Anahtar kelimeler: Cismani Esaskarar Küçük Poliçesi Ölüm Plakalı Ankara Şirkete Mali Özetle

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: █████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 14.12.2023
NUMARASI
: ████████ Esas ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ
: 07.05.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ
: 15.05.2026
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 17.10.2016 tarihinde davalı şirkete zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, davacı küçük ...’a çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla geçici iş göremezlik kaybı olarak 500,00 TL, sürekli iş göremezlik kaybı olarak 500,00 TL olmak üzere toplam 1.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı kazaya karışan aracın, davacı şirkete 28.11.2015–2016 tarihleri arasında geçerli olmak üzere 0001-0210-13375103 numaralı Karayolu Zorunlu Mali Mesuliyet Poliçesi ile sigortalı olduğunu, işbu poliçeden dolayı sorumluluklarının sigortalının kusuru oranında olmak üzere, bedeni zararlarda şahıs başına azami 310.000 TL ile sınırlı olduğunu, huzurdaki başvurunun öncelikle dava şartı eksikliği sebebiyle usulden reddi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %0 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 3 ay olduğunun belirlendiği, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin bulunmadığı, yaşının küçük olması nedeniyle lehine geçici işgöremezlik tazminatı koşullarının da oluşmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; dava konusu kaza nedeniyle davacının çok erken yaşta hem bedenen hem zihnen sakat kaldığını, davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, davacı küçük ...’a çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı talep etmiştir.
Mahkemece, davacı küçük ...’ın, dava konusu kazadan kaynaklanan maluliyetinin belirlenmesi yönünden Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden rapor alındığı; raporda, kaza sonrası davacının tedavi için götürüldüğü Şehitkamil Devlet Hastanesine ait 17.10.2016 tarihli Genel Adli Muayene raporunda, hastanın araç dışı trafik kazası sonrası muayenesinin yapıldığı, kafada sağ oksipitotemporal bölgede yaklaşık 1x2 cm'lik yüzeyel sıyrık alanı olduğu, hayati tehlikesi olmadığı, durumun BTM ile giderilemez olduğunun belirtildiği, 17.10.2016 tarihli epikriz raporunda, hastanın trafik kazası sonrası muayene ve gözlemlerinin yapıldığı, beyin BT incelemesinde, serebellum sol orta hatta ekstraaksial mesafede 2,5 cm'ye varan genişleme izlendiği açıklandıktan sonra dosyada mevcut davacıya ilişkin muayene evraklarının, konsültasyon formlarının ve raporların incelendiği ve sonuç olarak Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik ve ekindeki cetveller esas alınmak kaydıyla yönetmelik kapsamında değerlendirilebilecek mevcut tıbbi evrak dahilinde sekel mahiyetinde bir arızasının tespit edilemediğinden, 17.10.2016 tarihindeki trafik kazasına bağlı maluliyet oranı tayinine mahal olmadığı şeklinde görüş belirtildikten sonra davacının Çocuk Nöroloji kliniğinde takip ve tedavisinin tamamlanması sonrasında kaza ile illiyeti olan sekel mahiyetinde bir araz tespit edilmesi halinde taraflarınca tekrar değerlendirilebileceğinin mütalaa edildiği görülmüştür.
Bu durumda mahkemece, davacı vekilinin, davacının dava konusu kaza sonrası hem bedenen hem de zihnen sakat kaldığı yönündeki iddiası, davacının 2012 doğumlu olup kaza tarihinde 4 yaşında olması, Gaziantep Şehit Kamil Devlet Hastanesinden alınan 11.01.2018 tarihli raporda bilişsel gelişmede sınır düzeyde gecikme nedeniyle maluliyet belirlenmiş olması, Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından alınan maluliyet raporunda, davacının, Çocuk Nöroloji kliniğinde takip ve tedavisinin tamamlanması sonrasında kaza ile illiyeti olan sekel mahiyetinde bir araz tespit edilmesi halinde tekrar değerlendirilebileceğinin belirtilmiş olması gözetildiğinde davacının, dava konusu kazadaki yaralanmasından kaynaklanan daimi maluliyetinin bulunup bulunmadığının ve varsa maluliyetinin dava konusu kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi yönünden heyete çocuk nöroloji uzmanı, beyin cerrahi uzmanı ve çocuk psikiyatri uzmanı da dahil edilerek Adli Tıp Kurumu ilgili ihtisas dairesinden ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Ayrıca, davalı sigorta şirketi, davacının zararından sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğuna göre, kazanın meydana gelmesinde kusur oranlarının belirlenmesi yönünden inceleme yapılması, konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kazanın oluşumunda kusur oranının belirlenmesi yönünden bir inceleme ve değerlendirme yapılmadan karar verilmiş olması doğru değildir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kararın kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak hüküm kurulması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine,
3-İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,
4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!