Anahtar kelimeler: Alımsatım Satımdan Sonuna Aktif Kurulduğunu Bedele Bakirköy Borcu Tesliminde Özetle

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
TARİH
: █████/2023
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2018 yılından itibaren karşılıklı alım-satım ilişkisi kurulduğunu ve ilişkinin 2021 yılı sonuna kadar aktif olarak devam ettiğini, davalının davacıya 162.038,76 TL borcu bulunduğunu, bu bedele karşılık davalı mal tesliminde bulunmadığı gibi bedelin iade de edilmediğini, bunun üzerine taraflarınca 09.02.2022 tarihinde İstanbul 18.İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu aleyhine ilamsız icra takibine başlandığını, davalının yetkiye itirazı üzerine takibin yetkili icra dairesi olan Bakırköy 9.İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden devam ettiğini, davalının bu icra takibinden kendisine tebliğ edilen ödeme emrine itiraz ettiğini, arabuluculukta da anlaşılamadığını ileri sürerek, davanın kabulü ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2018 yılından beri ticari ilişki olduğunu, ancak mal satımı davalı tarafından yapıldığından, davacının alacaklı olmasının mümkün olmadığını, nitekim dayanak icra takibinde alacağa ilişkin hiçbir açıklama bulunmadığını, uyuşmazlığın davacının kötü niyetinden ve kur farkından kaynaklandığını, davalının █████/2019 tarihinde davacı tarafa 75.520,00 USD değerinde fatura karşılığı mal satıp teslim ettiğini, karşılığına USD çekleri aldığını, bu çekler ödenmediği için bu kez █████/2020 tarihinde █████/2021 vadeli 10.000,00 USD bedelli bono aldığını, bu şekilde dolar üzerinden bir alışveriş olduğunu, satıcı davalının mal faturasının ve davacının ödemelerinin dolar cinsinden olduğunu, uyuşmazlığın █████/2019 tarihli 75.520,00 USD fatura bedelinin ödenmesinin yabancı para cinsinde mi yoksa Türk Lirası olarak mı kabulünden ve buna göre de "kur farkına" kimin katlanacağından kaynaklandığını, davalı alıcının kendi defterini TL üzerinden tutarak kur farkından kaynaklanan farkı satıcıdan istemesinin haksız olduğunu belirterek davalı vekili davanın reddi ile yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında; taraf ticari defetrleri ve ba-bs form kayıtlarının muatabakat halinde olduğu, dava konusu uyuşmazlığın 75.520,00-USD lik faturanın ödemesinin TL cinsinden mi dolar üzerinden mi yapılması gerektiği noktasında toplandığı, dolar olarak düzenlenen fatura konusu ödemenin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılması gerektiği, davacının bir kısım kıymetli evrak ile yapıtığı ödemelerinin karşılıksız çıkması neticesinde dava konusu faturanın bakiye borcunun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanması gerektiği, ödemelere ilişkin uyuşmazlık bulunmadığı, bu sebeple davalı ticari defterleri üzerindeki kayıtların esas alınması gerektiği bu hali ile davacının takip tarihi itibari ile davalıdan 1.783,75-TL alacaklı olduğu, gerekçesi ile; davanın kısmen kabulüne, davalının Bakırköy 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazıın 1.783,75-TL asıl alacak üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davalının asıl alacak 1.783,75 TL üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesinin, dolar olarak düzenlenen faturaya ilişkin ödemenin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılması gerektiğine ilişkin kararının, taraflar arasındaki teamüle, Yargıtay kararlarına, hukuka tamamen aykırı olduğunu, davacı tarafından yapılan ödemelerin, fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden hesaplanan karşılığının davalı tarafından davacı adına düzenlenen 75.520,00-USD bedelli faturaya mahsup