Anahtar kelimeler: Hacze İhtiyati Taahhüt Tescilleri Haciz Anadolu Devir Ödemelerin Neticesinde Özetle

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026
NUMARASI
: ████████ Esas
TALEP
: İhtiyati Haciz
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün ihtiyati haciz talep eden vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
TALEP
: İhtiyati haciz talep eden vekili talep dilekçesinde özetle; ihtiyati hacze itiraz eden şirketin devir ve tescilleri taahhüt ettiği tarihlerde gerçekleştirmemesi üzerine ihtiyati haciz talep eden şirket yapılan ödemelerin tarafına iade edilmesini talep ettiğini, bu durumun da ihtiyati hacze itiraz eden şirket tarafından kabul edilmesi üzerine ihtiyati hacze itiraz eden şirket tarafından 08.01.2026 tarihinde 1.100.000-TL ödeme yapıldığını, bu ödeme sonrasında da ihtiyati haciz talep eden şirketin ihtiyati hacze itiraz eden şirketten ..., ..., ..., ..., ... ve ...plaka sayılı araçlar yönünden yapmış olduğu 7.600.000-TL ödemeden 6.500.000-TL bakiye alacağı kaldığını, ihtiyati haciz talep eden şirketin alacağı takibe konu alacaktan daha fazla olmakla ihtiyati hacze itiraz eden şirketin mal kaçırma ihtimalinin duyulması üzerine yapılan işlemlerde hızlıca hareket edildiğinden gönderilen evraklar nedeniyle yapılan hesaplamada ihtiyati haciz talep eden şirketin alacağı 100.000-TL daha eksik talep edilmek durumunda kalındığını, ihtiyati haciz talep eden şirket lehine olan 100.000 TL alacak için de ayrı bir hukuki sürece başvuru haklarının saklı kaldığını, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın ödemeleri kabul etmesine rağmen, araçların mülkiyetini devretmemesinin ihtiyati haciz talep eden şirketin mal varlığında haksız bir azalmaya sebebiyet verdiğini, ihtiyati haciz talep eden şirketin sunduğu dekontlar, araç plakaları ve araç alım bedeli açıklamaları ile yapılan bu ödemeler, alacağın miktarını ve kaynağını hiçbir şüpheye yer vermeyecek şekilde ispat ettiğini, davalının "borcum yoktur" şeklindeki soyut itirazı, somut banka kayıtları karşısında tamamen hükümsüz olduğunu, ihtiyati hacze itiraz eden, ihtiyati haciz talep eden şirketin başlattığı hukuki süreçler ve şifahi talepler neticesinde, 08.01.2026 tarihinde ihtiyati haciz talep eden şirketin banka hesabına 1.100.000,00 TL tutarında bir ödeme gönderdiğini, bu ödemenin dekontu incelendiğinde açıklama kısmında bizzat ihtiyati hacze itiraz eden tarafça "araç iade" ibaresinin düşüldüğünün görüldüğünü, bu kayıt, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın ihtiyati haciz talep eden şirkete olan borcunu, taraflar arasındaki araç satım ilişkisini ve bu ilişkinin sona ermesi neticesinde bedel iadesi yükümlülüğü altında olduğunu açıkça ikrar ettiğini, ihtiyati hacze itiraz eden taraf, "araç iade" açıklamasıyla yaptığı bu kısmi ödeme ile ihtiyati haciz talep edenin 12.600.000,00 TL’lik toplam alacağının varlığını kabul ettiğini ancak bakiye 6.400.000,00 TL’yi ödemeyerek temerrüte düştüğünü, bu durum, alacağın "likit" yani "bilinebilir ve belirlenebilir" olma vasfını perçinlediğini, alacağın miktarı, banka dekontları arasındaki matematiksel farktan ibaret olduğunu ve herhangi bir yargılamayı gerektirmeyecek kadar net olduğunu, ihtiyati haciz talep eden şirket, bu akdi ilişkinin kendisine yüklediği "bedel ödeme" borcunu, eksiksiz bir şekilde yerine getirdiğini ancak ihtiyati hacze itiraz eden taraf, tahsil