Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde sıfır araç satış sözleşmesinin çip krizi ve yüksek kur farkı nedeniyle feshinden kaynaklanan müspet zarar tazminatı davası.
Özet: Bu dava, davalı satıcının küresel çip krizi ve Türk Lirasındaki değer kaybını gerekçe göstererek sıfır araç satış sözleşmesinden doğan teslim yükümlülüğünü yerine getirememesi ve sözleşmeyi tek taraflı feshedip ödenen bedeli iade etmesi üzerine, davacı alıcının iade edilen bedelin güncel araç değerini karşılamaması nedeniyle uğradığı müspet zararın tazmini talebiyle açılmıştır.

T.C. KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No:
T.C.KAYSERİ TÜRK MİLLETİ ADINA2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ GEREKÇELİ KARARESAS NO
: EsasKARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLİ
: Av.DAVALI
:VEKİLİ
: Av.DAVA
: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2022KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
: Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle;davacı ile davalı arasında █████/2021 tarihinde sıfır araç satış sözleşmesi imzalandığını, sözleşme gereğince İveco Daily 4100 marka (35-16 4100cc) 2021 model beyaz renk aracın bedeli sözleşme tarihinde davalı tarafa ÖTV ve KDV dahil 325.000-TL olarak ödendiğini, sözleşme gereğince █████/2021 tarihine kadar teslim edileceği hususunda anlaşıldığını, bedeli ödenen aracı teslim alacağının düşünürken davalı tarafça █████/2021 tarihli ihtarnameyi tebliğ aldığını, buna göre sıfır araç temin edilemediğini, mücbir sebep söz konusu olduğunu, ifa imkansızlığı ve aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmeden dönme hakkının kullanıldığını, araç bedelinin hesap numarasına iade edileceğinin bildirildiğine değinildiğini, ihtara karşı █████/2021 tarihli ihtarname ile cevap verildiğini ve belirtilen hususları kabul etmediklerini, teslim süresinin henüz dolmadığını, bu tarihe kadar teslim edilmesi gerektiğini, aksi durumda aracın güncel satış değerinin iadesini talep ettiklerini, herhangi bir banka hesap numarası paylaşılmamasına karşın davacının bilgisi dışında hesabına 325.000,00-TL gönderildiğini, borçlarının bu şekilde sona erdiğini beyan ettiklerini, sözleşmeden davalının tek taraflı döndüğünü, iade edilen bedeli ile davacının aynı aracı almasının artık mümkün olmadığını, sözleşmeden kaynaklı zararın 3 gün içinde karşılanmasını talep ettiklerini ancak davalı tarafça olumlu dönüş yapılmadığını, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, bu nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL zararın ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekilinin cevap dilekçesinden özetle; sözleşme tarihi sonrası yaşanan Türk Lirasında yaklaşık %45 oranındaki değer kaybı ve tüm dünyada yaşanan temin ve çip krizi nedeniyle sözleşmenin ifa edilmesinin imkansız olduğunu, davacı tarafça iddia edilenin aksine sözleşme tarihinde davalı şirkete nakden aynı tarihli ödeme söz konusu olmadığından davalı şirketin %45 zarar ile araç satışını gerçekleştirmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, çip krizinin otomotiv sektörünü etkilediğini ve üretim bantlarını teker teker durdurmaya başladığını, Türk Lirasındaki beklenmeyen yüksek oranlı değer kaybı ve tüm dünyada etkisini gösteren küresel krizlere karşı olarak davalı şirketin basiretli bir tacir gibi hareket etmesinin beklenemeyeceğini, TBK ifa imkansızlığı durumunda ifayı gerçekleştiremeyen tarafa sözleşmenin feshi imkanı tanıdığını, davacının iddia ve beyanlarının aksine ödenen araç bedeli, fesih tarihinden hemen önce davalı şirket hesabına geçtiğini, davacı tarafın ifanın gerçekleşmemesi sebebiyle doğduğunu iddia ettiği zararın kabulünün mümkün olmadığını, gerçekleştiremeyen tarafa sözleşmenin feshi imkanı tanındığını, davacı tarafça iddia ve beyan edilenin aksine ödenen araç bedeli fesih tarihinden hemen önce davalı şirket hesabına geçtiğini, ifanın gerçekleşmemesi sebebiyle doğduğunu iddia ettiği zararın kabulünün mümkün olmadığını, bu nedenlerle davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLER
