İzmir Bölge Adliye Mahkemesinden, banka blokesinin kaldırılması ve tazminat talepleri reddedilen ticari uyuşmazlığa dair istinaf kararı.
Özet: Demir-çelik sektöründe faaliyet gösteren bir firmanın banka tarafından kredi ve KMH hesaplarına gerekçesiz bloke konulduğu iddiasıyla, blokenin kaldırılması, bankanın ticari defter ve fatura talebinin açıklanması, borç miktarının tespiti ve 5.000 TL maddi tazminat ödenmesi talepleriyle açtığı davada; ilk derece mahkemesi, hesaplarda fiili bir bloke bulunmadığı, ticari defter ve borç tespiti taleplerinde hukuki yarar olmadığı, banka işlemlerinin yasalara uygun olduğu ve davacının iddia ettiği zararın oluşmadığı gerekçeleriyle tüm talepleri reddetmiştir.

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 03.02.2022
NUMARASI
: ████████ E. - ███████ K.
DAVANIN KONUSU
: Blokenin Kaldırılması ve Tazminat
KARAR TARİHİ
: 19.02.2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: 19.02.2025
İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 03.02.2022 tarih ████████ E. - ███████ K.sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, davacının demir - çelik işleriyle uğraşan köklü bir firma olduğunu, ticari işleri için kullanılmak üzere ... Bankası Buca Şubesi'ne müracaatı sonucu █████/2019 tarihinde 50.000 TL kredi kullandığını, kredi ödemelerinin başladığı sırada hiçbir gerekçe gösterilmeyerek, bakiye taksitlerin düzenli şekilde ödenmesine rağmen ticaret sırrı niteliğindeki defterlerin ve faturalarının/müşteri faturalarının ibrazının istendiğini, davacının ticari defterlerini ve faturalarını ibraz etmediğini, bunun üzerine ise davalı bankanın davacı şirketin gerek KMH hesabına gerekse kredi hesabına bloke işlemi uyguladığını, davacının, istemin ve blokenin gerekçesini bilemediği gibi, ticari hayatı için kullandığı hesaba erişimi olmaması sebebiyle müşkül duruma düştüğünü ve bu bağlamda şirketin kredi puanı düştüğünü, post cihazı alamaz duruma geldiklerini belirterek, dava sürecinde tedbiren, sonrasında kalıcı olmak üzere blokenin kaldırılmasına, davacı şirketin KMH ve kredi hesaplarının kullanılmasına ve kredi borcunu taksitler halinde ödeyebilmesi konusunda tedbiren banka ve Buca Şubesine gerekli ihtaratın yazılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı olmak üzere şimdilik 5.000 TL maddi tazminatın taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili, davalı bankanın Buca Şubesi tarafından davacı şirkete genel kredi sözleşmelerine istinaden taksitli ve kredili mevduat ürünü olmak üzere iki ayrı nakit kredi tesis edildiğini ve kullandırıldığını, davacı vekilinin davalı bankanın Buca şubesi Müdürlüğüne 08.07.2020 tarihinde ihtarname göndererek davacı firmanın bankaya olan borç miktarını sorduğunu, ancak ihtarname ekindeki vekaletnamede davacı vekilinin firma adına bankalarda işlem yapmaya yetkisinin bulunmadığı tespit edildiğinden vekile Kişisel Verilerin Korunması Kanunu uyarınca bilgi verilemeyeceğinin belirtildiğini, davacı tarafın 18.9.2020 tarihinde yoluna koyduğu ödemeleri taksit günleri geldiğinde ödeme yapmaya devam ederek sorunsuz bir şekilde kredi ilişkisini devam ettirebileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, her ne kadar davacı tarafından yukarıda belirtilen hususlar doğrultusunda hesaba konulan blokenin kaldırılması talep edilmiş ise de hesap üzerine konulan blokenin bulunmadığı, bu nedenle de söz konusu talebin yerinde olmadığından reddinin gerektiği, davalı tarafın davacıdan hangi gerekçe ile ticari defter ve faturaları istediği hususunun bankadan sorulması ve ayrıca borcun tespiti talep edilmiş ise de esasen ticari defterlerin ve faturaların davacıdan hangi gerekçe ile istenildiğinin banka şubesinden sorulmasına yönelik talep bakımından iş bu davanın açılmasında davacı tarafın hukuki yarınının bulunmadığı, davacı borcunun tespiti bakımından ise dava açmadan evvel davacı taraf vekili aracılığı ile borcun bildirilmesinin yukarıda belirtildiği şekilde davalıdan ihtarname ile sorulduğu ve fakat davalı banka tarafından vekilin bankalar ile işlem yapmasına yönelik vekaletnamede yetkisinin olmaması nedeniyle olumlu bir cevap verilemeyeceği kendisine bildirildiğinden bu aşamada davacı borcunun söz konusu yetkiyi içerir vekaletname ile yeniden sorulabileceği gibi davacı asil tarafından yapılacak bir başvuru ile de öğrenilebileceğinden söz konusu talep bakımından da iş bu davanın açılmasında davacı tarafın hukuki yarınının bulunmadığı, ayrıca davacı zararı yönünden ise davalı