İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde, yazar mirasçısı ile yapılan sözleşmelerden doğan eserlerin basım, yayım ve çoğaltma hakları ile haksız rekabet ihlali konulu dava.
Özet: İki yayınevi arasındaki davada, davacı şirket, bir yazarın eserlerinin mali haklarına 1999 tarihli bir sözleşme ile sahip olduğunu iddia ederek, davalı yayınevinin bu eserleri izinsiz basmasının çoğaltma ve işleme haklarını ihlal ettiğini, ayrıca küçültücü ifadelerle kişilik haklarını zedeleyip haksız rekabete yol açtığını ileri sürmüş; davalı ise kendi eski sözleşmelerini ve davacının sözleşmesinin geçersizliğini savunmuştur; bilirkişi raporları ise davacının mali hak sahibi olduğunu, davalı tarafından yapılan basımın telif haklarını ihlal ettiğini, haksız rekabetin söz konusu olabileceğini ve ihlal derecesine göre telif ve haksız rekabet tazminatı miktarlarını tespit etmiştir.

T.C.

İSTANBUL
1. FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ███████
DAVA
: Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan
DAVA TARİHİ
: █████/2018
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte bulunan Fikir Ve Sanat Sanat Eseri Sahipliğinden Kaynaklanan davasının yapılan açık yargılamasının sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı vekili, 1974 yılında kurulmuş olan davacı şirketin, ...'nın mirasçısı ... ile yaptığı sözleşme uyarınca, ...'nın ... adıyla kaleme aldığı kitapları 1974'ten bu yana bastığını; anılan sözleşmenin, yeni eserlerin ortaya çıkması üzerine 1999'da yenilendiğini ve buna uygun olarak, “... ” oluşturulup eserlerin 25 cilt halinde basıldığını; 2018 yılında, davalı ...'ın, külliyatta yer alan eserlerden bazılarını “...” serisi başlığıyla ve üç cilt halinde yayınladığını; bu ciltlerde yer alan eserlerin tamamı üzerindeki işleme, çoğaltma ve yayma haklarının 1999 tarihli sözleşme uyarınca davacıya ait olduğunu davalının, davacının mali haklarını ihlal ettiği gibi yayınlama sırasında yaptığı gerçeğe aykırı ve küçültücü açıklamalarla kişilik haklarını da ihlal ettiğini ve bu eylemin ayrıca haksız rekabet teşkil ettiğini belirtmiş, tecavüzün men'i ile tazminat taleplerinde bulunmuştur.
SAVUNMA; Davalı vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirketin, mirasçılarla yaptığı sözleşmeler uyarınca 1968 yılından bu yana ...'nın eserlerini yayınlamakta olduğunu; 1974 yılında yapılan sözleşmenin de bu eserlerin basım, yayım ve dağıtım haklarının davalının da olduğunu gösterdiğini; 1974 yılında yapılan bu sözleşmenin, davacının 1999 tarihli sözleşmesini geçersiz kıldığını; üstelik 1999 yılında mirasçı ...'ın felçli ve 94 yaşında olduğunu, fiil ehliyetinin belirsiz olduğu bu durumda sözleşmenin doktor raporu alınmadan yapıldığını; üstelik sözleşmede gösterilen bedelin düşük olduğunu, bu durumun da sözleşmede irade fesadı bulunduğunu ortaya koyduğunu; 1990 yılında yapılan ... eserinin sinemaya uyarlanmasında da davalının da izin alındığı ileri sürerek, davanın reddini talep etmiştir.