edilebilmesinin, davalının kur farkı talep edebilmesinin birtakım koşulları bulunduğunu, Yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca davalının kur farkı talep edebilmesi için taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin sözleşme bulunması ya da sözleşme bulunmasa dahi kur farkının talep edilebileceğine dair taraflar arasında teamül oluşmuş olması gerektiğini; taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, tarafların ticari defterleri incelendiğinde de herhangi bir teamül oluşmadığının anlaşıldığını, tarafların ticari defterlerinde 2021 yılı devir bakiyeleri 716.103,05-TL olup tarafların bu rakamda mutabık olunduğunu, tarafların 2021 yılına ilişkin yapılan BA ve BS bildirimlerinde fark bulunmadığını, faturanın üzerine yazılı "Bu Fatura Tutarı Döviz Olarak" ödenecektir şeklindeki kaydın ise, fatura üzerine tek taraflı yazılan her türlü kur farkı, vade farkı ve diğer kayıtlar muhatabı yönünden bağlayıcı olmayacağından geçerli olmadığını, tek taraflı yazılan ve faturanın muhteviyatı ile ilgili olmayan, muhatabın sözleşmesel şartlarını ağırlaştırıcı kayıtların muhatap yönünden bağlayıcı olmadığını, (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu 2001/1 E .2003/1 K),
Tarafların hesaplarını TL üzerinden hesabı takip ettiklerini, kesin ve mutlak mutabakatla ilerlediklerini; faturanın dolar cinsinden değil TL karşılığı gösterilerek düzenlendiğini ve TL karşılığının iki tarafça ticari defterlere işlendiğini ancak davalı tarafın, davacı tarafından yapılan ödemeleri sonraki tarihli düşük borçlara mahsup ettiğini, daha sonra mezkur faturayı dolar takibine aldığını, ilk derece mahkemesinin, "dolar olarak düzenlenen fatura konusu ödemenin fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden yapılması gerektiği" şeklindeki gerekçesinin ise hiçbir hukuki dayanağı olmadığını (İstanbul BAM, 43. HD, E. █████████ K. ████████ T. 15.6.2023),
İlk derece mahkemesince, dosyada mübrez ek bilirkişi raporunun aksine karar verilmiş olmasına rağmen gerekçeli kararda bunun nedeninin açıklanmadığını, kök rapora itirazları üzerine düzenlenen █████/2023 tarihli ek raporda, davalının kur farkı talep etmesi halinde dahi davalının 31.083,36-TL kur farkı zararı olabileceğinin hesap edildiğini; diğer bir anlatımla, davalının kur farkı talep edebileceğini kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının 162.038,76 (takip çıkışı) - 31.083,39 (davalının kur zararı) = 130.955,4-TL tutarında davalıdan alacaklı olduğunun ek rapor ile ispatlandığını, ancak ilk derece mahkemesinin gerekçesini açıklamaksızın kök rapora göre karar verdiğini (Yargıtay 3. HD., E. █████████ K. █████████ T. 28.5.2014),
Kararın TBK 102 vd. maddelerine de açıkça aykırı olduğunu; davalının dolar cinsinden alacağı bulunduğuna dair iddiasına yönelik itirazları baki kalmak kaydıyla bir an için aksi kabul edilse ve 18.12.2019 tarih, A Serisi 026982 nolu faturadan kaynaklı 75.520,00-USD alacaklı olduğu farz edilse dahi taraflar arasındaki geçmiş dönemlere ilişkin sunulan ticari kayıtlardan da görüleceği üzere, davacı tarafından 2020 yılında yapılan ödemelerin eski tarihli bu faturadan düşülmediğini, sonraki tarihli TL faturalardan düşüldüğünü ve en son tarihli ve kurun en yüksek olduğu tarihteki ödemelerin en geri tarihteki fatura için kur farkı hesabı ile düşüldüğünü, TBK 102 vd hükümlerine açıkça aykırı bu işlemin kabulü mümkün olmadığını, kanunen yapılan ödemenin hangi borç için olduğu belirli değilse en eski tarihli borç için yapıldığının kabul edileceğini, somut olayda ihtilaf konusu 18.12.2019 tarihli fatura olup; 2020 yılında müvekkili tarafından farklı tarih ve