Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Yazim Eser Ankara Hmk Karara Yoluna İstem Aşamasında

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ31.HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████ (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)(Kararın Kaldırılarak GönderilmesiHMK 353/1- a-6)T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ███████ Esas-████████ KararDAVANIN KONUSU
: Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptaliKARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İSTEM;Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki ticari ilişki nedeniyle davacının cari hesap alacağının bulunduğunu, alacağın ödenmemesi üzerine icra takibi yaptıklarını, davalının takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu, davalının borca itirazının yersiz ve dayanaksız olduğunu, ticari ilişki kapsamında düzenlenen bir kısım faturaların ödendiğini, bakiye ve takibe konu edilen kısmın ise ödenmediğini belirterek, Ankara 31. İcra Dairesinin ██████████ esas sayılı dosyasında davalının takibe yapmış olduğu haksız itirazın iptaline, takibin devamına, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiş, cevaba cevap dilekçesinde, dava dilekçesindeki açıklamalarını ve taleplerini tekrarla takibe konu faturanın sözleşmenin feshedilmesine rağmen, fesih öncesinde davalıya teslim edilen ve iade olunmayan malzeme bedeli olduğunu açıklamış, aşamalarda taleplerini tekrarlamıştır.YANIT
:Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalı ile dava dışı Ankara Büyükşehir Belediyesi arasında imzalanan ... ve ... Konteynerleri işi ile ilgili olarak ... ve ... Konteynerleri İçin Yangın Kapıları ve Montaj İşçiliği Sözleşmesi imzalandığını, davacının alt yüklenici olduğunu, davacı şirketin sözleşme kapsamındaki edimlerini tam olarak yerine getirmediğini, yapılan işlere ilişkin ise ayıp ihbarında bulunulduğunu, akabinde davalı tarafından sözleşmenin feshedildiğinin ve işin davacı şirket nam ve hesabına üçüncü kişilere yaptırılacağının ihtar edildiğini, bu şekilde işin tamamlandığını, üçüncü kişilere yaptırılan işlere ilişkin olarak düzenlenen yansıtma faturalarının davacıya gönderildiğini ancak, davacı tarafından bu faturaların taraflarına iade edildiğini, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinde davalının davacıdan alacaklı olduğunu, davalının davacıya borcunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 Tarihli ve ███████ Esas - ████████ Karar Sayılı Kararında Özetle; Davadaki talep, cari hesaba dayalı fatura alacağının ödenmesi için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Davalı vekili tarafından dosya kapsamına dava dışı ... Elektrik Sanayi Anonim Şirketi ile imzalanan ... ve ... Konteyner Sözleşmesi sunulmuştur.Aralarındaki ticari ilişki nedeni ile davalının üstlendiği işi sözleşme hükümlerine uygun şekilde yerine getirmediği, uyarılara rağmen eksiklik ve ayıpların giderilmediği, bu eksiklikleri üçüncü kişilere yaptırdığını söyleyen davacı üçüncü kişilere yaptığı ödemeden davalının sorumlu olduğu gerekçesi ile davalı hakkında Ankara 31. İcra Dairesinin ██████████ esas sayılı icra takibini başlatmış, icra takibi ile davacı tarafından davalı hakkında cari hesap ekstresi olduğu belirtilen belge eklenmek suretiyle "cari hesap alacağı" açıklaması ile 125.976,80 TL alacağın ödenmesi istenilmiş, ödeme emri borçluya █████/2017 tarihinde tebliğ edilmiş, davalı borçlu vekilinin █████/2017 tarihli itirazı üzerine takip durdurulmuş, itiraza ilişkin dilekçenin alacaklıya tebliğ edildiğine ilişkin dosya kapsamında herhangi bir belgenin bulunmadığı anlaşılmıştır.Mahkememiz tarafından yapılan önceki yargılama sonucu davanın reddine karar verilmiştir. Karar davacı tarafından istinaf yasa yolu incelemesine götürülmüştür.Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin █████/2022 Tarih, ███████ Esas, █████████ sayılı kararı ile mahkememizin █████/2020 tarih, ████████ Esas - ████████ sayılı kararının kaldırılmasına karar verilmiş, kararımızın kaldırılması sonrası dosya yukarıdaki esas sırasına kaydedilmiş, yargılamasına devam olunmuştur.Bam iade kararında, Eser sözleşmesi ilişkilerinde tarafların akdî ilişkinin varlığı konusunda mutabık kalıp bedelde anlaşamamaları ya da bedelin yaklaşık olarak belirlenmiş olması halinde 6098 sayılı TBK’nın 481. maddesi hükmünce iş bedelinin, yapıldığı yer ve zamandaki mahalli piyasa rayiçleriyle hesaplanması gerekir. Mahalli piyasa rayiçlerinin içerisinde KDV ve yüklenici kârı bulunacağından bunlar hesaplanacak miktara ayrıca eklenemeyecektir.Taraflar arasındaki götürü bedelli olduğu anlaşılan eser sözleşmesinin davalı iş sahibince, işlerin yarım bırakıldığı gerekçesiyle feshedildiği ve eksik bırakılan işlerin dava dışı kişilere tamamlatılması sebebiyle üçüncü kişilere yapılan ödemeler sebebiyle karşı alacakları bulunduğu belirtilerek, davacının iş bedeli alacağının ödenmediği anlaşılmaktadır.Somut olayda davalı vekili cevap dilekçesinde ve aşamalarda açıkça sözleşmenin müvekkili tarafından feshedilmiş olduğunu bildirdiğinden taraflar arasındaki sözleşme fesih ile son bulmuştur. Eksik ve ayıplı imalatın giderilme bedeli ise sözleşmenin ifasına yönelik istem olup, birbiriyle çelişen iki seçimlik haktır. Zira iki seçimlik hakkın sonuçları da ayrı ayrı yasada düzenlenmiştir. Fesih halinde BK'nın 108.maddesi uyarınca menfi zararlar istenebilir. İfada ise gecikmeden kaynaklanan müspet zarar istenebilir. Davalı iş sahibi kısaca bedeli ödenmeyen imalatın tamamlanma giderini isteyemez. O halde eldeki davada, davalının sözleşmeden dönmüş olması sebebiyle eksik ve ayıplı işler için ödediği bedeli talep edemeyeceğinin kabulü gerektiğinden davalının üçüncü kişilere yaptığını söylediği ödemelerin davacı alacağından mahsubu ile sonuca varılması doğru görülmemiştir. (Yagıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas-█████████ Karar sayılı ilâmı).Yine eser sözleşmesinde bedel götürü olarak belirlenmişse yüklenici, eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlüdür. Eser, öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile yüklenici, belirlenen bedelin artırılmasını isteyemez. Belirtilen maddede ayrıca KDV eklenecek düzenlemesi bulunduğu taktirde KDV’nin de ayrıca iş bedeline eklenmesi gerekir. Götürü bedelli işlerde, yüklenicinin hak ettiği iş bedelinin saptanması ya da iş sahibinin ödemesinin fazla olup olmadığının belirlenmesi için gerçekleştirilen imalâtın eksik ve kusurlar da dikkate alınarak tüm işe oranının tespiti, bulunacak bu oranın toplam iş bedeline uygulanarak hak edilen bedelin saptanması gerekir. Mahkemece hükme esas alınan raporda ise yapılan işin götürü bedele oranlanmadığı, taraf ticari defterleri üzerindeki incelemeler ile sonuca gidildiği, yine davacı tarafından malzeme bedeline ilişkin olarak düzenlenen faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, kayıtlı ise bu faturaya karşılık davalı tarafından davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı konusundaki belge ve deliller değerlendirilmeden tek başına davacının incelemeye esas olacak şekilde ticari defterlerini eksiksiz olarak dosyaya sunmadığı kabulü ile gerektiğinde davalı aleyhine olabilecek davalı ticari defterlerindeki kayıtlar lehe değerlendirilerek sonuca varılmış olmasına rağmen mahkemece bu rapora itibar edilerek hüküm kurulmuş olması dairemizce dosya kapsamına ve usul ve yasa hükümlerine aykırı görülmüştür. (Yargıtay Kapatılan 15.H.D.'nin ████████ Esas-█████████ Karar ve █████████ Esas-████████ Karar sayılı ilâmları).Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yeni oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan tarafların önceki rapora yaptıkları itirazların da değerlendirilmesi suretiyle yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerin de gözetilmesi suretiyle feshedilen sözleşme sebebiyle davacı yüklenicinin hak ettiği iş bedeli alacağının belirlenerek bu bedelden ihtilafsız olan davalı iş sahibinin ödemelerinin mahsubu ile takip tarihi itibariyle davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden talep edebileceği iş bedeli alacağı konusunda rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar vermek olmalıdır, denilerek kararımızın kaldırılması yoluna gidilmiştir.Mahkememizin yapması gereken iş iade kararında belirtilen yöntem ile var ise davacı alacağını belirlemek olup, bilirkişilerden davacı talebi ve davalı savunması ile dosyaya kazandırılan deliller dikkate alınarak rapor hazırlamaları istenilmiştir.İade kararında da belirtildiği gibi, taraflar arasındaki iş bedeli götürü ve KDV hariç 439.680,00 TL olup, sözleşmede bu bedele KDV nin dahil olduğu açıkça belirtilmediği için iş bedeline KDV eklendiğinde iş bedelinin 518.822,40 TL olduğu kabul edilmiştir.Sözleşme fesih edildiği için iade kararı doğrultusunda davalının yaptığı iş ve yapılan işlerdeki ayıp ve eksiklikler dikkate alındığında işin tamamlanma oranın belirlenmesi gerekmiştir. Tüm deliller değerlendirildiğinde, davacı taraf teslimi yapılan işte fotoğraf ile belirlenen ayıp ve eksikliğin teslimi yapılan tüm malzemede mevcut olduğunu ileri sürmüş ise de, davalı bunu kabul etmediği gibi, davacı taraf teslim edilen malzemenin tamamında fotoğraflanan ayıpların bulunduğunu kanıtlayamamış, bu durumda davalı tarafından teslim edilen ürünlerde sadece fotoğraf ile tespiti yapılan ürünler ile sınırlı olarak ayıp söz konusu olduğu kabul edilmiştir. Bu kabulden hareket eden bilirkişilerimiz ayıplı işler ile işin tümünü kıyaslamış, işin tamamlanma oranının % 40.3041 olduğunu belirlemiş, bu tespitin dosya içeriğine uygun olduğu kabul edilmiştir.Davalı iş bedelinin tamamlanma oranına karşılık gelen kısmını talep etme hakkına sahip olup, 518.822,40 TL olan iş bedelinin tamamlanma oranını dikkate alındığında ( 518.822,40TLX 40.████████=209.106,70 TL) 209.106,70 TL davalı iş bedeli alacağı olduğu hesaplanmıştır. Son heyetin on son ek raporunun 10. Sayfasında da belirtildiği gibi davacının toplam ödemesi 181.020,00 TL çek ile ve 4.167,17 TL damga vergisi olmak üzere toplam 185.167,17 TL olup, iş bedeli alacağından davacı ödemesi mahsup edildiğinde, davacının davalıdan olan alacağının ( 209.106,70 TL- 185.167,17 TL= 23.939,53 TL) 23.939,53 TL olması gerektiği, bu miktardaki davacı alacağına yönelik davalı itirazı haklı nedene dayanmadığı için iptali gerektiği kabul edilmiştir.Davacı alacağı belirlenebilir olmayıp, bilirkişi incelemesini gerektirdiği için ret edilen miktar yönünden davacı yararına icra inkar tazminatı verilmesi koşullarının oluşmadığı, fazla miktar yönünden davacı takibi haksız olmakla birlikte kötü niyetli olarak icra takibi yapıldığı kabul edilemeyeceği için davalının kötü niyet tazminatı isteme koşullarının oluşmadığı şeklinde karar verilmiş, ve davanın kısmen kabulü ile, davalının, Ankara 31. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı icra takibine yönelik itirazının 23.939,53 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takip tarihinden itibaren asıl alacağa yıllık 9,75 oranından başlayıp değişen oranlı avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, koşulları oluşmayan davacının icra inkar tazminatı isteminin ve davalının kötüniyet tazminatı isteminin reddine dair karar verildiği görülmüştür.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili tarafından verilen █████/2026 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesinin ███████ E. █████████ K. sayılı ilamıyla "...Bu durumda mahkemece yapılacak iş, yeni oluşturulacak uzman bilirkişi kurulundan tarafların önceki rapora yaptıkları itirazların da değerlendirilmesi suretiyle yukarıda belirtilen yasal düzenlemelerin de gözetilmesi suretiyle feshedilen sözleşme sebebiyle davacı yüklenicinin hak ettiği iş bedeli alacağının belirlenerek bu bedelden ihtilafsız olan davalı iş sahibinin ödemelerinin mahsubu ile takip tarihi itibariyle davacı yüklenicinin davalı iş sahibinden talep edebileceği iş bedeli alacağı konusunda rapor alınmak suretiyle sonucuna göre karar vermek olmalıdır..." şeklinde karar verilerek istinaf başvurularının kabulüne Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ E. ████████ K. sayılı kararının kaldırılmasına ve dosyanın yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine hükmedildiğini, ilk derece mahkemesince müvekkilinin hak ettiği iş bedeli alacağının belirlenerek bu bedelden ihtilafsız olan davalı ödemelerinin mahsubu ile takip tarihi itibariyle müvekkilin davalıdan talep edebileceği iş bedeli alacağı konusunda yeniden bilirkişi raporu aldırılması gerektiğinin belirtildiğini, istinaf kaldırma ilamı sonrası yapılan yargılama neticesinde Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ E. ████████ K. kararıyla davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, ilk derece mahkemesinin gerekçeli kararının kısmen redde ilişkin kısmının usul ve yasaya aykırı olduğu, kısmen redde ilişkin kısmının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesinin gerektiğini, BAM kararında dikkati çekilen iki husus hakkında da hesaplama yapılarak mahkemenin dikkatine sunulduğunu, BAM kararında davalının bedeli ödenmeyen imalatın tamamlanma giderini talep edemeyeceğini, eldeki davada davalının sözleşmeden dönmüş olması sebebiyle eksik ve ayıplı işler için ödediği bedeli talep edemeyeceğinin kabulü gerektiğinden davalının üçüncü kişilere yaptığını söylediği ödemelerin davacı alacağından mahsubu ile sonuca varılmasının doğru olmadığı gerekçesi dikkate alınarak; davalının, davacının en son mal tesliminde bulunduğu 01.07.2017 tarihinden sonra davacıya düzenlediği masraf yansıtma faturasının mahsubu ile davacının bakiye alacağının (146.167,40-3.658,00=) 142.509,40 TL olacağını, müvekkili firmanın teslimini yaptığı kapı ve panik barlarının toplam bedeli olan 332.429,60-tl'den davalı tarafça yapılan ödemelerin mahsubu ile müvekkilinin 142.509,40-tl olacağının belirlendiğini, görüleceği üzere teslim edilen malzemelerin birim fiyatlarının farklı olmasına ve raporda panik bar set çift kanat 3 nokta paslanmaz (cisa) ürününün tamamının teslim edildiği belirlenmesine karşın yerel mahkemenin █████/2024 tarihli duruşma tutanağı 1-b sayılı ara kararında bilirkişilerden yapılan işin tüm işin ne kadarına denk geldiğinin (tamamlanma oranı) belirlenmesinin talep edildiğini, içeriğinde yer alan aleyhe hususları kabul etmemekle birlikte, █████/2024 tarihli duruşma sonrası alınan █████/2024 tarihli bilirkişi raporunun 9. sayfasında 01.07.2017 tarih ve 25747 numaralı faturada