İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, haksız rekabet ve yönetici sorumluluğu iddialarıyla açılan ortaklıktan çıkarma davasına dair ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki süreç, bir şirketin, ortaklarından birinin aile içi anlaşmazlıklar sonrası şirketin marka ve logosunu izinsiz kullanarak haksız rekabete yol açtığı ve etik yükümlülüklerini ihlal ettiği gerekçesiyle ortaklıktan çıkarılmasını talep etmesi; diğer yandan ise aynı ortağın, şirketin yöneticisinin mal varlıklarını gerçek değerinin altında satarak ve sahte faturalarla şirketi zarara uğrattığı iddiasıyla kayyım atanması ve zararların tazmini talebiyle açtığı birleşen davayı incelemiştir. İlk derece mahkemesi, ortağın haklı nedenle şirketten çıkarılmasına karar vererek, belirlenen çıkma payından ortağın şirkete verdiği zararı mahsup etmiş ve ayrıca şirket yöneticisinin de şirkete zarar veren eylemlerini tespit etmiştir.

T.C.

İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ ████████
DAVANIN KONUSU
: Ortaklıktan Çıkma
BİRLEŞEN İZMİR 2. ATM'NİN ████████ E. ████████ K. SAYILI DOSYASI
DAVANIN KONUSU
: Sorumluluk
KARAR TARİHİ
: 20.02.2025
KARAR YAZIM TARİHİ
: 20.02.2025
Taraflar arasındaki davadan dolayı İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.04.2022 gün ve ████████ E. ████████ K. sayılı hükmün istinaf yoluyla Dairemizce incelenmesi asıl davada davacı birleşen davada davalı ... ... Şti. vekili ile asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
ASIL DAVA
: Davacı ... Ltd. Şti. vekili, davalı ...'in ortaklarından ...'in sahip olduğu 950 adet hisseden 50 adet hisseyi satın alarak şirkete ortak olduğunu, davalının inşaat mühendisi olup şirket ortağı olduktan sonra davacı şirketin projelerinde şantiye şefi olarak görev yaptığını, davacı şirketin davalı babası ...e ait taşınmaz için yapı ruhsatı alarak inşaatına başladığını, ...'in bu yapıya ilişkin davacı şirkete olan borçlarını ödememesi üzerine şirket tarafından alacak davası açıldığını, oluşan husumet nedeniyle şirket ortağı davalının şirket işlerinden ayrıldığını, “...” domain ismine sahip bir internet sitesi kurarak şirkete ait markayı ve logoyu kullanmaya başladığı, şirketin yaptığı tüm işleri davalı tarafından yapılmış gibi gösterildiği, görselleri müvekkilin izni olmadan kullanıldığı, haksız rekabet oluşturacak fiiller yaptığını, şirket olağan genel kurul toplantısı 6 nolu gündem maddesi ile ortaklıktan çıkartılmasına karar verildiği, belirterek; davalının haklı sebeple şirket ortaklığından çıkarılmasını karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı ... vekili; davacı şirketin şirketin 1992’den beri müdür sıfatıyla münferit temsile yetkili ... tarafından yönetildiğini, davalının genel kurullarda alınan herhangi bir karara olumlu/olumsuz bir davranışta bulunmamasına rağmen şirketten çıkarılması için dava açıldığını, babası ile şirket ortağı amcası arasındaki inşaattan kaynaklanan davalar nedeniyle davalının şirketten çıkarılmak istendiğini, davalının babası ile kardeşinin ortak olduğu ... Ltd. Şti. kullandığı ... Markası ve “...” isimli web sitesinin bahane edildiği, belirterek; davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
BİRLEŞEN DAVA
: Davacı ... vekili, davacıya karşı ortaklıktan çıkarma davası açıldığını, davalı şirket müdürü ... tarafında zarar verici eylemlerde bulunulması ve yönetilmesi nedeniyle şirkete kayyım atanması gerektiğini, şirkete ait taşınmazların rayiçlerin çok altında bir bedelle satılarak şirketin zarara uğratıldığını, taşınmazların rayiç bedelin çok altında satarak pay sahiplerinin zarara uğrattığını, şirket kayıtlarına dahil edilen bazı faturalarına şirketin gereksiz masraf yapmış gibi gösterildiğini, fiilen kullanılmayan malzemelerin alınmayan hizmetlerin faturalandırılarak kayıtlara sokulduğunu, davalı şirketin ortaklara zarar verme ihtimali bulunduğundan kayyıma devredilmesi gerektiğini, belirterek ; belirsiz alacak davası şeklinde davada şimdilik 10.000,00-TL davalı ...ten tahsiline ve şirkete ödenmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, asıl