Yargıtay 10. Ceza Dairesi, kullanmak için uyuşturucu bulundurma suçunda kamu davası ertelenmesi ihlalinde ayrı kovuşturma yapılarak verilen mahkumiyet kararının kanun yararına bozulması talebini inceledi.
Özet: Bu hukuki belge, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen bir mahkumiyet kararının kanun yararına bozulması talebini içermektedir; zira sanığın daha önceki benzer bir suçtan dolayı hakkında verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi ve denetimli serbestlik süresi içinde işlediği yeni suçun, Türk Ceza Kanununun 191/5. maddesi uyarınca ayrı bir kovuşturma konusu yapılamayacağı, ilk erteleme kararının ihlali sayılarak düşme kararı verilmesi gerektiği halde mahkumiyet hükmü kurulduğu gerekçesiyle usul ve yasaya aykırı bulunmuştur.

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmaİNCELEME KONUSU KARAR
: MahkûmiyetKANUN YARARINA BOZMA YOLUNA BAŞVURAN
: Adalet Bakanlığının istemi üzerine Yargıtay CumhuriyetBaşsavcılığıTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: İlgili kararın kanun yararına bozulmasıKüçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararı ile, hükümlü hakkında, kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 43/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının mahsubu ile sanığın sonuç olarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf incelemesinden geçmeksizin 09.12.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği anlaşılmıştır.Adalet Bakanlığının, 5271 sayılı CMK'nın 309/1. maddesi uyarınca, 16.08.2023 tarihli ve █████████ sayılı evrakı ile kanun yararına bozma istemine istinaden düzenlenen, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.09.2023 tarihli ve KYB-██████████ sayılı Tebliğnamesi ile dava dosyası Daireye gönderilmekle, gereği düşünüldü:I. İSTEMYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının, 22.09.2023 tarihli ve KYB-██████████ sayılı kanun yararına bozma isteminin;“Dosya kapsamına göre, sanık hakkında daha önce uyuşturucu kullanmak suçundan █████/2018 tarihli eylemi nedeniyle yapılan soruşturma evresi sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen █████/2018 tarihli ve ██████████ soruşturma, █████████ sayılı kamu davasının açılmasının 5 yıl süre ile ertelenmesine ve şüpheli hakkında 1 yıl süre ile denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına dair kararın kesinleşmesini müteakip, şüphelinin denetim süresi içerisinde █████/2021 tarihli eylemi ile yeniden uyuşturucu madde kullanması nedeniyle Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının █████/2021 tarihli ve ██████████ soruşturma, █████████ esas, █████████ sayılı iddianamesi ile açılan kamu davası üzerine yapılan yargılama sonunda, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2022 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı kararıyla sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1 ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği,Sanık hakkında önceden işlemiş olduğu aynı nev'iden suç sebebiyle açılmış bir kamu davası olduğundan, bu kez inceleme konusu █████/2021 tarihli suçtan dolayı 5237 sayılı Kanun'un 191/6. maddesi gereğince kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmeden Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının █████/2022 tarihli ve ██████████ soruşturma, █████████ esas, █████████ sayılı iddianamesi ile doğrudan kamu davası açılması üzerine, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin █████/2022 tarihli kararı ile sanığın mahkumiyetine karar verildiği anlaşılmış ise de,5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin 2. fıkrasında yer alan, "Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlâl ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır." şeklindeki düzenleme ile,Aynı Kanun'un 191/5. maddesinde yer alan, “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz.” şeklindeki düzenleme uyarınca inceleme konusu █████/2021 tarihli suçun, sanık hakkındaki █████/2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararından sonra işlendiği anlaşılmakla, ilk suçun ihlali niteliğinde olduğu ve ayrı bir yargılama konusu yapılamayacağı, ikinci suçtan dolayı açılan kamu davasında düşme kararı verilip ihbarda bulunulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde mahkûmiyet kararı verilmesinde isabet görülmemiştir.”Şeklindeki gerekçeye dayandığı anlaşılmıştır.II. GEREKÇEA. Şüpheli hakkında, 17.03.2021 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 19.04.2022 tarihli ve ██████████ Soruşturma, █████████ Esas, █████████ sayılı iddianamesi ile Küçükçekmece 26. Asliye Ceza Mahkemesine birleştirme talepli kamu davası açıldığı,B. Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin kanun yararına bozma istemine konu 01.12.