:İhtarnameler, araç satış sözleşmesi, banka ödeme dekontları, ticari defter, kayıt ve belgeler, tanık, keşif, bilirkişiGEREKÇE
:Dava, araç satış sözleşmesinden kaynaklı davacı alıcının aynen ifadan fazladan vazgeçerek müspet zararının davalı satıcıdan tazmini istemine ilişkindir.Otomotiv sektöründe tarafların sözleşme öncesi görüşmelere başladığı tarihten sona erdiği tarihe, sözleşmenin kurulduğu tarihten satıcının temerrüdü, sektörel kriz, mücbir sebep vb. yaşanan sorun ve aksaklıkların mahkemece bilinmesi ve davanın aydınlatılması maksadıyla taraflara bu konuda ellerindeki bilgi ve belgeleri, yazılı basın ve medyada çıkan haber, yorum ve analizlerin birer kopyasını temin edip basılı veya dijital ortamda mahkememize sunmak üzere HMK m.31 kapsamında süre verilmiş olup, verilen süre içerisinde davacı vekili ayrıntılı beyan dilekçesi sunmuş ve bu dilekçesine çip krizi ve devam eden etkileri başlıklı bir makale, çip krizinin dünyaya etkileri ve Türkiye'ye etkisi başlıklı bir akademik çalışma ile Ulusal ve Uluslararası haber ve haber başlıklarına ilişkin ayrıntılı bilgi sunmuştur.Mahkememiz █████/2023 tarihli celsesinde davacı şirket temsilcisi... beyanında; "Davacı şirket temsilcisinden soruldu: 2021 yılı Eylül ayı bir kamyonet ihtiyacımız oldu, davalı firma yetkilileri bizim adresimize geldi, bizi ziyaret etti, biz birkaç başka firmalardan da bakmıştık, 12. Ay içerisinde aracı teslim edeceklerini, satış bedeli olan 325.000,00 TL'nin peşin olarak ödenmesi durumunda 12. Ayın ilk 15 günü içerisinde aracın teslimatının yapacağını taahhüt ettiler, yazılı olarak da sözleşmemiz vardır, biz ödememizi o tarihte yaptık, ama teslimat günü geldiğinde aracı teslim edemeyeceklerini ihbarname ile gönderdiler, bizden hesap numarası istediler, biz hesap numarası vermedik, aracımızın teslim edilmesi konusunda gereğinin yapılmasını onlardan rica ettik, ticaretle meşgul bir insanız, ben parayı ödediğimde dolar kuru 8,30 yahut 8,70 bandındaydı, 12.ayın içerisinde davalı Gülsoylar firması herhangi bir fark vs. Ödemeksizin vermiş olduğumuz paranın aynen iadesini yapmak istediler, hesap numarası vermememize rağmen, nereden öğrendilerse iş bankasının bizim hesabımıza paraya havale etmişler, biz daha sonra tekrar kendilerine şirkete gidip yıl başından sonraki süreçte yeni aldığımız başka bir araca 800.000,00 TL para ödedik, biz sözleşmemizi yapmış olduğumuz aracımızı talep ettik, daha sonra süreç dava aşamasına geldi" şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememiz █████/2023 tarihli celsesinde davalı tanığı ... beyanında; "biz burada davacı Alfapan ile 325.000,00-TL kredi kartı çektik, İVECO bu kredi kartını çektikten belli bir süre sonra aracın temin edilemeyeceğini söyledi, bizde müşteriye bilgi verdik, kredi kartının günü belli bir süre sonra doluyor ve hesabımıza geçiyor, geçtikten sonra iveco nun bize verdiği bilgili müşteriye aktardık, daha sonra ödemesini tekrar müşteriye iade ettik, bildiklerim bundan ibarettir, 325.000,00TL parça parça çekilmiştir, kredi kartın dan çekilen paralar şirketin hesabına 45 -50 gün sonra geçiyor." şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı tanığı ... beyanında; "Ben davalı şirkette uzun zamandır satış danışmalı olarak çalışmaktayım, davacı firma bizden bir araç talebinde bulundu, bende gidip kendilerine uygun aracı anlatıp o şekilde bir görüşmemiz oldu, sonrasında ben onlara araç bedelinin nakden veya kredi ile alabileceklerini söyledim, o şekilde ben oradan ayrıldım, daha sonrasında kredi kartı ile ödeme yaptıklarını, şirketimin muhasebe biriminden öğrendim, o dönem hak verirsiniz ki çip krizinden dolayı araçların bize tedarikçi firmadan temin edilemeyeceği bilgisi verildi, bende bizzat karşı firmaya giderek aracı teslim edemeyeceğimizi bildirdim, kendilerinden bir IBAN numarası istedim, kartın bize 45 gün sonra geçmesine rağmen biz iyi niyet kullanıp gönderdiği parayı iade etmek istedik, fakat kendileri uzun bir süre bize dönmediler, sonrasından herhangi bir bilgim yoktur, kendilerinin adli yollara başvurduğunu