İzmir BAM 20. Hukuk Dairesi, "intramedüller trokanterik çivi" faydalı modeline tecavüzden kaynaklanan maddi tazminat davasında, bilirkişi raporundaki satış verilerinin kapsamını sorgulayan istinaf başvurusunu inceliyor.
Özet: Davacılar, "intramedüller olarak uygulanan trokanterik" çivi buluşuna ilişkin faydalı model haklarına tecavüz edildiği iddiasıyla, davalının bu ürünü izinsiz üretip satmasından kaynaklanan maddi tazminat talebinde bulunmuşlar; davalı, yetkisizlik ve hak sahipliği gibi gerekçelerle davanın reddini savunmuş, ilk derece mahkemesi faydalı model hakkına tecavüz edildiğine hükmederek, bilirkişi raporuna dayanarak 14.864,15 TL maddi tazminatın davacıya ödenmesine karar vermiş, ancak davacılar, bilirkişi raporunun sadece kamu hastanelerine yapılan satışları dikkate alarak eksik hesaplama yaptığını belirterek kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İZMİR FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2021NUMARASI
: ███████ Esas - ████████ KararDAVA
: Faydalı Modele Tecavüz Nedeniyle Maddi TazminatDAVA TARİHİ
: █████/2019BAM KARAR TARİHİ
: █████/2025KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2025İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen İzmir Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2021 tarihli ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasının incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
:DAVA
:Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilleri Prof. Dr. ..., Prof Dr. ... ve Prof Dr. ...’ın “intramedüller olarak uygulanan trokanterik” çivi adı verilen bir buluş ortaya koyduklarını, buluşa ilişkin sınai mülkiyet hakkı (faydalı model) olmak üzere █████/2011 tarihinde Türk Patent Kurumunun ██████████ başvuru numarasında buşvurucular adına faydalı model hakkkını tescil edildiğini, davalı tarafın, davacıların sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturacak şekilde ürünü üretip satışa konu ettiğini, ticari olarak kullandıklarını, iç ve dış piyasaya verildiğini, davacıların faydalı model başvuru tarihi olan 06.06.2011 den dava tarihine kadar sınai mülkiyet hakkına konu üründen davalının elde ettiği net karın bilirkişi marifetiyle tespit ve hesap edilmesi, davalının, bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olsa idi davacılara ödemesi gereken lisans bedelinin hasaplanması ve tazminatın davalıdan alınarak, davacılara ortaklık payları oranınnda ödenmesi, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.CEVAP
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın davasını yetkisiz mahkemede ikame ettiğini, zaman aşımı yönünden 10 yıllık süreyi geçtiğini, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, davalıların lisans teklifi yapmadıklarını, paylı malda her pay sahibinin kendi başına hareket edebildiğini, müvekkilinin de yasal haklarını kullandığını, faydalı modelin tüm teorik bilgilerinin şirketin fabrikasında geliştirildiğini ve dolayısıyla şirketin de hak sahibi olduğunu, buna rağmen davacıların █████/2011’de faydalı modeli tescillediklerini, kötü niyetli dava açtıklarını ve belgenin de hükümsüz kaldığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.İLK DERECE MAHKEMESİNCE VERİLEN KARAR
:Mahkemece;"...Dava konusu faydalı model █████/2018 tarihinde geçersiz hale gelmiştir. Davalının faydalı modeli birlikte kullanması gerekirken tek başına kullanması davacıların sınai mülkiyet hakkına tecavüz oluşturmaktadır. Bu durum da davacıların SMK'nın 149. Maddeki talepler ile 150 ve 151. Maddesinde düzenlenen maddi tazminat ve yoksun kalınan kazancı isteyebilme hakkını doğurmaktadır. Hükme esas alınan █████/2021 tarihli muhasip bilirkişi raporunda da belirttiği üzere davacıların tercih ettiği yönteme göre yoksun kalınan kazancın toplamda en az 17.616,74 TL, olabileceği, yoksun kalınan kazanç hesaplamasında şirketin tüm yıllar TL ortalamasında %25 oranında kâr beyan edilebildiği göz önüne alındığında ise tüm bedel üzerinden en fazla (17.616,74 TLx25%) 22.021,00 TL olası yoksun kalınan kazancın oluşabileceği, elde edilen kazanca etki eden faktörler, sınai mülkiyet haklarından ibaret değildir. Aynı zamanda işletmenin performansı, konumu, ürün veya hizmet kalitesi, tecrübe, pazarlama ağı gibi faktörler de bulunmaktadır. Bu