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı Kanun'un 191/1., 43/1. ve 62. maddeleri uyarınca 1 yıl 13 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile verilen 1 yıl 8 ay hapis cezasının mahsubu ile sanığın sonuç olarak 5 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği,C. Dosya arasında bulunan mahsuba konu Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının incelenmesinde;1. Şüpheli hakkında, 15.05.2018 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan yapılan soruşturma sonunda, Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 13.07.2018 tarihli ve ██████████ Soruşturma, █████████ Karar sayılı kararı ile, 5237 sayılı Kanun'un 191. maddesinin ikinci fıkrası uyarınca beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine, aynı maddenin üçüncü fıkrası uyarınca bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına, erteleme süresi içerisinde kendisineyüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi ya datekrar kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması durumunda hakkında kamu davası açılacağının ihtarına karar verildiği, kararın şüphelinin doğrudan MERNİS adresine tebliğe çıkarılarak 22.10.2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebliğ edildiği, 09.11.2018 tarihinde denetimli serbestlik tedbirinin infazı için Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderildiği, şüphelinin yükümlülüklerine uyduğu, infazın tamamlandığı,2. Şüphelinin erteleme süresi içerisinde 20.03.2021 tarihinde yeniden kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu işlediğinin teknik yöntemlerle tespit edilmesi üzerine erteleme kararının kaldırılarak Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığının 24.05.2021 tarihli ve ██████████ Soruşturma, █████████ Esas, █████████ sayılı iddianamesi ile kamu davası açıldığı,3. Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile, sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın itiraz edilmeksizin 06.04.2022 tarihinde usûlüne uygun şekilde kesinleştiği,Anlaşılmıştır.D. İnceleme konusu dosyada, suç tarihinin 17.03.2021, iddianame tarihinin 19.04.2022 olduğu, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı dosyasında ise; suç tarihinin 15.05.2018, ihlal sayılan eylem tarihinin 20.03.2021 ve iddianame tarihinin 24.05.2021 olduğu, bu durumda, 17.03.2021 tarihli suçun 24.05.2021 tarihli ilk iddianamenin düzenlenmesinden önce işlendiği dikkate alındığında eylemler arasında hukuki kesinti bulunmadığı ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının söz konusu olabileceği anlaşılmış ise de;Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanığın 5237 sayılı TCK'nın 191/1. ve 62/1. Maddesi uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, 5271 sayılı CMK'nın 231/5. maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiştir. Hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu ceza, henüz ortada hukuki sonuç doğuran bir mahkûmiyet hükmü olmaması nedeniyle mahsuba konu edilemeyeceğinden kanun yararına bozma istemindeki gerekçe yerinde görülmemiştir.Ancak;28.06.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile değişik 5237 sayılı Kanun'un 191/2. maddesi uyarınca verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararların itiraz yolu açık olmak üzere verilmesi ve şüpheliye tebliğ edilmesi gerektiği, şüpheliye, hakkında verilen karara karşı itiraz hakkı tanınmadan ve kendisine tebliğ edilmeden tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına başlanamayacağı gibi beş yıllık erteleme süresinin de işlemeye başlamayacağı, şüpheli hakkında Küçükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 13.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararda itiraz kanun yolu gösterilmiş ve şüpheliye tebliğ edilmiş ise de; tebligatın doğrudan şüphelinin MERNİS adresine çıkarıldığı ve 22.10.2018 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesine göre yapıldığı, 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 10. maddesinde yer alan, ''(1) Tebligat, tebliğ yapılacak şahsa bilinen en son adresinde yapılır. Şu kadar ki; kendisine tebliğ yapılacak şahsın müracaatı veya kabulü şartıyla her yerde tebligat yapılması caizdir. (2) Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde, muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi, bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır." şeklindeki düzenleme karşısında; gerçek kişilere yapılacak tebligat ile ilgili olarak iki aşamalı bir yöntemin benimsenmiş olması nedeniyle, öncelikle bilinen en son adres esas alınarak, 7201 sayılı Kanun'a göre normal tebligat çıkarılıp, çıkarılan tebligatın bila tebliğ iade edilmesi halinde, aynı Kanun'un 2/2. maddesi uyarınca adres kayıt sistemindeki adres bilinen en son adres olarak kabul edilerek, merci tarafından tebligata 7201 sayılı Kanun'un 23. maddesinin birinci ve sekizinci fıkraları ile Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 16/2. maddesi hükümlerine göre, "Tebligat çıkarılan adres muhatabın adres kayıt sistemindeki adresi olduğundan, tebliğ imkansızlığı durumunda, tebligatın, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre bu adrese yapılması" gerektiğine dair şerh düşülerek tebliğ işlemlerinin tamamlanması gerektiği, mahsuba konu edilen dosya kapsamında 15.05.2018 tarihli eylem nedeniyle verilen 13.