Bilirkişiler ..., ... ve ... █████/2020 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Dava konusu uyuşmazlıktaki “... öykülerinin FSEK m.2 anlamında “herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan” ilim ve edebiyat eseri olduğu, Dosyada mübrez kitaplardan davaya konu ... öykülerinin yazarının ... olduğu bu çerçevede eser sahibinin ... olduğu, ...'nın yasal mirasçısının kim olduğuna dair dosyada mirasçılık belgesine rastlanmadığı, tarafların iddia ettiği şekliyle tek yasal mirasçının ... olduğu ihtimalinde, ...'ın tasarruf ehliyetinin bulunup bulunmadığı hususundan bağımsız olarak yapılan değerlendirme sonucunda davacının davaya konu ... serilerinin mali hak sahibi olduğu, Davacının davaya konu ... serilerinin mali hak sahibi olduğunun kabulü ihtimalinde takdirin Mahkememize bırakıldığı, davacıdan izin alınmaksızın eserlerin basımının yapılmasının FSEK 22 çerçevesinde çoğaltma hakkının, eserlerin külliyat haline getirilmesinin ise FSEK 21 çerçevesinde işleme hakkının ihlali sayılacağı, FSEK 70/2 hükmü gereğince 118.602,00 TL'nin, FSEK 70/3 gereğince ise, davalının elde ettiği net karın 92.509,56 TL olabileceği, davacının bu iki talepten birini talep edebileceği, Davalının bastığı kitapbın 17. sayfasında yer alan açıklamaların takdirin Mahkememize bırakıldığı gereksiz yere incitici beyan olmakla TTK 55/1-a-i gereğince haksız rekabete sebebiyet verebileceği, hasız rekabet sebebiyle talep edilen maddi tazminat ile ilgili olarak; Dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden davalının vaki ihlali nedeniyle zarar miktarının net tespiti mümkün olmayıp TBK.nun 50 ve 51. maddelerinde yer alan ilkeler uyarınca uygun bir tazminatın takdir edilmesinin gerektiği değerlendirildiği, bu çerçevede somut olaydaki ihlalin yoğunluğu, miktarı, şekli göz önüne alındığında maddi tazminatın yaklaşık olarak 10.000,00 TL olabileceği sonuç ve kanaatine varılmıştır.
Bilirkişiler ..., ... ve ... █████/2021 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Yapılan inceleme ve değerlendirme sonucunda Davalı vekilinin mali itirazları neticesinde davalı ... A.Ş ticari kayıtlarında dava tarihinden 5 yıl geriye dönük olarak yapılan incelemede, incelenen satış kayıtları, satış faturaları, kurumlar vergi beyanları üzerinde yapılan hesaplamalar neticesinde, Davalı yayınevi ile ...'nın varisi arasında yapılan sözleşmelerin Borçlar Kanunu'nun yayım sözleşmesine ilişkin hükümleri çerçevesinde geçerli olduğu, ...'nın varisinin ... ve ... ile yaptığı sözleşmelerin farklı eserleri konu aldığı, sözleşmelerinin kapsamında yer almadığı halde, ... tarafından ... üst başlığı altında yer alan makalelerin basılmış olmasının, ...'nin çoğaltma ve yayma haklarının ihlali mahiyetinde olduğu, Davaya konu kitapların 2017-2016-2015-2014 yıllarında satılmadığı, 2018 yılında yapılan satışların aşağıdaki gibi listelendiği, kitap satış fiyatından incelenen faturalarda net cironun 32.747,99 TL olduğu, Daha önce aldırılan bilirkişi raporunda tazminat hesabının satış üzerinden değil basım izni alınan kitap adeti üzerinden yapıldığı, yapılan hesaplamanın bu hali ile eksik olduğu davalının net karına yönelik bir hesaplamanın öncelikle satılan kitap adeti ve net satış fiyatı üzerinden yapılması gerektiği, Daha önce aldırılan bilirkişi raporunda kitap birim maliyetleri davalı şirketin envanter defterinde kayıtlı olduğu tespit edilmiş, tespit edilen tutarın davalı vekilinin de itiraz ettiği gibi satılan malın maliyeti olduğu bu maliyet üzerine firmanın net karına doğrudan etki eden faaliyet giderlerinin eklenerek hesaplama yapılması gerektiği kanısı oluşmuş olup ilgili hesaplama neticesinde davalının davaya konu kitapların satışından elde edebileceği kar 6.092,34 TL olarak tespit edilerek sonuç ve kanaatlerine varmışlardır.
Bilirkişiler ..., ...ve ... █████/2022 tarihli bilirkişi raporlarında özetle; Tüm baskıların satılması halinde FSEK 70/2 ve TTK.56 Kapsamında Elde Edilmesi Muhtemel Kazanç 129.267,60 TL, 2018-2021 aralığındaki satışlara ilişkin FSEK 70/3 Kapsamında Elde Edilen Net Kazanç 91.467,35 TL olarak hesap edilmiş, FSEK, TTK ve TBK. ilgili hükümleri uyarınca maddi/manevi tazminat miktarının Mahkememizin takdirine bırakılarak sonuç ve kanaatlerini sunmuşlardır.
