Kambiyo Senedinden Doğan Borçsuzluk Tespitinde, Davalının Çelişkili Beyanları, Bononun İhdas Nedeni ve İspat Yükünün Değişimiyle Davanın Kabulü.
Özet: Dava, 500.000 Euro bedelli bonodan dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir; davalı, bononun nakit para karşılığı verildiğini iddia etse de, savcılıkta verdiği bir ifadede bononun düzenlenme nedenini ("nakten" kaydından farklı olarak bir dükkan hissesi veya kar paylaşımı olarak) talil etmesi üzerine ispat yükü kendisine geçmiş, ancak yazılı ve kesin delillerle alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı için ilk derece mahkemesi davayı kabul etmiş, istinaf başvurularının reddiyle karar onanmış olup temyiz aşamasındadır.
11. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ███████ K.
    "İçtihat Metni"

    MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

    SAYISI
    : █████████ Esas, █████████ Karar
    HÜKÜM
    : Esastan Ret
    İLK DERECE MAHKEMESİ
    : Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
    SAYISI
    : ████████ E., ████████ K.
    Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
    Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafından müvekkili aleyhine 500.000,00 euro bedelli bono ile icra takibine girişildiğini, bonodaki imzaya itirazlarına ilişkin icra mahkemesinde görülen davanın derdest olduğunu, ancak imzaya itirazın dışında taraflar arasında dava konusu bononun tanzim edilmesini gerektirecek hiçbir hukuki ilişki bulunmadığı gibi gerek bononun düzenleme gerekse ödeme tarihlerinde hukuk ve ceza mahkemelerinde derdest dava ve şikâyetler bulunduğundan bu tutarda bir senet verilmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tarafların 1988 ila 2012 yılları arasında bir adi ortaklık kurup kuyumculuk yaptıklarını, ancak aralarındaki hukuki ilişkinin, husumetin 30.10.2013 tarihinde şahitler huzurunda imzalanan yazılı belge sonlandığını, her iki tarafın tacir olması sebebiyle bu kadar yüksek miktarlı bir alışveriş taraf defterlerinde kayıtlı olması gerektiği halde böyle bir kaydın bulunmadığını ileri sürerek, davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
    II. CEVAP
    Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasındaki 30.10.2013 tarihli sözleşmenin, bu tarihten önceki alacak verecek ilişkisine ait olduğunu, müvekkilinin davacıya verdiği nakit para karşılığında bonoyu aldığını, alacağın ticari ilişkiden değil ödünç para verme ilişkisinden doğduğunu savunarak davanın reddi ile icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
    III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
    İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarına göre dava konusu senetteki imzanın davacının eli ürünü olduğu, ancak davacının sahtecilik yanında bedelsizlik iddiasına da dayandığı, dava konusu bonoda davacının keşideci, davalının lehtar olduğu, ihdas nedeni ile ilgili nakden kaydı bulunduğu, davalının avukatı huzurunda Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ soruşturma sayılı dosyasında verdiği 10.06.2016 tarihli ifade tutanağında özetle; davacı ile aralarında üçüncü 1 milyon Euro'ya alınan kuyumcu dükkanı açıldığı esnada diğer ikinci dükkanın kapatıldığını, oradaki ziynet eşyası ne varsa yeni açılan o dükkana taşındığını, oradaki hissesini almadığını, onu da bölüşmek amaçlı kendisiyle oturduklarını, konuştuklarını, 2014 yılı Mart ayı olabileceğini, yanında eşinin de bulunduğunu, davacının 500.000,00 Euro'luk imzalı senedi kendisine verdiğini, ancak bu 2 senedi de kendisinin yanında imzalamadığını, imzalı olarak getirip verdiğini ve bu senedin 1.000.000,00 Euro'ya alınan son dükkanın yarı hisse parasını karşılamak için verildiğini, devamı beyanında ise kendisine yani davacıya verdiği para ve elde edilen kârın yarısını istediğini beyan ettiği, cevap dilekçesinde ise davacıya verdiği nakit para karşılığında bu bononun kendisine davacı tarafından verildiğini beyan ettiği, davalının savcılık huzurundaki beyanları kendi içinde çelişkili olduğu gibi bu beyanların cevap dilekçesindeki beyanlarla da çeliştiği, davalının savcılıktaki ifadesinde, dava konusu bononun alınan son dükkanın yarı hisse parasını karşılamak amaçlı verildiğinin ve ayrıca elde edilen kârın yarısının istendiğinin açıkça belirtilmesi, buna karşılık dava konusu bono metnine göre ihdas nedeninin "nakten" yazılı olması nedeniyle bononun ihdas nedeninin davalı tarafından talil edildiği, ispat yükünün davalıya geçtiği, davalının talilini, dolayısıyla işbu bonodan dolayı davacıdan alacaklı olduğunu yazılı, kesin delil ve belgelerle ispatlayamadığı, davalının takip yapmakta haksız ve kötüniyetli olduğunun ispatlanmadığı, davacının icra inkar tazminatı talebinin yasal koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraflarca istinaf edilmiştir.
    IV. İSTİNAF
    Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, taraflarca temyiz edilmiştir.
    V. TEMYİZ
    A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
    Dava, kambiyo senedinden dolayı borçlu olunmadığının tespiti talebine ilişkindir.
    B. Değerlendirme ve Gerekçe
    1.Mahkemece, davalının savcılıkta verdiği ifadeden hareketle, senedin davalı tarafından talil edildiği ve ispat yükünün davalıda olduğu, davalının da alacağını ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiş ise de, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ██████████ soruşturma sayılı dosyasındaki 10.06.2016 tarihli ifade tutanağında yer alan davalı beyanı bütün olarak değerlendirildiğinde, davalının beyanının, taraflarca alınan 3. dükkandan dolayı davalının davacıya vermiş olduğu paraya karşılık dava konusu senedin verildiği yönünde olduğunun anlaşılması karşısında senedin talil edilmediği, bu nedenle ispat yükünün yer değiştirmeyip davacı tarafta olduğu gözetilmeksizin ispat yükünün tayininde hataya düşülerek yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
    2.Bozma sebebine göre, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
    VI. SONUÇ
    : Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenle davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istekleri halinde ilgililere iadesine,13.01.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!