şirketimden öğrendim, genel olarak bağlayıcı olması açısından sözleşmenin yapıldığı tarihte araç bedelinin tamamı veya bir kısmını peşinat olarak talep ediyoruz, ancak alıcı taraf tamamını ödemeyi teklif ederse tamamını, böyle bir teklifte bulunmaz ise satış bedelinin yaklaşık %10'unu peşinat olarak teklif ediyoruz, davacı Alfapan firması ile tamamının nakden veya kampanyalı kredi olarak konuşmuştuk, kendisinin kart çektiğini, şirketimden öğrendim, davacının böyle bir talebi bulunup bulunmadığını bilmiyorum, ben 23 yıldır bu sektörde çalışıyorum 2020 ve 2022 arasında bütün dünya üzerindeki otomotiv sektöründe çip krizi olmuştur, satış esnasında da bu kriz devam ediyordu, ben davacı firmaya belli bir tarihte araç teslimi taahhüd tarihi vermedim, yalnızca █████/2021 tarihine kadar aracı teslim edeceğimizi söyledim." şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı tanığı ... beyanında; "Ben davalı ... taşıtlar bünyesinde değil, bu şirketin grup firması olan .... Tekir satış şirketinde su bölümünde çalışıyordum, araç satış bölümünde çalışmıyordum, davacı firma lokanta çalıştırdığı için o vesile ile kendilerine su tedariki hususunda destek sağlıyorduk, konuşma arasında araç ihtiyacı olduğu geçmişti, bende bu hususu ... araç departmanında çalışan arkadaşıma yönlendirdim, arkadaşla da görüştüler benim olaya ilişkin bilgim bundan ibarettir, konuşmalara ve ürün satış sürecini dahil olduğum için ön satış sözleşmesine arkadaşımın ricası üzerine bende imza attım, bildiklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.Davalı tanığı .... beyanında; "2021 yılının sonunda .... Hanım bizim gıda grubunda çalışmaktadır, ve davacı Alfapan'ı oradan tanımaktadır, bir araç ihtiyacı olduğunu söylemişti, derya hanım bize yönlendirdi ve...... ve .... müşteriyi ziyarete gittiler, zaten çip krizinden dolayı araçlar gecikmeye başlamıştı, ödeme bize kredi kartı ile yapıldı, ancak sözleşmede ödemenin nakit veya kampanyalı kredi şeklinde geçmesi gerekiyor, bu süreç böyle geçti, aracın gecikeceğini biz iveco dan öğrenince, müşteriye gidip aracı temin edemeyeceğimizi sözlü olarak söyledik, bildirdik, daha sonra bu dava süreci başladı, biz nakit olarak kabul ettiğimiz ödemeyi aynen ödemeyi taahhüt ettik, bu paranın döviz, enflasyon vb. koşullardan doğacak zararları taahhüt etmedik, ödemenin peşinat olarak kabulü sırasında bu tutarın tamamının peşinat olarak talep edilmesi zorunlu değildir, o ay ki kampanyalara bağlı olarak şekillendirilebilir, peşinat olarak o anki pazarlığa, anlaşmaya göre satış bedelinin tamamını yahut sembolik bir şey alınabilir, %'lik bir şey söyleyemem, davacı ile olan pazarlıkta ben yoktum, satış bedelinin tamamını davacı tarafça ödemesinin teklif edilip edilmediğini yahut davalı tarafça tamamını ödemesini istenip istenmediğini bilmiyorum, benim bildiğim kadarıyla sözleşmede kredi kartı ile ödeme tipi yoktur, ya nakit yahut kampanyalı kredi şeklinde ödeme seçenekleri olması gerekir, davacının muhasebeye gidip ödeme yaptığını biliyorum, ama kimin yönlendirdiğini ve nasıl kredi kartından para çekildiğini bilmiyorum, bildiklerim bundan ibarettir" şeklinde beyanda bulunmuştur.Mahkememiz █████/2023 tarihli celsesinin 2 numaralı ara kararı ile dosyanın resen seçilecek bir borçlar hukuku nitelikli hesap uzmanı, bir işletme ve şirketldu muhasebesi uzmanı, bir otomotiv sektörü uzmanından oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetine tevdis ile tarafların bilirkişilerden yanıtlanmasını istedikleri ve dosyaya sundukları soruların açık liste halinde özeti, davacının dosyaya sunacağı emsal Yargıtay kararlarındaki hesaplama yöntemi, tarafların uyuşmazlığın doğduğu tarihteki çip krizine ilişkin makale ve belgeler dikkate alınarak davacının ödemiş olduğu satış bedelinin kendisine daha sonra aynen iade edilmesi ile birlikte oluşan zararının hesaplanması bakımından tüm dosya kapsamında ve davacının ticari defterleri şirketi finansal tabloları ve dava konusu aracın farklı bir firmadan tedarik edilip edilmediği noktasında demirbaş kayıtları ve davanın aydınlatılmasına