Aynı heyet tarafından hazırlanan █████/2022 tarihli ek bilirkişi raporu ile FSEK 70/2 ve TTK 56 kapsamında elde edilmesi muhtemel kazanç 44.260,58 TL( faizle 45.054,05 TL), satılan kısma ilişkin FSEK70/3 madde kapsamında elde edilen net kazanç ise 10.436,76 TL olarak hesaplanmıştır.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dava konusu uyuşmalığın; ... serisi kapsamındaki eserlere ilişkin husule gelen FSEK kapsamında tecavüz ve haksız rekabet teşkil eden eylemlere ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesi ve şimdilik FSEK 70/2. ve TTK 56. maddesi kapsamında 500,00 TL maddi, FSEK 70/3 maddesi kapsamında şimdilik temin ettiğ karın ödenmesi kapsamında 500,00 TL maddi tazminatın tahsili, hükmün ilanı kapsamında açıldığı, ayrıca tazminat hükümlerinde reeskont faiziyle birlikte hüküm altına alınması talebinde bulunulduğu anlaşılmıştır.
Dava konusu uyuşmazlıktaki “...” isimli öykü serilerinin macera ve polisiye türünde belli uslup ve sistematik, kurgu ve karakter hususiyeti yansıtan özellikleri nedeniyle FSEK m.2 anlamında “herhangi bir şekilde dil ve yazı ile ifade olunan” ilim ve edebiyat eseri oldukları sonuç ve kanaatine ulaşılmış olup, bu hususta taraflar arasında niza bulunmamaktadır.
Bilindiği üzere FSEK kapsamındaki uyuşmazlıklarda, “eser sahipliği” sıfatının re'sen gözetilmesi gerektiği, tarafların bu hususta talep ve savunmada bulunmamasının ehemmiyeti olmadığı anlaşıldığından mahkememizce bu yönde kapsamlı araştırma ve inceleme yapılmıştır.
Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 11 ve 12 inci maddelerinde eser sahipliğine ilişkin karinelerin neler olduğu düzenlenmiştir.
FSEK m.11 hükmüne göre; “Yayımlanmış eser nüshalarında veya bir güzel sanat eserinin aslında, o eserin sahibi olarak adını veya bunun yerine tanınmış müstear adını kullanan kimse, aksi sabit oluncaya kadar o eserin sahibi sayılır. Umumi yerlerde veya radya-televizyon aracılığı ile verilen konferans ve temsillerde, mutat şekilde eser sahibi olarak tanıtılan kimse o eserin sahibi sayılır, meğer ki, birinci fıkradaki karine yoluyla diğer bir kimse eser sahibi sayılsın".
FSEK m.12 hükmüne göre ise; “Yayımlanmış olan bir eserin sahibi 11 inci maddeye göre belli olmadıkça, yayımlayan ve o da belli değilse çoğaltan, eser sahibine ait hak ve salahiyetleri kendi namına kullanabilir. Bu salahiyetler, 11 inci maddenin ikinci fıkrasındaki karine ile eser sahibi belli olmadığı hallerde konferansı verene veya temsili icra ettirene aittir. Bu maddeye göre salahiyetli kimselerle asıl hak sahipleri arasındaki münasebetlere, aksi kararlaştırılmamışsa, adi vekalet hükümleri uygulanır"
FSEK sistematiğinde tescil ilkesinin kabul edilmemesi nedeniyle eser sahipliğinin tespitinde yukandaki karinelerin öngörülmesi uygulamada ortaya çıkabilecek uyuşmazlıkların çözümünde yardımcı olmaktadır. Ayrıca eser sahipliği, bu karineler dışında her türlü delille de ispatlanabilir.
Dosyada mübrez davaya konu ... öykülerinin yazarının ... olduğu bu çerçevede eser sahibinin ... olduğu, davaya konu sözleşmelerin imzalandığı tarih itibari ile aşağıda ayrıntısı ile ele alınacağı üzere tek yasal mirasçının ... olduğu davaya konu ... serilerinin mali hak sahibinin davacı mı yoksa davalı mı olduğunun dosyaya taraflarca ibraz edilen ... ile taraflarca yapılan sözleşmerin değerlendirilmesi ile ulaşılacaktır.
Bilindiği üzere FSEK m.48/'e göre; eser sahibi veya onun mirasçıları, mali hakları devir ettikleri vaya ruhsat verdikleri takdirde onlardan bu hakları alanlar aslen iktisapta bulunmuş olurlar. Başka bir deyişle eser sahibinden veya mirasçılarından iktisap aslen iktisaptır. Devren iktisap ise FSEK m.49'da düzenlenmiştir. Buna göre, eser sahibi veya mirasçılarından, mali bir hak veya böyle bir hakkı kullanma ruhsatını iktisap eden bir kimse bu hakkı başkasına devretmişse yani ikinci elden bir devralma varsa devren iktisap söz konusudur. Bu şekilde yapılacak devirlerin, eser sahibi veya mirasçılarının yazılı iznine dayanması gerekir. Yazılı izin alınmadan devir yapılmışsa icazet verilinceye kadar işlem askıda hükümsüzdür. Bu hakları geçerli olarak ilk devralandan devralan kimse, yani devren iktisap eden kimse, devraldığı hak üzerinde artık bir onay ya da icazete gerek olmaksızın tasarruf edebilir. Mali hakkın devri, hakkın, devreden eser sahibi veya mirasçılarının malvarlığından çıkararak devralanın malvarlığına intikal ettiren bir tasarruf işlemi olup FSEK. m.48 hükmünden de açıkça görüldüğü gibi, mali hakkın devri, yer,süre ve muhteva açısından sınırlandırılabilir.
