Anahtar kelimeler: Silopi Tarlanın Havuzunun Dicle Bitkisel Ürününün Hattından İşleticisi Buğday Köyünde

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.DİYARBAKIRASLİYE TİCARET MAHKEMESİGEREKÇELİ KARARESAS NO
:KARAR NO
:HAKİM
:KATİP
:DAVACI
:VEKİLLERİ
:DAVALI
:VEKİLİ
:DAVA
: Tazminat (Rücuen Tazminat)DAVA TARİHİ
: █████/2026KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
:Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Rücuen Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirketin 5363 sayılı Tarım Sigortaları Kanunu kapsamında faaliyet gösteren Tarım Sigortaları Havuzu'nun işleticisi olduğunu, Şırnak ili, Silopi ilçesi, .....köyünde bulunan dava dışı sigortalı .....ait buğday ürününün .....numaralı devlet destekli bitkisel ürün sigorta poliçesi ile teminat altına alındığını, .....tarihinde davalı Dicle Elektrik Dağıtım A. Ş. 'ye ait elektrik hattından çıkan yangın neticesinde sigortalıya ait tarlanın hasar gördüğünü, yapılan ekspertiz incelemesi sonucunda belirlenen 96.035,00 TL tutarındaki tazminatın .....tarihinde sigortalıya ödendiğini, T. C. Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı'nın .....soruşturma sayılı dosyası kapsamında yangına davalının sebebiyet verdiğinin tespit edildiğini, davalının yüksek gerilim hatlarının yapım, bakım ve işletmesinden sorumlu olması sebebiyle Türk Borçlar Kanunu'nun 69. maddesi uyarınca kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu, Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği'nin ilgili maddeleri gereğince tesislerin can ve mal güvenliğini tehlikeye atmayacak şekilde kurulması ve denetlenmesi gerektiğini, davalı şirketin kontrol ve denetim görevini yerine getirmediğini, yangının davalıya ait elektrik hattındaki kablolardan çıkan kıvılcımlar neticesinde meydana geldiğinin iddianame, tanık ifadeleri ve hasar tespit raporu ile sabit olduğunu, Türk Ticaret Kanunu'nun 1472. maddesi uyarınca sigortacının ödediği tazminatı sorumlulardan rücuen talep etme hakkının doğduğunu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığını belirterek, 96.035,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; öncelikle husumet, derdestlik, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev ve yetki itirazlarında bulunulduğunu, dava konusu olayın Şırnak ilinde gerçekleşmesi sebebiyle yetkili mahkemenin Şırnak Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, görevli mahkemenin de Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğunu, şirket hatlarından kaynaklı bir yangın bulunmadığını, dava dilekçesindeki iddiaların kabul edilmediğini, davacının avans faizi talebinin hukuka aykırı olduğunu, yangın anını gören kimse bulunmadığını, olayın müvekkile ait elektrik direğinden çıktığının davacı tarafından ispatlanamadığını, teknik yeterliliği olmayan belgelere ve tanık beyanlarına dayanılarak müvekkil kuruma kusur yüklenemeyeceğini, Sigorta Genel Şartlarında geçen kasıt ve ağır kusur durumunun davacı sigortacı tarafından bilimsel olarak ispatlanamadığını, bu nedenle rücu hakkının söz konusu olmadığını, sorumluluk hukukunda kusur sorumluluğu ve kusursuz sorumluluk ilkelerinin esas olduğunu, bina ve yapı eserlerinden doğan sorumluluk için yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinin ispatlanması gerektiğini, illiyet bağının varlığının zarar gören tarafından ispatlanması gerektiğini, sahadaki tüm enerji nakil hatlarının müvekkil kuruma ait olmadığını, bölgede Teiaş'a ait iletim hatları ile özel hat ve trafoların da bulunduğunu, olayın enerji nakil hattından kaynaklanmasının mümkün olmadığını, Yargıtay 3.Hukuk Dairesinin .....tarihli ......Esas ve ......K sayılı ilamında da belirtildiği üzere sadece ihtimal hesabına dayalı bilirkişi raporuyla sorumluluk yüklenemeyeceğini, haksız fiilde ispat yükünün davacıda olduğunu, Teiaş'tan olay tarihinde fider açması olup olmadığının sorulması gerektiğini, savcılık dosyasının celbinin zorunlu olduğunu, olayda illiyet bağının bulunmadığını, mücbir sebep veya üçüncü kişilerin kusuru gibi illiyet bağını kesen unsurların araştırılması gerektiğini, müvekkilin sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir kusur veya delil bulunmadığını belirterek, dava konusu olayla ilgili tüm bilgi ve belgelerin müvekkil şirketten celbini, haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;Dava, Devlet Destekli Bitkisel Ürün Sigorta Poliçeleri kapsamında davalının dava dışı sigortalıya ödediği bedelin, davalılardan rücuen tahsili istemine ilişkindir.5684 Sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi gereğince