Anahtar kelimeler: Durakladığını Şeridinde Esaskarar Fiilden Plaka Emniyet Ankara Özetle İdaresindeki Aracın

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
: █████████ - ████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 02.02.2024
NUMARASI
: ████████ Esas ███████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: 07.05.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ
: 20.05.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; 25.11.2017 tarihinde, davacı ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın emniyet şeridinde durakladığını, arkasına ise ... plaka sayılı davacı ... idaresindeki aracın duraklama yaptığını, bu esnada arkadan gelen davalı ... idaresindeki, davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın, ... plakalı araca arkadan çarptığı, bu aracında sürüklenerek önündeki ... plakalı araca çarptığı, davacı sürücüler ... ve ...'nun ve yolcu konumunda olup olay esnasında araç dışında beklemekte olan davacı ...’in yaralandıklarını ve malul kaldıklarını, bakıcı ihtiyacı oluştuğunu, tedavi giderleri yaptıklarını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ... için 5.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 5.000,00 TL maddi tazminat ve 50.000,00 TL manevi tazminatın, davacı ... için 1.000,00 TL maddi tazminat ve 20.000,00 TL manevi tazminatın, davalı sigorta şirketinin poliçe limiti ile sorumlu olmak üzere 25.11.2017 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş; ıslah dilekçesi ile talebini, davacı ... bakımından 914.340,43 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 5.539,60 TL tedavi ve bakıcı gideri olmak üzere toplam 919.880,03 TL üzerinden sigorta şirketinin sorumluluk tutarı olan 330.000,00 TL düşüldükten sonra bakiye maddi tazminat olarak 589.880,03 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça dava öncesi usulüne uygun bir başvuru yapılmadığından kanunda öngörülen başvuru şartının gerçekleşmediğini, davalı şirketin sorumluluğunun sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, sigortalı araç sürücüsünün kazanın oluşmasında kusuru bulunmadığını, davacıya SGK tarafından rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti gerektiğini, geçici iş göremezlik zararı ile geçici bakıcı giderlerinin poliçe teminatı kapsamında olmadığını, davacının kalıcı maluliyetinin varsa tespit edilmesi gerektiğini, sürekli sakatlık tazminatı belirlenirken vergilendirilmiş gelir yoksa asgari ücretin baz alınması gerektiğini, kaza tarihinden yasal faiz işletilmesi talebinin de yerinde olmadığını, faizin dava tarihinden işletilmesi gerektiğini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; öncelikle davanın aracın ZMMS sigortalı şirketle birlikte açıldığından görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, davalının sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracı ile kazanın vuku bulduğu yere yaklaşırken arkadan gelen davacılardan ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın kaza yerinde kendilerini bekleyen emniyet şeridindeki park halinde bulunan ... plakalı aracın yanına gitmek için sol taraftan sağ tarafa geçmek isterken davalının kullandığı aracın önüne kontrolsüz bir şekilde geçmesi ile kazanın meydana geldiğini, kazanın oluş şekli göz önüne alındığında davalının hiçbir kusurunun bulunmadığını savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dosyadaki bilgi ve belgelere, alınan bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %100 oranında kusurlu olduğunun anlaşıldığı, Ankara Üniversitesi, Tıp Fakültesi, Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporlarda, davacı ...’nun kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %30 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlendiği, davacı ...’in kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %2 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 9 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlendiği, davacı ...’in kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %3 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 6 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 1 ay olduğunun belirlendiği, davacıların geçici ve sürekli işgöremezlik zararı, tedavi gideri ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişi ve doktor bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, davalı sigorta şirketi yönünden davadan feragat edildiği, davacıların kazada yaralanması nedeniyle TBK’nın 56. maddesi gereğince davacılar lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davanın maddi ve manevi tazminat talebi bakımından davalılardan ... Sigorta AŞ bakımından feragat nedeni ile reddine, davacı ... için 5.539, 60 TL tedavi giderinin 100,00 TL’sinin kaza tarihi olan 25.11.2017 tarihinden itibaren; 5.439,60 TL’sinin ıslah tarihi olan 08.10.