Davaya konu uyuşmazlık yukarıda bahsi geçen mevzuat hükümleri ışığında değerlendirilecek olursa; davaya konu ... öykülerinin eser sahibi olan ...'nın yasal mirasçısı olduğu belirtilen ... ile ilk sözleşmenin 20.01.1974 tarihinde davalı ... tarafından yapıldığı ancak bu sözleşmede eser sahibinin devre konu eserlerinin hangileri olduğu belirtilmeden bütün eserler'in devrinin yapıldığının belirtilmesi bir yana çerçeve bir sözleşme formatında da yapıldığı anlaşılmaktadır. Nitekim sözleşmenin 4 üncü maddesine göre; “...bütün baskı haklarını satın aldığı bu eserleri bastıkça günün rayiç fiyatı üzerinden sağlığında ...'a veya göstereceği kişilere, ölümünden sonra da vasiyetname ile göstereceği kişiler varsa onlara veya kanuni mirasçılarına ödemeyi taahhüt eder". Dosyada 20.01.1974 tarihli ilk sözleşmeden sonra davalı ile ... arasında imzalanan diğer sözleşmeler de bulunmaktadır. Davalının ibraz ettiği tüm bu 5 sözleşme birlikte değerlendirildiğinde ve özellikle ilk sözleşmenin 4 üncü maddesi ile birlikte yorumlandığında yapılan ilk sözleşmenin FSEK 52'deki koşulları içermeyen özellikte hangi eserlerin haklarının devredilmediğin belirtildiği çerçeve bir sözleşme niteliğinde olduğu, daha sonraki sözleşmerde ise basılmasına davalı tarafça karar verilen eserlerin isimleri zikredilmek suretiyle sözlşemelerin imzalandığı, dolayısıyla sonraki sözleşmeler ilk sözleşmeye bağlı olarak kabul edilse dahi bu sözleşmelerin hiçbirinde davaya konu ... öykülerine ilişkin hakların devrinden bahsedilmediği dikkate alındığında davalı yayınevinin davaya konu ... öykülerinin geçerli bir devir sözleşmesi ile devralmadığı mahkememizce değerlendirilmiştir.
Davacı tarafça dosyaya ibraz edilen 08.10.1999 tarihli sözleşmede ise ... mirasçısı olduğu belirtilen ... ile davacı arasında davaya konu ... serilerinin çoğaltma, yayma, işleme, tercüme ve sadeleştirme haklarının sınırsız süre ile devrinin kararlaştırıldığı, sözleşmede devri kararlaştırılan eserlerin içerisinde davaya konu eserlerin de yer aldığı davalı yan her ne kadar ...'ın belirtilen tarihte tasarruf ehliyetinin bulunmadığını iddia etmekte ise de bu hususa ilişkin dosyada herhangi bir delil sunmadığı gibi dilekçelerinde bu yönde mahkememizce incelemeye imkan sağlayacak celbini istediği bir delil de bulunmadığı (sağlık belgeleri, kullanılan ilaç listesi gibi), davalı yanın bu yöndeki beyanının soyut olduğu ve sadece sözleşmenin yapıldığı tarihteki ...'ın yaşından bahisle bu yönde iddia da bulunduğu ancak somut bir gerekçe sunmadığı gibi buna ilişkin dayanılan bir delil olmaması hasebiyle bu yöndeki itirazlar yerinde bulunmamış, itirazlara konu hususu denetlemeye imkan tanıyacak delil bulunmaması ve bu yönde celbi istenen süresinde bir delil olmaması sebebiyle davalı yanın itirazı kabul görmemiş anılı sebeplerle davacının davaya konu ... serilerinin mali hak sahibi olduğu kanaatine varılmış olup, dosya kapsamına alınan tüm bilirkişi raporları ile de bu husus tevsik edilmiştir.
