Anahtar kelimeler: Davadavacı Bugüne Satımdan Yürüttükleri Faturaya Durduğunu Niyetli Sunduğumuz Borca Sağlanamadığını

T.C. İstanbul Anadolu 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ile müvekkili arasındaki ticari iş ilişkisi çerçevesinde düzenlenen faturaya konu borcun fatura tarihinde davalı tarafça ödenmesi gerekirken bugüne kadar taraflarına herhangi bir ödeme yapılmamış olduğunu, Davalının, icra takip dosyasına sunduğumuz faturalardan dolayı borçlu bulunduğunu, Davalı, -------- E. sayılı dosyası ile aleyhine yürüttükleri icra takibinde haksız ve kötü niyetli olarak borca itiraz ettiğini, takibin durduğunu arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın kabulüne, itirazın iptaline, takibin devamına, davalının takibe konu alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini dava ve talep etmiştir.SAVUNMADavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin dava dilekçesinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde borcu bulunmamakta olup, Takibe konu faturalara ilişkin müvekkili şirketin davacı şirkete hiçbir borcunun mevcut olmadığını, Davacı tarafla müvekkili şirketin arasında herhangi bir sözleşme bulunmadığını, aynı şekilde davacının Müvekkili şirket yetkilisi ile herhangi bir görüşmesi olmamış olduğunu, Davacı tarafın iddiasının aksine 9620'ı oranında icra inkar tazminatı şartları oluşmamış olup, Zira alacağın likit ve belirlenebilir olmadığını, Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için alacağın gerçek miktarının bedeli ve sabit olması veya borçlu tarafından alacağın tüm unsurlarıyla tespitinin mümkün olması, alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerektiğini, Alacağın tayini taraf defterleri üzerinde yapılacak inceleme ve alınacak bilirkişi raporu doğrultusunda mahkemenin takdirinde bulunmakta olup dava konusu alacağın bu itibarla likit ve belirlenebilir olmadığını, Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarının da bu yönde olduğunu tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE
: Dava hukuki niteliği itibariyle, -------- İcra Müdürlüğünün -------- E sayılı icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın İİK 67. maddesi gereğince iptali ile icra inkar tazminatı isteminden ibarettir.İİK. mad. 67/I -III, V‟de düzenlenmiş bulunan itirazın iptali davası, borçlunun itirazının hükümsüz kılınarak, itiraz ile duran ilâmsız takibe konu olan alacağın varlığının saptanarak, icra takibinin devam etmesini (ve bu suretle, takip konusu alacağın borçludan alınmasını) sağlamak amacı ile açılır.İtirazın iptali davası açılabilmesi için; a) Yetkili icra dairesinde yapılmış geçerli bir ilamsız icra takibi bulunmalıdır. İtirazın iptal davası, icra takibi ile bağlantılı olduğundan, davalı aleyhine yapılmış geçerli bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası dinlenmez. Yetkili icra dairesinde yapılmış usulüne uygun bir icra takibi bulunmadıkça, itirazın iptali davası açılamaz. Eğer, icra mahkemesince “ödeme emrinin iptaline” ya da “icra takibinin iptaline” karar verilmişse, iptal davası konusuz kalır.b) Borçlu tarafından süresi içinde yapılmış -ve hakkındaki takibi durdurmuş olan- geçerli bir itiraz bulunmalıdır.Borçlu tarafından süresinden sonra ödeme emrine itiraz edilmiş olduğu için ya da süresi içinde olmakla beraber yanlış (yetkisiz/görevsiz) yere itiraz edildiği için takip kesinleşmisse veya takip, borçlunun itirazı nedeniyle değil de icra mahkemesinin kararıyla durdurulmuşsa bu gibi durumlarda itirazın iptali davası açmakta hukuki yarar bulunmayacaktır.c) Alacaklı tarafından, borçlunun itirazının kendisine tebliğinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davasının açılmış olması gerekir. Alacaklının, “itirazın kendisine tebliğinden itibaren” bir yıl içinde borçlunun itiraz ettiği alacağının tespiti ve itirazın iptali dileğiyle açtığı dava “itirazın iptali” davası niteliğini taşır. Bu davanın açılabildiği, “bir yıllık süre” hak düşürücü süredir. Bir yıllık dava açma süresinin başlangıcı, “itirazın alacaklıya tebliğ tarihi”dir. Bu halde; borçlunun itirazı, alacaklıya tebliğ edilmemişse, bir yıllık dava açma süresi işlemeye başlamayacaktır. Davacının, itirazı herhangi bir şekilde öğrenip öğrenmemesi de sürenin başlamasını gerektirmez. İtirazın iptali istemine konu, ---------- İcra Müdürlüğünün --------- E sayılı takip dosyasının incelenmesinde; davacı alacaklının, davalı borçlu aleyhine genel haciz yolu ile icra takibinde bulunduğu, ödeme emrinin borçluya tebliğ edildiği; borçlu tarafından borca itiraz edildiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edilmediği huzurdaki davanın yasal süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır.Mahkemece yapılan yargılama sırasında taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri bulunduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi tarafından alınan raporda özetle; Davacı Şirketle Davalı şirket arasında 2022 Yılında sürdürüldüğü görülen Ticari İlişki kapsamında, Davacı Şirketçe Davalı Şirket adına 22.08.2022-06.09.2022 Tarihleri arasında kalan Periyotta, Muhtelif Tarih ve Tutarlarda yapılan Mal Satışları kapsamında, Tevkifattan arındırılmış KDV Dahil 17.266,55 TL Toplam Tutarlı 4 Adet E-Faturanın düzenlenerek Elektronik Ortamda Davalı Şirkete tebliğ edildikleri ve de Davacı Şirketin Usul Ve yasaya uygun tutulmuş Ticari Defterlerinde Davalı Şirket adına Borç kayıtlarının yapılmış bulundukları, Davacı Şirketin incelenen Ticari Defterlerinde ve Davacı Şirketçe Haricen Sunulan Tahsilat Makbuzu kapsamında, Davalı Şirketten 22.08.2022 Tarihinde 4.400.