Anahtar kelimeler: Perdesinin Açtıklarını Yolcu Bünyesinde Kurulduğunu Kişilik Takibi Davayı İşçilik Şirkete

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
13. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████ Karar
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
TARİHİ
: █████/2022
DAVA
: Alacak (Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacının, ... bünyesinde çalıştığını, işçilik hak ve alacaklarının tahsili amacıyla borçlu şirkete karşı İstanbul 17. İş Mahkemesinde ████████ esas sayılı dosyası ile görülen davayı açtıklarını, dava sonucunda yerel mahkemece hüküm kurulduğunu, icra takibi ile takip başlatıldığını, takip bedelinin 156.750,00 TL olduğunu, davalı şirket yolcu taşımacılığı sektöründe hizmet veren şirket olduğunu, müvekkilinin davalı şirkette bilet satış görevlisi olarak çalıştığını, davalı şirketin, müvekkili dahil tüm personeli mağdur ettiğini, müvekkilinin davalıya açtığı takip dosyasından hacze gittiklerini ancak borçlu şirketin adresinde binanın yıkıldığını ve davalı şirketin ticaret sicilinden kayıtlı adresinde faaliyet göstermediğini tespit ettiklerini, borçlu şirketin taşımacılık sektöründe yaklaşık olarak 40 yıldan bu yana faaliyet göstermekte olduğunu, bu şirketin zarara uğramasının mümkün olmadığını, ancak zarara uğratılabileceğini, birden iflasa gittiklerini, bu durumun hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, diğer davalıların kendi kusur ve davranışları ile şirketi pasif hale getirdiklerini, şirketi zarara uğrattığıklarını, basiretli bir tacir gibi davranmayarak şirketi zarara uğrattıklarını, müvekkilinin yıllarca emek verdiği şirketten hak etmiş olduğu kıdem ve ihbar tazminatı ve diğer işçilik alacaklarını tahsil edemediğini, bu nedenlerle davalı şirket yöneticilerinin basiretli tacir gibi davranmamasının ve şirket malvarlığını azaltmaları sonucunda doğmuş olan 10.000 TL maddi zararın, şirket tüzel kişilik perdesinin aralanması yolu ile şirket ortaklarının ve yöneticilerin sorumluluğuna gidilerek belirsiz alacağın, zararın dava tarihinden işleceyecek en yüksek banka mevduat faizi ile tazminini ve davalıların mal varlıkları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; Açılan davanın belirsiz alacak davası olarak açılamayacağını, davanın konusunun belli olduğunu, müvekkili şirketin şehirler arası yolcu taşımacılığı konusunda faaliyet gösterdiğini, ticari faaliyetini ekonomik sebeplerle sürdüremediğini, basiretli tacir ilkesine aykırı herhangi bir tutumunun olmadığını, şehirler arası taşımacılık yapan bütün seyahat şirketlerinin havayolu şirketlerinin piyasada yarattığı müşteri azlığından dolayı güçlük yaşadıklarını, müvekkili ...'ın 84 yaşında olduğunu ve sağlık sorunları nedeniyle uzun zamandır şirketin fiili yönetiminde bulunmadığını, şirketin mal varlığını eksiltecek kasıtlı hiçbir tasarrufunun olmadığını, ekonomik olarak zarar etmesinden kaynakklı şahsi kaynakları ile şirketi uzun süre fonlamak zorunda kaldıklarını, ...' nın tasfiye halindeki ...'taki tüm paylarını █████/2012 tarihi itibari ile devrettiğini, ...'in hiçbir zaman şirketin kaynaklarını şahsi çıkarları için kullanmadığını, ancak çok büyük şirketlerin dahi rekabet etmekte yaşadıkları güçlüklerin, tasfiye halinde bulunan şirket tarafından aşılamadığını, bu nedenlerle davanın ... yönüden husumet yokluğu sebebiyle, Tasfiye halinde Mermer Seyahat yönünden derdetlik sebebiyle, ... ve ... yönünden esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi █████/2022 tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararında;
".....Davalı şirketin borca batarken davalı yönetici ve ortakların bu kadar taşınmaz mal alınmasının, şirketten örtülü sermaye aktarımı olarak mahkememizce kabul edilmiş, aile şirketi olması da nazara alındığında tüzel kişilik perdesinin kaldırılması ve işçi olan davalının alacağına kavuşması için davalı gerçek kişilerin sorumlu tutulması gerektiği kanaati mahkememizde oluşmuştur.