Davacı yanın davaya konu ettiği eserler ... ..., ...'NİN ... VE ... olup, davacı vekili her ne kadar aşamalardaki beyanlarda üç eser haricindeki eserleri de davaya dahil etmeye çalışmış, aynı zamanda bahsi geçen 3 eserin dava tarihinden sonra yapılan baskılarını da dava konusu etmeye çalışmış ise de, her davanın açıldığı tarihe göre değerlendirileceği, dava tarihinden sonra yapılan baskıların ve dava konusu edilen yukarıda ismi belirtilen eserler haricinde kalan eserlerin ayrı davanın konusunu oluşturacağı, nitekim davacı vekilince sunulan █████/2023 tarihli bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesi ile "Dava dilekçemiz ve sonrasında sunulan layihalarımızda açıklanan bilgiler ve tarafımızca sunulan sair bilgi ve belgeler doğrultunda haklılığımız sübut bulduğu veçhile; işbu davaya konu üç eserin davalı tarafça yapılan sonraki baskıları ile Müvekkil Sözleşmesi kapsamında bulunan diğer eserlere davalı tarafın tecavüzlerine yönelik her türlü dava ve talep haklarımız mahfuz kalmak üzere " davacı yan da dava tarihinden sonraki baskılar ile üç eser haricinde kalan eserler yönünden dava açma haklarının mahfuz kalmasını talep etmiş olup, anılı sebeplerle iş bu dava yukarıda isimleri belirtilen üç esere ilişkin olarak dava tarihine kadar olan baskılar yönünden ele alınmıştır.
Davaya konu bir diğer ihtilaf ...'ın sözleşmelerin imzalandığı tarihte mirasçı sıfatına haiz olup olmadığına ilişkin olup, dosya kapsamına sunulan bilgi ve belgeler ışığında yapılan tetkikte mahkememizce bekletici mesele yapılan ...esas / ...karar sayılı ilamı incelendiğinde anılan davanın davacısının ... Ltd Şti, davalısının ise işbu davanın da davalısı olan ... olduğu; davanın reddi yönünde verilen karar 11. HD tarafından 21.04.2022 tarih ve ...sayılı kararla onanmıştır. Yasal süre içinde taraflarca karar düzeltme yoluna gidilmeyen karar 05.07.2022 tarihinde kesinleşmiştir.
Kararın kesinleşmesine dayanak Yargıtay 11. HD tarafından verilen 21.4.2022 tarih ve ... karar numaralı ilamı incelendiğinde ilamda
"Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davacı şirkete 10.08.2004 tarihli sözleşme ile mali haklarını devreden dava dışı ...’nın mirasçılığına ilişkin ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin 18.12.2008 tarihli veraset ilamının iptali için adı geçen hasım gösterilerek açılan davanın, ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin ... E. ve ... K. sayılı kararı ile reddedildiği, bu davanın davacısı ... A.Ş. tarafından ...’nın mirası reddettiğine dair elde ettiği yeni belgeye dayalı olarak aynı mahkemeden yargılamanın yenilenmesi talebinde bulunduğu, davalı ... aleyhine yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulüne, Mahkemenin ... E. ... K. ve 08.03.2016 tarihli kararı ile davalı ...’nın, amcası ...’nın mirasını reddetmesi nedeniyle mirasçılık sıfatını kaybettiğinden mirasçılık belgesinin iptaline, murisin mirasının tamamının TMK 501. maddesi gereğince hazineye aidiyetine karar verildiğinin anlaşıldığı, 6100 sayılı HMK’nin 378. maddesi gereğince yargılamanın yenilenmesi talebinin incelenmesinde ilk kararı veren mahkemenin görevli olduğu, bu mahkeme tarafından verilen karar, taraf olan ...’ya da tebliğ olunmak suretiyle kesinleştiği, Mahkemece belirlenen bu husus itibariyle, davalı ...’nın mirasın reddine dair irade beyanının ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesince onaylanmak suretiyle de adı geçenin mirasçılık sıfatını yitirdiğinden, 5846 sayılı FSEK 54. maddesi uyarınca, salahiyetli olmayan kimseden hak devralan davacı şirketin, iyi niyetli olsa dahi himaye görmesi mümkün olmadığından davacının aktif dava ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
SONUÇ
: Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davacı vekilinin bütün temyiz itirazlarının reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan hükmün ONANMASINA" dair karar verilmiştir.