-TL ve 01.02.2023 Tarihinde 4.000.-TL olmak üzere Toplamda 8.400.- TL Tahsilat gerçekleştirilmiş olduğu ve Düzenlenen Satış Faturaları ile bu faturalara ilişkin olarak yapılan Tahsilatlar neticesinde, Davacı Şirketin 8.875,00 TL ASIL ve 899,00 TL İşlemiş Faizi olmak üzere TOPLAM 9.774,00 TL ALACAK TALEBİ üzerinden harçlandırmak suretiyle İtirazın İptali istemi ile Davalı Şirket aleyhine ikame etmiş olduğu işbu İtirazın İptali Davasında, Davacı Firmanın Davalı Şirketten, Takip/Dava Tarihi itibarıyla 8.866,55 TL ASIL ALACAKLI durumda bulunduğu, Takip Öncesi Temerrüt Koşullarının oluşup, oluşmadığı, Davacı Şirketçe Takip öncesine ilişkin Faiz talebinde bulunulup, bulunulamayacağı hususları hukuki değerlendirmeye muhtaç bulunduğundan, Uzmanlık alanım dışında kalan bu hususta takdirin mahkememize ait olduğu hususları beyan ve rapor edilmiştir.Mahkememizin █████/2026 tarihli ara kararı ile davalı tarafın ticari defterlerin incelenmesi için █████/2026 günü saat 10:35'e inceleme günü verildiği inceleme gün ve saatinin davalı tarafa tebliğ edildiği ancak inceleme gün ve saatinde davalı tarafın hazır bulunmadığı gibi yerinde inceleme talebinde de bulunmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda davalı tarafın, usulüne uygun tebligata rağmen ticari defterlerini incelenmek üzere sunmadığı, davacı tarafın ticari defterlerini incelenmek üzere sunduğu ve davacı tarafın defterlerine göre davalıdan 8.866,55 TL alacaklı olduğu, HMK 222/3. Maddesinde " İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde)yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. (Değişik 28.07.2020T. 7251 Sy. Kanun-23.madde). Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükmünün düzenlediği, hüküm doğrultusunda davalı tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi durumunda davacı yanın ticari defterlerinin lehine delil olacağı değerlendirilmiştir.Dosya kapsamında davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtar bulunmamaktadır. Takip öncesi temerrüt faizi talep edilebilmesi için davalının TBK. 117 (eski TBK. 101) maddesi uyarınca temerrüt ihtarnamesi ile temerrüde düşürülmesi ya da borcun ödeneceği günün tarafların anlaşmasıyla kesin olarak belirlenmesi (TBK. m. 117/2) şarttır.Takibe kadar işlemiş faize yönelik işlemiş faiz talebinin temerrüte düşürücü ihtar bulunmadığından işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir. Usul ve yasaya uygun bilirkişi raporu hükme esas alınarak bilirkişi raporuyla davacı defteri incelenerek hesaplanan dava konusu asıl alacak üzerinden takibin devamına ispatlanamayan fazlaya ilişkin talebin reddine karar vermek gerekmiştir.İcra ve İflas Kanununun 67.maddesinin 2.fıkrası gereğince, icra tazminatına hükmedilebilmesi için, borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Borçlunun itirazının kötüniyetli olması ise yasal koşul değildir. İcra inkar tazminatı, aleyhindeki icra takibine itiraz eden ve işin çabuk bitirilmesine engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Alacağın likit ve belli olması da gerekir. Alacağın gerçek miktarı belli, sabit veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurlar bilinmekte ya da bilinmesi gerekmekte, böylece borçlu tarafından borcun tutarının tahkik ve tayini mümkün ise; başka bir ifadeyle borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise, alacağın likit ve muayyen olduğunun kabulü zorunludur. Takip talebi ve bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde alacak likit olduğu anlaşılmakla asıl alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatının davalının tahsiline ilişkin talebin kabulüne karar verilmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalının--------- İcra Müdürlüğünün ---------- E. Sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının kısmen iptali ile, takibin 8.866,55 TL asıl alacak üzerinden devamına, fazlaya yönelik talebin reddine,2-Alacak likit olduğundan kabulüne karar verilen asıl alacak miktarının %20'si oranında hesaplanacak icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,3-Karar harcı 732,00 TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davalı taraftan tahsili ile hazine adına irad kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan 427,60 TL başvurma harcı,427,60 TL peşin harç olmak üzere toplam 7.192,92 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere gideri ve bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 6.172,00 TL yargılama giderinin haklılık oranına göre 5.598,97 TL sinin davalı taraftan tahsili ile davacı tarafa ödenmesine, kalan tutarın davacı üzerinde bırakılmasına,6-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,7-Davanın kabul edilen kısmı için davacı yararına karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. deki esaslara göre belirlenen 8.866,55 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,8-Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(13) maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2 maddeleri ile Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca --------- bütçesinden ödenen 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin haklılık oranına göre 3.265,76 TL'nin davalıdan, 334,24 TL'nin ise davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,Dair davacı vekilinin yüzüne karşı, davalının yokluğunda, miktar itibariyle KESİN olmak üzere verilen karar, açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026