elverişli tüm kayıtlar incelenmek suretiyle bilirkişi incelemesi yaptırılarak bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş olup █████/2024 tarihli alınan bilirkişi heyeti raporunda; "Davacının 2021 ve 2022 yılı e-defter mükellefi olduğu, yevmiye ve kebirlerin beratlarının olduğu, envanter defterinin açılış tasdiklerinin süresinde yapıldığı, kapanış tasdikine tabi olmadığı, defterlerin içerdiği kayıtların birbirini doğruladığı, defterlerin bu haliyle HMK 222/2 ye uygun olduğu, Aracın sözleşmeden dönme tarihinde KDV ve ÖTV dahil peşin liste fiyatının 452.219,00-TL, dava tarihinde KDV ve ÖTV dahil peşin liste fiyatının 480.636,00-TL. Olduğu, Talep edilen tazminatın: Paranın geri ödenme tarihine göre; Araç bedeline göre: 22.12.2021 tarihindeki araç bedeli eksi araç için ödenen bedel formülü ile araç bedeline göre davacının talep edebileceği tutar 127.219,00-TL DAİ'(Denkleştirici Adalet İlkesi) ne göre: 22.12.2021 tarihindeki DAİ' göre ulaşılan bedel eksi araç için ödenen bedel formülü ile DAİ' ne göre davacının talep edebileceği tutar 37.195,95-TLDava tarihine göre; Araç bedeline göre
: 10.03.2022 tarihindeki araç bedeli eksi araç için ödenen bedel formülü ile araç bedeline göre davacının talep edebileceği tutar 155.636,00-TL DAİ' ne göre: 10.03.2022 tarihindeki DAİ' göre ulaşılan bedel eksi araç için ödenen bedel formülü ile DAİ' ne göre davacının talep edebileceği tutar 135.077,73-TL olduğu, D. 2020 yılında yaşanan Pandemi sebebiyle elektronik ürünün temel malzemesi olarak kabul edilen mikroçip üretim ve temininde yaşanan sorun nedeniyle başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok alanda dünya çapında üretim sorunu yaşandığı, taraflar arasında mevcut alım satım ilişkisine bu durumun etkisinin nihai takdiri mahkemenize ait olduğuna dair, rapor arz olunur" şeklinde rapor sunmuşlardır.Mahkememiz █████/2024 tarihli celsesinde dosyanın önceki bilirkişi heyetine tevdi ile taraf vekillerinin bilirkişi raporlarına yönelik beyan ve itirazlarının ayrı ayrı değerlendirilmesi ve yanıtlanması bakımından ek bilirkişi raporu aldırılmasına karar verilmiş olup, █████/2024 tarihli alınan bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; "I-Paranın geri ödenme tarihinde; davacının 2021 model araç bedeline veya DAİ' ne göre talep edebileceği tutarlar:Araç bedeline göre: 22.12.2021 tarihindeki araç bedeli eksi araç için ödenen bedel formülü ile araç bedeline göre davacının talep edebileceği tutar 127.219,00-TL (452.219,00 - 325.000,00) dir.DAİ' ne göre: 22.12.2021 tarihindeki DAİ' göre ulaşılan bedel eksi araç için ödenen bedel formülü ile DAİ' ne göre davacının talep edebileceği tutar 37.195,95-TL (362.195,95 - 325.000,00) dir.II-Dava tarihinde; davacının 2021 ve 2022 model araç bedeline veya DAİ' ne göre talep edebileceği tutarlar:2021 Model Araç bedeline göre: 10.03.2022 tarihindeki araç bedeli eksi araç için ödenen bedelin DAİ' ye göre ulaştığı değer formülü ile araç bedeline göre davacının talep edebileceği tutar 26.076,71-TL (452.219,00 - 426.142,29-TL) dir.2022 Model Araç bedeline göre: 10.03.2022 tarihindeki araç bedeli eksi araç için ödenen bedelin DAİ' ye göre ulaştığı değer formülü ile araç bedeline göre davacının talep edebileceği tutar 54.493,71-TL (480.636,00 - 426.142,29-TL) dir.DAİ' ne göre: 10.03.2022 tarihindeki DAİ' göre ulaşılan bedel eksi araç için ödenen bedelin DAİ' ye göre ulaştığı değer formülü ile DAİ' ne göre davacının talep edebileceği tutar 33.935,44-TL (460.077,73 - 426.142,29-TL) dir." şeklinde ek rapor sunulmuştur.Davacı vekilinin █████/2024 tarihli ıslah dilekçesi sunduğu 1.000,00-TL olarak talep ettikleri tazminat alacağını 126.219,00-TL arttırarak 127.219,00-TL'ye çıkardığı, ıslah dilekçesinin davalıya tebliğ edildiği ve ıslah harcının da yatırıldığı anlaşılmıştır.Tarafların haklılık durumunun ve özellikle davalının savunma sebeplerinin yerinde olup olmadığının tespiti bakımından öncelikle sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan ifa imkânsızlığı ve aşırı ifa güçlüğü gibi hukuksal kavramlara