banka tarafından yapılan iş ve işlemlerin sözleşme ve yasal mevzuat ile uyumlu olduğu, davacının davalı banka işlemlerinden kaynaklı olarak gerek kendi nezdinde gerekse de üçüncü kişiler nezdinde oluştuğu belirtilen zarardan davalının sorumlu olmayacağı gerekçesiyle davacı tarafça talebe konu edilen blokenin kaldırılmasına yönelik talep yönünden bloke olmaması sebebiyle reddine, ticari defterlerin ve faturaların davacıdan hangi gerekçe ile istenildiğinin banka şubesinden sorulmasına yönelik talep ile muaccel borcun tespit edilmesine yönelik taleplerin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, zarar talebi yönünden ise davacının zararı olmadığı anlaşılarak reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, dava dilekçesinde toplanılmasını talep ettikleri delillerin toplanılmadığını ve 08.11.2021 tarihli bilirkişi raporunun geçerli ve tek delil olarak karara aynısıyla yansıtıldığını, beyan ve delillerinin, konunun tanıklarının dinlenilmeksizin, banka hareketleri ve davacı ticari defterleri incelenilmeksizin davanın usulden reddinin isabetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, davalı bankanın ticari defterleri ve faturaları istemesinin hukuki bir dayanağı olmadığını, ticari defterler ve faturaların davacının bütün müşteri bilgilerini de içerdiği gibi, krediye konu olan olmayan her türlü işlemin kaydını içerisinde barındırdığını, bu sebeple ticari sır niteliğinde olan belgelerin davalı kuruma tesliminin taraflarınca mümkün olmadığını, davacının kredi borcuna ilişkin ödemelerini aksatmadığını, bilgi talep etmesine rağmen de bankacılık mevzuatına aykırı olarak bilgilendirilmediğini, hesap dokümanlarının celbi ile işbu hususun ispatlanması gerekirken buna ilişkin taleplerinin de yerine getirilmediğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
:Dava, davalı banka tarafından konulduğu iddia olunan blokenin kaldırılması, tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacı tarafça talebe konu edilen blokenin kaldırılmasına yönelik talep yönünden bloke olmaması sebebiyle reddine, ticari defterlerin ve faturaların davacıdan hangi gerekçe ile istenildiğinin banka şubesinden sorulmasına yönelik talep ile muaccel borcun tespit edilmesine yönelik taleplerin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, zarar talebi yönünden ise davacının zararı olmadığı anlaşılarak reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
6100 Sayılı HMK 200.maddesi gereğince bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin yapıldıkları zamanki miktar ve değerlerine nazaran senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu, yine aynı yasanın 201.maddesi gereğince senede bağlı her çeşit iddiaya karşı ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler yönünden tanıkla ispat yasağının bulunduğu, dava konusu istemlerin yazılı delillerle ispatının gerektiği, davalı tarafın tanık dinlenmesine muvafakatının bulunmadığı, dosyada bulunan banka kayıtları, bilirkişi raporu dikkate alındığında davacının davasını dava edilen miktara nazaran kesin delillerle ispatlaması gerekmekle istinafa gelen tarafın tanık dinletme istemi yerinde değildir.
Yerel mahkemece dava konusu iş ve işlemlere ilişkin belge örneklerinin getirtildiği, dosyanın uzman bankacı bilirkişiye tevdi edilerek bilirkişi raporunun alındığı, işbu raporun davacı tarafa usulüne uygun tebliğine rağmen davacı yanca bilirkişi raporuna itirazda buluınulmamış olmasının davalı açısından usuli kazanılmış hak teşkil ettiği hususları birlikte değerlendirildiğinde, mahkemece alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, bankanın sorumluluğunun olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak belirlenmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen davacı tarafça talebe konu edilen blokenin kaldırılmasına yönelik talep yönünden bloke olmaması sebebiyle reddine, ticari defterlerin ve faturaların davacıdan hangi gerekçe ile istenildiğinin banka şubesinden sorulmasına yönelik talep ile muaccel borcun tespit edilmesine yönelik taleplerin hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, zarar talebi yönünden ise davacının zararı olmadığı anlaşılarak reddine yönelik kararında hukuka aykırılık bulunmamakla, davacının istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 615,40 TL'den peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,70 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 19.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!