ettiği bu bedellere karşılık, ..., ..., ..., ..., ...ve ... plaka sayılı araçların mülkiyetini ihtiyati haciz talep eden şirkete devretmediğini ve tescil işlemlerini gerçekleştirmediğini, resmi tescil işleminin yapılmaması, taraflar arasındaki sözleşmeyi şekil noksanlığı nedeniyle geçersiz kıldığını, bu aşamadan sonra tarafların birbirlerine verdiklerini geri isteme hakları doğduğunu,. ihtiyati hacze itiraz eden taraf, araçların bedelini tahsil etmesine rağmen tescil yükümlülüğünü yerine getirmeyerek ihtiyati haciz talep eden şirketin mal varlığında ciddi bir azalmaya kendi mal varlığında ise haklı bir nedene dayanmayan bir artışa sebebiyet verdiğini, ihtiyati haciz talep eden şirket, ihtiyati hacze itiraz edenin edimini ifa etmemesi ve tescil işlemlerinden kaçınması karşısında, sözleşmeden dönme iradesini ortaya koyduğunu ve ödediği bedellerin iadesini talep ettiğini, ihtiyati haciz talep eden tarafın araçların mülkiyetini devretmemesi, ihtiyati haciz talep eden şirketin ticari faaliyetlerini sekteye uğrattığını, araçların satışından beklenen ticari yararın elde edilmesini engellediğini, bu noktada ihtiyati hacze itiraz eden, mülkiyet devri borcunda temerrüte düştüğünü, ihtiyati haciz talep eden şirketin Türk Borçlar Kanunu kapsamında seçimlik haklarını kullanarak sözleşmeden dönmesinin ve ödediği bedellerin iadesini talep etmesinin hukuka ve hakkaniyete uygun olduğunu, ihtiyati haciz talep eden şirketin alacağı, ticari bir satım ilişkisinden ve bu ilişkinin ifa edilmemesinden kaynaklanan bedel iadesi talebi olduğunu, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın, araç bedellerini ticari amaçlarla tahsil edip, araçları teslim etmeyerek bu bedelleri kendi ticari döngüsünde kullanmaya devam etmesinin, ihtiyati haciz talep eden şirketi bu paranın getirisinden mahrum bıraktığını, bu nedenle, sadece asıl alacağın iadesi yeterli olmadığını, paranın alacaklıya geç intikal etmesinden doğan zararın ticari temerrüt faizi ile karşılanması gerektiğini, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın itiraz dilekçesinde yetkiye, zaman aşımına ve faiz oranlarına yönelik yapmış olduğu itirazlar da benzer şekilde soyut ve mesnetsiz olduğunu, ihtiyati hacze itiraz edenin, ihtiyati haciz talep edene olan bakiye borcunun ne kadar olduğu, herhangi bir yargılamaya gerek duyulmaksızın tarafların ticari kayıtlarından ve banka ekstrelerinden açıkça anlaşılabileceğini, ihtiyati hacze itiraz eden, kendisine gönderilen paranın miktarını ve iade etmediği kısmı bildiğini, borcun miktarının belirlenmesi için mahkemenin takdir yetkisine veya karmaşık bir bilirkişi hesabına ihtiyaç bulunmadığını, ihtiyati haciz talep eden şirketin 6.400.000,00 TL tutarındaki bakiye alacağı, davalının haksız itirazı nedeniyle tahsil edilemediğini, ihtiyati hacze itiraz eden, borcun varlığını ve miktarını bilmesine rağmen, sırf ihtiyati haciz talep edenin parayı geç tahsil etmesini sağlamak amacıyla itiraz ettiğini, bu durum, icra inkar tazminatının hem cezalandırıcı hem de telafi edici fonksiyonunun uygulanmasını gerektirdiğini, Alacağın likit olması ve davalının itirazında haksızlığının banka kayıtları ile sübut bulması nedeniyle, asıl alacağın %20'si oranında tazminata hükmedilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunu, ihtiyati haciz talep eden şirket, icra takibine yapılan haksız itirazın ardından yasal süresi içerisinde ve