Hizmet sözleşmesinden kaynaklanan iş geliştirme seyahat masrafları alacağının tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında zamanaşımı ve yetki itirazları savunması.
Özet: Davacı, davalıyla imzaladığı hizmet sözleşmesi gereği yurt dışı iş geliştirme ve yeni pazar oluşturma desteği sağlama kapsamında yaptığı ve ödenmeyen seyahat masraflarının tahsili için başlattığı icra takibine davalı tarafından yapılan itirazın iptalini talep ederken, davalı ise alacağın zamanaşımına uğradığını, yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının bu masrafları belgelendiremediğini, sözleşmesel bilgilendirme yükümlülüğünü yerine getirmediğini ve seyahatlerin kişisel ticari faaliyeti olduğunu savunarak davanın reddini istemektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2024
KARAR TARİHİ
: █████/2025
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
İDDİA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle: müvekkili ile davalı arasında █████/2021 tarihli sözleşme imzalandığını, iş bu sözleşme gereği müvekkilinin ----------- ve çevre ülkeleri ---------, --------- ve --------- bölgelerinde davalı taraf lehine iş geliştirme konusunda destek olacak ve yeni bir pazar oluşturacağını, müvekkilinin davalı firma bilgisi dahilinde --------- bir cok seyahat gerçekleştirdiğini, bu seyahatlerin uçak bileti, otel ödemeleri davalı firma tarafından ----------- olan acenta "-----------" aracılığıyla yaptığını, müvekkilinin yapmış olduğu seyahat harcama makbuz ve fişlerini de seyahat sonrası davalı firmaya mail ve kargo aracılığıyla gönderdiğini, müvekkilinin sözleşme gereği davalı tarafa ilgili bölgelerde müşteri bulduğunu, davalı tarafın iş geliştirmesini sağladığını, müvekkilinin davalı tarafın müşteri ve iş pazarını geliştirmek amacıyla bir çok defa yurt dışına seyahat ettiğini, davalı lehine yeni pazar yaratacak müşteriler bulduğunu, davalı tarafın ticari hacmini arttırmasına destek olduğunu, ancak iki seyahatine ait konaklama bedeli, yemek masrafı ve diğer masrafları davalı firma tarafından müvekkiline ödenmediğini, iş bu alacaklara ilişkin olarak ----------İcra Müdürlüğü ------------ esas sayılı dosya ile icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini, takibin durduğunu, taraflar arasında akdedilen █████/2021 tarihli sözleşmedeki diğer alacak kalemlerine ilişkin-----------İcra Müdürlüğü ------------ Esas ve -----------İcra Müdürlüğü ------------ esas sayılı dosyalarında icra takibi açıldığını, davalı tarafça iş bu icra takiplerine itiraz edilmesi sonucu -----------Asliye Ticaret Mahkemesi ------------ Esas ve ---------- Esas sayılı dosyalarda itirazın iptali davaları açıldığını, iş bu davanın davalı taraftan ödemesi alınmayan bakiye seyahat masrafı alacağı için olduğunu, davalının icra müdürlüğüne sunulan itiraz dilekçesinde borcun olmadığına dair dayanak bir belge sunmadığını, arabuluculuk yoluna gidildiğini ancak anlaşmanın sağlanamadığını iddia ederek; davanın kabulünü, ------------İcra Müdürlüğü ------------- Esas sayılı icra dosyasına yapılan itirazın iptalini, takibin devamını, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:Davalı vekilinin cevap dilekçesinde, özetle, davaya konu