Bu durumda kesinleşmiş mahkeme kararı, kesinleşen dava dosyası içerisinde yer alan bilgi ve belgeler üzerinden inceleme yapıldığında ...’nın ölümü ile mirası eşi ... ile ...’ya kaldığı, ... ise amcası
...’dan kalan mirası 1961 yılında reddettiği ...’nın ölümünden sonra ona ait tereke başka hiç bir mirasçısı
bulunmadığı için tek başına eşi ...’ya kaldığı öldüğünde ise ona ait tereke, tek yasal mirasçısı olan kız kardeşi ...’a kaldığı tespit edilmiş anılı sebeplerle davaya konu sözleşmelerin ve tasarrufi işlemlerin yapıldığı tarihlerde ...'IN tek başına yasal mirasçı sıfatında olduğu tespit edilmiştir.
... ile Davalı ...arasındaki uyuşmazlığa konu eserlerin tamamı, ...’nın “...” müstearıyla kaleme aldığı hikâyelerden oluşmaktadır. Dosya mündericatından açıkça anlaşılacağı üzere ..., yazarın “...” müstearıyla kaleme aldığı ve adları Sözleşmede gösterilmiş eserlerin telif haklarını, FSEK’in 52. maddesine uygun olarak süre kaydı olmaksızın ...’nın sözleşme tarihinde tek mirasçısı olan ...’dan devralmıştır.
Yargıtay 11. HD’nin yukarıda zikredilen kesinleşmiş kararı, ...’nın 1961 yılında amcasının ölümü üzerine mirası reddettiği ve bu sebeple mirasçılık sıfatı bulunmadığına ilişkin kesin delil teşkil eder. Zira Yargıtay, mirası reddetmesine rağmen ... 5. Sulh Hukuk Mahkemesinin ...’nın mirasçılığına ilişkin belgenin geçersiz olduğuna karar verdiği gibi adı geçenin redd-i mirasını kayıt altına alan ... 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 20.09.1961 tarihli ve ... K. ... sayılı kararının geçerli olduğunu da tespit etmiş olmaktadır. Buna göre merhum yazarın mirası, reddeden yeğeni dışında geriye kalan tek yasal mirasçısı olan eşi ...’ya kalmıştır. 1970 yılında vefatı üzerine bir kız kardeşinden başka hiçbir kanuni mirasçısı bulunmayan ...'nın eşinden kendisine intikal eden mirası “...” isimli kız kardeşine kalmıştır. Dolayısıyla ...’nın redd-i miras talebinde bulunmasıyla ...’nın mirasının bütünüyle Devlete İntikal ettiğinin kabulünün mümkün olmadığı TMK'nun 611/1.maddesine göre “Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse, onun payı, mirasın açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer.” Kanunumuza göre red beyanında bulunan kimse, mûristen önce ölmüş gibi kabul edilir. Bunun sonucu olarak; ...’nın ölümünden sonra ona ait tereke başka hiç bir mirasçısı bulunmadığı için tek başına eşi ...’ya kalmış öldüğünde ise ona ait tereke, tek yasal mirasçısı olan kız kardeşi ...’a kalmıştır. Mahkememizin yukarıda özetlenen kararındaki tespitlerin aksine, tek bir mirasçısı dahi bulunsa ölen kişinin mirası Devlete intikal etmez. TMK’nın 501. maddesinin lafzına göre “Mirasçı bırakmaksızın ölen kimsenin mirası devlete geçer.” ... öldüğünde, önce eşini mirasçı bırakmıştır. Eşi de öldüğünde de, baldızı olan ... ...’ya tek mirasçı olarak geriye kalmıştır.
...’nın mirasının devlete intikali için ...'ın ölümünü beklemek gerekir. ...’nın mirası ...'ın ölümüyle birlikte TMK’nın 501. maddesine göre Devlete intikal eder. Ancak bunun için kendisine mirasçı olabilecek herhangi bir yakınının ve mensup mirasçısının bulunmaması gerekir. 2000 yılında vefat ettiğinde kanunen kendisine mirasçı olabilecek hayatta bulunan bir yakınının olup olmadığı dosya kapsamında anlaşılmamakta ise de yukarıda sözü edilen ilâmda mirasın devlete geçtiği ifade edildiğine göre, ölümünde ...’ın mirasçı olabilecek bir yakınının bulunmadığının tespit edilmiş olduğunu kabul etmek gerekir.
...’a ...’dan kalan mirasın onun ölümüyle devlete intikal etmiş olması, ...’nın “...” müsterını taşıyan eserleri üzerindeki mali hakların devlete avdet etmesi sonucunu doğurmaz.