usulüne uygun olarak arabuluculuk sürecini başlattığını, tarafların bir araya geldiğini ancak davalı tarafın uzlaşmaz tutumu ve borcu ödeme iradesinden yoksun olması nedeniyle bir anlaşmaya varılamadığını, ihtiyati hacze itiraz eden yedinde bulunan mallarını ve üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarını kaçırma girişiminde bulunduğu bilgisi edinilmiş olmakla ihtiyati hacze itiraz eden şirketin mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasının hukuki bir zorunluluk arz ettiğini, ihtiyati hacze itiraz edenin mal kaçırma ihtimali ve borcu ödememe konusundaki direnci karşısında, 6.400.000,00 TL asıl alacak ve ferilerini karşılayacak miktarda ihtiyati haciz kararı verilmesinin elzem olduğunu ve ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
SAVUNMA
: İhtiyati hacze itiraz eden vekili cevap dilekçesinde özetle: İİK m. 257'NİN koşullarının gerçekleşmediğini, alacak muaccel olmadığını ve yaklaşık ispat koşulunun gerçekleşmediğini, ihtiyati haciz talep edenin elinde sadece dekontların bulunduğunu, dekontların tek başına alacağın muaccel olduğuna dayanak teşkil edemeyeceğini, ihtiyati haciz talep edenin iddia ettiği şekilde ..., ..., ..., ..., ... ve ... plakalı araçların satışının söz konusu olduğunu kabul etmemekle beraber, ödenen bedellerin ihtiyati haciz talep eden ile ihtiyati hacze itiraz eden şirket arasındaki mahsup ilişkisi içerisinde değerlendirmesi gerektiğini, ticari ilişkinin devam ettiğini ve alacağın muaccel olmayıp bu hususun yargılamayı gerektirdiğini, mahkemenin ihtiyati haciz talep edenin elinde bir çek varmış gibi alacağının varlığını ispatlamaya yakın delil olarak yorumlamasının mümkün olmadığını, ..., ..., ..., ..., ... ve ... plakalı araçların satışı yapıldığını iddia etmekte iken bu satış sözleşmesini feshetmeksizin alacağı talep etmesinin de mümkün olmadığını, ihtiyati haciz talep eden araçları iade etmeden, bahse konu bedeli iade etmek istemesi açısından muacceliyet şartı gerçekleşmediğini, ihtiyati haciz talep edenin mal kaçırma iddiasının gerçek dışı olduğunu, bunu hiçbir somut delile dayandıramadığını, ihtiyati haciz talep eden haklı olarak yapılan borca itirazı ve arabuluculuk sürecinde anlaşmama yönünde tutanak tutulmasını, haksız bir şekilde ihtiyati hacze itiraz eden mal kaçırma iradesi içerisinde olmasına bağladığını, bu yönde hiçbir somut delil olmaksızın ihtiyati haciz kararı verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bahse konu karara ait gerekçenin soyut kaldığını, yaklaşık ispat koşulunu sağlayan delillerin neler olduğu konusunda somut bir gerekçelendirme yapılmadığını, iddia edilen hukuki ilişkiye dayanak oluşturacak bir sözleşmenin dahi mevcut olmadığını, araçlarla ilgili olarak noterde gerçekleşmiş bir satış sözleşmesi dahi dosyaya sunulamadığını ve bu konuda yaklaşık ispat kuralı gerçekleşmediğini, ödemezlik def'i göz önünde bulundurulmadığını, araçlar halen daha ihtiyati haciz talep eden uhdesinde olduğunu ve ihtiyati haciz talep eden araçları ihtiyati hacze itiraz edene teslim etmediğini, ihtiyati haciz talep eden taraf iddiasında haksız olduğunu, haksız olduğunu kendisinin de bilmesi nedeniyle araçların mülkiyetini talep etmediğini ve sebepsiz zenginleşme kapsamında talepte bulunma yoluna gittiğini, tacir olan ihtiyati haciz talep edenin, araç satış işlemlerinde resmi şekil şartını bilmemesi kabul edilebilir olmadığını, bu miktarların