bakımdan TBK'nın 51 ve 52. Maddesi kapsamında mahkemeye verdiği yetki çerçevesinde hakkaniyete uygun tazminata hükmetmek gerekmektedir. Bu kapsamda takdiren YKK olarak bilirkişi raporundaki değerlerinin ortalaması alınmış, ortalamasının 19.818,87 TL olduğu, davacılar ve davalının 1/4 paya sahip olduğu, davacıların toplamda 14.864,15 TL yoksun kazancının olduğu anlaşılarak davacıların davasının kısmen kabulüne..." gerekçesiyle "...Davacıların davasının kısmen kabulü ile; 14.864,15 TL maddi tazminatın davalından alınarak 1/3 oranında davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine..." şeklinde hüküm kurulmuştur.Karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
:Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemenin karara dayanak aldığı 02.04.2021 tarihli Bilirkişi Ek Raporunda iki ayrı hesaplama yapıldığını, bu hesaplamalardan birincisinde, T.C. Sağlık Bakanlığı Malzeme Kaynak Yönetim Sisteminden temin edilen satış listelerinin dayanak alındığını, bu satış listeleri, davalı şirket tarafından münhasıran üretilen davaya konu faydalı modelin sadece kamu hastaneleri tarafından (özel hastaneler ve üniversite hastaneleri hariç) satın alım bilgilerini içermekte olup, bu hesaplamaya göre, en fazla 50.298,69 TL tutarında yoksun kalınan kazancın oluşabileceğinin tespit edildiğini, bilirkişi işbu tespiti yaptıktan sonra, "Mali yönden kısıtlı yapılan değerlendirmeye göre;" diye başlayarak bu defa ikinci bir hesaplama ile en fazla 22.021,00 TL olası yoksun kalınan kazancın oluşabileceğini tespit ettiğini, şu halde, gerekçeli kararda hükme esas alındığı belirtilen █████/2021 tarihli bilirkişi raporunun ilk hesaplaması (en fazla 50.298,69 TL) tümüyle değerlendirme dışı bırakıldığını, buna karşın mali yönden kısıtlı değerlendirmeye göre yapıldığı belirtilen ikinci hesaplama tek ve geçerli kabul edilerek hatalı bir sonuca ulaşıldığını, hükme esas alınan raporda yapılan birinci hesaplamanın niçin kabul görmediği, buna karşılık mali yönden kısıtlı bir değerlendirmeye dayandığı belirtilen ikinci hesaplamanın niçin tercih edildiği kararın gerekçesinde tartışılmadığını, diğer yandan; mahkemenin, hakkaniyet ilkesi (TMK m. 4) gereği 50.298,69-TL tutarlı ilk hesaplamaya üstünlük tanıması gerekirken, mali yönden kısıtlı bir değerlendirmeye dayanan 22.021,00-TL tutarlı ikinci hesaplamayı hükme esas almasının hukuka aykırı olduğunu, somut olayda, davalı tarafından davacıların sınai mülkiyet hakkına tecavüz edildiğinin sabit olduğunu, yine 26.12.2019 tarihli Bilirkişi Kök Raporuna göre, tazminat hesabına dayanak alınan davalının ticari defterlerinde yeterli şeffaflığın olmadığını, bunun mali yönden kısıtlı bir değerlendirmeye neden olduğunu, şu halde mahkemenin hükme esas alınan raporda davacıların lehine olan birinci hesaplamayı değerlendirme dışı bırakması, buna karşın davalının kusuru neticesinde kısıtlı bir değerlendirmeye dayanan ikinci hesaplamayı karara esas almasının hakkaniyet ilkesine aykırı olduğunu, buluşa konu ürünlerin kullanımının sadece kamu hastaneleri ile sınırlı olmadığını, sonuç olarak; davaya konu faydalı model, ortopedi cerrahisinde kullanıldığına ve Türkiye'deki ameliyatların yaklaşık yarısının kamu hastaneleri dışında özel ve üniversite hastanelerinde yapıldığı istatistiklerle sabit olduğuna göre, sadece kamu hastanelerine yapılan satışlara göre belirlenen 50.298,69TL tutarlı tazminatın dâhi esasen eksik ve davacıların aleyhine olduğunu, mahkemenin davanın kısmen reddi yönünde verdiği kararın kaldırılması, 09.06.2021 tarihli dava değerini arttırım dilekçelerinde talep ettikleri üzere, toplam 50.298,69-TL maddi tazminatın başvuru tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı müvekkillere üç eşit paya bölünerek ödenmesi, dava masrafları ile vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılması yönünde karar verilmesini, kararın kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf isteminde bulunmuştur.