ilişkin genel bir açıklamada bulunmakta yarar vardır.6098 sayılı TBK'nun 26. maddesine göre, "taraflar, bir sözleşmenin içeriğini kanunda öngörülen sınırlar içinde özgürce belirleyebilirler."Sözleşme hukukunda sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ve sözleşme serbestliği ilkeleri benimsenmiştir. Bu ilkeler çerçevesinde, sözleşme yapıldığı andaki gibi aynen uygulanmalıdır. Başka bir anlatımla, sözleşme koşulları borçlu için sonradan ağırlaşmış, edimler dengesi sonradan çıkan olaylar nedeni ile değişmiş olsa bile, kural olarak borçlu sözleşmedeki edimini aynen ifa etmelidir.Sözleşmeye bağlılık ilkesi, hukuki güvenlik, doğruluk, dürüstlük kuralının bir sonucudur. Ancak bu ilke özel hukukun diğer ilkeleriyle sınırlandırılmıştır. Sözleşme yapıldığında karşılıklı edimler arasında mevcut olan denge sonradan şartların olağanüstü değişmesiyle büyük ölçüde tarafların biri aleyhine katlanılamayacak derecede bozulabilir. İşte bu durumda sözleşmeye bağlılık ve sözleşme adaleti ilkeleri arasında bir çelişki meydana gelir ve artık bu ilkeye sıkı sıkıya bağlı kalmak adalet, hakkaniyet ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı bir durum yaratır. Hukukta bu zıtlık sözleşmenin değişen şartlara uydurulması ile giderilmeye çalışılmaktadır.Öte yandan sözleşmede öngörülmeyen haller nedeniyle sözleşmenin gereği gibi yerine getirilememesi halinde borçlunun sorumluluğu ortadan kalkacaktır.Burada yeri gelmişken sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkan ifa imkansızlığı yanında yine sözleşmenin kurulmasından sonra borçludan ifanın istenmesinin dürüstlük kuralına aykırılık teşkil edecek olağanüstü bir durumun ortaya çıkması durumu halinde gündeme gelecek olan aşırı ifa güçlüğü kavramına da değinmek gerekir.Aşırı ifa güçlüğü başlıklı TBK'nun 138. maddesinde, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sıradaki mevcut olguların kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu şeklinde düzenleme yapılmıştır.Somut olayda davalı taraf savunmasında; Türk Lirasındaki aşırı değer kaybı nedeniyle döviz kurundaki dalgalanmaların sözleşmenin ifasını güçleştirdiğinden ve kur farkından kaynaklı sözleşmeye katlanmasının zararına yol açacağını ve bu zararın %45 oranında olduğunu, kendisinin, sözleşmeye konu edimin ifasına zorlanmasının hakkaniyete aykırı olacağını savunmuştur.Döviz kurlarındaki dalgalanma, Türk Lirasının aşırı değerlenmesi yahut değerini kaybetmesi gibi durumlar ile ilgili olarak şunu öncelikle ifade etmek gerekir ki ülkemizde zaman zaman ekonomik krizlerin vuku bulduğu ve bu bağlamda dövizle borçlanmanın risk taşıdığı toplumun büyük bir çoğunluğu tarafından bilinen bir olgudur (Yargıtay 11. HD'nin 11.09.2024 tarih, █████████ esas, █████████ karar sayılı kararı).Öte yandan 6102 sayılı TTK'nun 18/2 maddesine göre her tacir, ticari işletmesini ilgilendiren bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek yükümlülüğü altındadır. Basiretli bir iş adamı gibi hareket etmek yükümlülüğü, tacire objektif bir ölçüye kıyasla belirli durumlarda evvelden taahhüt etmemiş olduğu bazı edimler yüklenmesi veya daha geniş olarak kendisinin sorumluluk altına sokulması şeklinde, külfet niteliği taşıyan bir hükümdür (POROY/ YASAMAN, Ticari İşletme Hukuku, İstanbul 2018, s.158). Yargıtay uygulamasında, Türk parasının döviz karşısında değer kaybetmesini tahmin edememe basiretli bir iş adamı gibi hareket etme kavramı çerçevesinde değerlendirilmiştir (Age, s.159; Yargıtay 6. HD 20.12.2023 tarih, █████████ esas, █████████ karar; Yargıtay 11. HD 19.12.2023 tarih, █████████ esas, █████████ karar; Yargıtay HGK █████/2019 tarih, ███████-515 esas, █████████ karar sayılı kararları).Somut olayda; davanın her iki tarafı da tacir olmakla gerek eski TTK, gerekse 6102 sayılı TTK hükümleri çerçevesinde tacir olmanın hüküm ve sonuçlarına tabi olup; TTK'ya göre tacir, ticarethanesine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir. Davalı şirket, sözleşme konusu ürün grubu ile sektörde eskiden beri faaliyet gösteren bir şirkettir. Türk Lirasının