Davacı taraf, 10.000,00TL üzerinden talepte bulunmuş, tahkikatın bittirileceğinin tefhimine rağmen ıslah dilekçesi sunulmamış ve bu konuda süre de istenmemiştir.
Dava, kısmi dava olup, alacak miktarı mahkeme kararı ile sabit olduğundan, davacıya HMK'nın 107/2. Maddesi gereğince süre de verilmemiştir.
Kesinleşen kapak hesabına göre, davacının davalı şirketten alacağı takip tarihi itibarıyla 97.577,67TL olduğu, taleple bağlı kalınarak davanın 10.000,00TL yönünden kabulüne karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. " gerekçesi ile,
''1-Davacının davasının kabulü ile, davalılar ..., ... ve ...' in İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında borçlu görünen diğer davalı şirket ile birlikte tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile talep ile bağlı kalınarak 10.000,00 TL ile sorumlu tutulmasına ve dava tarihinden itibaren kamu bankalarının uyguladığı en yüksek faizin uygulanmasına, davacının geri kalan kısma yönelik karar hakkının saklı tutulmasına,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; işbu davanın kısmi dava değil, belirsiz alacak davası olarak açıldığını, mahkemece hatalı tespitte bulunulduğunu ve dava değerini belirlemek üzere taraflarına süre verilmediğini, tahkikat aşamasının aniden bitirildiğini, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığının dava dilekçesinin hem konu, hem de istem ve sonuç kısmında açıkça yazıldığını, ancak yerel mahkemenin işbu davayı kısmi dava olarak değerlendirdiğini ve taraflarına HMK m.107/2 gereği süre vermediğini,
Müvekkilin işçilik alacakları her ne kadar müvekkilin çalıştığı şirket olan davalılardan ...'ne karşı açılmışsa ve açılan davada işçilik hak ve alacaklarının işveren şirketten tahsiline karar verilmişse de mahkeme nezdindeki işbu davanın, davalı şirketin müvekkilin hak ettiği alacakların kendisine ödememesi sonucu müvekkilin uğradığı zararın giderilmesi amacıyla açıldığını, bu nedenle söz konusu davanın işçilik alacağının tahsili davası olmadığını, hali hazırda İstanbul 17. İş Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyası ile işçilik alacakları dosyasının taraflarınca açıldığını, dosyanın karara çıktığını, ancak müvekkil söz konusu alacaklarını tahsil edemediği gibi bu tahsil edilememezliğin müvekkili mağdur ettiğini ve hala da mağdur etmeye de devam ettiğini,
Davalı ...'nin şirket tüzel kişiliğine sahip olduğunu, müvekkilin de bu şirket bünyesinde çalıştığını, müvekkilin işçilik hak ve alacaklarının tahsili için de şirkete dava açıldığını, bu davanın neticelenmesi ile birlikteyse davalı şirkete karşı icra takibi başlatıldığını, ancak davalı şirket ortak ve yöneticilerinin kasti olarak şirketin içini boşaltması ve basiretli tacir gibi davranmaması nedeniyle müvekkilin işçilik alacaklarının davalı şirketten tahsil edilemediğini, müvekkilin bu alacağının şirketten tahsil edilememesinin başlıca sorumlularının davalı ortak ve yöneticiler olduğunu, işbu sebeple de müvekkilin alacaklarına kavuşamamasının sorumlusu olan, basiretsiz bir tacir gibi davranarak şirketi iflasa sürükleyen ortak ve yöneticilerden müvekkilin uğradığı zararın tazmini amacıyla işbu davanın açıldığını, yani zaten aslında dava konusunun işçilik alacakları değil, müvekkilin uğradığı zararın tazmini talebi olduğunu, bu nedenle de müvekkilin uğradığı zararı net olarak hesaplayamadıkları için işbu davanın belirsiz alacak davası olarak ikame edildiğini, çünkü müvekkilin uğradığı zararın her geçen gün arttığını, müvekkilin mağdur olması ve zarara uğramasının sebebinin bizzat davalıların kusurlu hareketleri olduğunu, davalı yöneticilerin basiretsiz davranışlarından dolayı şirket malvarlığında azalma olduğunu, şirketin aktifin azalıp pasifin arttığı bir döneme getirildiğini, bu davranışların müvekkillerin hak kazanmış olduğu işçilik alacaklarına kavuşma imkanı ve ihtimalini ortadan kaldırdığını, bu nedenle müvekkilin ciddi bir hak kaybına uğradığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DAVALILAR