alacağın 1 yıllık zamanaşımı öngörüldüğünü, davanın zamanaşımına uğradığını, açılan davada --------- mahkemelerinin yetkili olduğunu, yetki itirazında bulunduklarını, davacının taraflar arasında imzalanan █████/2021 tarihli sözleşme kapsamında yapmış olduğu bakiye seyahat masraflarının ödenmediğinin iddia ettiğini, davacının taleplerinin somut dayanağının bulunmadığını, davacının yapmış olduğunu iddia ettiği seyahat masraflarının kendi katkısı ile gerçekleşen müvekkil şirketin satışlarıyla bağlantısını ispat etmesi gerektiğini, davacının sözleşme uyarınca yurt dışı seyahatinden önce o dönem müvekkil şirketin yetkilisi olan ---------- bilgilendirme ve seyahat programını iletmekle yükümlü olduğunu, davacının bu kapsamda seyahat programını önceden iletmediğini, bu nedenle sözleşme kapsamında bulunan ülkelere yapılan seyahatlerin davacının kişisel ticari faaliyetleri olduğunu, sözleşmesel bir karine olup müvekkilinden talep edilmesinin mümkün olmadığını, diğer yandan müvekkilinin sözleşme imzalamadan önce de sözleşmede belirtilen ülkelerde ticari bağlantılarının bulunduğunu ve bu ülkelere satış yaptığını, sözleşmenin imzalandığı tarihten sonra da ---------- savaşı nedeniyle --------- ile ---------- ülkeleri arasındaki dış ticaretin artmasıyla birlikte müvekkil şirketin bu ülkelere de satışı arttığını, yukarıda belirtilen sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacının bu satışlarda bir katsının bulunmadığını, davacının talep ettiği faiz oranının fahiş olduğunu, müvekkili şirket yetkilisi ile davacı arasında █████/2019 tarihinde sözleşme imzalandığını, bu sözleşmenin 6.maddesinde müvekkili şirketin bu bilgilerin karşılığında 150.000,00 EURO ve 100.000,00 EURO tutarlı senetlerle ödeme yapmasının kararlaştırıldığını, bu sözleşme kapsamında ------------ ve müvekkil şirket yetkililerinden ------------- davacıya toplam 350.000,00 EURO bedelli 3 adet senet verdiğini, davacının bu senetlerden █████/2020 ve █████/2020 vade tarihli olan 2 adet senede istinaden █████/2020 tarihinde -----------İcra Müdürlüğünün ----------- esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkili şirket yetkililerinin anılan senetler karşılığında █████/2020 tarihinde 100.000,00 EURO, █████/2020 tarihinde 100.000,00 EURO ve █████/2020 tarihinde 100.000,00 EURO olmak üzere davacıya toplam 300.000,00 EURO ödeme yaptığını, söz konusu takip derdestken davacının müvekkili şirket yetkilileri ile █████/2021 tarihli "Satış ve danışmanlık Sözleşmesi" imzalandığını, davacının imzalanan sözleşme gereği edimlerini yerine getirmediğini, müvekkili şirkete pazar kazandırmadığını, davacının iddia etmiş olduğu şekilde pazar geliştirme faaliyetleri ile bağlantılı satış gerçekleştirmiş olsaydı iddia ettiği satışların gerçekleştiği dönemde müvekkil şirket adına fatura düzenlemiş olması gerektiğini, ---------Noterliğinin █████/2024 tarih ve ----------- yevmiye nolu ihtarnamesi ile █████/2021 tarihli satış ve danışmanlık sözleşmesinden dönüldüğünü savunarak; davanın reddini, %20 kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını talep ve beyan etmiştir.
İNCELEME ve GEREKÇE
: ----------- Vergi Dairesi Müdürlüğüne müzekkere yazıldığı görüldü.