araç satışı için olduğu iddia edilse de bu gönderimlerin, güvenli ödeme kanalı ile yapılması zorunluluğu karşısında ihtiyati haciz talep edenin basiretli bir tacir olması dahi tek başına bu konudaki kötüniyetini gösterdiğini, ihtiyati hacze itiraz edenin çıkarımları delillendirilmemiş olmasına rağmen ihtiyati tedbir kararı verildiğini, ihtiyati hacze eden, ihtiyati haciz talep eden ile aralarındaki ilişkinin yalnızca bahsedilen ticari ilişkiden ibaret olmadığını ve ihtiyati haciz talep eden ile olan ticari ilişkilerinin çok daha eskiye dayanmakta olup "araç iade" şeklinde yapılan iadeden bu iadenin tek başına bu ticari ilişkiden kaynaklandığı çıkarımında bulunmanın hatalı olduğunu, dekonta dayalı peşin kabul ve sonucunda verilen ihtiyati haciz ihtiyati hacze itiraz edenin haksız bir şekilde mağduriyetine sebebiyet verdiğini, gerçekten hem banka hesap özetleri hem de 2023 yılından beri ekte mevcut 147 adet araç satışına ilişkin sözleşme ekte mevcut olduğunu, işbu dava konusu olayın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince ihtiyati tedbir/haciz talebi hakkında yapılan inceleme ve değerlendirme sonunda, "İhtiyati hacze ilişkin █████/2026 tarihli ara kararda belirtilen gerekçelere bağlı olarak ve o tarihteki dosya kapsamı ile menfaat dengeleri ve yakın ispat kuralları gözetilerek belirtilen şekilde ihtiyati hacze karar verilmiş ise de ileri sürülen itirazlar, itiraz dilekçesinde belirtilen taraflar arasındaki ilişkinin devam ettiğine ve karşı taraftan alacaklı olunduğuna yönelik iddia, söz konusu ek dilekçe ile bu ek dilekçe ekinde sunulan emsal karar, taraf vekillerinin duruşmada alınan ve yukarıya aynen aktarılan beyanları, iddiaya konu araçların fiilen ihtiyati haciz isteyen-davacı tarafın uhdesinde olduğunun taraflar arasında ihtilafsız olması, her bir değerlendirmenin kendi zamanı ve koşullarına bağlı olarak şekillenmesi, davanın niteliği ve dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde ihtiyati haczin dayandığı sebepler yönünden yapılan irdelemede ileri sürülen itirazın yerinde olduğu, mevcut aşama ve kapsam itibariyle yakın ispat kurallarına bağlı olarak menfaat dengeleri yeniden değerlendirildiğinde ihtiyati haczin kaldırılması gerektiği sonucuna varıldığından itirazın kabulüne...," karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: İhtiyati haciz talep eden vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihtiyati haciz talep eden şirket tarafından ihtiyati hacze itiraz eden yana yapılan ödemeler, hiçbir tereddüte yer bırakmayacak şekilde banka kayıtları ve dekontlarla tevsik edildiğini, ihtiyati haciz talep eden şirketin sunduğu ve toplamda 12.600.000-TL'ye varan ödemeleri içeren dekontlar, alacağın varlığına dair mahkemede tam bir vicdani kanaat oluşturması gerektirdiğini, ihtiyati hacze itiraz edenin, bedeli tahsil edilen araçların mülkiyetini devretmediğini ve bedelin ödendiği dekontla, malın devir ve tescil edilmediği ise resmi kayıtlarla sabitken, yaklaşık ispatın gerçekleşmediğini ileri sürmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati haciz talep edenin parayı ödediği "doğru olma ihtimali", davalının bu parayı herhangi bir karşılık vermeksizin uhdesinde tuttuğu gerçeğiyle birleştiğinde, yaklaşık ispat şartı tam olarak vücut bulduğunu, mahkemenin "menfaat dengesi" gibi belirsiz bir kavramla, sunulan bu somut ve yazılı delilleri bertaraf etmesinin