ve TBK.'nun 162/2 ve 168. maddeleri gereğince müteselsil sorumlulukta diğerlerine rücu hakkına sahip olan borçlulardan her biri, ifa ettiği miktar oranında alacaklının haklarına halef olur.Görev kuralları kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re'sen dikkate alınması gerekir.Dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereği her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususlar ticari davalardır. TTK 5/1 maddesi gereği ticari davalara bakmakla görevli mahkeme asliye ticaret mahkemeleridir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun yürürlüğe girdiği .....tarihinden itibaren yasanın 5/3 maddesi gereği asliye hukuk mahkemeleri ile asliye ticaret mahkemeleri arasındaki ilişki işbölümü olmaktan çıkmış görev ilişkisi haline gelmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesi gereği göreve ilişkin kurallar kamu düzeni ile ilgili olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınması gerekmektedir.Sigortacının halefiyete dayalı olarak açacağı rücuen tazminat davasında, görevli mahkemenin belirlenmesi konusunda; 22.03.1944 tarih, 37 esas, 9 karar sayılı (03.07.1944 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan) Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle halefiyet davası ticari dava sayılamaz. Bu dava aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur" ilkesi benimsenmiştir. Buna göre; sigortacının halefiyete dayalı olarak açtığı davada, davanın nitelendirmesi yapılırken, davacının sigortalısı ile zarara neden olduğu iddia edilen arasındaki hukuki ilişkiye bakılması gerekir.Somut olayda, davacı TARSİM davaya konu olan taşınmazda davalının bakım onarım ve güvenliğinden sorumlu olduğu elektrik enerjisi nakil hattından çıkan kıvılcımda yukarıda bilgileri verilen poliçe ile sigortalanmış olan buğday ürünü yanarak hasar gördüğünü, davacının yapılan hasar ihbarı üzerine, hasar ekspertiz incelemesi sonrasında ürünleri zarar gören sigortalılara ödediği tazminatı, zarardan sorumlu olduğunu iddia ettiği gerçek kişi davalıya rücu etmektedir. Davacının halefi olduğu zarara uğrayan gerçek kişi olup esnaf tacir araştırmalarının yapılması için vergi dairesine yazılan müzekkere cevapları ile ticaret sicil müdürlüğünden gelen yazı cevaplarında dava dışı sigortalının tacir olmadığı sabit olup, uyuşmazlık haksız fiilden kaynaklanmaktadır.TTK nun 4/1 maddesinde belirtilen her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili nispi dava söz konusu değildir.Bu durumda uyuşmazlığın genel mahkeme olan asliye hukuk mahkemesinde görülüp sonuçlandırılması gerekmektedir.6100 Sayılı HMK.'nun 1 inci maddesine göre görev hususu kamu düzenine ilişkin ve aynı yasanın 114/1-c maddesi uyarınca ayrıca dava şartı olduğundan aynı Kanunun 115 inci maddesi uyarınca da her aşamada mahkemece kendiliğinden göz önüne alınması zorunluluğu bulunduğu, davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemelerine ait olduğu görülmekle (Aynı yönde Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin █████/2022 tarih, ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı) aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM
: Nedenleri gerekçeli kararda açıklanacağı üzere;1-Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince görev dava şartı noksanlığından DAVANIN USULDEN REDDİNE,2-HMK'nın 4. maddesi gereğince MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE, görevli Mahkemenin DİYARBAKIR ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ OLDUĞUNA, HMK'nun 20. Maddesindeki yasal şartlar yerine getirildiğinde dosyanın görevli Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,3-HMK 20.maddesi uyarınca süresi içerisinde kanun yoluna başvurulmayarak karar kesinleşmişse kararın kesinleştiği tarihten, kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık kesin süre içerisinde taraflardan birinin Mahkememize başvurarak dosyanın görevli Mahkemeye gönderilmesini talep etmesi aksi takdirde Mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verileceğinin İHTARINA,4-Yargılama giderlerinin HMK'nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik kararından sonra davaya devam edecek olan Diyarbakır Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilmesine, görevsizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmez ise talep halinde yargılama giderleri hakkında Mahkememizce karar verilmesine,Dair; Tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde mahkememize verilecek ya da gönderilecek dilekçe ile Diyarbakır Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.Katip Hakim