HUKUKİ DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:Dava, taraflar arasındaki 01.11.2021 tarihli sözleşmeden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan ----------- İcra Dairesi'nin ---------- Esas sayılı takibine vaki itirazın iptali davasıdır.Mahkememizce davacının bulunduğu ------------ Defterdarlığı'na "davacının hangi usule göre defter tuttuğu, 2021 ilâ 2024 (bu yıllar da dahil) yıllarına ilişkin olarak █████/2007 tarih ve ------------ Karar sayılı Bakanlar Kurulu kararının atfı ile esnaf işletmesi için öngörülen Vergi Usul Kanunu'nun 177/1. maddesinin 1 ve 3 numaralı bentlerindeki nakdi limitlerin yarısını, 2 numaralı bentteki nakdi limitin tamamını aşan düzeyde gelir sağlayıp sağlamadığı" sorulmuş, aşağıdaki şekilde cevap verildiği görülmüştür: Taraflar arasındaki 01.11.2021 tarihli sözleşmenin niteliğinin tespiti bakımından ilgili kısımları aşağıdaki gibidir: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1 maddesi uyarınca "(1) Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ile tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın; (...) c) 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (...) komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, (...) maddelerinde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ve çekişmesiz yargı işleri ticari dava ve ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi sayılır."6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 5/1-3. maddesi uyarınca "(1) Aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalar ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevlidir. (...) (3) Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır. (...)"6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11. maddesi uyarınca "(1) Ticari işletme, esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletmedir. (2) Ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınır, Cumhurbaşkanı kararıyla belirlenir."6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 12/1. maddesi uyarınca "Bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişiye tacir denir."█████/2007 tarih ve ------------ Karar sayılı Bakanlar Kurulu Kararı'nın 1. maddesi uyarınca "(1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanununun 3 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi ve 63 üncü maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanununun 12 nci ve 17 nci maddelerinin uygulaması bakımından; a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulunun tespit edeceği ve ----------- yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanununun 177 nci maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri, Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla ------------ bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hasılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması, b) 213 sayılı Vergi Usul Kanununa istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Kararın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla ------------- bünyesindeki odalara kaydedilmeleri, kararlaştırılmıştır."Mahkememizce yapılan değerlendirmede, yukarıda atıf yapılan yasa hükümleri uyarınca bir davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi ve asliye ticaret mahkemelerinde görülebilmesi için her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması (nispi ticari dava) veya TTK'da (veya maddede sıralanan) hususlardan doğması (mutlak ticari dava) gerektiği, eldeki davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için öncelikle her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması gerektiği, bu sebeple ancak davacının tacir ve işletmesinin ticari işletme olarak kabul edilmesi halinde davanın ticari dava olacağı, davacının tacir kabul edilebilmesi için yukarıda atıf yapılan yasa hükümlerinde de görüleceği üzere bir ticari işletmeyi, kısmen de olsa, kendi adına işleten kişilerden olması gerektiği, ticari işletmenin ise esnaf işletmesi için öngörülen sınırı aşan düzeyde gelir sağlamayı hedef tutan faaliyetlerin devamlı ve bağımsız şekilde yürütüldüğü işletme olduğu, ticari işletme ile esnaf işletmesi arasındaki sınırın Cumhurbaşkanı kararıyla belirleneceği, bu kapsamda davacının işletmesinin ticari işletme ve dolayısıyla davacının tacir olarak kabul edilebilmesi için buna ilişkin yukarıda atıf yapılan █████/2007 tarih ve---------- Karar sayılı Bakanlar Kurulu kararının atfı ile esnaf işletmesi için öngörülen Vergi Usul Kanunu'nun 177/1. maddesinin 1 ve 3 numaralı bentlerindeki nakdi limitlerin yarısını, 2 numaralı bentteki nakdi limitin tamamını aşan düzeyde gelir sağlaması gerektiği, yine davacının Ticaret Sicil'ine kayıtlı olmasının ve bilanço esasına göre veya işletme hesabı esasına göre defter tutmasının da bu hususta karine teşkil edebileceği, ancak bunun karine olduğu, davacının TTK anlamında tacir olmasını gerektirmeyeceği, davalının şirket ortağı olmasının şahsen tacir olduğu anlamına da gelmediği, bu kapsamda somut olay değerlendirildiğinde ----------- Defterdarlığı yazı cevabından da anlaşılacağı üzere, davacının defter tutma mecburiyeti bulunmayan şahıslardan olduğu, dava tarihi