ihtiyati haczin amacına ve İİK 258. maddesinin lafzına aykırı olduğunu, ihtiyati hacze itiraz edenin itirazlarında ileri sürdüğü "borcum yoktur" veya "ilişki karmaşıktır" savunmalarını bizzat ihtiyati hacze itiraz edenin kendi eylemlerini çürüttüğünü, ihtiyati hacze itiraz eden şirket, 08.01.2026 tarihinde ihtiyati haciz talep eden şirketin banka hesabına 1.100.000-TL tutarında bir ödeme gönderdiğini ve bu ödemenin açıklama kısmına "araç iade" ibaresini düştüğünü, ihtiyati hacze itiraz eden, "araç iade" açıklamasıyla yaptığı bu ödeme ile ihtiyati haciz talep edenin iddia ettiği olaylar silsilesini doğruladığını, davalının yaptığı bu kısmi iade, alacağın muaccel olduğunu da ispatladığını, iade süreci başladığını ve borcun bir kısmı ödendiğini ancak bakiye 6.400.000-TL üzerinde temerrüt oluştuğunu, ihtiyati hacze itiraz eden "araç iade" açıklamalı dekontu, ihtiyati haciz talep edenin alacağının sadece bir iddiadan ibaret olmadığını, bizzat borçlu tarafından da kabul edilen bir "bedel iadesi" süreci olduğunu, mahkemenin, davalının bu açık ikrarını görmezden gelerek ihtiyati haczi kaldırmasının, İİK 257 anlamındaki "vadesi gelmiş para borcu" kavramının hatalı yorumlandığını, ihtiyati hacze itiraz eden taraf her ne kadar "147 araçlık yoğun bir ilişki"den bahsetse de bu durum ihtiyati haciz talep edenin somut ödemelerle sabit olan alacağının likit vasfını ortadan kaldırmayacağını, ihtiyati hacze itiraz eden, bedelini aldığını ancak tescilini yapmadığı araçların parasını iade etmekle yükümlü olduğunu, davalının soyut "mahsup" iddiaları, bu somut banka ödeme dekontları ve para iadesi karşısında yaklaşık ispatı sarsacak nitelikte olmadığını, ihtiyati hacze itiraz edenin bu soyut beyanını karşılayacak tek bir delil de sunmadığını, mahkemenin, alacağın likit ve muaccel olduğu gerçeğini göz ardı ederek ihtiyati haczi kaldırmasının, ihtiyati haciz talep eden şirketin alacağını tahsil etmesini imkansız hale getirecek bir boşluk yarattığını, araçların ihtiyati haciz talep eden şirketin otoparkında bulunması bu hususta ihtiyati hacze itiraz eden tarafa, ihtiyati haciz talep edene ne mülkiyet hakkı kazandırmakta ne de ihtiyati hacze itiraz edenin bedel iadesi borcunu ortadan kaldırmakta olduğunu, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın araçların iade alınmasından kaçınarak araçların teslim edilmediği yönündeki savunmasının kötüniyetli hareket ettiğinin apaçık göstergesi olduğunu, ihtiyati haciz talep eden, şirket, ihtiyati hacze itiraz edene milyonlarca liralık ödemeyi "araç alım bedeli" açıklamasıyla yapmış olmasına rağmen, ihtiyati hacze itiraz eden taraf bu bedellere karşılık gelen araçların noter devirlerini gerçekleştirmekten kaçındığını, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın bu tutumu, sözleşmesel edimin ifasını imkansız kıldığını ve yapılan ödemeleri hukuki dayanaktan yoksun bıraktığını, ihtiyati haciz talep edenin sunduğu banka dekontları, paranın ihtiyati hacze itiraz edene intikal ettiğini ancak ihtiyati hacze itiraz eden tarafın mülkiyeti nakleden resmi tescil işlemini yapmamış olması, bu paranın ihtiyati hacze itiraz eden uhdesinde tutulmasını sebepsiz kıldığını, mahkemenin, resmi şekil şartına uyulmamasının yarattığı "geçersizlik" veya "ifa edilmeme" durumunu da göz ardı ederek, mülkiyetin tescili yapılmamış araçların zilyetliğini bir teminat gibi görmesi usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, ihtiyati hacze itiraz eden araçların ihtiyati haciz talep eden şirket tarafından keşide edilen .... Noterliği'nin █████/2026 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile araçların bulunduğu yerden ihtiyati hacze itiraz eden tarafça teslim alınmasına ilişkin ihtarına rağmen teslim almadığı araçların ihtiyati haciz talep eden şirketin elinde olmasını hukuki dayanaktan yoksun olmasına karşın bir savunma mekanizması olarak kullandığını, araçların anahtarlarının ihtiyati haciz talep edene teslim edilmiş olması veya araçların ihtiyati haciz talep edenin otoparkında bekletiliyor olması, ihtiyati haciz talep edeni "malik" yapmadığını, ihtiyati haciz talep eden, bu araçlar üzerinde tasarruf yetkisine sahip olmadığını ve araçları üçüncü kişilere satamayacağını ve devredemeyeceğini, mülkiyetin devredilmediği ve ödemelerin dekontlarla sabit olduğu durumlarda ihtiyati haciz kararı verilmesinin bir zorunluluk olduğunu, ihtiyati haciz talep eden şirketin teslim almaktan imtina ettiği haliyle mecburen iş yerinde bulunan araçlar birer "rehin" veya "teminat" vasfı taşımadığını, ihtiyati haciz talep edenin elindeki araçlar üzerinde hiçbir hukuki mülkiyet hakkı veya rehin tesisi bulunmadığından, bu araçların varlığı ihtiyati hacze engel teşkil etmeyeceğini, mahkemenin "araçlar davacıdadır" gerekçesiyle haczi kaldırmasının, ihtiyati haciz talep edenin mülkiyeti başkasına ait olan değersiz bir zilyetliğe mahkum ederken, ihtiyati hacze itiraz edenin ihtiyati haciz talep edenden tahsil ettiği nakit parayı serbestçe kullanmasına ve kaçırmasına imkan tanıdığını, ihtiyati haciz talep eden şirket, ihtiyati hacze itiraz edenin tescil yükümlülüğünü yerine getirmemesi ve temerrüte düşmesi üzerine, Türk Borçlar Kanunu’nun kendisine tanıdığı seçimlik hakları kullandığını, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın "araçlar iade edilmeden bedel istenemez" şeklindeki "ödemezlik def'i" savunması da ihtiyati haciz aşamasında dinlenemeyeceğini, mahkemenin kaldırma kararı, mülkiyet hakkı ile zilyetlik arasındaki keskin ayrımı ihlal ettiğini, ihtiyati haciz talep edenin mülkiyetini kazanamadığı araçlar üzerinden "menfaat dengesi" kurularak alacağın teminatsız bırakılması, ticari hayatın gerçeklerine ve mülkiyet hukukunun temel ilkelerine aykırı olduğunu, ihtiyati hacze itiraz eden şirketin mülkiyetinde bulunan dört adet taşınmazdan üçünün, ihtiyati haciz talep eden şirket ile olan uyuşmazlığın tırmandığı ve icra takibi hazırlıklarının yapıldığı Aralık ayı ve sonrasındaki süreçte alelacele elden çıkarıldığını, taşınmazların durumunun "Pasif"e çekilmiş olması, ihtiyati hacze itiraz eden üzerine kayıtlı haczi kabil mal varlığını asgari düzeye indirerek ihtiyati haciz talep edenin alacağını tahsil kabiliyetini imkansız hale getirme iradesini somutlaştırdığını, ticari faaliyetlerine devam ettiğini iddia eden bir şirketin, uyuşmazlık döneminde mülkiyetindeki taşınmazların %75'ini birbiri ardına devretmesi, hayatın olağan akışı içinde "ticari bir tasarruf" olarak nitelendirilemeyeceğini, mahkemenin bu noktada "seri hareket ederek" yaklaşık ispatı yeterli görmesi gerekirken, somut taşınmaz devirlerini görmezden gelerek haczi kaldırmasının alacağın tahsilini tehlikeye attığını, ihtiyati hacze itiraz eden ödeme güçlüğü içinde olduğu ve piyasaya olan borçlarını ifa edemez hale geldiği hususu, sadece ihtiyati