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüphelinin MERNİS adresinde doğrudan 7201 sayılı Kanun’un 21/2. maddesine göre tebliğ edilmesinin usûlsüz olduğu, kararın şüpheliye, Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce tedbirin infazı aşamasında tebliğ edildiğine dair bir bilgi ve belgenin de bulunmadığı,28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun ile 5237 sayılı TCK'nın 191. maddesinin birinci, ikinci ve üçüncü fıkraları "(1)Kullanmak için uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alan, kabul eden veya bulunduran ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanan kişi, ikiyıldan beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2)Bu suçtan dolayı başlatılan soruşturmada şüpheli hakkında 4/███████ tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanununun 171 inci maddesindeki şartlar aranmaksızın, beş yıl süreyle kamu davasının açılmasının ertelenmesine karar verilir. Cumhuriyet savcısı, bu durumda şüpheliyi, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarır. (Ek cümle:28/3/2023-███████ md.) Erteleme kararı kolluk birimlerine de bildirilir. (3)(Değişik:28/3/2023-███████ md.) Erteleme süresi zarfında şüpheli hakkında asgari bir yıl süreyle denetimli serbestlik tedbiri uygulanır. Bu süre denetimli serbestlik müdürlüğünün teklifi üzerine veya resen Cumhuriyet savcısının kararı ile altışar aylık sürelerle en fazla iki yıl daha uzatılabilir. Hakkında denetimli serbestlik tedbiri verilen kişi, gerek görülmesi hâlinde denetimli serbestlik süresi içinde tedaviye tabi tutulabilir. Cumhuriyet savcısı, erteleme süresi zarfında uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanıp kullanmadığını tespit etmek için yılda en az iki defa şüphelinin ilgili kuruma sevkine karar verir." şeklinde yeniden düzenlenmiştir.Yukarıda yer verilen Kanun hükümlerinin uygulanması ile ilgili olarak, Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre;5237 sayılı TCK'nın 6545 sayılı Kanun ile değişik 191/2. maddesi doğrultusunda verilen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararında, 5271 sayılı CMK'nın 171. maddesinde öngörülen şartlar aranmadığından, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna özgü olarak düzenlendiği, bu kapsamda Cumhuriyet savcısı tarafından karar verilmesinin zorunlu olduğu, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte denetimli serbestlik tedbir uygulanmasının da zorunlu olduğu, gerek görülmesi halinde şüphelinin tedaviye de tabi tutulabileceği, bu hususun kovuşturma şartı olarak öngörüldüğü, yargılamanın her aşamasında usûlüne uygun olarak verilip verilmediğinin ve kesinleşip kesinleşmediğinin dikkate alınması gerektiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının içeriği itibariyle de usûl ve yasaya uygun düzenlenmesi gerektiği, erteleme süresi zarfında kendisine yüklenen yükümlülüklere uygun davranmadığı veya yasakları ihlal ettiği takdirde kendisi bakımından ortaya çıkabilecek sonuçlar konusunda uyarıyı içermesi zorunlu olduğu ve bu yasal uyarıyı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının hukuken geçersiz sayılacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren 5271 sayılı CMK'nın 173. maddesinin 7499 sayılı Kanun ile değişik haline göre "iki hafta" içinde ilgili sulh ceza hâkimliğine itiraz hakkı bulunduğu ihtarının da bulunması gerektiği ve bu yasal ihtarı içermeden düzenlenen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının şüpheli tarafından öğrenilmiş olsa dahi kesinleşmemiş sayılacağı, erteleme süresinin kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının usûlüne uygun kesinleşmesi ile başlayacağı, bu kapsamda kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının tebliğinin usûle uygun yapılması gerektiği, diğer bir anlatımla, usûle uygun tebliğ edilmeyen kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı kesinleşmediğinden 5 yıllık erteleme süresinin de başlamayacağı, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi beklenilmeden erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı için dosyanın ilgili Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne gönderilmesi durumunda, Denetimli