itibariyle Vergi Usul Kanunu'nun 177/1. maddesinin 1 ve 3 numaralı bentlerindeki nakdi limitlerin yarısını, 2 numaralı bentteki nakdi limitin tamamını aşan düzeyde gelir sağlamadığı, tüm bu sebeplerle davacının tacir olmadığı ve davanın nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği, davanın ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için TTK'da düzenlenen ya da 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (...) komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, (...) maddelerinde, öngörülen hususlardan doğan hukuk davalarından olması gerektiği, bu kapsamda taraflar arasındaki 01.11.2021 tarihli sözleşmenin niteliğinin tespitinin önem taşıdığı, davanın mutlak ticari dava olarak nitelendirilebilmesi için sözleşmenin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 102. Maddesi uyarınca acentelik sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 532. maddesi uyarınca komisyonculuk sözleşmesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca ticari temsilcilik, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 551. maddesi uyarınca ticari vekillik, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 552. maddesi uyarınca diğer tacir yardımcılığı kapsamında düşünebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin acentelik sözleşmesi olmadığı, zira acentenin "Ticari mümessil, ticari vekil, satış memuru veya işletmenin çalışanı gibi işletmeye bağlı bir hukuki konuma sahip olmaksızın, bir sözleşmeye dayanarak, belirli bir yer veya bölge içinde sürekli olarak ticari bir işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı meslek edinen kimse" olduğu ve davacının sözleşme konusu bölgede davalı işletmeyi ilgilendiren sözleşmelerde aracılık etmeyi veya bunları o tacir adına yapmayı taahhüt etmediği, davacının taahhüdünün pazar oluşturma ve iş geliştirme konusunda destek olma (bir nevi danışmanlık) taahhüdü olduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin komisyonculuk sözleşmesi olmadığı, zira TBK 532 uyarınca "Alım veya satım komisyonculuğu, komisyoncunun ücret karşılığında, kendi adına ve vekâlet verenin hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım veya satımını üstlendiği sözleşme" olduğu, davacının sözleşme ile taahhüdünün kendi adına ve davalı şirket hesabına kıymetli evrak ve taşınırların alım ve satımını üstlenmediği, belirtildiği gibi davacının taahhüdünün pazar oluşturma ve iş geliştirme konusunda destek olma (bir nevi danışmanlık) taahhüdü olduğu, davacının sözleşme ile hukuki işlem yapma taahhüdü ve yetkisi elde etmediği, taraflar arasındaki sözleşmenin TBK 547. maddesi uyarınca ticari temsilcilik olmadığı, zira bu maddeye göre "ticari temsilci, işletme sahibinin, ticari işletmeyi yönetmek ve işletmeye ilişkin işlemlerde ticaret unvanı altında, ticari temsil yetkisi ile kendisini temsil etmek üzere, açıkça ya da örtülü olarak yetki verdiği kişidir. İşletme sahibi, ticari temsilcilik yetkisi verildiğini ticaret siciline tescil ettirmek zorundadır; ancak ticari işletme sahibinin ticari temsilcinin fiillerinden sorumluluğu, tescilin yapılmış olmasına bağlı değildir." ilkelerinin getirildiği, belirtildiği gibi taraflar arasında bu yönde bir ilişki bulunmadığı, kaldı ki davacının --------- ticari temsilci olarak ilan da edilmediği, taraflar arasındaki ilişkinin TBK 551. maddesi uyarınca ticari vekillik de olmadığı, zira "Ticari vekilin, bir ticari işletme sahibinin, kendisine ticari temsilcilik yetkisi vermeksizin, işletmesini yönetmek veya işletmesinin bazı işlerini yürütmek için yetkilendirdiği kişi" olduğu, belirtildiği gibi davacının davacının sözleşme ile hukuki işlem yapma taahhüdü ve yetkisi elde etmediği, davacının taahhüdünün destek ve danışmanlık olduğu, aynı sebeplerle davacının TBK 552 maddesi kapsamında diğer tacir yardımcılarından da sayılamayacağı, tüm bu sebeplerle eldeki davanın mutlak ticari dava da olmadığı ve genel görevli mahkemeler olarak asliye hukuk mahkemelerinin görevli olduğu kanaatine varılmış, mahkememizin karşı görevsizliğine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi açıklandığı üzere,
1-Mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE, ---------- Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunun TESPİTİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20. maddesi uyarınca; görevsizlik kararının süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmesi halinde kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın ---------- Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne gönderilmesine,
3-Yukarıda hüküm fıkrasında belirtilen süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 20/1. maddesi uyarınca davanın açılmamış sayılmasına dair resen karar verilmesine,
4-Esasın bu şekilde kapatılmasına,
5-Harç ve yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevli ve yetkili mahkemece değerlendirilmesine,
Dair, davacı vekilinin ve davalı vekilinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine sunulacak dilekçe ile ---------- Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi. █████/2025

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!