haciz talep eden şirketin iddialarından ibaret olmadığını, ihtiyati hacze itiraz eden hakkında birden fazla mahkeme tarafından benzer gerekçelerle ihtiyati haciz kararları verilmiş olmasının şirketin genel bir "insolvens" (ödeme güçlüğü) riski altında olduğunu ve mal varlığının bu borç yükünü karşılamaya yetmeyeceğini gösterdiğini, "..." isimli platformdan alınan ve dosyaya sunulan görsellerde, davalı şirketin (... markası altında) müşterilerinden aldığı 5.000-TL gibi küçük tutarlı depozitoları dahi aylarca iade etmediğini, telefonlara cevap vermediğini ve müşteri temsilcisi hatlarını kapattığını, ticari itibarını ve operasyonel kabiliyetini bu derece yitirmiş, en basit iade yükümlülüklerini dahi yerine getiremeyen bir şirketin, ihtiyati haciz talep edenin 6.400.000-TL tutarındaki bakiye alacağını yargılama sonunda ödeyeceğini beklemek ticari gerçeklerle bağdaşmadığını, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için aranan "yaklaşık ispat" eşiği, somut olayda ihtiyati hacze itiraz edenin eylemleriyle fazlasıyla aşıldığını, ihtiyati hacze itiraz eden tarafın "araçlar zaten karşı tarafta, mal kaçırma niyetimiz olsa devretmezdik" şeklindeki savunmasının tamamen yanıltıcı olduğunu, ihtiyati haczin kaldırılması, ihtiyati haciz talep eden şirketin ticari geleceğini telafisi imkansız bir yıkıma sürüklediğini, mahkemenin "menfaat dengesi" olarak nitelendirdiği durum, aslında ihtiyati haciz talep edenin alacağına kavuşma ihtimalini tamamen ortadan kaldıran, ihtiyati hacze itiraz edene ise mal varlığını kaçırmak için hukuki bir koruma kalkanı sağlayan hatalı bir değerlendirmeden ibaret olduğunu, mahkemenin ihtiyati haczi kaldırma kararı, İİK 257. maddesindeki şartların gerçekleşmediği yanılgısına dayandığını, ihtiyati haciz talep edenin ödeme dekontlarını sunarak yaklaşık ispat yükünü tam anlamıyla yerine getirdiğini, davalının sunduğu "yoğun ticari ilişki" savunması, huzurdaki davanın konusu olan spesifik araç bedeli ödemelerini ve bu bedellerin karşılıksız kaldığı gerçeğini çürütecek nitelikte olmadığını, ihtiyati haciz talep eden tarafından sunulan dekontlarda "..., ..., ... araç alım bedeli", " 5 adet corsa alım bedeli" ve ihtiyati hacze itiraz eden tarafından yapılan kısmi iade dekontunda "araç iade" açıklamalarının bulunması, yaklaşık ispat eşiğinin çok üzerinde bir kanaat oluşturduğunu, mahkeme, "menfaat dengesi" kurarken sadece ihtiyati hacze itiraz eden ticari faaliyetlerini ve mal varlığı üzerindeki tasarruf yetkisini gözettiğini ancak asıl gözetilmesi gerekenin 6.400.000-TL gibi yüksek bir meblağı ödeyen ve karşılığında hiçbir hukuki güvencesi olmayan ihtiyati haciz talep edenin menfaati olduğunu, ihtiyati hacze itiraz edenin taşınmazlarını elden çıkardığı, hakkında çok sayıda icra takibi ve tüketici şikayeti bulunduğu bir ortamda haczin kaldırılması, "denge" değil, ihtiyati haciz talep eden için "hukuki korumasızlık" anlamına geldiğini, ihtiyati haciz talep eden, davanın sonunda haklı çıksa dahi ihtiyati hacze itiraz edenin boşaltılmış mal varlığı karşısında tahsilat yapamayacağını, beyanla, İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve ihtiyati haciz kararı verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE
: Talep, araçların resmi devirlerinin yapılmaması nedeniyle ödenen araç bedellerinin iadesine ilişkin açılan itirazın iptali davasında ihtiyati haciz kararı verilmesi, istemidir.