dosya yönünden davacı şirketin davalı ...'in ortaklıktan çıkarılması için haklı sebeple ortaklıktan çıkarılması için talepte bulunulduğu, davalının ortağı olduğu, ... şirketinin davacı şirketin domain adını kullanarak ... ismi ile davacı şirkete ait ... ismi arasında karışıklığa sebebiyet verdiği, bu durumunda haksız rekabet teşkil ettiği, davalının aynı zamanda ... Ltd. Şti ortağı olduğu ve bu şirketin ortağı ...ya ait olduğu, böylece TTK m. 626’ye göre şirket ortağının ortaklık kültür ve etiklerine yükümlülüklerine uymadığı, bu nedenle şirketten çıkarılmasına haklı sebep bulunduğu, şirketten çıkarılma tarihine en yakın ortaklık payının 464.449,59-TL olarak hesaplandığı, bu miktarın davalı şirket ortağına kararın kesinleşmesi tarihinden itibaren uygulanacak faizi ile ödenmesi gerektiği, bu payın hesaplanması sırasında davalı dava konusu şirkete ait ve davalı ...'in şirkete vermiş olduğu zarar miktarının 1.039.000-TL çıkma payının hesabında dikkate alındığı, Birleşen davada davalı şirket yöneticisinin şirket mal varlığı teşkil eden taşınmazların satışında gerçek değeri ile satış değerleri arasında şirketi zarara uğratacak şekilde faaliyette bulunduğu, bu fiili nedeniyle şirketin arsa sahibi olan davalıya ait 12 adet taşınmaz mahsup edilmek kaydıyla 1.039.000,00-TL şirketi zarara uğrattığı ve bu miktar öz varlığa eklendiği, ... ili ... ilçesi ... ada ... parseldeki bağımsız bölümün satışından meydana gelen zarardan davalı şirket yöneticisinin sorumlu olduğu, birleşen davada davalı olarak gösterilen ... Ltd. Şti. davada husumet yöneltilmesinin gerekmediği, şirkete tedbiren yönetici kayyım atanması istendiği, zararın şirkete ödenmesinin talep edildiği, belirtilerek; asıl davanın kabulü ile davalının davacı şirket ortaklığından çıkarılmasına, çıkma payı 464.449,59.-TL’nin kesinleşme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile bilikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesine, birleşen davanın davalı şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden kabulü ile 1.039.000-TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsili ile şirkete ödenmesine, diğer taleplerin ise reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Karara karşı asıl ve birleşen davada davacı ile davalılar tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Asıl davada davacı birleşen davada davalı .... Ltd. Şti. vekili, asıl davanın TTK'nunun 640 maddesinin 3 fıkrası uyarınca açıldığını, TTK 636 madde uyarınca hüküm kurulmuş olması usul ve yasaya aykırı olduğunu, çıkma payı hesaplanırken bilirkişi heyeti tarafından esaslı hatalar yapıldığını, davalı karşı davacının payı gerçek değerinin çok üzerinde hesaplandığını, ortaklıktan çıkarılmasına karar verilen pay sahibinin payının karar tarihine en yakın tarihteki gerçek değerinin hesaplanması gerektiğini, 11.10.2021 tarihine kadar geçen süre içerisinde şirketin bilançolarında bir çok farklılık meydana geldiğini, şirketin güncel değeri hesaplanırken şirketin pasifinde bulunan bu borç tutarı, değerleme dışı bırakılarak şirketin güncel değeri olduğunun çok üzerinde hesaplandığını, raporun hüküm kurlamaya elverişli olmadığını, birleşen davada da davalı ...'in şirketin finansman ihtiyacının karşılanmasını teminen yukarıda açıklanan 17 taşınmazın haricinde ... ili ... İlçesi ... Ada ... parselde kayıtlı taşınmazında bulunan 7 adet 2+1 ve 21 adet 1+1 niteliğindeki dairesini satarak karşı davalı-davacı şirkete kaynak olarak aktardığı şeklindeki savunmanın değerlendirilmediğini, 2018 yılı bilançosuna göre karşı davalı ...'in davacı şirkete 5.650.000,00.-TL kaynak aktardığını ve şirketten bu tutarda alacaklı olduğunu, karşı davalının şirketten olan alacakları hakkında herhangi bir değerlendirme yapılmaksızın, sorumlu olduğu düşünülen bu 1.039.000,00.