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, faydalı modele tecavüz nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş; hüküm davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.Davacılar, maddi tazminat istemlerinin 6769 sy SMK'nun 151/2-c maddesinde düzenlenen tecavüzde bulunanın faydalı modeli lisans anlaşmasına dayalı olarak hukuka uygun olarak kullanması halinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplanmasını talep etmiştir. Bu konuda davacılar vekili tarafından 29.04.2021 tarihli emsal bir lisans anlaşması sunulamasına rağmen mahkemece ek rapora karşı yasal süre içeresinde itiraz edilmediğinden bahisle emsal lisans sözleşmesi dikkate alınmamıştır. Ek raporunda davacılar vekiline █████/2021 tarihli duruşmada tebliğ edildiği ancak davacılar vekiline HMK'nun 281. maddesine uygun şekilde ihtarat yapılmadığı gözetildiğinde davacılar vekilinin bilirkişi ek raporuna karşı sunduğu 29.04.2021 tarihli dilekçesinin süresinde verildiğinin kabulü gerektiği gibi yerleşik Yargıtay kararlarında da açıklandığı üzere mahkemece davacıya emsal lisans sözleşmesi sunması için süre tanınması gerektiği halde yargılama aşamasında davacılar vekiline bu hususta herhangi bir süre tanınmadığı da nazara alındığında, davacılar vekilinin kendiliğinden sunduğu emsal lisans anlaşmasının değerlendirmeye alınmaması doğru olmamıştır.Mahkemece lisans bedelinin tespiti için mali müşavir bilirkişiden alınan kök ve ek raporda, davalının ticari defterlerinde faydalı modele ait satışlar belirleyici şekilde hesap açılarak takip edilmediğinden, faturalı satışlara ait dökümler ile vergi dairesine beyan edilen karlılık oranı dikkate alınarak davalının en az yıllık net karlılığı üzerinden yoksun kalınan kazanca göre lisans bedeli hesaplanmıştır. Lisans bedelinin tespitinde kök raporda 4. ve 5.sayfalardaki tablolarda D bölümünde 2015, 2016, 2017 yıllarına ait kurumlar vergisi brüt kar rakamları ile ek raporun 7. sayfasındaki tabloda D bölümünde aynı yıllara ait kurumlar vergisi brüt kar rakamlarının birbirinden çok farklı olduğu, bu farklılığın sebebinin ise ek raporda açıklanmadığı, rakamsal farklılığın aynı zamanda F sütunundaki kar oranın belirlenmesinde de değişikliğe yol açtığı dikkate alındığında birbiri ile çelişen kök ve ek raporlar arasındaki çelişki giderilmeden ek rapora dayanılarak hüküm kurulması da yerinde görülmemiştir.Mahkemece yapılması gereken iş, ilgili ticaret odası ya da meslek kuruluşlarından emsal lisans sözleşme örnekleri sorulduktan sonra, içerisinde sektör bilirkişi, mali müşavir ve marka-faydalı model uzmanının da bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetinden, daha önce taraflar vekillerinin yapmış oldukları itirazlar da değerlendirilerek, emsal lisans sözleşmeleri, dava konusu ürünün satış hacmi, piyasa hacmi, geçmiş yıllardaki satış performansı, ürünün niteliği, piyasadaki pazar payı, faydalı modelin ekonomik değeri, genel ekonomik koşullar, davalının cirosu, üretim ve satış kapasitesi, ticari iş ve işlem hacmi, elde ettiği veya edebileceği gelire göre ödemesi gereken, hakkaniyete ve menfaatler dengesine uygun bir miktarın lisans bedeli olarak tespitinden ibaret olup, bu hususlar nazara alınmadan yapılan eksik ve yetersiz hesaplama sonucu bulunan miktardan takdire dayalı olarak yazılı şekilde maddi tazminata karar verilmesi yerinde olmadığından kararın davacılar yararına ortadan kaldırılması gerekmiştir.Yukarıda açıklanan nedenlerle, HMK 355. madde gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme neticesinde; davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK 353/1-a-6. madde uyarınca kaldırılarak dosyanın mahkemesine iadesine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacılar vekilinin istinaf itirazlarının esastan KABULÜ ile, İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin █████/2021 tarihli ███████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK 353/1-a-6. maddesi gereğince ORTADAN KALDIRILMASINA,2-Dosyanın yukarıda yazılı şekilde yeniden görülmesi için ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,3-İSTİNAF AŞAMASINDA; davacılar tarafından yatırılan 80,70-TL istinaf karar harcının istek halinde kendilerine iadesine,4-İstinaf aşamasında istinaf eden davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek nihai kararda ele alınmasına,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,6-Kararın taraflara tebliği, harç, teminat ve gider avansı iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dair; dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi. █████/2025