... ile ... arasında 1988 yılında yapılan sözleşmede Yazarın “kitaplarının yayın hakkı 01.01.1989 tarihinden 31.12.1999 tarihine kadar 10 yıl süre ile ... devredilmiştir” şeklinde bir hükme yer verilmiştir. Buna göre ...’in sözleşmenin sona erdiği 1999’un sonundan itibaren ...’nın eserlerini basma ve yayma hakkı sona ermiştir. Bu eserlerle ilgili haklar FSEK’in 59. maddesi uyarınca ...'a avdet etmiştir. Onun ölümünden sonra da bu eserler üzerindeki haklar TMK 501 uyarınca devlete geçtiği için, ...’in bunları basıp yayabilmesi için Devletten izin alması gereği ortaya çıkmıştır.
...’nın mirası devlete geçmiş olsa bile, ... ile ... arasında yapılan sözleşme hayatiyetini sürdürürmektedir. Zira devlet, mirasçısı olmayanın mirasının, sadece aktiflerini değil pasiflerini de devralmış olur. Dolayısıyla mûrisin hayatta iken akdettiği sözleşmeler ile yüklendiği borçlar devleti de bağlar. Somut olayda davacının akdettiği telif haklarının devralınmasına ilişkin sözleşme, sanki devlet ile yapılmış gibi varlığını sürdürür; yani sözleşme, mali haklara ilişkin koruma süresi dolana dek ayaktadır.
Yukarıda anılan sebepler ışığında davalı ...’ın hakları davacıya ait eserleri hukuka aykırı şekilde basıp çoğaltarak Damlaya ait telif hakkını ihlal ettiği ve FSEK 22. madde kapsamında çoğaltma hakkının, 21. Madde kapsamında ise işleme hakkının ihlal edildiği bunun yanında █████/2020 tarihli bilirkişi raporu ile de tespit edildiği üzere davalının bastığı kitabın 17. sayfasında yer alan gereksiz yere incitici beyan kapsamında telakki edilen beyanlar sebebiyle TTK haksız rekabete ilişkin 55/1-a-1 maddesi sebebiyle davacı aleyhinde haksız rekabet kapsamında eylemde bulunduğu, yukarıda anılı sebepler nazara alındığında davacı yanın tazminat isteminde haklı olduğu, mahkememizce gerekli hesaplamaların yapılması amacı ile bilirkişi incelemeleri yaptırıldığı, █████/2022 tarihli bilirkişi raporu ile hesaplamalarda izlenen yolun yerinde olmadığı, dava tarihinden sonra yapılan baskılar ile dava konusu olmayan eserlerin de hesaplamaya dahil edilmesi sebebi ile iştirak edilmediği, aynı heyet tarafından alınan █████/2022 tarihli ek rapor ile usul ve yasaya uygun olacak şekilde dava konusu üç eser yönünden inceleme yapıldığı ve dava tarihine kadar basılan kitapların hesaplamaya dahil edildiği, alınan rapor ile FSEK 70/2 ve TTK 56 kapsamında elde edilmesi muhtemel kazanç 44.260,58 TL (faizle 45.054,05 TL), satılan kısma ilişkin FSEK70/3 madde kapsamında elde edilen net kazanç ise 10.436,76 TL olarak hesaplandığı, davacı vekili her ne kadar █████/2023 tarihli beyan dilekçesi ile dava değerini anılı rapora göre artırmış ve nihai talebini FSEK 70/2 ve TTK 56. Maddesi yönünden 45.054,05 TL, FSEK 70/3 maddesi yönünden ise 10.638,81 TL olmak üzere toplam 55.692,86 TL olarak göstermiş ise de, FSEK 70/2 VE TTK 56. Maddeye göre davacının hak sahibi olduğu alacağın 44.260,58 TL olup, davacı vekili faizli miktar olan 45.054,05 TL olarak dava değerini belirlemiş ise de, faize ilişkin hüküm faslında sadece işleyecek faiz türü ve başlangıç tarihinin belirtilmesi ile yetinileceğinden ayrıca faiz miktarının da alacağa dahil edilmesinin yerinde olmadığı ve yine davacı vekili her ne kadar FSEK 70/3 maddesine göre hesaplanan 10.638,81 TL'yi de talep etmiş ise de; █████/2022 tarihli ek raporda FSEK 70/2 ve TTK 56. maddeye göre yapılan hesaplamada dava tarihinden önce baskılar yönünden fiili üretim miktarı üzerinden hesaplama yapılmış olup, iş bu hesaplama satışı yapılan ile satışı yapılmayan tüm kitapları içerdiğinden esasen bu hesaplama içerisinde FSEK 70/3 maddesine dayalı (satışı yapılan miktar üzerinden net kazanç) hesaplamada çıkan miktar da dahil olup, FSEK 70/2 VE TTK 56. Maddesine dayalı yapılan hesaplama ile tespit edilen 44.260,58 TL içinde FSEK 703 maddesine konu alan satışı yapılan kitaplara ilişkin net kazanç da dahil olduğundan ayrıca FSEK 70/3 maddesi kapsamında mükerrer talepte bulunulması yerinde görülmemiş anılı sebeplerle; Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;-FSEK 70/2 ve TTK 56. Madde kapsamında ikame