aşırı değer kaybetmesi hali, sözleşmenin yapıldığı sırada işinin ehli olup basiretli bir tacir gibi hareket etmesi gereken davalı tarafından öngörülemeyen ve öngörülmesi de beklenemeyen olağanüstü durum niteliğinde olmadığından, davalının bu yöndeki savunması yerinde görülmemiştir.Davalının diğer savunması ise sözleşmenin kurulmasından sonraki imkânsızlık halidir. Bu nedenle, somut olay bakımından borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık kavramına da kısaca değinmekte yarar vadır.TBK'nun 136/1 maddesine göre; "borcun ifası borçlunun sorumlu tutulamayacağı sebeplerle imkânsızlaşırsa, borç sona erer."Borçlanılan edimin yerine getirilmesinin sonradan ortaya çıkan olaylar nedeniyle objektif ve sürekli olarak mümkün olmamasına sonraki imkânsızlık denilir (EREN, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2015, s.1299). Borçlunun sorumlu olmadığı sonraki imkânsızlık hali için en önemli koşul, borçlunun sonraki imkânsızlıktan sorumlu olmamasıdır. Diğer bir deyimle borçlu, edimin imkânsız hale gelmesinden sorumlu olmamalıdır. Edimin imkânsızlaşmasına yol açan sebepler borçluya yükletilemediği taktirde, borçlu sonraki imânsızlıktan sorumlu olmaz. Borçlu imkânsızlığa kendi kusuruyla sebep olmuşsa, mutlaka sorumludur (Age, s.1301). Borçlunun edimin imkânsızlaşmasından kusuru bulunmasa bile sorumlu tutulacağı bazı haller vardır. Bunlardan ilki cins (çeşit) borçlarıdır. Çeşit (tür) yok olmayacağından, borçlu hiçbir kusuru olmadan borçlandığı edim yok olsa bile edimi ifa etmek zorundadır (Age, s.1302).Borçlunun sorumlu olmadığı imkânsızlık nedenleri arasında uygulamada en çok görülen nedenler, mücbir sebep ile umulmayan haldir. Bunları ispat yükü borçluya düşer (Age, s.1302).Borçlu, sözleşmenin kurulduğu sırada edimin sonradan imkânsız hale geleceğini tahmin edebiliyorsa, kusurlu sayılır ve TBK m.112'ye göre sorumlu olur (Age, s.1302; SEROZAN, Borçlar Hukuku Genel Bölüm, C. III, İfa Engelleri Haksız Zenginleşme, İstanbul 2016, s.176).Sözleşmelerde genel ilke ahde vefa olup, ifadan kaçınmayı veya sözleşme ile getirilen borç ve yükümlülüklerden kurtulabilmeyi öngören, işlem temelinin çökmesi, ifa imkansızlığı, aşırı ifa güçlüğü gibi kanun hükümlerinin olabildiğince dar yorumlanması esastır. Sözleşme hukukunda imkansızlık, ifanın objektif olarak imkansız olmasını ifade eder. Yoksa borçlunun kendi subjektif durumu itibariyle ifanın mümkün olmaması gerek TBK.nın 27. maddesi gerekse 136. maddesi anlamında imkânsızlık sayılmayacaktır. Zira dava konusu motorlu taşıtın üretimi, ithalatı ve satışı esasen mümkün olmakla birlikte davalı şirket kur artışı nedeniyle araç tedarikinin kendisine maliyetinin döviz kurlarındaki artış nedeniyle öngörülemez olduğundan bahisle araç tedarikini ertelemiş yahut iptal etmiştir. Yoksa aracın üretilmediği, satılmadığı veya alım taleplerinin karşılanmadığı gibi bir iddia veya savunma yoktur. Dolayısıyla gerek sözleşmenin hükümsüzlüğü sonucunu doğuracak şekilde baştaki imkansızlık gerekse, borçlunun ifa yükümlülüğünden kurtulması sonucunu doğuracak şekilde sonraki imkansızlık koşullarının somut olayda bulunmadığı mahkememizce kabul edilmiş, davalının ifa imkânsızlığına ilişkin savunması yerinde görülmemiştir.Davalının diğer bir savunması ise mücbir sebep niteliğinde Covid-19 pandemisi ve umulmayan hal niteliğinde otomotiv piyasasını da etkileyen küresel çip krizinin sözleşmeye etkili olduğu, sözleşmenin ifasının imkânsız hale geldiği yahut aşırı ifa güçlüğüne yol açtığı savunmasıdır. Davalının bu yöndeki savunması bakımından deliller toplanmış, davalının bildirdiği tanıklar dinlenmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmış, küresel çapta otomotiv sektöründe yaşanan çip krizine ilişkin haber, makale vb. belgeler bir bütün olarak değerlendirilmiştir.Bilirkişi kök raporunda da belirtildiği üzere küresel boyutta çip krizinden etkilenen ilk sektör otomotiv sektörü olmuştur. Çip piyasasında otomotiv sektörü mevcut pazarın %15 oranında pay sahibidir. Birçok sektörü etkileyen bu kriz en ağır faturayı otomotiv sektörüne