-TL'sının şirketten olan alacaklarından mahsup edilip edilmemesi gerektiği tartışılmaksızın davanın kabulüne karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 2014-2015-2016 yıllarında satışı yapılan dairelerin ortalama değerleri üzerinden hesaplama yapılmış ise de ortalama bedelin hangi tarihe göre belirlendiği anlaşılmadığını, taşınmazlara ilişkin bir keşif ve değer tespiti dava dosyası içeriğinde mevcut olmadığını, ...'in sorumlu olduğuna hükmedilen 1.039.000,00.-TL'sının davalı-karşı davacının çıkma payı hesabında dikkate alınmış olması nedeni ile dava konusuz kaldığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davacı vekili, asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekili, asıl davada davalıya ödenmesi gereken çıkma payına işletilecek ticari faizin, kesinleşme tarihinden değil karar tarihinden itibaren işletilmesi gerektiğini, ortağın limited şirketten çıkarılması nedenleri olarak ileri sürülen iddialar incelendiğinde hiçbirinin gerçeği yansıtmadığını, işletme konusunun elde edilmesini imkansız hale getirmesi veya önemli derecede tehlikeye düşürmesi ve güçleştirmesi şartının gerçekleşmediğini, davalı ...'in ... Ltd Şti.' ni mahkemece alınan bilirkişi raporlarında belirlenenden çok daha büyük zarara uğrattığını, şirkete ait taşınmazların gerçekte satılan miktardan çok daha düşük bedelle satılmış gibi gösterilmesi ve fiilen kullanılmamış bulunan bazı mal ve hizmetlere ilişkin faturaların şirket kayıtlarına işlendiğini, ... Ltd. Şti’ne ait ... İli ... İlçesi,... Mahallesi, .../... sokak ve .../... sokak, ... Pafta ... ada ... parselde ve ... İli ... İlçesi, ... Mahallesi, ... sokak, ... pafta ... ada ... parselde kayıtlı arsa üzerindeki bağımsız bölümlerin rayiç değerinin çok altında bir bedelle satıldığını, █████/2018 tarihli bilirkişi raporunda bilanço ve tespit tarihi itibariyle ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki 1+1 dairelerin 130.000-TL ve 2+1 dairelerin 150.000-TL olarak tespit edilen kıymet konusunda herhangi bir hata bulunmadığı sonucuna varıldığı belirtilmiş ve bu tutarlar üzerinden mali incelemelerde bulunulmuş ise de davacı - karşı davalı ile üçüncü bir kişi arasında ... ada ... parselde kayıtlı 1+1 dairenin satışına ilişkin imzalanan bir sözleşmede raporda belirtilenin aksine ... ada ... parselde kayıtlı taşınmaz üzerindeki 1+1 dairenin █████/2017 tarihli satış sözleşmesi ile ... isimli bir kişiye 200.000-TL'den satıldığını, davalının davacı - karşı davalı, şirket gayrimenkullerini daha yüksek meblağlardan satmasına rağmen defter ve kayıtlarına daha düşük meblağlardan satış gösterdiğini bu husustsa eksik inceleme yapıldığını, belirterek; kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
: Asıl dava şirket ortağın ortaklıktan çıkarılması, birleşen dava ise şirket yöneticisinin şirketin zarara uğratması iddiası nedeniyle tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle asıl davanın kabulüne, birleşen davanın davalı şirket yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... yönünden ise kabulüne, diğer taleplerin ise reddine karar verilmesi gerekmiştir.
1. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
2. Asıl, dava, davalının davacı şirketin ortaklığından 6102 sayılı TTK''nın 640/3'üncü maddesi hükmü uyarınca haklı nedenle çıkarılması istemine ilişkin olup, TTK'nın 640. Maddesine göre şirket anasözleşmesine konulacak bir hükümle bir ortağın genel kurul kararı ile şirketten çıkarılmaya ilişkin sebepler konulabilir. Aynı hükmün 3. fıkrasında da anasözleşmede çıkarmaya ilişkin hüküm bulunmasa dahi şirketin istemi üzerine ortağın mahkeme kararı ile haklı sebeplere dayanılarak şirketten çıkarılması mümkün hale getirilmiştir. ( Yargıtay 11. HD'nin 28.04.2016 tarih ve ██████████ E. █████████ K.)
3. Eldeki dava dosyası kapsamında da davacı şirket 16.01.2017 tarihli genel kurul toplantı tutanağının 6. Nolu kararı ile davalının haksız rekabete neden olduğundan bahsile ortaklıktan çıkarılması için karar almak suretiyle 6102 sayılı TTK''nın 640/3. Maddesi suretiyle ortaklıktan çıkarılmasına karar verilmiş olmasına rağmen, mahkemece uygulanan kanun hükmünde hata yapılarak hükümde dava dosyası kapsamında uygulama yeri bulunmayan 6102 sayılı TTK'nın 636. maddesine yer verilmesinde hukuki isabet görülmemiştir.