ise bakiye teslime konu kapıların 157 adet panik barlarının teslim edildiğini, bu aşamada sözleşmede teslimi öngörülen 263 adet kapı ve 263 adet panik bar setten 106 adet kapı ve 263 adet bar seti teslim etmiş olduğu dikkate alındığında; miktar kıyaslaması yapılarak işin tamamlanma yüzdesinin = 106 adet / 263 adet= %40,3041 olduğunu, 263 adet kapıdan 106 adetinin, 263 adet bar setinin ise tamamının teslim edildiğinin belirlendiğini, buna göre işin tamamlanma yüzdesinin 106 adet kapı ve 263 adet bar setinin tüm işe oranı (███████=%70,1520) olarak tespiti gerekirken yalnızca teslime konu kapıların kendi içinde (███████) oranlandığını, ve bu sebeple tamamlanma yüzdesinin hatalı biçimde (%40,3041) hesaplandığını, yerel mahkemece █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda hatalı biçimde belirlenen % 40,3041 oranının tüm iş bedeline oranlandığını, (518.822,40-tl/100*40,3041=209.106,70) bu bedelden 181.020,00-tl çek ve 4.167,17-tl damga vergisi kesintisi düşülerek 23.939,53-tl alacak belirlendiğini, taraflarınca davalı firma aleyhine fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 125.976,80-TL alacak talebiyle icra takibi başlatıldığı, ilk derece mahkemesince davalarının tümden kabulüne karar verilmesi gerekirken █████/2024 tarihli bilirkişi raporunda hatalı biçimde belirlenen %40,3041 oranının tüm iş bedeline oranlanması suretiyle usul ve yasaya aykırı olarak davanın kısmen reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını, bu sebeple istinaf başvurularının kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının kısmen redde ilişkin kısmının kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini talep etmişlerdir.Davalı vekilinin █████/2026 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi'nin red kararının hukuka uygun olduğunu, kabul edilen kısmın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen 23.03.2017 tarihli sözleşme kapsamında kurulan cari hesap ilişkisinde müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcu bulunmadığını, eser sözleşmesinde yüklenicinin eseri meydana getirme ve iş sahibine teslim etme yükümlülüğü söz konusu olduğunu, yüklenicinin bu yükümlülüğü tam anlamıyla yerine getirebilmesi için ise eserin sözleşmede kararlaştırılan nitelikte olması gerektiğini, aksi takdirde, yüklenicinin özen borcuna aykırı davrandığı ve işini sözleşmeye uygun biçimde yapmadığının anlaşılması durumunda iş sahibinin sözleşmeye müdahalede bulunma hakkının olduğunu, eserin yüklenicinin kusuru nedeniyle ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça anlaşılıyor ise iş sahibinin bunu önlemek için vereceği süre içerisinde yükleniciye ayıbın veya aykırılığın giderilmesi, aksi halde hasar ve masrafların yükleniciye ait olmak üzere onarım veya işin üçüncü bir kişiye verileceği hususunda ihtarda bulunabileceğini, bu husus 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 473.maddesinde; “Meydana getirilmesi sırasında, eserin yüklenicinin kusuru yüzünden ayıplı veya sözleşmeye aykırı olarak meydana getirileceği açıkça görülüyorsa, iş sahibi bunu önlemek üzere vereceği veya verdireceği uygun bir süre içinde yükleniciye, ayıbın veya aykırılığın giderilmesi; aksi takdirde hasar ve masrafları kendisine ait olmak üzere, onarımın veya işe devamın bir üçüncü kişiye verileceği konusunda ihtarda bulunabilir.” şeklinde hüküm altına alındığını, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 12.11.2014 tarihli ███████-1140 E. ve ████████ K. sayılı kararındaki “Ayrıca aynen ifa, sadece verme borçları için değil, yapma borçları için de geçerlidir. Eser (istisna) sözleşmesiyle