zamanlarda toplam 716.103,05-TL ödeme yapıldığını ancak bu ödemelerin tamamının davacı tarafça sarih kanun hükmüne aykırı ve kötü niyetli olarak sonraki borçlara sayıldığını, en son yapılan ödemelerin, bunların kurun en yüksek olduğu döneme denk geldiğini, en eski borç için kur farkı uygulaması ile çevrildiğini; sarih kanun hükmü kapsamında mezkur ihtilafa konu alacağın döviz cinsinden kabul edilmesi halinde; 2020 yılında yapılan ödemelerin öncelikle en geri tarihli olan bu fatura borcu için sayılması ve bu ödemelerin ilgili tarihlerdeki kur üzerinden çevrilerek bu hesabın yapılması gerektiğini; ek bilirkişi raporu ile açıklanan hususlar doğrultusunda hesaplama yapılmasına karşın, ilk derece mahkemesinin ek raporu dikkate almaması ve itiraza uğramış kök rapor doğrultusunda davanın kısmen kabul kısmen reddine ilişkin verilen kararın kanun açık hükmüne aykırı olduğunu (İstanbul BAM, 43. HD, E. ████████ K. ████████ T. 18.3.2021),
İleri sürerek, izah edilen ve re'sen gözetilecek nedenlerle; tehir-i icra taleplerinin kabulüne, istinaf incelemesinin talepleri doğrultusunda duruşmalı olarak yapılmasına, yerel mahkemenin kararının lehe kısımlarının onanması ile davanın kısmen reddine ilişkin kararının tüm sonuçlarıyla ortadan kaldırılmasına ve davanın tümden kabulüne, yargılama ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine,
karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava; taraflar arasındaki ticari satış ilişkisinden doğduğu ileri sürülen bakiye açık hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı yan; taraflar arasında 2018 yılında başlayıp, 2021 yılı sonuna dek devam eden karşılıklı ticari satış ilişkisinin açık hesaba dayalı yürütüldüğünü, davacının kendi defterlerindeki bakiye açık hesaba göre davalıya 162.038,76 TL fazla ödeme yapmış olduğunu, bu tutar karşılığında mal teslim edilmediği gibi, paranın iade de edilmediğini ileri sürmüştür. Davalı yan ise taraflar arasındaki ilişkinin tek taraflı satış ilişkisi olduğunu, davalının davacıya mal sattığını, davacıya düzenlenen faturalardan birinin de █████/2019 tarihli 75.520,00-USD bedelli fatura olduğunu, bu fatura karşılığında davacının davalıya USD cinsinden havale yolu ile ödeme yaptığını, USD cinsinden çekler verdiğini, ancak bu çeklerin karşılıksız çıktığını, karşılıksız çıkan çekler yerine verilen 10.000,00-USD bedelli bononun da ödenmediğini, davacının yaptığı diğer ödemeler ile borcun kapandığını, davacının fazla ödemesi olmadığını, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi nedeniyle oluşan kur farkına davacının katlanması gerektiğini savunmuştur.
Davacı tarafından dava dilekçesi ekinde TL cinsinden açık hesap özeti sunulmuş, davalı tarafından cevap dilekçesi ekinde █████/2019 tarihli 75.520,00-USD bedelli fatura, davacı tarafından davalıya keşide edilen toplam 48.000,00-USD bedelli üç adet çek, davacının davalıya tanzim ettiği ve 75.520,00-USD bedelli fatura tutarından mahsup edildiği belirtilen bir adet █████/2019 tarihli 18.880,00-USD bedelli fatura ile █████/2019 tarihinde davacının davalıya yaptığı 8.000,00-USD ödemeyi gösterir bir adet havale dekontu, nihayet █████/2021 vadeli davacının davalıya keşide ettiği 10.000,00-USD bedelli bir adet bono sunulmuştur. Ancak davacı tarafından davalıya verilen çeklerin tahsil edilip edilmedikleri muhatap bankadan sorulmamış, yine bononun tahsil edilip edilmediği davalıya açıklattırılmamış, çeklerin ve bononun halen davalı elinde olup olmadıkları, takibe konu edilip edilmedikleri, bu çeklerden ve bonodan bir tahsilat yapılıp yapılmadığı veya davacıya iade edilip edilmedikleri mahkemece araştırılmamıştır.
