Anahtar kelimeler: Mersis Kurucusu İstemli Ortağı Taşınır Anadolu Sermaye Temsilcisi Hiçbir Kurulmuşsa

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ43. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: █████████KARAR NO
: █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2026NUMARASI
: ████████ Esas - 2026/7 KararDAVA
: Ticari Şirket (Fesih İstemli)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİDAVA
: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ..., ... Mersis No'lu davalı ...'nin kurucusu, tek ortağı ve kanuni temsilcisi olduğunu, şirket 11.10.2019 tarihinde 50.000 TL sermaye ile kurulmuşsa da müvekkili tarafınca şirket üzerinden hiçbir ticari faaliyet gerçekleştirilemediğini, şirkete ait taşınır taşınmaz mal bulunmadığını, müvekkilinin İstanbul Anadolu Adliyesi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ███████████ no'lu soruşturma dosyası kapsamında 16.01.2025 tarihinde Manisa ilinde ifadesi alındığını, müvekkilinin bu soruşturma kapsamında şirketin kapanmadığını, şirketin hala aktif olduğunu ve de defter beyanında bulunulmadığından ötürü yüklü miktarda vergi cezasına çarptırıldığını öğrendiğini, müvekkilinin kendince şirketin herhangi bir gelir elde etmemesi sebebi ile gelir beyanında bulunmadığını, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun Sona erme sebepleri ve sona ermenin sonuçları başlıklı 636/3. Maddesi : ''Haklı sebeplerin varlığında, her ortak mahkemeden şirketin feshini isteyebilir. '' şeklindedir. Görüleceği üzere haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshinin talep edilebileceği hüküm altına alınmıştır. Kanun maddesinde ''haklı sebepler'' in ne olduğu belirtilmemişse de gerek doktrinde gerek Yargıtay Kararlarında Limited Şirket faaliyetlerinin tamamen durmuş olması, Vergi Dairesinin re'sen terk tespiti , durumunda haklı nedenin var olduğu belirtilerek şirketin haklı sebeple feshedilebileceği kabul edilmiştir. Şirketin; devletin hiçbir kurumuna borcu bulunmamaktadır. Şirketin alacaklısı yoktur: şirkete ait bir banka hesabı da bulunmamaktadır. Kozyatağı Vergi Dairesi'ne yapılan hesaplama sonucu şirketin vergi dairesine 528.000 TL borçlu olduğu tespit edildiğini, bu ödemeyi müvekkile adına yeğeni Mustafa Çamlıtaş yapmıştır( EK-6): Müvekkil 1992'de henüz 16 yaşında çalışma hayatına başlamış olup 2023 yılında emekli olduğunu ve 01.04.2023 tarihinden beri emekli aylığı aldığını, tek geliri emekli maaşı olan müvekkil şirketin borcunu ailesine borçlanarak ödemek zorunda kaldığını, müvekkili bu süreçte psikolojik olarak epey yıpranmış ve büyük bir maddi yük edindiğini, şirketin, müvekkil aleyhine daha fazla maddi manevi zarar doğurmasını önlemek adına; Sayın Mahkemenizce davamızın kabulü ile herhangi bir borcu, banka hesabı bulunmayan, vergi dairesince re'sen terk olan şirketin tasfiyesiz olarak feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalıya tebligatın TK 35 göre tebliği edildiği, davalının cevap dilekçesi ibraz etmediği görüldü.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Davalı şirketin sicil kayıtlarına göre tek ortaklı olduğu, █████/2019 tarihinde kuruluşunun tescil edildiği ,6100 sayılı HMK'nun 114/h maddesi uyarınca davacının dava açmakta hukuki yararının bulunması dava şartıdır. 6100 sayılı HMK'nun 115/1 maddesi gereğince de Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Somut olaya gelince, tek ortaklı şirketin genel kurul kararı alarak tasfiyeye karar vermesi ve sonrasında bunu tescil ettirmesi mümkün olup, aynı neticeyi doğuracak mahiyette dava açmasında davacının hukuki yarar yoktur. Açıklanan sebeplerle davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine," karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilgili şirket üzerinden ticari faaliyet gerçekleştirilmediği gibi gerçekleştirilmesinin de imkansız olduğunu, davacı şirketin defterlerinin nerede olduğunu bilmediğini, davalı şirketin kurulduğunda yetki vermiş olduğu mali müşavir tarafından teslim alındığını, şirket defterleri kayıp olduğundan ve bu kaybın nedeni olarak olağanüstü bir durum da söz konusu olmadığından (yangın sel vs) defterlerin zayi