çıkarmıştır. Çip krizinden dolayı otomotiv söktöründe 2021 yılında 210 milyar Dolar (USD) bir kayıp beklenmektedir. Salgının küresel boyutta etkili olmasından sonra otomobil üreticisi şirketler, yaşanan sıkıntılı dönemin araç satışlarını olumsuz etkileyeceğini, satışlarının duracağı tahmininde bulunarak varolan çip siparişlerini iptal etmişler ve bu durum yaşanan talep patlamasında müşterilere cevap verememesine neden olmuştur. Arzın beklenen seviyede olmaması araç satışlarında ciddi bir gerileme yaşanmamasına yol açmış çip krizi ile ilgili ülkeler dolaylı ya da doğrudan bu krizden etkilenmiş, Türkiye'de hem üretim hem de ürünleri tedarik etme aşamasında sorun yaşayan ülkelerden biri olmuştur. Taraf dilekçeleri ve sunulan makale içeriklerinden 2020 yılında yaşanan pandemi sebebiyle elektronik ürünün temel malzemesi olarak kabul edilen mikroçip üretim ve temininde yaşanan sorun nedeniyle başta otomotiv sektörü olmak üzere birçok alanda üretim sorunu yaşandığı, taraflar arasında mevcut alım satım sözleşmesine de bu durumun etkisinin olduğu anlaşılmaktadır. Ancak bu etkinin öngörülebilir olup olmadığı hususunun belirlenmesi basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunan davalı satıcının sözleşmenin yerine getirilmemesi nedeniyle davacı alıcının uğramış olduğu müspet zararlardan sorumlu olup olmadığını etkileyecektir. Esasen davalı borcun hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden sorumlu olup, borçlu temerrüdü olarak ifade edebileceğimiz bu durumda davalı satıcının kendisine bir kusur yükletilemeyeceğinin diğer bir deyimle temerrüde düşmede kusuru bulunmadığını ispat etmek suretiyle sorumluluktan kurtulabilecektir.Davalının küresel anlamda yaşanan çip ve tedarik krizi çerçevesinde davacıya sözleşme ile kararlaştırılan aracı teslim edememesi hali olarak değerlendirilebilmesi için bu sorunun ve aksaklığın davalı tarafından öngörülebilir nitelikte olup olmadığının irdelenmesi gerekmektedir. Taraflar arasında kurulan araç satış sözleşmesi █████/2021 tarihinde kurulmuş olup, sözleşme ile davalı taraf davacı tarafa 325.000,00 TL satış bedeli karşılığında █████/2021 tarihine kadar teslim edilecek şekilde araç satış ve teslim taahhüdünde bulunduğu, davacının kararlaştırılan satış bedelini peşin olarak davalıya ödediği, sözleşmeye ilişkin özel şartlar içerisinde çip krizi, salgın hastalık, buna benzer bir mücbir sebep yahut umulmayan hal nedeniyle sözleşmeden cayma, sözleşmeyi sona erdirme yahut sözleşmeyi feshetme konusunda davalıya özel bir yetki tanınmadığı ancak taraflar arasındaki sözleşmenin kurulduğu tarih olan █████/2021 tarihinde Türkiye ve Dünyada çip krizine ilişkin etkilerin ve önceki yıldan gelen Covid-19 pandemi ve salgın hastalığa ilişkin etkilerin yaygın bir şekilde hissedildiği, buna ilişkin haber, bilgi ve dökümanların dosyaya sunulduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin kurulmasından çok önce 2020 yılının sonlarında çip krizinin ortaya çıktığı, otomotiv sektöründe üretici değil tedarik, dağıtım, satış ve pazarlama faaliyetlerinde bulunan, dağıtıcı (distribitör) yahut üretim fabrikasından sipariş etmek suretiyle teslim aldığı araçların satış, servis ve buna benzer hizmetlerle otomotiv sektöründe kazanç elde etmek maksadıyla faaliyet gösteren davalının kendi faaliyet gösterdiği sektörde yaşanan yahut yaşanabilecek ulusal ve/veya uluslararası ölçekteki sorunları yakından takip etmesi gerektiği, kendi bulunduğu sektöre ilişkin meydan gelen veya gelecek riskleri önceden tespit ederek analiz etmesi gerektiği, taraflar arasında sözleşmenin kurulduğu tarihe kadar geçen bir yıla yakın sürede küresel ölçekte yaşanan çip krizi ve Covid-19 pandemisi (13 Ocak 2020'de tanımlanan bir virüs olan yeni koronavirüs hastalığı salgın olarak yayılmış ve Dünya Sağlık Örgütü tarafından 11 Mart 2020'de küresel salgın ilân edilmiştir) ile ilgili olarak araç ve parça tedarikinde yaşanan yahut yaşanabilecek sorunları ve krizleri davalının önceden bildiği yahut bilebilecek durumda olduğunun kabulü gerektiği, davalının tacir