Ticareti satıştan kaynaklanan menfi tespit davasında çalınan çekler ve vekalet tartışması sonrası bilirkişi raporuna dayalı borç tespiti ve istinaf başvurusu.
Özet: Davacının, davalıya ait çeklerin hırsızlık ve sahtecilikle ele geçirildiği, bu nedenle borçlu olmadığı yönündeki menfi tespit davası talebine karşılık, davalının çeklerin ticari hak edişlere ait olduğunu ve babasının vekaletle hareket ettiğini savunması üzerine, yerel mahkeme bilirkişi raporu doğrultusunda davacının davalıya borçlu olduğuna hükmederek davayı reddetmiş; davacı ise bu kararı, bilirkişi raporunun hatalı, eksik ve fatura iptaline dair belgeleri göz ardı ettiği gerekçesiyle istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ15.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
:█████████KARAR NO
:████████TÜRK MİLLETİ ADINABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARIİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
:█████/2020NUMARASI
:████████ Esas, ████████ KararDAVANIN KONUSU
:Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
:█████/2025Taraflar arasında görülen davanın yerel mahkemece yapılan yargılaması sonucunda verilen hükme karşı istinaf yoluna başvurulmuş olup, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili: Davalının davacı şirkete yaklaşık 5-6 yıldır karton kutu yaptığını, davacı şirketi davalının İşlerinin bozuk olduğu duyumunu aldığını, bu nedenle mal teslim almadan ödeme yapmamaya başladığını, davalıya verilmek üzere tanzim edilmiş ve fakat taahhüdünü yerine getirmesi (malı teslim etmesi) için bekletilen ... Bankası A,Ş,... şubesi muhataplı, İstanbul keşide yerli, 07.06.2018 tarihli, 140.000,00 miktarlı, ... lehdarh, ... seri no.Iu ... Şti. keşideli ve yine, ... Bankası A.Ş. ... şubesi muhataplı, İstanbul keşide yerli, 07.06,2018 tarihli, 143.200,00 miktarlı, ... lehdarlı, ... seri no.lu ... Şti. keşideli iki adet çeki davalının babası ... işyerinden çalarak kaçtığını, olaya muttali olan işyeri çalışanı hırsızın arkasından koştuğunu fakat hırsız kendini bekleyen araca binerek kaçmayı başardığım, olayın Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma sayılı dosyası ile tahkikatın devam ettiğini, çekleri çalan ... davalının kaşesini kullanarak altına da kendi imzasını atarak (sahtecilik yaparak) çekleri tahsile tevessül ettiğini, fakat muhatap banka savcılığın yazısı nedeniyle ödeme yapmadığını belirterek, mezkur çekler hakkında ödenmemesi ve icra takibine konu edilmemesi için ihtiyati tedbir karan verilmesine, esastan ise davalı tarafa borçlu bulunmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı vekili: davalı yurtdışında olduğundan dolayı işlerin idaresi için babası ...’a vekalet verdiğini, iş bu vekaletin yetkileri arasında kendisi adına sözleşme tanzim etme, kambiyo senetleri miza etme yetkilerinin de mevcut olduğunu, bugüne kadar davacı şirket ile müvekkil şirket arasındaki tüm sözleşmeler ve davacı tarafından müvekkilime hak edişleri karşılığında verilen tüm senet ve çeklerin müvekkilin babası tarafından imza edilmiş olup, müvekkilin bilgisi dahilinde olduğunu, davacı tarafında bu hususu gayet açık ve net bildiğini, öyle ki bahse konu sözleşmenin ve fesih protokolünün de müvekkilin babası ... tarafından imzalandığını, davacı şirketin müvekkile yapması gereken ödemeleri zamanında yapmadığını bu nedenle taraflar arasında husumet doğduğunu, davaya konu çeklerin müvekkil yapmış olduğu işler neticesindeki hakkedişler olduğunu, müvekkilin mallan ve faturaları davacı şirkete teslim ettiğini, işbu faturalara karşılık gelen alacağı çekle ödenecekken, müvekkilin babası ...'a eksik bedelli çek teslim edildiğini belirterek, kötü niyetli davacının açmış olduğu davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece; davacı şirketin davalı yana 471.305,30 TL borçlu olduğu, bu borç nedeniyle davacı şirketin menfi tespit talebinin yerinde olmadığı bilirkişi raporu ile belirlendiğini, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalının 2017 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı, kendi lehine delil olma özelliğine sahip olmadığı, davalının 2018 yılı ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutultuğu ve kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davacı şirketin ticari defterlerinde davalının 170.923,16 TL borçlu olduğu, davalı ticari defterlerinde ise davacı şirketin 542.832,57 TL borçlu olduğu, taraflar arasındaki 713.755,73 TL farkın davacı şirket tarafından davalı yana ait 571.787,06 TL tutarlı 5 adet faturayı kendi kayıtlarından çıkarıp B formlarında düzeltme yaptığı, ancak bu faturalar için iade faturası düzenlemesi gerektiği, davacı şirketin bunu yapmadığı, dolayısıyla davacı şirketin ticari kayıtlara göre davalıya 471.305,30 TL borçlu olduğu, dosyada davacının malın teslim edilmediğine dair Vergi Dairesi Müdürlüğüne başvurarak faturaların kayıtlarından çıkarılmasına dair bir belge de bulunmadığından davacı davalıya borçlu olduğundan davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; 06.08.2019 tarihli bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, eksik ve yanlış değerlendirmeler sonucu düzenlenen rapor hükme esas alındığını, bilirkişi eksik inceleme ve hatalı değerlendirme yaptığını, raporun mali açıdan değerlendirme bölümünde “davacı şirket ticari defterlerine kayıt ettiği, vergi beyannameleri ile bildirdiği bu faturalar için iade faturası düzenlenip davalı yana tebliğ etmesi gerekirdi.” şeklindeki tespit eksik ve hatalı tespit olduğunu, eksiktir zira, dosyada Beylikdüzü Vergi Dairesi’nden gelen faturaların iptal edildiğine ilişkin cevabi yazı yokmuş gibi kanaat belirtildiğini, çünkü somut durumu TTK açısından değerlendirildiğini ancak Vergi Usul Kanunu hükümleri göz ardı edildiğini, bilirkişi, vergi dairesinden gelen Şubat ve Mart aylarına ilişkin (dosyada mübrez) düzeltme formlarını incelemediğini, raporunda ve ek raporunda hiç değinmediğini, bilirkişi, dava konusu çeklerin nedeni ürünlerin teslim edilip edilmediğini incelemesi gerekirken sadece cari hesap fark incelemesi yapması eksik inceleme olduğunu, defalarca malları teslim alınmadığını belirttiğini, her şeyden önce bilirkişinin mal teslimi yapılıp yapılmadığını incelemesi gerekirken iptal edilen faturalara karşı “iade fatura kesilmesi gerekirdi” demesi hem somut olaya hem de vergi hukukuna aykırı olduğunu, dava konusu 2 adet çek değeri olan 283.200,00-TL davalı taraf ticari kayıtlarında gözükmediğini, bilirkişi bu durumu da hiç değerlendirmediğini, davalı taraf çekleri çaldığı için ticari kayıtlarına bunları işlemediğini, mezkur dosyaya 19.02.2020 tarihli dilekçe ekinde 18.02.2020 tarihli ... sayılı ....A.Ş. ... tarafından hazırlanan bağımsız cari hesap incelemesine ilişkin raporu sunduğunu, rapor iddialarını teyit eder nitelikte olduğunu, genellikle fatura, serbest meslek makbuzu gibi belgeler mal teslim edildikten sonra tanzim edildiğini, fakat ticari hayatta şirketler müşterilerine avans yaratabilmek için gelecekte teslimi yapılacak mallar için de hizmet/mal teslimi öncesi fatura düzenleyebildiğini, KDV Kanunu 10/b. maddesi bu imkana cevaz verdiğini, bilirkişinin alanında uzman olmadığını, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerektiğini, heyet talebini tekrarlamasına rağmen tek bir bilirkişiden rapor alındığını, uzman olmayan bilirkişinin düzenlediği rapor hükme esas alındığını belirterek mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir. Dava dilekçesi ile; dava konusu çeklerin davalının babası ... tarafından çalındığı, çek üzerine davalı şirket kaşesi basılarak ... tarafından imzalandığını belirterek sahtecilik iddiasında bulunulmuştur.Hırsızlık ve sahtecilik ilişkin davacı taraf Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyusunda bulunulmuş olup, Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ esas sayılı soruşturma dosyasının incelenmesi gerekmektedir.Mahkemece, Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma nolu dosyanın celbi sağlanarak, istinaf incelemesi için dairemize gönderilmesi gerekmektedir.HÜKÜM
:Gerekçesi açıklandığı üzere;Yukarıda açıklanan eksikliklerin tamamlanması için dosyanın yerel mahkemesine GERİ ÇEVRİLMESİNE,Dosya üzerinden yapılan ön inceleme sonunda KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.