belgesinin de alınamadığını, davacının vekalet vermiş olduğu ve şirketin kurulması işlemlerinden sorumlu mali müşavirler şirket defterlerini ve gerekli beyanları bir gün bile sunmadığını ve davacının ceza mahkemesinde yargılanmasına sebep olduğunu, davacının tüm iyiniyeti ile gerekli tüm yasal işlemleri yürüttüğüne inandığı insanlar tarafından çeşitli şekillerde kandırıldığını, davacıya şirketin kapatıldığının söylendiğini, ancak şirketin kapatılmadığını, davacıya şirketin devredilebileceğinin söylendiğini ve devir işlemleri için 10.000 TL ücret alındığını, devir yapılmadığını, davacının davalı şirketten maddi manevi zarardan başka hiçbir şey elde etmediğini, davacının şirket defterlerinin sunulmaması sebebiyle hiçbir gelir elde etmediği şirket yüzünden 528.000,00 TL'lik cezayı yeğeninin çektiği kredi sayesinde ödeyebildiğini, şirketin devletin hiçbir kurumuna borcu bulunmadığını, şirketin alacaklısı bulunmadığını, şirkete ait bir banka hesabı da bulunmadığını, davalı şirketin defterlerinin bulunamadığı ve genel kurul kararı alınamayacağı nedeni ile huzurdaki davanın açıldığını beyanla, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını, davalı şirketin tasfiyesiz olarak feshine aksi takdirde şirkete kayyum atanarak tasfiyeli olarak feshine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.GEREKÇE
:Dava; TTK 636 /3 Maddesi gereği limited şirketin haklı nedenle feshi istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince davacının tek ortağı olduğu şirketin feshi için dava açmakta hukuki yararı bulunmadığı gerekçesi ile davanın dava şartı yokluğu usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekilince yukarıda belirtilen sebepler ile istinaf yoluna başvurulmuştur.6100 sayılı HMK 114.maddesinde hukuki yarar dava şartları arasında sayılmıştır. HMK 115. maddesi hükmü gereği dava şartları yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen gözetilmedir. Bu sayede, iç hukukumuzun bir parçası olan Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi (İnsan Hakları ve Temel Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme)'nin 6.maddesi ve 1982 Anayasası'nın 36. maddesinde düzenlenen “hak arama özgürlüğü” nün dürüstlük kuralına uygun kullanılması sağlanabilecek; bu durum, haksız davalar açmak suretiyle, dava hakkının kötüye kullanılmasına karşı bir güvence oluşturacaktır. Dava açmaktaki hukuki yarar; hukuk düzenince kabul edilmiş meşru bir yarar olmalı, bu yarar dava açan hak sahibi ile ilgili olmalı ve dava açıldığı sırada ve devam eden süreçte halen mevcut bulunmalıdır. Ayrıca açılacak davanın, ortaya çıkacak tehlikeyi bertaraf edecek nitelikte olması gerekir. Bir kimsenin hakkına ulaşmak için mahkeme kararının o an için gerekli olması durumunda hukuki yararın olduğundan sözedilebilir. Bir mahkeme kararına ihtiyaç yoksa hukuki yarardan söz edilemez. (Pekcanıtez, H./Atalay, O./ Özekes, M.: Medeni Usul Hukuku, Ankara 2011, s.297) ( Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin ███████E- █████████ K sayılı 30.06.2020 tarihli kararı)Davacının dava hakkına sahip olması, dava açabilmesi için tek başına yeterli olmadığı gibi ideal veya ekonomik yarar da yalnız başına yeterli değildir. Davacının, hakkına kavuşmak için mahkeme kararına muhtaç olması gerekir.Davalı şirket tek ortaklı olup hisselerinin tamamı davacıya ait olduğu dosya kapsamı ve ticaret sicil kayıtlarından anlaşılmaktadır.Somut olayda şirket tek ortaklı bir limited şirket olup, davacı aynı zamanda şirketin yöneticisi ve genel kurulunu oluşturmaktadır. Bu nedenle, davacının alabileceği bir kararla her zaman şirketin fesih ve tasfiyesi mümkündür.Bu hale göre , fesih kararı alınması için mahkeme kararına ihtiyaç bulunmadığından mahkemece davanın hukuki yarar dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 1.175,00 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile fazlaya dair yatırılan 443,00 TL'nin davacıya iadesine,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda,HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay İlgili Hukuk Dairesi'ne TEMYİZ YASA YOLU açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026