TBK'nun 101 maddesi uyarınca; birden çok borcu bulunan borçlu, ödeme gününde bu borçlardan hangisini ödemek istediğini alacaklıya bildirebilir. Borçlu bildirimde bulunmazsa, yapılan ödeme, kendisi tarafından derhâl itiraz edilmiş olmadıkça, alacaklının makbuzda gösterdiği borç için yapılmış sayılır. TBK'nun 102/1 fıkrası uyarınca; kanunen geçerli bir açıklama yapılmadığı veya makbuzda bir açıklık bulunmadığı durumda ödeme, muaccel borç için yapılmış sayılır. Birden çok borç muaccel ise ödemenin, borçluya karşı ilk olarak takip edilen borç için yapılmış olduğu kabul edilir. Takip yapılmamış ise ödeme, vadesi ilk önce gelmiş olan borç için yapılmış olur. TBK'nun 102/2 fıkrası uyarınca birden çok borcun vadesi aynı zamanda gelmişse, mahsup orantılı olarak; borçlardan hiçbirinin vadesi gelmemişse ödeme, güvencesi en az olan borç için yapılmış sayılır.
Mahkemece tarafların 2021 yılı ba-bs formları celbedilerek, tarafların 2021 yılı ticari defter ve kayıtları üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılmış, davalı itirazları üzerine aynı bilirkişiden ek rapor alınmış ve istinafa konu karar verilmiştir. Kök raporda davacı ve davalının yalnız 2021 yılı defterleri incelenmiş, ayrıca davalının █████/2019 tarihli 75.520,00-USD bedelli faturayı ayrı bir hesapta takip ettiği belirtilerek bu hesabın dökümü yapılmıştır. Ancak bu hesap dökümünde davalının mezkur faturadan yalnızca █████/2019 tarihli 18.880,00-USD bedelli fatura ile █████/2019 tarihli 8.000,00-USD ödemeyi mahsup ettiği, 2020 yılında herhangi bir ödeme kaydı yapmadığı, 2021 yılında şubat ayından itibaren davacının yaptığı bir kısım ödemeleri mahsup ettiği görülmüştür. Ek raporda da davacının itirazlarına istinaden hesaplama yapılmış ise de, 2020 yılı defterlerinin incelenmediği, bu yıl içerisinde yapılan ödemelerin hesaplanmadığı anlaşılmıştır. Davacı esasen; gerek 2020 gerekse 2021 yılında davalıya yaptığı TL ve USD cinsi ödemelerin eski tarihli USD cinsi faturadan düşülmeyip sonraki tarihli TL cinsi faturalardan düşüldüğünü, davalının TBK'nun 102 maddesine aykırı ve davacı zararına olacak şekilde USD faturadan mahsup yapmayarak davacıdan fazla ödeme aldığını ileri sürmektedir. Davacının takibe konu ettiği tutar kendi defterlerine göre bakiye açık hesap tutarı olup, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda ticari ilişkinin başladığı 2018 yılından takip tarihine dek defter incelemesi yapılmadığından, davacının davalıya 2020 yılı içerisinde yaptığı ödemelerin neler olduğu tespit edilememiştir. Davacı tarafından davalıya yapılan ödemelere ilişkin makbuz bulunmadığı gibi, ödemelerin hangi borca mahsuben yapıldıklarına dair bir davacı bildirimi de bulunmamaktadır.
Bu durumda mahkemece; davalının karşılıksız çıktığını ileri sürdüğü üç adet çekin ve ödeme amacıyla verildiği belirtilen bir adet bononun de akıbeti ve tahsil edilip edilmediklerinin araştırılması, tarafların 2018 yılından takip tarihine dek tüm ticari defter ve kayıtları dayanakları ile birlikte incelettirilerek, davacının davalıya yapmış olduğu tüm ödemelerin tespiti ve bu ödemelerin TBK'nun 102 maddesinde belirlenen ilkeler çerçevesinde sırasıyla davalının açık hesabına konu ettiği faturalardan mahsubu (USD cinsi faturadan USD cinsi ödemelerin doğrudan, TL cinsi ödemelerin ise ödeme tarihindeki kura göre mahsubu), buna göre takip tarihi itibariyle davacının davalıya yapmış olduğu fazla ödeme bulunup bulunmadığı hususlarında mahkeme ve kanun yolu denetimine açık rapor tanzim ettirilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde olmamış, davacının istinaf başvuru bu yönden haklı bulunmuştur.
Sonuç itibariyle; davacının istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile;
Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2023 tarih ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!