Serbestlik Müdürlüğü tarafından düzenlenen ihtarlı çağrı kağıdının yükümlüye tebliğ edilerek tedbirin infazına başlanmasının hukukî sonuç doğurmayacağı ve kovuşturma şartının gerçekleşmemiş sayılacağı kabul edilmektedir.5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesinde yer alan "Dördüncü fıkraya göre kamu davasının açılmasından sonra, birinci fıkrada tanımlanan suçun tekrar işlendiği iddiasıyla açılan soruşturmalarda ikinci fıkra uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilemez" hükmü gereği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bu suçtan yürütülen soruşturmalarda sadece bir kez verilebilecektir. Buna göre, usûlüne uygun verilip kesinleşen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı bulunmamasına rağmen aynı sanık hakkında birden fazla soruşturma bulunması halinde, soruşturmaların birleştirilmesi sonrası kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı verilmesi gerekmektedir. Yine Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesi tarihine kadar aynı şüpheli tarafından kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan işlenen tüm eylemler tek suç olarak kabul edilmekte ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olarak kabul edilmektedir. Kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesinden sonra işlenen ilk kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçu ise, 5237 sayılı TCK'nın 191/5. maddesi kapsamında ihlâl sebebi sayılmakta, bu ihlâlden sonra işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçlarının soruşturma ve kovuşturma konusu olabileceği, ancak iddianame düzenlenmeden aynı suçtan işlenen eylemlerin ise 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiği kabul edilmektedir.Burada dikkat edilmesi gereken bir husus da; 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (a) bendinde belirtilen "kendisine yüklenen yükümlülüklere veya uygulanan tedavinin gereklerine uygun davranmamakta ısrar etmesi" şartının gerçekleşmesinden yani dava açma şartının gerçekleşmesinden sonra işlenen 5237 sayılı TCK'nın 191/4. maddesinin (b) ve (c) bentlerinde belirtilen aynı niteliktekieylemin de artık 5237 sayılı TCK'nın 43. maddesi kapsamında zincirleme suça esas alınması gerektiğidir.İddianame düzenlendikten sonra aynı suçtan işlenen eylemler ise ayrı suçtur ve 5237 sayılı TCK'nın 191/6. maddesi kapsamında doğrudan dava konusu edilebilir.Tüm bu açıklamalar ışığında;Dosyalar kapsamına göre; 15.05.2018 tarihli eylem nedeniyle verilen 13.07.2018 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesine ve denetimli serbestlik tedbiri uygulanmasına ilişkin kararın usûlüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle kesinleşmediği, beş yıllık erteleme süresinin işlemeye başlamayacağı, incelemeye konu 17.03.2021 ve mahsuba konu dosyada ihlal kabul edilen 20.03.2021 tarihli suçların, erteleme süresi içerisinde işlendiğinin kabul edilemeyeceği, dolayısıyla kovuşturma şartının gerçekleşmediği anlaşıldığından;İncelemeye konu Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesi dosyasında, suç tarihi 17.03.2021 olup 24.05.2021 tarihli ilk iddianamenin düzenlenmesinden önce işlendiği, kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleşmesine kadar tüm eylemlerin tek suç olarak kabul edileceği ve 5237 sayılı TCK'nın 61. maddesi kapsamında temel cezanın belirlenmesinde alt sınırdan uzaklaşma gerekçesi olacağı, dolayısıyla Mahkemesince, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma yoluna gidilerek kararın kanun yararına bozulması halinde her iki davanın birleştirilerek sanığın eylemlerinin tek suç, ihlal veya zincirleme suç olup olmadığının tüm deliller birlikte değerlendirilerek hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği ve hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararına konu cezanın da, henüz ortada hukuki sonuç doğuran bir mahkûmiyet hükmü olmaması nedeniyle mahsup konusu edilemeyeceği gözetilmeksizin zincirleme suç hükümleri uygulanmak suretiyle sanığın mahkûmiyetine karar verilmesi Kanun'a aykırı olduğundan, kanun yararına bozma istemi değişik gerekçeyle yerinde görülmüş;Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı açıklanan gerekçe ile kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağına ilişkin Adalet Bakanlığından görüş istenilmesine karar vermek gerekmiştir.III. KARARGerekçe bölümünde tespit edilen husus yönünden, Küçükçekmece 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 29.03.2022 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararına karşı kanun yararına bozma isteminde bulunulup bulunulmayacağının takdiri için dava dosyasının, Adalet Bakanlığına sunulmak üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,18.02.2025 tarihinde karar verildi.