VEKİLİ İSTİNAF DİLEKÇESİNDE ÖZETLE; yerel mahkeme hükmünün kanun ve dosyada mevcut delillere aykırı olduğunu, davalı şirketin ticari defterlerinin sunulmadığı değerlendirmesinin yerinde olmadığını, dosyada alınan her iki bilirkişi raporunda da müvekkil gerçek kişilerin şirketi hiçbir şekilde bilerek zarara uğratmadıkları ve ticari faaliyetten kaynaklı şirketin zarara uğradığının açık tespitinin olduğunu, şirket ortak ve yöneticilerinin şirket mal varlığını şahsi olarak kullanmadıklarını, şirketi bilerek zarara uğratmalarının söz konusu olmadığını, aksine şirket ortaklarının şirketten 2015 yılı itibariyle 1.219.444,67TL (BirmilyonikiyüzondokuzbindörtyüzkırkdörtTürkLirası) alacaklı olduklarını, yani davalı gerçek kişilerin şirketin içini boşaltmadığını, tam tersine şirketi ayakta tutabilmek için şahsi mal varlıkları ile katkı sağladıklarını,
Tasfiye Halinde ... Ltd.Şti.'nin şehirler arası yolcu taşımacılığı konusunda faaliyet gösteren bir şirket olduğunu, ticari faaliyetini ekonomik sebeplerle sürdüremediğinden tasfiye kararı almak zorunda kaldığını, alacaklılardan mal kaçırma veya başkaca bir hukuka aykırı eylem içinde olmadığını, yaşanan mali problemlerin tamamının ekonomik sebeplerle olduğunu, şirketin tasfiye sürecinin davacının iş mahkemesinde açtığı davadan önce başladığını, iyi niyete aykırı veya basiretli tacir ilkesine aykırı herhangi bir tutum veya davranışın söz konusu olmadığını, şehirler arası yolcu taşımacılığı yapan seyahat şirketlerinin, havayolu şirketlerinin piyasada yarattığı müşteri azlığından kaynaklı ve rekabet güçlüğü nedeniyle şirket tasfiye sürecine girmek zorunda kaldığını, mevcut mal varlığını da muhtelif borçlarını ödemek için kullanmak zorunda kaldığını, bu durumun tüm ticari kayıtlar ile sabit olduğunu,
Davalılardan ...'in 86 yaşında olduğunu, sağlık sorunları sebebiyle çok uzun zamandır şirketin fiili yönetiminde hiçbir zaman bulunmadığını, şirketin mal varlığını eksiltecek kasıtlı hiçbir tasarrufu olmadığını, müvekkil şirketin ekonomik olarak zarar etmesinden kaynaklı şahsi kaynakları ile şirkete uzun süre finansal kaynak sağlamak zorunda kaldığını, bu durumun dosyada alınan 2 adet bilirkişi raporu ile de sabit olduğunu,
Davalı ...'in Kırşehir 2. Noterliğinin 31.12.2012 tarih ve ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti. 'deki tüm paylarını devrettiğini, bu konu ile ilgili evrakın dosyaya sunulduğunu, davada bu husus dahi hiçbir şekilde incelenmeden hatalı olarak davanın kabulüne karar verildiğini, davalı ...'in 31.12.2012 tarihi itibariyle şirketin paydaşı olmadığını, bu sebeple de davacı tarafından ... aleyhine dava açılmasının da yerinde olmadığını, müvekkilin Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti.'nin mal varlığının eksiltilmesinde de söz konusu olmadığını, bu nedenle ... yönünden de davanın husumet yokluğundan reddedilmesi gerekirken kabulü kararının yerinde olmadığını,
Davalı ...'in de hiçbir zaman şirketin kaynaklarını şahsi çıkarları için kullanmadığını, müvekkilin tüm enerjisini ve gayretini şirketi faaliyette tutmak için harcadığını, ancak sektörde çok büyük şirketlerin dahi rekabet etmekte yaşadıkları güçlüklerin Tasfiye Halinde ... Ltd.Şti. tarafından aşılamadığını, ...Turizm gibi bilinen şirketlerin faaliyetlerini rekabet güçlükleri sebebiyle sürdüremediklerini ve süreç içinde kapanmak zorunda kaldıklarını, aynı dönemde ülkede ... gibi çok büyük şehirler arası yolcu taşıma şirketlerinin çok ciddi ekonomik zorluklar yaşadıklarını, müvekkilin şirketin kaynaklarını şahsi çıkarları için kullanması veya tasarrufta bulunmasının söz konusu olmadığını, ekonomik olarak yaşanan sorunların müvekkile de şahsi olarak yansıdığını, yerel mahkemenin davanın kabulüne karar verebilmesi için dava dosyasında hiçbir hukuki, mali veya başkaca geçerli bir gerekçe bulunmadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ
:
HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır.