4. Ortak şirketten ayrıldığı takdirde, esas sermaye payının gerçek değerine uyan ayrılma akçesini isteme hakkına sahiptir. Mahkemece tesis edilen karar, inşai nitelikte olup, karar tarihi itibariyle hüküm ve sonuç doğuracağından ortaklıktan çıkma payının, karar tarihine en yakın tarih itibariyle şirketin mal varlığının gerçek değeri saptanarak buna göre belirlenmesi gerekmektedir. ( Yargıya 11. HD'nin 03.10.2019 tarih ve ████████ E. █████████ K.) Dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile ...'in ortaklıktan çıkarılması yönünde karar vermesi halinde davalının çıkma alacağı 464.499,59-TL olarak hesaplanmıştır. Ancak, söz konsus hesaplama 30.06.2020 tarihli bilanço verileri esas olarak yapılmış olup karar tarihi dikkate alındığında itiraz üzere düzenlen ve hükme esas alınan bilirkişi ikinci ek raporunda da 30.06.2020 tarihi itibari ile davalı karşı davacının payını hesaplandığı gibi özellikle çıkma payını etkileyecek mahiyetteki muhasebe kayıtlarına ilişkin itirazlarında tam olarak karşılanmadığı anlaşılmıştır.
5. Birleşen davada ise; davalı bir limited şirket olup 6102 sayılı TTK'nın 644/1-a maddesi delaletiyle limited şirketlere de uygulanabilecek olan 6102 sayılı TTK'nın 553. maddesine göre kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde, hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar. 555. Maddesine göre şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebilir. Pay sahipleri tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilirler.
6. Birleşen davada davacı tarafından, davalı şirket müdürü ...'in davalı şirkete ait ... ada ... ve ... ada ... parselde bulunan taşınmazları rayiç değerinin altında satmak ve fiilen kullanmadığı halde şirket kayıtlarına dahil edilen faturalara dayanılarak şirketi gereksiz yere masraf yapmış göstermek suretiyle zarara uğrattığı ileri sürlmüş, bu kapsamda dosyaya kazandırılan bilirkişi raporu ile 2014-2015-2016 yılları arasında ... İli, ... İlçesi, ... Mahallesi ... ada ... parsel taşınmazda bulunan yapının bünyesinde bulunan 18 adet bağımsız bölüme ait resmi satış senetleri ile satışı yapılan taşınmazların rayiç değerleri arasında ki 1.039.000,00-TL'nin şirketin malvarlığında doğrudan bir azalmaya sebep olduğu ve birleşen davada davalı şirket müdürü ...'in şirket müdürü sıfatıyla meydana gelen zararın tamamından sorumlu olduğu belirtilmiş ise de özellikle, rapora yönelik satışı yapılan taşınmazların değerlerinin tespiti ile asıl davada davalı birleşen davada davacının kendi mülkiyetinde bulunan 45 adet daire niteliğindeki taşınmazını satarak şirkete kaynak olarak aktardığı yönündeki itirazların karşılanmadığı anlaşılmıştır.
7. Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Az yukarıda ilke ve esaslar çerçevesinde belirtilen hususları karşılayacak şekilde taşınmazların değerinin tespiti yönünden SPK lisansına sahip gayri menkul diğerlendirme uzmanın da yer aldığı tarfların itirazlarını değerlendiren, denetime elverişli bir rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ve araştırma ile hüküm kurulamaz.
8. Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesi tarafından bilirkişi heyetine SPK lisansına sahip bir gayrimenkul değerleme uzmanı da dahil edilmek suretiyle ( gerekiyorsa keşif de yapılarak ) bilirkişi kurulundan tarafların iddia ve savunmalarını karşılayacak şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli ek rapor alınarak, anılan ilke ve esaslar çerçevesinde inceleme, teknik inceleme eksikliği tamamlandıktan ve bu yöndeki itirazlar karşılandıktan sonra oluşacak sonuca göre usuli kazanılmış haklar da gözetilerek asıl ve birleşen davada tarafların her bir talebini karşılayacak şekilde karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
9. Kabule göre de; ayrılma akçesinin hükümle birlikte muaccel hale geleceğinden dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebi mümkün değil ise de ilk derece mahkeme karar tarihinden itibaren faiz işletilmesinin gerekir. (Yargıtay 11. HD'nin 01.07.2024 tarih ve █████████ E. █████████ K. 02.11.2015 tarih ve █████████ E. ██████████ K.)
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca davalıların istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
:Yukarıda açıklanan nedenenlerle;
1-Asıl davada davacı birleşen davada davalı ...Şti. vekili ile asıl davada davalı birleşen davada davacı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 20.04.2022 gün ve ████████ E. ████████ K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde istinaf yoluna başvurana iadesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 20.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!