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile toplam 589.880,03 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 4.900,00 TL’sinin olay tarihi olan 25.11.2017 tarihinden itibaren; 584.980,03 TL’sinin ıslah tarihi olan 08.10.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı ...’den alınarak davacı ...’na verilmesine; davacı ... için 100,00 TL tedavi gideri ve 4.900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 5.000,00 TL’nin olay tarihi olan 25.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sürücü ...’den alınarak davacı ...’e verilmesine; davacı ... için 800,00 TL tedavi gideri ve 200,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 1.000,00 TL’nin olay tarihi olan 25.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sürücü ...’den alınarak davacı ...’e verilmesine; davacı ... için 70.000,00 TL, davacı ... için 15.000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 25.11.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalı sürücü ...’den tahsiline karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı ... yönünden belirlenen maluliyet oranının düşük olduğunu, davacı lehine hesaplanan maddi tazminat miktarının az olduğunu, faiz başlangıcının kaza tarihi olması gerektiğini, davacı ... lehine hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; ıslah dilekçesinin talep artırım dilekçesi olarak sunulmasının usule aykırı olduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu kabul edilmesinin isabetli olmadığını, davacıların belirlenen maluliyet oranının fazla olduğunu, bu husustaki raporlar arasında çelişki olduğunu, hükme esas alınan aktüerya raporunda açık hatalar olduğunu, davalı ... yönünden esas alınan aylık gelirin fazla olduğunu, hüküm kurmaya elverişli olmadığını, tedavi giderlerinin farazi olarak hesaplandığını, davacılar lehine hükmedilen manevi tazminatın fahiş olduğunu, davacı ... yönünden talebin aşıldığını, manevi tazminat yönünden davalı lehine eksik vekalet ücreti takdir edildiğini ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacılar vekili, davacı ... idaresindeki ... plaka sayılı aracın emniyet şeridinde durakladığını, arkasına ise ... plaka sayılı davacı ... idaresindeki aracın duraklama yaptığını, bu esnada arkadan gelen davalı ... idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın, ... plakalı araca arkadan çarptığı, bu aracında sürüklenerek önündeki ... plakalı araca çarptığı, davacı sürücüler ... ve ...'nun ve olay esnasında araç dışında beklemekte olan davacı ...’in yaralandıklarını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi gideri ve bakıcı gideri talep etmiştir.
1-Davacı ... yönünden hükmedilen maddi tazminata yönelik istinaf itirazının incelenmesinde;
Davacı ...’nun maluliyeti nedeniyle iş göremezlik tazminatının belirlenmesinde gerçek gelirin esas alınması, gerçek gelirin belirlenme imkanı olması halinde gerçek gelire göre tazminat hesaplanması gerekir. Davacının kaza tarihinde zabıt katibi olarak görev yaptığı ve 2019 yılında emekli olduğu anlaşılmakla, davacının kaza tarihinden rapor tarihine kadar maaş bordrolarının getirilmesi ve bilinen dönem için emekli olduğu tarihe kadar maaş bordrolarının esas alınması, emeklilik dönemi için asgari ücret esas alınarak pasif dönem hesabı yapılması gerekirken mahkemece hükme esas alınan aktüerya raporunda, davacının kaza tarihindeki maaş bordrosundaki aylık gelirinin asgari ücrete oranlamak suretiyle, davacının aylık gelirinin asgari ücretin 2.62 katı olduğunun kabulü ile hesaplama yapıldığı, olay tarihi ile hesaplama tarihi arasındaki bilinen dönemde asgari ücret artış oranı ile devlet memuru maaş artış oranlarının farklı olması nedeniyle gerçek zararın hesaplanmadığı, bu itibarla aktüerya raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmıştır.
Ayrıca, aktüer bilirkişinin 01.01.2024 tarihli ek raporunda, davacı ...’nun sürekli işgöremezlik zararının hesaplamasına ilişkin Ek:1 tabloda, Peşin Değerli Gelir Tablosu kısmında 2025-2035 yılları arasında her bir yıl için peşin değerin 204.025,44 TL olarak gösterildiği ancak 2036 yılı için yıllık peşin değerin 2.448.305,28 TL olarak belirtildiği ve toplam zararın 4.896.610,56 TL olarak hesaplandığı görülmüş olup hesaplamanın denetimde tereddüte neden olduğu, hesap şeklinin anlaşılamadığı, davalı tarafın bu hususa yönelik maddi hata savunmasının da bulunduğu gözetildiğinde aktüer bilirkişiden hesaplamanın açıklanması, varsa maddi hatanın düzeltilmesi yönünden ek rapor alınmadan karar verilmesi de doğru değildir.