olarak basiretli bir tacir gibi hareket etme yükümlülüğü bulunduğu, faaliyet konusu ile ilgili davacı ile yapmış olduğu sözleşme ve davacıya taahhüt ettiği araç tedariki noktasında azami dikkat ve gayreti göstermesi gerektiği, tedarik krizi yaşanması halinde bundan davacının alıcı olarak etkilenmemesi için davacıya bu konuda yaşanan ve yaşanabilecek sorunları ve olumsuz gelişmelere ilişkin bilgi vermesi, davacıyı aydınlatması gerektiği ve nihayet sözleşmede yaşanan veya yaşanabilecek çip krizi yahut buna benzer kendi kontrolü altında olmayan uluslararası ölçekteki bir mücbir sebep veya umulmayan hal nedeniyle yaşanabilecek gecikme nedeniyle sözleşmeye ihtirazi kayıt (çekince) koyması gerektiği, böyle bir ihtirazi kayıt konulması halinde davalının sorumluluktan kendini kurtarması mümkündür. Çip krizi nedeniyle araç tedariki sorunu yaşanması halinde sözleşmeyi tek taraflı olarak sona erdirme yetkisinin davalıya tanındığına ilişkin sözleşmede bir kayıt bulunmadığı sabit olup, davalının böyle bir itirazi kayıt ile sözleşmeyi akdetmesi halinde ileride yaşanan yahut yaşanabilecek olası tedarik sorunları nedeniyle kendisine atfedilebilir bir kusur olamayacağı, diğer bir deyimle umulmayan hal nedeniyle davalının kendi kusurunun bulunmadığını ispat etmekle yükümlü olmaksızın sözleşmeden dönebileceği yahut sözleşmeyi feshedebileceği ancak somut olayda bu tür risklere karşı davalının kendisini sorumluluktan kurtaracak bir özel şarta sözleşmede yer vermediği, tarafların sözleşmedeki konumu ve sözleşmenin 0 (sıfır) km kullanılmamış araç olduğu gözetildiğinde davacı alıcının sözleşmede hakim taraf olduğundan bahsedilemeyeceği, davalıyı bu sözleşmeyi kurmaya mecbur ettiğine, davalıyı zorladığına ilişkin bir delil ve belge de bulunmadığı, tarafların tam bir sözleşme hürriyeti çerçevesinde kendi özgür iradeleri ile sözleşmeyi kurdukları, dolayısıyla davalının kendisini sorumluluktan kurtarmaya dönük sözleşmeye ihtirazi kayıt koyamadığı savunmasının ve buna benzer savunma sebeplerinin geçerli ve dinlenebilir nitelikte olmadığı, davalı satıcının sözleşmenin gereği gibi yerine getirilmemesinden kaynaklı davacının gerçek zararından sorumlu olduğu, benimsenen bilirkişi kök raporu ve ek raporunda seçenekli olması açısından denkleştirici adalet ilkesine göre ayrıca hesaplama yapılmış ise de davalının kusura dayalı sözleşmeyi ihlali nedeniyle doğan zararlardan hakkaniyet gereği indirim yapılmasını gerektirecek, davalı satıcının sorumluluğunu azaltacak yahut ortadan kaldıracak bir durum bulunmadığı, davacı tarafından davalıya peşinen ödenen satış bedelinin dava tarihinden önce davacıya iade edildiği göz önüne alındığında satış bedelinin geri ödenme tarihi itibari ile davacının müspet zararının 127.219,00 TL olduğu ve davacının dava dilekçesi ve ıslah dilekçesi ile birlikte davalıdan talep ettiği tutarın benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda yerinde olduğu anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;1-Davanın kabulü ile 1.000,00 TL nin █████/2021 tarihinden itibaren, 126.219 TL nin ıslah tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,2-Alınması gereken 8.690,33-TL karar ve ilam harcından, davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL harç ve 2.155,51 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 6.454,12-TL karar ve ilâm harcının davalıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına,3-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; ilk dava açma gideri 172,00-TL, posta ve tebligat masrafı 313,00-TL, 2.155,51 TL ıslah harcı ve bilirkişi ücreti 9.000,00 TL olmak üzere toplam 11.640,51-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT gereğince taktir olunan 30.000,00-TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00 TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,7-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,Dair, davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi'nde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup anlatıldı.█████/2025Katip¸E-imzalıdırHakim¸E-imzalıdır