Dava, davacının davalı Tasfiye Halinde ... Ltd.Şti.'nden olan ilama dayalı işçilik alacaklarının tahsili talebiyle İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı dosyası ile başlatılan icra takibinin sonuçsuz kaldığı belirtilerek ilama konu işçilik alacaklarının davalı şirket ile borçlu şirketin ortaklarından tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, davanın kabulüne, karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Somut olayda, davacı tarafından davalı ... Limited Şirketi aleyhinde İstanbul 17. İş Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile; davalıya ait işyerinde 25.10.2002-23.11.2015 tarihleri arasında bilet satış görevlisi olarak çalıştığını, 6 aylık maaşını alamadığı için işverenle sorun yaşandığını, iş sözleşmesinin işveren tarafından haksız olarak feshedildiği ve 6 aylık maaş alacağının da ödenmediği iddiasıyla 100,00 TL Bakiye Kıdem Tazminatı, 100,00 TL İhbar Tazminatı, 100.00 TL Fazla Mesai, 100.00 TL İzin , 100.00 TL Hafta Tatili,100.00 TL AGİ , 100.00 UBGT , 100.00 TL Ücret Alacaklarının tahsili talebiyle alacak davası açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonucunda █████/2017 tarih ve ████████ Esas - █████████ karar sayılı kararı ile; Davacının kıdem tazminatı , ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret alacağı, AGİ alacağı talepleri yönünden davanın kabulüne, fazla mesai, hafta tatili, UBGT alacak talepleri yönünden davanın kısmen kabulüne karar verildiği, davacı tarafça davalı ... aleyhine İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile ilamlı icra takibi başlatıldığı ve takibin kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davalı şirketin de taraf olduğu İstanbul 17. İş Mahkemesinin █████/2017 tarih ve ████████ Esas - █████████ karar sayılı dosyası ile hükmedilen alacağın tahsili talebiyle davalı şirket hakkında takip yapılmış olup,söz konusu icra takibinin dayanağı olarak bu mahkeme kararı gösterilmiştir. Takip tarihi itibariyle kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığı, takibe ve davaya konu alacağın dayanağı İstanbul 17. İş Mahkemesinin █████/2017 tarih ve ████████ Esas - █████████ karar sayılı kararının istinafa konu dava (█████/2020 tarihinde) açıldıktan sonra İstanbul BAM 24 HD.'nin █████/2021 Tarih ve █████████ Esas - █████████ Karar sayılı kesin olarak verilen kararıyla kesinleştiği anlaşılmıştır.
Davacı taraf, dava dilekçesinin konu ve netice-i talep bölümlerinde davanın şirkel tüzel kişilik perdesinin aralanması yolu ile tazminat davası olarak belirtildiği halde dava dilekçesinin içeriğinde ise yöneticinin sorumluluğundan kaynaklı tazminat davası olarak ileri sürüldüğü, mahkemece davacı tarafa talebini somutlaştırarak beyanda bulunmak üzere kesin süre verilip sonucuna göre uyuşmazlık tespiti yapılması, tahkikat işlemininde tespit edilen uyuşmazlığa göre yapılıp karar verilmesi gerekirken mahkemece yapılan ön inceleme duruşmasında uyuşmazlığı, yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olarak tespit edildiği halde verilen hüküm gerekçesinde davanın tüzel kişilik perdesinin aralanması yolu ile tazminat davası olarak nitelendirilip hüküm kurulması yerinde görülmemiştir.