edilen davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 44.260,58 TL'nin dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, FSEK 70/3 maddesine dayanarak ikame edilen davanın REDDİNE, husule gelen telif hakkı ihlali ve haksız rekabet teşkil eden eylemlerin mevcudiyeti sebebi ile davacı yanın ilan isteminde hukuki yarar var olduğundan, kararın kesinleşmesi ile hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde bir defaya mahsus masrafı davalı yandan karşılanmak kaydıyla ilanına dair aşağıdaki gibi hüküm tesis edilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinin "..." bölümünün 2. madde kapsamında a,b,c ve d maddeleri kapsamında tedbir talebinde bulunmuş ise de; c maddesinin dava konusu eserlerin dava tarihinden sonraki baskılarına ilişkin istem olup, d maddesinin ise davaya konu olmayan eserlere ilişkin istemleri ihtiva ettiği, yukarıda da ayrıntısı ile belirtildiği üzere davanın konusunun yukarıda isimleri zikredilen üç eser ile bu eserlerin dava tarihine kadar olan baskılarına ilişkin olması hasebiyle dava konusu olmayan hususlarda tedbir kararı verilmesinin mümkün olmadığı, davacının c ve d maddesi kapsamındaki tedbir istemlerinin buna ilişkin açılacak esas davada yahut ayrı değişik iş olarak ikame edilecek dava dosyasında ileri sürebileceği anlaşılmakla bu maddelere dayalı tedbir istemleri yerinde bulunmamış olup a ve b maddelerindeki tedbir istemlerinin ise davanın konusuna ilişkin olduğu ancak mahkememizce dava konusu olan üç eser yönünden satışı yapılan ve yapılmayan da dahil olmak üzere dava konusu eserlerin dava tarihine kadar olan baskıları yönünden üretim miktarına göre davacı lehine alacak tazmini kararı vermiş olduğundan dava konusu olan üç esere ilişkin dava tarihine kadar olan baskılar yönünden taraflar arasında farazi bir sözleşme ilişkisi kurulması gerekliliği ortaya çakacağından iş bu iki madde yönünden de tedbir istemi uygun bulunmamış olup anılı sebeplerle tedbir talebinin reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
:
1-Açılan davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
-Tedbir isteminin REDDİNE,
-FSEK 70/2 ve TTK 56. Madde kapsamında ikame edilen davanın kısmen kabul kısmen reddi ile; 44.260,58 TL'nin dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
-FSEK 70/3 maddesine dayanarak ikame edilen davanın REDDİNE,
-Kararın kesinleşmesi ile hükmün tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde bir defaya mahsus masrafı davalı yandan karşılanmak kaydıyla ilanına,
2-Davanın kabulüne konu değer üzerinden davalı yandan alınması gereken 3.023,44 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 35,90 TL peşin harç ile 951,09 TL tamamlama harcının toplamı olan 986,99 TL harcın mahsubu ile bakiye kalan 2.036,45 TL karar ve ilam harcının davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına, davalı yandan alınması gereken karar ve ilam harcına mahsup edilen davacının yatırdığı 35,90 TL peşin harç ile 951,09 TL tamamlama harcının toplamı olan 986,99 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
3-Davacı tarafça yapılan başvurma harcı, posta, müzekkere, tebligat ve bilirkişi ücretlerinden oluşan 7.881,35 TL yargılama giderinden kabul ve ret oranları gözetilerek 6.263,51 TL olan kısmının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,
4-Davalı tarafça yapılan 1.530,00 TL yargılama giderinin kabul ve ret oranları gözetilerek 314,10 TL olan kısmının davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, bakiye kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,
5-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 40.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihindeki tarife gereğince hesaplanan 11.432,28 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,
7-Arta kalan gider ve delil avansının kararın kesinleşmesi ile yatıran tarafa iadesine,
Dair karar taraf vekillerinin yüzüne karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde İSTİNAF YASA YOLU AÇIK olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2025
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!