İlk derece mahkemesince ihtiyati hacze yapılan itirazın kabulü ile, ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmiş, ihtiyati haciz talep eden vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, talep konusuna ilişkin olarak ihtiyati haciz şartlarının oluşup oluşmadığı noktasındadır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 257/1. Maddesine göre, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. İİK'nın 258/1. maddesi hükmüne göre ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin ''alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması'' yeterlidir. Mahkemenin ''alacağın varlığına kanaat edinmiş olmasından'' anlaşılması gereken alacağın usul hukuku kurallarına göre kesin veya tam olarak ispat edilmesi değildir. Diğer hukuki himaye tedbirlerinde olduğu gibi ihtiyati hacizde de amaç davaya ilişkin yargılamadan farklı olarak, maddi hukuka dayanan hak bakımından nihai bir karar verip, uyuşmazlığı esastan sona erdirmek değildir. Yani ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için ispat gerekmez, yaklaşık ispat için delil sunulması yeterli olup, alacaklının ilişkisinin varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamaktadır(Yargıtay 19 HD'nin █████/2019 Tarih,█████████ E-█████████ K).
Davacı tarafların araç satışları konusunda anlaştıklarını, bedeli ödenip devri yapılmayan araçlarla ilgili ödenen araç bedelleri ödenmediğinden bahisle dava konusu icra takibinin yapıldığı, davalı takibe itiraz ettiğinden itirazın iptalini ve ihtiyati haciz kararı verilmesine ilişkin olarak talepte bulunmuş, davalı taraf, taraflar arasında 147 araç alış verişi yapıldığı, ödenen bedellerin davacı ile davalı şirket arasındaki mahsup ilişkisi içerisinde değerlendirmesi gerektiği, ticari ilişkinin devam ettiği ve alacağın muaccel olmadığı, bu hususun yargılamayı gerektirdiği itirazında bulunarak araç satış sözleşmelerini sunmuştur.
Somut olayda, taraflar arasında araç satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu ihtilafsız olup, davacı tarafından dava dilekçesi ekinde sunulan ..., ..., ... plakalı araç bedelleri açıklamalı banka dekontları, ... plakalı ve ... plakalı araçların satışına ilişkin Araç Satış Sözleşmeleri, davalı tarafından ... plakalı ve ... plakalı araçların satışına ilişkin faturalar ile davalı tarafından araç iade açıklamalı dekont sunulmuşsa da, dava konusu yapılan ..., ..., ..., ..., ... ve ...plakalı araçlara ilişkin herhangi bir belge sunulmadığı, davalı tarafından 147 adet araç satışı yapıldığı belirtilerek araç satım sözleşmelerinin sunulduğu görülerek, şu aşamada dava konusu edilen alacağın varlığı ve miktarı bakımından dosyada yaklaşık ispat koşulu gerçekleşmediğinden, ilk derece mahkemesince ihtiyati haciz kararına yapılan itirazın kabulü ile ihtiyati haczin kaldırılmasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından ihtiyati haciz talep eden davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.
KARAR
: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;
1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İhtiyati haciz talep eden tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,
3-İhtiyati haciz talep eden davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)f maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!