Davalılar vekili cevap dilekçesinde, davalılardan ...'in Kırşehir 2. Noterliğinin 31.12.2012 tarih ve ... yevmiye sayılı hisse devir sözleşmesi ile Tasfiye Halinde ... Ltd. Şti. 'deki tüm paylarını devrettiğini, şirket ortaklığı ve yetkilisi olmadığını ileri sürüp husumet itirazında bulunduğu halde mahkemece bu yönde olumlu/olumsuz karar verilmediği gibi verilen hüküm gerekçesinde de bu itirazın tartışılıp değerlendirilmediği, davalılar vekilinin bu itirazı istinaf sebebi olarak ileri sürdüğü anlaşılmıştır.
HMK' nın 297/2 maddesine göre mahkemenin tarafların taleplerinin her biri hakkında karar vereceği düzenlenmiş olup, yine 297/1-c. fıkrasına göre gerekçe yazılması zorunlu bulunmaktadır. HMK' nın 297. maddesine uygun olarak verilmeyen kararın istinaf aşamasında denetlenmesine imkan bulunmamaktadır.
Ayrıca talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda, davalı ... Limited Şirketinin, 25.03.2019 tarihinde tasfiye sürecine girdiği ve 05.07.2021 tarihinde tasfiyesinin sonuçlandığı belirtildiği halde davalı bu şirketin sicilden terkin edilip edilmediğinin araştırılmadığı, Tüzel Kişilik Perdesinin Kaldırılması Teorisi uyarınca açılan davada borçlu şirkete karşı husumet yönetilip yöneltilemeyeceğinin tartışılıp değerlendirilerek sonucuna göre davalı bu şirket hakkında karar verilmesi gerekirken davalı şirket hakkında olumlu/ olumsuz karar verilmemesi yerinde görülmemiştir.
Mahkemenin kabulüne yönelik davacı vekilinin istinaf sebebi incelendiğinde,
Mahkemece UYAP takbis sisteminden davalı gerçek kişiler adına kayıtlı taşınmazlar sorgulandığında adlarına kayıtlı taşınmaz oldukları tespit edildiği halde bu taşınmazların ne zaman, ne şekilde ve kimden alındığına ilişkin tapu kayıtları ve resmi senetlerin getirtilip incelenmediği, davalı asıl borçlu şirket ile davalı şirket ortaklarının mal varlıklarının birbirlerine ne şekilde karıştığı, davalıların art niyetli ve hesaplı davranışları ile sırf sorumluluktan sıyrılmak amacıyla tüzel kişilik perdesinin arkasına ne şekilde sığınıldığının tartışılıp değerlendirilmemesi yerinde görülmemiştir.
Bu durumda mahkemece yapılacak iş, davacı vekiline talebini somutlaştırarak davanın yöneticinin sorumluluğuna dayalı tazminat davası olarak mı yoksa tüzel kişilik perdesinin aralanması yolu ile tazminat davası olarak mı açıldığı, ayrıca talep edilen tazminatta İstanbul 11. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyasına konu alacağın dava tarihi itibariyle kapak hesabına göre alacak dışında başkaca talebi olup olmadığına ilişkin beyanda bulunmak üzere kesin sürenin sonuçları hatırlatılmak üzere kesin süre verilip sonucuna göre taraf delilleri toplanıp, UYAP takbis sisteminde davalı gerçek kişiler adına kayıtlı taşınmazların ne zaman, ne şekilde ve kimden alındığına ilişkin tapu kayıtları ve resmi senetleri ilgili tapu sicil müdürlüklerinden getirtilip ve davalı şirketin ilgili döneme ilişkin ticari defter ve kayıtları da incetilerek mali müşavir bilirkişiden uyuşmazlık konusuna ilişkin denetime elverişli rapor alınıp yukarıdaki açıklamalarda gözetilerek davalıların husumet itirazları da değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekmektedir.
Sonuç itibariyle; davacı vekili ve davalılar vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nun 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, dosyanın kaldırma kararı doğrultusunda işlem yapılmak üzere mahkemesine iadesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı ve davalıların istinaf başvurularının KABULÜ ile;
İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının HMK'nın 297, 353/1-a6 maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf talep eden davacı ve davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,
5-Artan gider avansı olması halinde yatıran tarafa iadesine,
6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verild

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!