ilgili 6098 s. TBK. m. 473 f. II (818 s. BK. m. 358 f. II) hükmüne göre eser sözleşmesinde, işin yüklenici tarafından kusurlu olarak ayıplı ya da sözleşmeye aykırı yapılacağının kesin olarak tahmin edileceği durumlarda, iş sahibinin yükleniciye münasip bir mehil tayin ederek ya da mahkeme kanalıyla ettirerek bu süre içinde işin gereği gibi ifa edilmemesi halinde, hasar ve masrafları yükleniciye ait olmak üzere işin bir üçüncü kişiye yaptırılacağı ihtar edilebilecektir. (KILIÇOĞLU, a.g.e., s. 691)” ifadelerinin de bu hususu tevsik ettiğini, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen 23.03.2017 tarihli sözleşme kapsamında yüklenici olan davacı ...'nın, sözleşme konusu işi müvekkili şirket tarafından onaylanan iş programına uygun şekilde ifa etme yükümü altında olduğunu, nitekim sözleşmenin 8. maddesinde düzenlendiği üzere; “Yüklenici, İşveren tarafından onaylanan iş programı’ndaki ara hedeflerin tümüne ve son bitiş tarihine uymakla mükelleftir. İş programı aynı zamanda taahhüt mahiyetinde olup, sözleşmenin ayrılmaz bir parçası ve tamamlayıcısıdır.” denildiğini, davacı şirket tarafından, sözleşme kapsamında belirlenen iş programına uygun ifada bulunulmadığını, müvekkili şirket tarafından yapılan yazılı uyarılara rağmen iş programındaki gecikmeler giderilmediğini, davacı şirketin iş programına uygun ifada bulunmaması nedeniyle müvekkili şirketin yatırımcı ...'ye taahhüt ettiği projeyi zamanında teslim edememe ve buna bağlı olarak gecikme cezası ve tazminat ödeme riskiyle karşı karşıya kaldığını, tüm bu anlatılanlar karşısında yatırımcıya karşı taahhüt ettiği işi vaktinde ifa edememe ve bundan dolayı zarara uğrama tehlikesi ile karşı karşıya kalan müvekkili şirketin sözleşme konusu işi davacı nam ve hesabına dava dışı üçüncü bir firmaya yaptırmak zorunda kaldığını, bu noktada davacı şirket ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşmeye değinilmesini gerektiğini, sözleşmenin 15. maddesi “Yapılan işlerin, başlamasından test kabul tutanağının işveren'ce tasdikine kadar geçecek süre içinde sözleşme ve eklerine uygun olarak Sözleşme kapsamındaki malzeme, uygulama işleri dâhil olmak üzere Sözleşme ile ilgili her türlü sorumluluk yüklenici'ye aittir. Bu süre boyunca gerek malzemenin kötülüğünden, gerekse işçilik bozukluklarından meydana gelecek kusur ve noksanlıkları, yüklenici derhal kendi hesabına giderecektir. yüklenici bu mecburiyetlerini ifa etmediği takdirde işveren, yüklenici'yi, taahhüdünü ifaya davet eder. yüklenici bu ikazın yapılmasından sonra derhal gerekli işleri yapmaya başlamaz ise İŞVEREN gerekli tamirat ve düzeltmeyi ve bakım işlerini herhangi bir ihtara ve hüküm almaya hacet kalmaksızın yüklenici nam ve hesabına, kendi yapabileceği gibi başkalarına da yaptırmakta serbesttir. Bu işlem için gerekli bedel yüklenici'nin teminatlarından, varsa diğer hak ve alacaklarından karşılanır.” ifadesiyle düzenlendiğini, aynı şekilde Sözleşmenin 16.27.maddesi ise; “yüklenici, daha az ve/veya kalifiye olmayan personelle çalışır ve/veya mücbir sebep olmaksızın işler gecikir veya kötü işçilik uygulaması yapılırsa işveren, yüklenici'yi ikaz etmeye ve gerekli gördüğü takdirde ilgili düzenlemeleri yaptırmaya yetkili olacaktır. işveren, yüklenici edimleri kapsamında olup da kendi ekipleriyle yapmak veya başkasına yaptırmak zorunda kaldığı işlerden dolayı uğrayacağı zararları yüklenici'nin alacağından veya her türlü teminatından kesebilir.” hükmü olduğunu, bilindiği üzere cari hesabın tarafların herhangi bir hukuki ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin olup borcu oluşturan tutarlar birbirinden çıkarıldıktan