2-2918 sayılı Karayolları Trafik Yasası’nın 88. maddesinde Zarar verenlerin birden fazla olması halinde “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur.” düzenlemesi yapılmış, yine TBK 61. maddesinde “ Dış ilişkide, birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanır.” denilmiş, 62. madde de ise “tazminatın aynı zarardan sorumlu müteselsil borçlular arasında paylaştırılmasında, bütün durum ve koşullar, özellikle onlardan her birine yüklenebilecek kusurun ağırlığı ve yarattıkları tehlikenin yoğunluğu göz önünde tutulur. Tazminatın kendi payına düşeninden fazlasını ödeyen kişi, bu fazla ödemesi için, diğer müteselsil sorumlulara karşı rücu hakkına sahip ve zarar görenin haklarına halef olur.” düzenlemesi ile birden çok kişi aynı zarardan aynı sebeple yada çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu olabileceği vurgulanmıştır. Türk Borçlar kanunun müteselsil borçluluk ve dış ilişki de borçluların sorumluluğu başlıklı 163. maddesinde “Alacaklı, borcun tamamının veya bir kısmının ifasını, dilerse borçluların hepsinden, dilerse yalnız birinden isteyebilir. Borçluların sorumluluğu, borcun tamamı ödeninceye kadar devam eder” denilerek zarar verenlerin zarar görenlere karşı sorumluluğunun kapsamını düzenlemiştir.
TBK'nın 166. maddesi gereğince borçlulardan birinin ifa veya takasla borcun tamamını veya bir kısmını sona erdirmesi halinde, bu oranda diğer borçlularda borçtan kurtulur. Aynı kanunun 168/2 maddesinde ise alacaklının diğerlerinin zararına olarak borçlulardan birinin durumunu iyileştirmesi halinde bunun sonuçlarına kendisinin katlanması gerekir.
Somut olayda, davacılar vekilinin, 08.10.2023 tarihinde sunduğu feragat dilekçesinde, davalı ... Sigorta AŞ ile sulh olduklarını, bu nedenle davalı sigorta şirketi yönünden her bir davacı adına davalarından feragat ettiklerini belirtmiş olup mahkemece, davalı sigorta şirketi yönünden davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmiş, davacı ... yönünden sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme mahsup edilerek davacının talebi de gözetilerek bakiye iş göremezlik tazminatı ve tedavi giderine hükmedilmiş, diğer davacılar yönünden ise talep artırımı yapılmadığından dava dilekçesindeki talep gibi tedavi gideri ve sürekli iş göremezlik tazminatına hükmedilmiş ise de; davacılar vekili tarafından zarardan müteselsilen sorumlu olan sigorta şirketi yönünden açılan davadan feragat edildiğine göre sigorta şirketinin sorumlu olduğu teminat limitleri kadar davadan feragat edildiği kabul edilerek poliçe teminat limitinin üzerinde bir zararın bulunması halinde diğer zarar sorumlusu davalının ancak bu miktardan sorumlu tutulması, davacılar vekilinin talep ettiği tazminatların poliçe teminat limiti altında kalması halinde davacılar vekilinin sigorta şirketi hakkındaki- iş göremezlik ve tedavi giderine ilişkin ayrı ayrı teminat limiti olduğu dikkate alınarak- feragatinin diğer davalıya sirayet edip etmeyeceği değerlendirilmeden karar verilmiş olması doğru görülmemiştir.
4-Kabule göre; Dava konusu uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Bu nedenle, davacı ... yönünden hükmedilen tazminata davalı ... yönünden kaza tarihinden itibaren faiz yürütülmesine karar verilmesi gerekirken ıslah ile artırılan kısımlar yönünden ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacılar vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
Davanın yeniden görülüp sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE,
2-Kararın kaldırılma sebebine göre tarafların sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,
3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harcının talepleri halinde iadesine,
4-Taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda gözetilmesine,
5-Kullanılmayan istinaf gider avansının iadesine,
6-Karar tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın HMK 353/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 07.05.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!