iş kazası sonucu vefatı üzerine, hak sahiplerine 27.828.475.788. TL peşin değerli gelir bağlandığını, sigortalının geçirdiği kazanın iş kazası olduğunun "tespit" amacıyla sigortalının hak sahipleri tarafından Ankara 6.İ ş Mahkemesinde █████████ E. sayılı dosya ile açılan dava sonunda kabule ilişkin olarak verilen 23.10.1996 tarihli kararın Yargıtay tarafından onanarak kesinleştiğini, bu nedenle meydana gelen kazada işçi sağlığı ve işgüvenliği tüzüğünde belirtilen önlemleri almayan ve bu önlemleri denetlemeyen davalıların sorumlu olduğunu beyanla, 27.828.475.788 TL Kurum zararının şimdilik 13.914.237.894 TL'sinin (%50'si) davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.II. CEVAPDavalılar tarafından davaya cevap verilmemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin 05.04.2007 tarihli ve 1318-214 sayılı kararıyla; davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİA. Bozma Kararı1.Mahkeme kararına karşı davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.2. Dairemiz 22.02.2010 gün ve ██████████-2157 sayılı ilamı ile "...husumet konusu, Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun (HUMK) 187. maddesinde yer alan ilk itirazlardan olmadığından davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi gerek mahkemece, gerekse Yargıtay'ca tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın kendiliğinden göz önünde tutulur. Bilindiği üzere taraf ehliyeti, davada taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti, Medeni Hukuktaki medeni haklardan istifade (hak) ehliyetinin Medeni Usul hukukunda büründüğü şekildir. Kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu Türk Medeni Kanunu'na (TMK) göre belirlenir (HUMK m.38, TMK m.8 ve m.48). Buna göre medeni haklardan istifade (hak) ehliyeti bulunan her gerçek (TMK m.8) ve tüzel (TMK m.48) kişi, davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.12.2007 tarih ve 2007/5-972 Esas, ████████ Karar sayılı ilamı) Bu yönde, adi ortaklığın taraf ehliyeti yoktur ve eldeki davada asıl işveren olan adi ortaklığı oluşturan tüzel kişiler; ... inşaat ve Ticaret Anonim Şirketi ile Alfa İnşaat Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketine yöntemince husumet yöneltilmesi gerektiği göz ardı edilerek;2-)Davalı ...'un davanın açılmasından önce vefat ettiği, TMK'nın 28. maddesi uyarınca ölümle kişilik sona erdiği halde HUMK'nın 38. maddesi ve 04.05.1978 tarih ve 4/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararına aykırı olarak ölü kişi hakkında açılan davaya devam olunarak alacak ile sorumlu tutulmuş olmasının mümkün olmadığı gözardı edilerek;Eksik araştırma ve incelemeyle yanılgılı değerlendirme sonucu yazılı şekilde hüküm tesisi, usul ve yasaya aykırı olup ..." şeklindeki gerekçe ile İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına dair karar verilmiştir.B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Kararİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabul kısmen reddine dair karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz Yoluna Başvuranlarİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı Kurum vekili temyiz isteminde bulunmuştur.B. Temyiz SebepleriDavacı Kurum vekili bozma gereklerinin yerine getirilmediğini belirterek, yeniden kusur raporu alınması gerektiğinden bahisle kararın bozulmasını talep etmiştir.C. Gerekçe1. Uyuşmazlık ve Hukuki NitelendirmeUyuşmazlık, rücuan tazminat istemine ilişkindir.2. İlgili Hukuk506 sayılı Kanun'un 26. maddesi.3. Değerlendirme1.Dava ehliyeti, kişinin bizzat veya vekili aracılığıyla bir davayı davacı veya davalı olarak takip etme ve usuli işlemleri yapabilme ehliyetidir. Dava ehliyeti, medeni hakları kullanma ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekildir; dolayısıyla, medeni hakları kullanma ehliyetine (fiil ehliyetine) sahip gerçek ve tüzel kişiler dava ehliyetine de