sonra belirlenen bakiyenin ödenmesi gerektiğini, bu kapsamda somut uyuşmazlıkta davacı şirket tarafından 01.07.2017 tarihli faturaya istinaden müvekkili şirket aleyhine icra takibi başlatılmasının açıkça haksız ve hukuka aykırı olduğunu, buna rağmen ilk derece mahkemesince verilen davanın reddi kararının BAM tarafından kaldırıldığı ve bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verildiğini, ancak kaldırma sonrası alınan bilirkişi raporunda müvekkil şirketin ticari defter kayıtları ve dosyadaki diğer deliller yeteri kadar değerlendirilmediğini, BAM kaldırma kararı kısmi ele alınarak rapor tanzim edildiğini, hükme esas alınan bilirkişi 4. ek raporunda her ne kadar, müvekkili şirket tarafından davacıya yansıma bedeli olarak gönderilen ve davacının itirazı bulunmayan faturalarda "tamirat" adı altında bir ibare bulunmadığı belirtiliyor olsa da; müvekkili şirket tarafından pek çok kez yazılı olarak uyarılmasına rağmen sözleşmeden doğan yükümlülüklerini yerine getirmeyen davacı şirkete 22.06.2017 tarihinde Ankara 33. Noterliği’nin 10962 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile taraflar arasındaki sözleşmenin feshedildiği ve sözleşme konusu işin davacı şirket nam ve hesabına üçüncü kişilere yaptırılacağı da ihtar edildiğini, dolayısıyla davacıya keşide edilen faturalarda ayrıca bir "tamirat" ibaresinin aranmasının son derece yersiz bir tespit olsa da muteber görülmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda, tüm bu eksiklikler ve ayıplar kabul edilmişse de bunlara ilişkin bir mahsup işleminin ısrarla yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, 05.10.2020 tarihli bilirkişi raporunun alanında uzman bilirkişilerce tanzim edildiğini, davacı ile müvekkili şirket arasında akdedilen sözleşme'nin 15. maddesi uyarınca müvekkili şirket, başkasına yaptırmak zorunda kaldığı işlerden dolayı uğrayacağı zararları yüklenicinin alacağından veya her türlü teminatından kesebilecek olup iş bu hüküm karşısında davacının malzeme bedellerinin müvekkili şirketin alacağından mahsup edilemeyeceğine ilişkin iddiasının hukuka aykırı olduğunu, tüm bu anlatılanlar sonucunda müvekkili şirketin davacıya hiçbir borcunun bulunmadığı sabit olup davacı şirketin alacaklı olduğunu ispat edemediğini, huzurdaki haksız ve hukuka aykırı davanın reddini talep etiklerini, aksine davacı tarafından alacaklı olmamasına rağmen müvekkili şirket aleyhine icra takibine girişildiğini, açıklanan nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile, davanın reddine, davacı yanca talep edilen icra inkâr tazminatının reddine ve davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;Dava, taraflar arasındaki █████/2017 tarihli, konusu "..., ... ve ... Konteynerleri için yangın kapıları ve montaj işçiliği" olan taşeronluk sözleşmesinden kaynaklanan bakiye iş bedeli alacağının ödenmesi için davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali, takibin devamı ve davalının takibe konu alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesi istemine ilişkindir.Mahkemece davanın reddine dair verilen █████/2020 tarihli ████████ Esas - ████████ Karar sayılı ilk kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Dairemizin █████/2022 tarihli - ███████ Esas - █████████ karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ve mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a,6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde oluşturulacak uzman bir bilirkişi kurulundan önceki rapora yapılan itirazların da değerlendirilmesi suretiyle ve Dairemiz kaldırma kararı gereklerinde yer alan kanuni düzenleme ve Yargıtay içtihatlarının da dikkate alınarak feshedilen sözleşme sebebiyle davacı yüklenicinin hak ettiği iş bedeli alacağının fiziki oran yöntemine göre hesaplanması ile belirlenecek bu bedelden, ihtilafsız olan davalı iş sahibinin ödemelerinin mahsubu ile, takip tarihi itibariyle davacının alacağının olup olmadığının belirlenmesi konusunda karar verilmesi gerektiğine yer verilerek, yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.