Yargıtay 12. Ceza Dairesi, SGK çalışanının Cumhurbaşkanının kişisel verilerini sorgulamasında kasıt ve suç unsurları bulunmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararının temyiz incelemesi.
Özet: İstinaf mahkemesi, SGKda görevli sanığın, erişim yetkisi dahilindeki sistem üzerinden Cumhurbaşkanının kişisel verilerini sırf merak saikiyle sorgulamasını, zaten erişilebilir olan bu verileri üçüncü kişilerle paylaşmadığı ve dolayısıyla ele geçirme eyleminin gerçekleşmediği, ayrıca hukuka aykırı hareket etme bilincinin ve özel hayatın gizliliğini ihlal veya verileri hukuka aykırı olarak verme kastının bulunmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesinin mahkumiyet kararını kaldırarak beraatle sonuçlandırmıştır, bu karar katılan vekili tarafından temyiz edilmiştir.
12. Ceza Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ :Ceza Dairesi

    SAYISI
    : █████████ E., █████████ K.
    SUÇ
    : Verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme
    HÜKÜM
    : İstinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak kurulan beraat
    TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
    : Bozma
    İlk Derece Mahkemesince verilen hükme yönelik istinaf incelemesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından verilen kararın; katılan vekili tarafından temyizi üzerine yapılan ön inceleme neticesinde 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun (5271 sayılı Kanun) 298/1. maddesindeki temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, işin esasına geçildi, gereği düşünüldü:
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    İlk Derece Mahkemesince sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun (5237 sayılı Kanun) 136/1, 137/1-a, 62 ve 53. maddeleri gereğince 2 yıl 6 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince; "sanığa isnat edilen eylemde atılı suçun yasal unsurlarının oluşmadığı ve sanığın kastının bulunmadığı anlaşılmakla CMK 223/2-a-c maddesi uyarınca beraatine," dair karar verilmiş, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca hükmün bozulmasına karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir.
    II. TEMYİZ SEBEPLERİ
    Katılan vekilinin temyiz itirazları, atılı suçun yasal unsurlarının sübut bulduğuna, özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun koşulları açısından değerlendirme yapılması gerektiğine, vesaire ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İlk Derece Mahkemesince, dosyada mevcut belge ve bilgiler, soruşturma ve kovuşturma evrelerinde alınan beyanlarla birlikte dikkate alınarak yapılan değerlendirmede; SGK Muğla il müdürlüğüne bağlı Ortaca SGK merkez müdürlüğü Halkla ilişkiler servisinde veri hazırlama kontrol memuru olarak görev yapan sanık hakkında, SPAS sistemi (Sağlık Provizyon Aktivasyon Sistemi) üzerinden katılan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ...' ın T.C. kimlik numarasından vukuatsız NKO sorgulaması, mavi kart sorgulaması ve kişi bilgileri sorgulaması yapmasından bahisle 5237 sayılı Kanunun 136/1. maddesinde düzenlenen verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan mahkumiyet kararı verilmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme sonunda, SGK Muğla il müdürlüğüne bağlı Ortaca SGK merkez müdürlüğü Halkla ilişkiler servisinde veri hazırlama kontrol memuru olarak görev yapan sanığın, SPAS sistemi (Sağlık Provizyon Aktivasyon Sistemi) üzerinden katılan Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı ...' ın T.C. kimlik numarasından vukuatsız NKO sorgulaması, mavi kart sorgulaması ve kişi bilgileri sorgulaması yaptığı iddia ve kabul olunan olayda; Türkiye çapındaki SGK'ya kayıtlı kişilerin kişisel veri niteliğindeki bilgilerini, fiziki olarak tevdi edilmesi halinde kolaylıkla görebilecek konumda olan sanığın, doğrudan bir görev tevdi edilmese dahi, salt veri tabanının güvenliği nedeniyle kendisine verilen şifreyi kullanıp, sistemde sorgulama yaparak, katılana ait bilgileri okumaktan ibaret eylemiyle kişisel verileri ele geçirdiğinin kabul edilemeyeceği gibi, söz konusu kişisel verileri, üçüncü kişi ya da kişilerle paylaştığına ilişkin hakkında bir iddia ileri sürülmeyen sanığa, basit bir kod ve şifre sayesinde, sistemde yer alan tüm verilere erişebilme imkanının verilmiş olması ve veri içeriklerinin sanıktan gizlenmemiş olması karşısında, sanığın sistemde sorgulama yaparken, hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davrandığı da kabul edilemeyeceğinden, sanığa isnat edilen eylemde, TCK'nın 136/1. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme, yayma veya ele geçirme ve aynı kanun'un 134/1-1. maddesinde tanımlanan özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarının yasal unsurlarının oluşmadığı gibi sırf merak saikiyle sistemde sorgulama yapan sanığın kişisel verileri verme, yayma veya ele geçirme kastınında söz edilemeyeceği gözetilmeksizin atılı suçtan 5271 sayılı CMK' nın 223/2-a-c maddeleri gereğince beraati yerine yazılı ve yetersiz gerekçelerle mahkumiyetine karar verilmesi hatalı görülmüş, İlk Derece Mahkemesinin mahkûmiyet kararı kaldırılarak 5271 sayılı Kanunun 223/2-a-c maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
    IV. GEREKÇE VE KARAR
    A. Katılan Kurum Vekilinin Temyiz İstemi Yönünden:
    Yargılama konusu verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunun mağdurunun, kişisel verileri verilen, yayılan veya ele geçirilen gerçek kişi ya da kişiler olduğu, mağdur kavramı gibi kanunda açıkça tanımlanmamış olan suçtan zarar görme kavramının ise gerek Yargıtay Ceza Genel Kurulunun gerek ceza dairelerinin yerleşmiş kararlarında; "suçtan doğrudan doğruya zarar görmüş bulunma hâli" olarak anlaşılıp uygulandığı, buna bağlı olarak da dolaylı veya muhtemel zararların, davaya katılma hakkı vermeyeceğinin kabul edildiği, bu hususun, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 09.11.2021 tarihli ve ███████.MD-599 Esas, ████████ Karar sayılı, 12.06.2018 tarihli ve 2015/9-1190 Esas, ████████ Karar sayılı, 03.07.2018 tarihli ve 2015/9-1191 Esas, ████████ Karar sayılı, 08.11.2016 tarihli ve ███████-830 Esas, ████████ Karar sayılı, 03.05.2011 tarihli ve 2010/4-155 Esas, ███████ Karar sayılı, 04.07.2006 tarihli ve 2006/5.MD-127 Esas, ████████ Karar sayılı kararlarında; “dolaylı veya muhtemel zarar, davaya katılma hakkı vermez” şeklinde açıkça ifade edildiği ve Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 25.03.2003 tarihli ve 2003/5-41 Esas, ███████ Karar sayılı kararında da “tazminat ödenmesi, itibar zedelenmesi ve güven kaybı” gibi dolaylı zararlara dayanarak kamu davasına katılmanın olanaklı olmadığının vurgulandığı gözetildiğinde, katılan Kurumun mağdur sıfatının bulunmaması ve suçtan doğrudan zarar görmemesi nedeniyle 5271 sayılı CMK'nın 237/1. maddesi uyarınca mezkûr suçtan açılan kamu davasına katılma hakkı olmamasına rağmen İlk Derece Mahkemesince davaya katılmasına karar verilmesi hukuki değerden yoksun olup, aynı Kanun'un 260/1. maddesi gereği katılan Kurum vekilinin sanık hakkında verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçundan kurulan hükümleri temyize hak ve yetkisinin bulunmadığı anlaşılması karşısında İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesi tarafından 5271 sayılı CMK'nın 296/1. maddesi gereğince verilen temyiz isteminin reddine dair 08.11.2021 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ek kararında hukuka aykırılık görülmediğinden, katılan kurum vekilinin temyiz isteminin 5271 sayılı CMK’nın 296/2. maddesi gereğince, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle REDDİ İLE EK KARARIN ONANMASINA,
    B. Katılan vekilinin temyiz istemi yönünden:
    Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Gümrük ve Ticaret Bölge Müdürlüğünde memur olarak çalışan sanığın, kurumu tarafından kendisine verilen kullanıcı şifresi ile Kimlik Paylaşım Sistemi'ne erişim sağlayarak, dönemin İçişleri Bakanı olan katılanın kimlik ve adres bilgilerine bakması şeklindeki eyleminin suç teşkil edip etmediği, ettiğinin kabulü hâlinde, eyleminin verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçunu mu yoksa özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu mu oluşturduğunun ve sanığın işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğinin belirlenmesine ilişkin uyuşmazlıkla ilgili olarak verdiği 21.06.2023 tarihli ve ███████-384 Esas, ████████ Karar sayılı kararında, "... sanığa sistemde kayıtlı kişilerin kimlik ve adres sorgulamalarını yapması için kullanıcı şifresinin çalıştığı kurum tarafından verilmesi, sisteme girmek için özel gayret sarf etmemiş olması, katılanın kamuya mal olan kişiliği nedeniyle kimlik ve adres bilgilerine kolaylıkla erişilebilmesi, sanığın merak saiki ile bu bilgileri sadece okumuş olup başkalarıyla paylaşmaması, ayrıca hukuka aykırı bir amaç gütmemesi ve ele geçirildiği iddia edilen kişisel verilerin kapsam ve niteliği ile sanığın hukuka aykırılık bilinciyle hareket etmediği yönündeki savunması birlikte değerlendirildiğinde; incelemeye konu olay görevin gereklerine uygun olmayan disiplin soruşturması gerektiren eylemin suç teşkil etmediği kabul edilmelidir... Ulaşılan sonuç karşısında sanığın eyleminin nitelendirilmesine ve işlediği fiilin suç oluşturduğu konusunda haksızlık yanılgısı ile hareket edip etmediğine ilişkin uyuşmazlık konuları değerlendirilmemiştir..." şeklindeki gerekçelerle uyuşmazlığa konu eylemi, disiplin soruşturması gerektiren ve suç teşkil etmeyen eylem olarak kabul etmiştir.
    Bölge Adliye Mahkemesi ceza dairelerince verilen kesin nitelikteki kararlar arasındaki uyuşmazlığın giderilmesi istemine ilişkin Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında ve bu kararla uyum gösteren Dairemizin 25.04.2024 tarihli ve ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında da, "... Dairemizce de benimsenen Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 21.06.2023 tarihli ve ███████-384 Esas, ████████ Karar sayılı kararındaki gerekçede de belirtildiği gibi ele geçirme başkasının hakimiyeti altında bulunan kişisel veriyi hukuka aykırı yollarla kendi hakimiyeti altına almakla gerçekleşir. Olayımızda ise sanık, kurumu tarafından kendisine verilen aparat ve şifre ile kendi hakimiyeti altında bulunan kişisel verilere ulaşmış ve bakmıştır. Sanığın kendi hakimiyeti altındaki bir veriye bakmaktan ibaret olan eyleminin ele geçirmek olarak kabul edilemeyeceği bu halin ilgili kurumun iç mevzuatı kapsamında disiplin soruşturmasına konu edilmesinin mümkün olduğu ancak TCK anlamında suç teşkil etmeyen eylem niteliğinde olduğu..." biçimindeki gerekçelerle kamu kurumlarında görev yapan ve görev yaptıkları kuruma ait bilişim sistemindeki kişisel verilere hizmet gereği erişme yetkisi verilen kişilerin; görevlerinin kapsamına ve niteliğine göre hizmetin yerine getirilmesi ile hiçbir ilgisi bulunmadığı hâlde, merak, beğeni vb. saikler ya da farklı amaçlarla, sistemde yer alan kişisel verileri sorgulamak ve bu verilere salt duyu organları aracılığıyla vakıf olmaktan ibaret eylemlerinin, 5237 sayılı Kanun kapsamında suç oluşturmayacağı değerlendirilmiştir.
    Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, sanığa yüklenen fiilin kanunda suç olarak tanımlanmamış olduğunun belirlendiği anlaşılmakla, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesinin kararında katılan vekili tarafından öne sürülen tüm temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanunun 289/1. maddesi ile sınırlı olarak yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden aynı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMLERİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKMÜN ONANMASINA,
    Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanunun 304/1. maddesi uyarınca Ortaca 3. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,
    11.02.2025 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!