sahiptirler.2.Taraf sıfatına gelince; bir hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine aittir. Bir hakkın sahibinin kim olduğu, dolayısıyla o hakkı dava etme yetkisinin kime ait olduğu, (o davada davacı sıfatının kime ait olacağı) tamamen maddi hukuk kurallarına göre belirlenir. Ancak, bir davanın davacısının o dava yönünden davacı sıfatına sahip bulunmadığının belirlenmesi halinde, mahkeme dava konusu hakkın mevcut olup olmadığını inceleyemeyeceği ve sıfat yokluğundan davanın reddine karar vermek zorunda olduğu için, taraf sıfatı usul hukukunun da düzenleme alanındadır.3.Eş söyleyişle, sıfat, dava konusu sübjektif hak (dava hakkı) ile taraflar arasındaki ilişkidir. Taraf ehliyeti, dava ehliyeti ve davayı takip yetkisi, davanın taraflarının kişilikleriyle ilgili olduğu halde, taraf sıfatı dava konusu sübjektif hakka ilişkindir (Baki Kuru-Ramazan Arslan-Ejder Yılmaz, Medeni Usul Hukuku, 7. baskı, Ankara 1995, s. 231). Bu nedenle, davanın tarafları, taraf ehliyetine sahip olmalıdır. Yani, bir davada taraf olabilmek için, ya, hakiki şahıs; ya da, hükmi şahıs olmak gerekir. Zira, taraf ehliyeti, medeni hukukun haklardan istifade ehliyetine tekabül eder (Saim Üstündağ, Medeni Yargılama Hukuku, C. I-II, 7. Baskı, İstanbul 2000, s.288). Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 06.06.2007 tarih, ███████-358 Esas, ████████ Karar sayılı kararında da benimsendiği üzere; ticari şirketin tüzel kişiliği ticaret sicilinden silinmesi (terkini) ile sona erer. Tüzel kişiliğin sona ermesi için tasfiye işlemlerinin eksiksiz yapılmış olması gerekir. Şayet tasfiye işlemleri gerektiği gibi tamamlanmamış ve tasfiyesi gereken hususlar eksik bırakılmış ise, tüzel kişilik ticaret sicilinden silinse bile şirketin tüzel kişiliğinin sona erdiğinin kabulü olanaksızdır. Bu durumda, tüzel kişiliğin yeniden ihyasına gidilerek taraf teşkili sağlanmak suretiyle yargılamanın devamının sağlanması gerekir. Şu halde; anılan HGK kararı çerçevesinde, tüzel kişiliği sona eren davalı şirketin ihyası için tasfiye memurluğu ile Ticaret Siciline husumet yöneltilerek ayrı bir dava açılması için davacı tarafa uygun bir süre verilmeli, dava açıldığı takdirde bu davanın sonucu beklenmeli, tüzel kişiliğin yeniden ihyası halinde, taraf teşkili sağlanarak, sonucuna göre karar verilmelidir.4. Somut olaya dönüldüğünde, eldeki davada davalı ... İnşaat ve Ticaret Ananom Şirketi'nin en son 1998 yılında tescilinin olduğu iş bu davalının unvan değişikliği yolu ile 1998 yılı sonrasında ... İnşaat Anonim Şirketi olduğu ,söz konusu şirket hakkında 28.10.2021 tarihinde Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas- ████████ Karar sayılı ilamı ile ihyasına karar verildiği ancak tasfiye memuru atanmadığı, 07.02.2023 tarihinde iş bu kararın kesinleştiği anlaşılmakla; adı geçen davalı şirketin ihyası sağlanmakla birlikte tasfiye memuru atanmadığı, Mahkemece ise ... İnşaat Ticaret İnşaat ve Ticaret Ananom Şirketi aleyhine hakkında karar verildiği anlaşıldığından; yasal prosedür işletilmek suretiyle, yeni ünvan üzerinden şirkete tasfiye memuru atanmasına dair karar alındıktan sonra usulüne uygun şekilde taraf teşkilinin sağlanması ve sonrasında karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ve infazı mümkün olmayacak şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Mahkemece, yukarıda açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde tutulmaksızın, hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.Bu maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulmaksızın, yazılı şekilde karar tesisi, usul ve yasaya aykırı olup bozma nedenidir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;İlk Derece Mahkemesi kararının , sair hususlar incelenmeksizin BOZULMASINA,Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,16.09.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.