İlk derece mahkemesince Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda yeniden yapılan yargılama sırasında bilirkişi kurulundan kök ve ek raporlar alındıktan sonra işin tamamlanma yüzdesinin % 40,30 olduğunun kabulü ile, buna göre davacının talep edebileceği iş bedeli alacağının 209.106,70 TL olduğu, davalı tarafından yapıldığı sabit olan 185.167,17 TL ödemenin bu alacaktan mahsubu sonucunda davacının takip tarihi itibariyle davalı iş sahibinden talep edebileceği iş bedeli alacağı tutarının 23.939,53 TL olduğu kabul edilmek suretiyle bu tutar üzerinden davanın kısmen kabulüne ve davacının koşulları oluşmayan icra inkar tazminatı istemi ile davalının koşulları oluşmayan kötüniyet tazminatı istemlerinin reddine karar verilmiş, davacı ve davalı vekili bu karara karşı yeniden istinaf yoluna başvurmuşlardır.1-Her ne kadar mahkemece Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda yeni bir bilirkişi kurulundan, işin tamamlanma yüzdesi konusunda rapor alınarak karar verilmiş ise de, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi kurulunun düzenlemiş olduğu rapordaki, işin eksik ve kusurları da dikkate alınarak tamamlanma oranının tespitine ilişkin hesap yönteminin doğru olmadığı ve davacı yanca buna gerekçeleri ile itiraz edildiği halde, mahkemece gerekirse kuruldan itirazlar konusunda ek rapor alınmadan davaya konu işin tamamlanma yüzdesinin hatalı bir şekilde %40,30 oranında belirlenerek, davacı yüklenicinin takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacağın hesaplanması doğru olmamıştır. Zira bilirkişi kurulu tarafından işin tamamlanma oranı belirlenirken, sözleşmeye dahil olan kapı ve panik barların toplamı üzerinden işin tamamlanma oranının belirlenmesi gerekirken, kapı ve panik barların iki ayrı kalem halinde değerlendirilerek ve işin tamamlanma yüzdesinin, sözleşmeye dahil olan kapı imalatından sadece teslim edilenlerin sayısı değerlendirilmek suretiyle iş yüzdesinin belirlenmiş olması sebebiyle bu oranın işin tamamlanma oranı olarak kabulü sözleşme kapsamına ve dosya içerisindeki bilgi ve belgelere uygun düşmemiştir.2-Bu sebeplerle mahkemece yapılası gereken iş, önceki bilirkişi raporunun, düzenlenen ek raporlara karşın taraf itirazlarını karşılamaktan uzak olması sebebiyle yeni bir bilirkişi kurulundan önceki rapora karşı yapılan itirazların da karşılanması suretiyle ve Dairemiz kaldırma kararı gerekleri de gözetilerek ve işin tamamlanma oranının belirlenmesine ilişkin olarak, yukarıda Dairemiz kaldırma kararında belirtilen hususların da gözetilmesi suretiyle ve buna göre davacı yüklenicinin takip tarihi itibariyle alacak hakkının bulunup bulunmadığı, varsa miktarı konusunda rapor aldırılmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle davanın sonuçlandırılması olmalıdır.Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı KABULÜNE,2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2025 tarihli ve ███████ Esas ████████ Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, taraflarca istinaf karar harçlarının talep halinde kendilerine iadesine,5-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.BaşkanE-İmzalıdırÜyeE-İmzalıdırÜyeE-İmzalıdırKatipE-İmzalıdır